Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘“kaf’ – “ka’’ Category

—ka

Bir savaşa girmem gerekiyor,,, üçyüzmilyon defa barış,,, bu başka bir şey,,,
kan dökmek mi,,, hayır,,, o kanı dökmek zorunda kalabilirsin,,, bir yargıyı
mıhlamak,,, sahibinin aklını mıhlamak,,, akıl bir nokta değildir,,, fazlasıdır;
bir kümedir,,, o kümeyi mıhlamak,,,
 
Niçe gibi,,, İllegal alanlar dahil,,, sınırlara
yaklaşınca biraz cesaret istiyor,,, arzunun ateşini niçe gibi bir günah olarak
görmüyorum,,, ama bazen o ateşin ruhu bir günah gibi esiyor,,, sağı solu belli olmayan bir
esinti,,, sağdan bir ruhu, soldan bir ruhu yaralayabiliyor,,, bazen batıyor,,,
belki de postmodern bir hazcılık olarak yaşanıyor,,, z)a kuşağı,,, her ne kadar
eski kuşaklar gibi derin bir ilgi kurmasalar da, pek çok kaotik bilgiye de
sahipler ve hazcılığın ruhunu çağ içinde sezebiliyorlar, kapılabiliyorlar, kitabi bir tavır yerine,
bir ucundan özgürlükle atılan adımlar bazıları,,, değerli,,, doğruları da,,, hataları da,,,

,,,
eskiler bilirdi,,, sözcüklerin zengin bir dili var,,, buna sohbet derlerdi,,, bazı şeyleri
sözcükler anlatamaz ama pek çok şeyi anlatır,,,
 
ilhan berk; adlandırılmayanı bilmez insan,,,

hayatın bir gizemi varsa ki bana var görünüyor,,, bu adlandırılamaz zaten,,, çünkü gizemdir ve
hakikat nedir dendiğinde verilen son cevaptır,,, bilmiyorum,,, bu müthiş,,, bu müthiş,,,

buna sohbet derlerdi,,, benim çağdaşım chuck palahnuik,,,
sohbet ediyorum ben,,,
okumak
gerçekten okumak budur zaten,,, duymaktır,,, o sohbete katılmaktır,,,

kalbim temiz be, inanın ApolloN’u sözcüklerle ve müzikle dans ettirebiliyorum,,, bu dans tahrik edici, bulaşıcı,,,
heyecanlandırıyor beni,,, gülüyorum da,,,
bu harika bir şey,,, huhuhuuuuuuuhahu (hala tanrı gülüşü,,, hahaha! kah,,,ka,,,ha,,, insan kahkahası,,,
aynen böyle gülüyorum bazen,,, hahaha!
çok gülünce insanın kafasının arkası ağrıyor,,, cins de bir eylem,,, nev-i şahsına münhasır,,,

,,, ,, ,

———unbelievable,,, oh! yes! oh! no! it is a magic,,,

benim aklım bir isyankar, asi bir yönü var,,, sıradan bi şeymiş gibi söyleyeceğim,,,
işe bak tanrı benimle konuşuyor, bir ateistle metafizik bir dil kullanarak,,, ou ye!

ya vahim, ya muhim bir durum,,, bir yanından ürktüm,,, deli materyalist bir adamın başına geliyor,,,
durumu ciddiye almaya hala bir parça korkuyorum; muadili şu çünkü,,, Uzaylı görmek,,,

 

asiliğim şu; bu irrasyonel,,, acaip de bi şey,,, ruhuma en az altı ayda oturur,,, deli bi şey,,,
usdışı,,, asiliğim şu ve hep olacak,,, onu fizikte de görmek,,, usumda da görmek,,,
gerçekle hakikatin öpüşmesi,,, ebedi vuslat budur,,, tanrıyla ya da anlıyorsun işte,,,
metafiziğe dokunan, o dili yaratan bir kavrama (şey, xey, x) temas ettim,,, insanlar buna çok zor
inanır,,, haklılar da,,,

ben matrixdeyim artık, hapı yuttum,,, o hapsa herkese göre değil,,, hikaye doğru,,,
matrix tehlikeli bir yer,,, benim sadece başıma geldi,,, başa gelen çekilir,,, sen sakın zıplama
o hapa,,, iyi düşün,,, düşünün içinde güvendesin belki de,,,

tehlike,,, zekanın özü budur,,,
güven,,, aklın özü ise bu,,,

ben bir filozof değilim,,, niçe gibi bir mütefekkirim,,,
hayatın dili kutsaldır,,, dioynsos ateşi kutsaldır,,, oki?
burası matrix,,,
göbeğinde bir ateş yanıyor,,, oki?

