Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Kanayan’ Category

köREBE—

İlk kadehi şerefine kaldırıyorum
Son kadehin şerefsiz dediği

Bunlar hep gece yarıları oluyor – yirmidörtlerde
Susuk bir yalnızlığım oluyor – anasonlu
Sen aslında yoksun ama gözlerin var
Ama gözlerinin kalleş seslenişi var yol ağızlarında

Bu kentler dufy’den böyle
Böyle çıt kırıldım böyle korkak
Sonra bütün ışıkları söndürmek işten değil
Ellerini ayaklarını mesela -yani seni- işten değil
Biz nasıl olsa hiçiz biliyorsun – olan çiçeklere oluyor
Biliyorsun bir yumduk mu gözlerimizi açmamacasına
Olan gökyüzüne oluyor – kahrımıza yetmiyor maviliği

Ya da ellerini sallama rıhtımlarda
Dudaklarını ısırıp ısırıp ağlama yenileceğim
Üstelik son yenilgim olacak haberin olsun
Bu bir kaçış değil – bir kurtuluş hiç değil
Belki de bir arayış bir körebemsi yaşantıda

İyisi mi indir perdelerini – bir başına çoğalırsın

Erdoğan Çokduru—

 

south amerika

sislerin dağıldığı çobanıl gecede
uyanıp beyazını öptüğüm zambağın
ıslak yolunun kokusunda bir geyik
zamanına geç kaldığım ünlem
omzunun telaşına sürdüğüm sıcaklık
teninde yandıkça koyulduğum dağ için
bu şehir yitirilmiş dünyalar taşır
senin kırmızılığın büsbütün büyüsün diye
yamaçlardan aşağı
yerini değiştirmiş bir öğleni yontuyordu zaman
bir çocuğun ellerinin büyümesi gibi
köpüklü göğün aktığı düzlükte
bulunmuş bir ilkgençlik ağrısı
yürüyüşlerde uçarı denge o
sularını kaybeden nehirlerin
mağaralar bulması kendine
düştüm uçuruma
aynalardan ve güzden
bir sarının elinden tutarak aşkla
zehirli sularında kamaştım
kuytun ağzını açmıştı
yutmak için ağzımı
kadife bir sesti ah’ın ve
teslim olmuştu şehir
boşalttım içine kuş ikindilerini
sönmüş göziçlerini… dokundukça
deliren uçlarına senin.

Doğan Ergül—

 

 

PÜR NUR O MEVKİ

 

 

1

 

varsıl yoksulun canlı sesinde

tünel boyunca gizler ışığını

ayrı bir duruşu vardır kalemin

ivmeye muktedir farklı bir kâğıdı.

 

2

 

yedi emin akciğere toka üç beş

ve de ansızın bir körük içeride.

 

3

 

ipsiz lâleler ve çivileme balıklar

orada neme lazım çayır çimen

ve dilsiz rüyaların kulağında kör

şeffaf bir yorganı vardır kelimenin.

 

4

 

ve de çürük dişlerle bölüşülürdü

bilinmezin omzunda yaş bir tahta.

 

5

 

bu gün bugüne düne yarına olur

başlar hemen dipten vara yoğa

yalancı memesi vardır yağmurun

gerçeğe muktedir sütlü bir rüzgârı.

 

 

Erkan Ezbiderli—

 

 

 

Read Full Post »