Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Masallar’ Category

Sonsuz tane masal anlatılır. İnsan anlatmak ister. Anlatırken hatırlamak ister. Hatırlarken öğrendiğini sanmak ister. Oysaki öğrenmez, sadece anlatır. İnsan masalın gördüğü kadarını anlar. Masalın anlatabilen kadarı duyulur, duyulduğu kadarı diğer insanlarca bilinir. Bilinen her şeye isim verilir. Kimi anlatır Aşık Veysel olur, kimi anlatır Halil Cibran olur, kimineyse İsa denir. Hatırlamaya çalışırken, anlatabildiğimiz kadarı adımızı koyar. Biz öğrendiğimizi sanarız ve masal sürer gider.

Kimse sormaz, prensesin düşürdüğü ve kurbağanın getirdiği sonra sayesinde prens olduğu, altın topu. Masalın orası eksiktir. İnsanın rüyadan sıyrılıp, sandığı gerçekliğe dönüş yaptığı an gibi, eksik. Gözlerini açıp görevlerini hatırladığı an. Yeni masallar öğrenmek için yola çıkmadan biraz önce, hiçbir zaman anlayamayacağı masalları düşledikten biraz sonra. Uyanma anı, masaldaki altın top gibi eksiktir. Anlatılmamıştır.
Anlatan, başkasının anlatılanı olur. Oluş, bugünün insanında bu kadar basittir. Basit olması özündendir. Oluş, basit bakıldıkça anlaşılabilecek bir şey olmalıdır. Ancak bugünün insanı basit bakamayacak kadar çok harf, ses, kelime ve masal bilmektedir. Oluş da zaten sadece bir kelimedir bugünün insanı için.
Bugünün insanından sıyrılabilmek için önce unutmak gerekir. Her şeyi unutabilmek, ütopiktir. Köprünün üzerindeyken köprü yakılamaz. Unutmanın yolu köprünün üzerinde olmadığını hayal etmekten geçer. Her hayal ayrı bir masaldır. Her masal hayal edilebildiği kadar gerçektir. Anlatılan her şey masaldır. Oluş, en güzel masaldır. Sonsuzun masalıdır.
Sonsuz anlatmak ister. Anlatırken unutmak ister. Unuttukça, ne olmadığını deneyimlemek ister. Öğrenmesi için sonsuz zaman gerekir. Sonsuzun sonsuz zamanı vardır. Sonsuz zamanda sonsuz tane masal anlatılır. Altın top kiminde insandır, kiminde sonsuz.

Read Full Post »