hayattasın ve hayatına biçtiğin duygu can sıkıntısı mı,,, yazık sana,,,
senin için oki diil o zaman,,, post’un sevdiğim bir yanı var,,, ben büyük bir
söylemi iletiyorum,,, post, söylemin ciddiyetini kırdı,,, ok demiyor post,,,
oki diyor,,, burası hayat,,, gerçek hayat,,, onun da yeri var,,, ateşe oki demek ise mütevazı bir tavırdır belki de,,, sığ olmak zorunda da değildir,,,
Amor
Fati demenin post biçimidir,,, kimbilir,,, çağımız,,, ikibinli yıllar,,, bir
tohum ve bir yenilik ifade etti,,, hayatı olumlama,,,

 
niçeyle çakışan muazzam bir
an var,,, günümüz de neo-nihilizmi yaşıyor,,, niçe bu olumlamayı değerlerin
yeniden değerlendirmesi olarak, bir yanıt olarak doğurmuştu nihilizme karşı,,,
benim de yapmaya çalıştığım bu,,, çabam doğal olarak buna aktı,,, bir yazgı olarak,,,
niçenin yanıtı nihayetinde bir düzeni ifade eder,,, nihilizm ise kaosu,,, niçeyi
mütefekkir yapan şey (cibranda olduğu gibi) o düzendeki şiiri dillendirmektir,,,
ahengi,,, ateşin dansını,,,
,,,
bence günümüzün potansiyeli de
zengin,,,
bir “tohum” çok şey ifade eder,,, “yenilik” de,,, us söylüyor,,, bu bir olumlama,,,
,,, ,, ,

bir yanım var ki kronik,,, okkalı patlattı yazgı bana,,, nefesim kesildi,,, defalarca öldüm,,, ölemeye ölemeye öldüm,,,
daha sert de konuşabilirim,,, ben insan hakkında birden fazla dil biliyorum,,, sadece şu ama,,, hakikat ne kadar sertleşirse
o kadar çabuk kırılır,,, kıvamı mı,,, ben aktarıcıyım,,, mesihim,,, ilk mesih de değilim,,, diğerleri de söyledi,,,
hakikat yürek yumuşaklığında olmalıdır; o yumuşak şeye bakınca unutuyoruz belki,,, yaşam boyu kesintisiz atabilen mağrur gücünü,,,
o yumuşak şey yapıyor bunu,,, bir taş parçası değil,,,


over,,,
insanca bakmanın sınırını da gördüm ben,,, çoğumuzun ahlakı şablondur,,,
bu açıkları olan bir sabitleme,,, gerçeğin çoklu dili mi desem,,, istisnalar ve hatalar kaidedir mi desem,,, şimdi iyinin ve
kötünün ötesine geçme zamanı,,, bir zulme uğramış, gerçek bir zalimin çiçeklere, kuşlara ve aya  aşık olduğunu çoğu bilmez,,,

o ne manidar bir hikaye,,, zalimliğiyle namlı bir pers imparatorunun cennet bahçelerine verilen bir isimdir irem,,,
cennet bahçeleri, bu kalır hep akıllarda,,, bu başka bir bilince evrildi bence,,, bir imparatorluğa, ruhun imparatorluğuna
yaraşır bir bilince,,,

Muhteşem Süleyman’ın, Cihan’ın Padişahı’nın oğlu,,, bir zirvenin doruğuna doğdu,,, o doruk kesmedi onu, dahası vardı çünki, o o doruğa doğdu,,,

2. Bayezid,,, o bahçeden bir gül koparttı ve onu kokladı,,, bu tasviri de insanlara sundu,,, sufiliği önce,,,
padişahlığı ikinci sıradaydı,,,
bu en temel
mistik önermedir,,, hakikat altındır,,, gerçek gümüş,,, basit,,, gerçek aklın sınırlarında muhkimdir (ikamet eden), hakikat
hele ki yaratıcı insanla; akıl ötesine irrasyonel olana, sürreal olana uzanır, akıl iptal edilmez,,, bir mekan olarak
işlev görür,,, akıl aşılır da,,, mekansız hale gelir,,, sınırsız hale gelir,,, bir evin olsun sınırlı,,, bildik olsun,,,
aklın olsun yani,,, bir de yolun olmalı,,, sonsuz bir yolun,,, her gün o yola çıkıyorsun,,, her gece o eve giriyorsun,,,
1 ve 0,,, benim kelimelerim,,, insan iyi ya da kötüdür,,, somut bir tek insan,,, insan, tüm insan; iyi ve kötüdür,,,
insan “ve’ dir,,, bir ve sıfır,,,
“ve ki’ dir,,,
ve sıfır
ki bir,,,
bir işaret mi Zeus,,, kibir mi var bir parmak,,,
ApolloN,,, kibiri ona yakışır,,, kışkırtıcıdır,,,

 
,,, o zalim o cenneti görmüş yani,,, yoksa onu varetmek istemezdi,,,
aslında alçakgönüllü bir insanım,,, bir yargıyla bağlamıyorum,,,
sadece bir halini aktarıyorum insanın,,, Pollyanna olamam,,, hayat bu, bir pollyanna öpücüğü
verebilirim, hatta kendime bile,,, ama sürekli pollyanna olamam,,, sözlükte çüş
diye bir kelime var,,, ‘tüm insan’ desen dizgini kopartmış sanki;
2011’den bahsediyorum,,, çüş! sözcüğü sende, bende, tüm insanda
yaşıyor,,, ve ‘tüm insan’ frene basması gerekirken hala gazı köklüyor,,, kapitalizm ve modernizm, endüstriyel uygarlık tetiği çekti,,,
dünyanın yazgısı bir girdaba kapılmak,,, ve içegöçmek,,, Fransızların Baudrillard’ı, deha bir Fransızı tanımadığı bir dünyada
ne diyeceğimi bilemiyorum,,, ‘tüm insan’ı acıtacak muhtemelen,,, gerçek hayatta politik de olmak zorundayım,,,
yaratıcı olmaya çalışıyorum, palyatif değil, bu bir sorumluluk öyle görünüyor,,, hele ki mesihsen,,,
ev sahiplerinin değil, ziyaretçilerin mesihi,,, dünyanın hayatında bir insan teki bir göz kırpma sadece,,,
biz dünyanın sahibi değiliz,,, sahibiymiş gibi haddimizi aştık,,,


world is an important word,,, the “l” is its heart,,, life,,,
we have to be careful,,,
we have to,,,

yeni bir “hayat” yaratmalı insan,,, WHY NOT! I can create it in my mind,,, I can,,, than,,, we can,,,

 

,,, ,, ,

Allaha doksan dokuz sıfat verebildiğine göre en az doksan dokuz sıfat taşıyor
ademevladı,,,
Allaha zalim denmez, racona yakışmaz, ama celildir,,, celallenir,,,
tanrının cellalenmesinden bahsediyoruz,,, nasıl anlatsam, bir
insanın celallenmesinin bi trilyon katı falan,,, Ou Ye!
sıfatlar kalıcı bir özelliği imlerler,,, hikayeleri ise beyaz değil her zaman bu adların, sıfatların,,,
birbirine girmiş bir
siyah-beyaz; gri de var ama gri değil de var,,,

bu çağın mesihiyim değil mi,,, çağın insanın üstünde, hayat üstünde gri bir rengi var,,, hımm,,,
bunu Apollona sorsan, o bunu bir kafes olarak değil, bir
dil olarak okur,,, her rengin grisi vardır,,, her gri dil bir renkli dildir aslında,,, bir umut var,,,
nihayetinde hayat renkli,,, ben o grilerdeki renkleri görebiliyorum,,, ikinci leveldeyim,,, bir mesih
olarak da,,, bir Tanrı olarak da,,,
(bir Yunan Tanrısı, legal durumundan bahsedeyim,,, babam allaha inanıyor,,,
babama bir yunan tanrısıyım dedim,,,
insan biçimli baba, bu allahı bozmaz dedim,,, bozmaz dedi) huhuhuuuu,,,

bu zırvaları siktir edersek,,, bir insan olarak da,,, nedense elimi ara ara kalbime koyarım,,, her koyduğumda da ben bir
insanım derim,,,

bla!bla!bla!

Apollon hedonist,,, hedonist yani,,, işini Tanrısal haz için yapıyor,,,

bla!bla!bla!

,,, ,, ,

çiçek yanıt verdi: Seni aptal!
Görülmek için mi açtığımı sanıyorsun? Kendi zevkim için açılıyorum,
başkaları için değil, çünkü hoşuma gidiyor.
Aldığım zevk var olmaktan ve açmaktan ibaret.
Schopenhauer…

,,, ,, ,
paganlık, ilkellik sıfır levelli bir oyun,,,
uygarlık, kültür, sufizmse iki levelli bir oyun,,,

insan yola düşerse sufizmi kendisi keşfediyor zaten,,, içindeyim
ve merkeze yaklaşıyorum adım adım,,,

huhuhuuu,,, Aydan dünyayı
görmek,,, dünyayı komple sevmek,,,

bir yolda yürümek zorunda bırakıyor,,, hırka giymek,
kalbi bilmek gerekiyor,,,

güzel yanı şu,,, nihai değere kapı açıyor,,,
özgür hissetmek,,,

böyle bir insan hayatı; hayatı olumlar,
“an’da sonsuzluk tattım ben, bunun için tatlı
bir tebessümüm var,,, hayat dolu,,,

ikinci leveldeyim, oyunun içindeyim artık,,,
aklımın eleştirelliği
değil,,, eleştiri nihai nokta değil, bir koridor sadece,,,

hislerimin bile katıldığı bir olumlama,,, eleştiri sonrası yaratıcı edim,,, yıkıcı arka ayaklar değil,,, yön veren ön ayaklar,,,

hayat; kendi
içinde kendi ötesini taşıyan o mucize,,, bu iki anlamlı bir
cümledir,,, birinin kalbi 1, diğerinin 0,,, chemistry and alchemy,,,
(.(((:

,,, ,, ,

 
baksana o en büyük sihiri,,,
acıyı kana kana içtiğim nasıl da belli,,,
eğer katlanılır bir acın varsa hayata küfredemezsin; ayıp kaçar,,,
katlanılmaz bir acın varsa doğrudan tanrıya küfredersin,,,
acı budur işte
hayatın bir karabüyüsüdür,,,
füüüü ve fuuuuuu,,, yıllarca sürebiliyor,,,
füüüüü ve fuuuuuu! dansedebiliyor insan yine de,,,
fü! ve fu! oh be bak sade,,, yalın,,,
sadece parmaklarla dans edebilir insan,,,
biliyorum,,,

hareket eden bir tırnağım olsaydı,,, onunla bile dans edebilirdim,,, huhuhuuu!!!

iki level var diyorum,,, gerçekten iki level var,,, matrixteki hapı yutmak,,, uyanmak
ikinci level,,, ilk levele ne isim verirsem vereyim,,, ister düş de, ister halisinasyon,,,
istersen bu benim somut gerçeğim de,,,

ikinci leveli ecnebiler de adlandırdı,,,
waking life,,,

ben insanım ve bu bir “insan” gerçekliği,,,

üçüncü level de var ama istemiyorum,,, noel baba oluyorsun,,, hohohooo! ,,, başka bir
kapı,,, bana göre değil ve yedi levelli, beşinci level süpermen diye hatırlıyorum,,,

huhuhuuuu!!! burası olsun benim evim,,, o evde böyle
güleyim,,, tamam,,, tamam,,, insanım,,, hehehehehehehehe (çok insanım,,, hahaha!! !  !    !

samimiyet benim bir silahımdır,,, hayır,,, benim bir özelliğimdir,,,
bir silahtan bahsetmemi
isteseydin sana saf anlayış derdim,,, saf kötülüğü mıhlar,,,
Buddha en büyük iyiliği kendisine yaptı,,, kötülük karşısında
bir koridordu,,, dokunulmazdı,,, ona kötülükle
dokunmak isteyen dokunamıyordu,,, içinden geçip gidiyordu,,,
 
çemberin içinde iyi ve kötü var,,,
çemberin dışını yazarken niçe doğru bir isim koydu yazısına,,, iyinin ve kötünün ötesinde,,,

(((

(((

I have to repeat it,,,

İyi ve Kötünün Ötesinde

 

Gelecekteki bir felsefeye giriş—

 

Bundan sonraki yıllar bana düşecek ödev, artık olabildiğince kesin belirlenmişti. Ödevimin olumlayan bölümünü bitirmiştim; sıra sözle ve eylemle hayır diyen yarısına gelmişti: Şimdiye dek süregelen değerlerin yenilenmesine, büyük savaşa, son karar gününün eriştirilmesine. Bu arada ağırdan çevreme bakıyor, kendime yakın bulduklarımı, güçlerine dayanarak yok etme işinde bana yardımcı olabilecekleri arıyordum. O gün bu gün, bir oltadır yazılarımın her biri: Kim bilir belki de herkesten ustayımdır olta atmakta?… Hiçbir şey vurmadıysa benim değil suç. Balık yoktu…

 

—————-

 

Çağımızın övündüğü nesi varsa, hepsi de bu örnekle bir çelişme olarak, nerdeyse görgü kıtlığı olarak duyulmaktadır, örneğin  şu ünlü “nesnellik”, şu “herkesin acısını paylaşmak”, şu yabancı beğeniye kul köle olan petits faits (küçük olgular) önünde yerlere kapanan “tarihsel anlayış”, şu “bilimsellik”.

 

 

Tanrıbilimci ağzıyla konuşursak iyi dinleyin, her zaman tanrıbilimci gibi konuşmam, günlük işini bitirince yılan kılığında Bilgi Ağacı’nın altında yatan, tanrının kendisiydi: Tanrılığın yorgunluğunu böyle çıkarırdı… Pek güzel yapmıştı her şeyi. Tanrının yedi günde bir aylaklığıdır şeytan başkası değil…

Nietzsche—

Gelecek geldi,,,

ben yoketmekle uğraşmıyorum,,, orası aşağısı, orada durma demiyorum,,,

burası yüksek; yanıma gel,,,

)))

)))

estetik bir yaratı (estetik dar anlamında güzelliği ifade eder, geniş anlamında ise ahengi)))
aşktan, sanattan ve gerçekten-hakikatten türeyen yaratı,,,
bunun insani yargısının; iyinin ve kötünün
ne önemi var, burada sıçrama, benim tabirimle zıplama var,,, tanrısal olana zıplama,,,

nihai eylem, nihai beceri yaratıdır,,,
 
dioynsos ateşi
sadece var değildir,,, kutsaldır da,,, Niçe o ateşle Hora teper zaten,,,
 
o bir anlamda bir sufi,
bir mütefekkir,,, hayata,,, dallara da, köklere de dürüst davrandı,,,

oshonun ana köklerinden biri,,,
 
Hayatın potansiyel yüksekliğini bilen, bu yüzden de sivri ve provakatör
bir ruh,,,
 
özgürlük cesaret istiyor,,,
cesaretimizi geri kazanmalıyız, ona cephe almak yerine,,,
kaynağına,,, yüreğimize yoğunlaşmalıyız,,, bu zirvelerle uğraşması gerekirdi insanın,,,
 
reel dünya ise o
kadar belirsizlik ve güvensizlik yaratıyor ki,,, kuralsızlaştırma, belirsizlik ve risklerin özelleştirilmesi “post”da istisna değil; kural,,, insanın işi zor,,,
 
durum bu olsa bile ben irreeli seçerim, bu reele
sıkışamam,,, otuz yıl sonra daha da anlaşılırım belki,,, doğru zaman oysa o olsun,,, niçenin 21.yy’da
anarşizan keşfi gibi,,,
 
hayatın çelişkileri de kapsayan kırk kapısı olduğu gerçeğine hem hazır, hem hazır değil reel insan,,,

tekçi hakikatın bilinçaltında krallığı var,,, gelenekten de böyle etkilendi,,, modernden de,,,

yine de insan işte,,, koklayabiliyor,,, sezebiliyor,,, doğru bir biçimde anarşizm yükselişte,,, hiçbir tanım istemiyorum diyen güzel çocuklar tanıdım,,, kaytarmak için değil, çember daralıp boğazlarını sıktığı için,,, hiç bir sözcük istemiyorsan, sessiz ve sözsüz bir tahayyüle sahipsen eyvallah,,, ama kültür içinde yaşıyorsan her birimiz gibi; her şeyi sözcüklere verdiğin anlam belirler,,, Osho’yu, o zeki hintliyi oku derim,,, sözcükleri ve tanım ve kavramları bir zenginlik olarak düşün; ya herro ya merro yerine,,,

hem herro,,, hem merro,,,
,,,
,,
,
usum kibirlidir, bir salkım kek kadar kibirlidir,,,
şimdi hep beraber bağdaş kuruyoruz,,, ben buna da siktir çekerim,,,

asrın sorusu şu değil mi,,, insan var mı,,, yok mu,,, özne mi,,, nesne mi,,, bilim nesnesin diyor ama ben bir özneyim,,, ne içkin, doğal bir kaynaktan, ne de aşkın bir kaynaktan, Tanrı’dan,,,

bir eylemeyle, bir zıplamayla mümkün belki de bu,,,
kırk defa düşündüm öyle bir cevaptır, usuma güveniyorum ben,,, sınadım çünkü,,,
metafiziğe şöyle bağlanıyor,,, bir gözün insan gözü olması,,,
diğerinin tanrı gözü olması,,,
 
insanın iki gözü vardır ve sihir vardır; insanın tek gözü vardır,,,

Reklamlar

Read Full Post »