Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for Temmuz 2010

Deniz…

Öyle bir yere gittim ki, çiçeklerle yıldızlar öpüşüyordu…

Ateşböcekleri geceyle sevişiyordu…

pastoral oldu, devamı öyle olmayacak, yanımda yatan kadın kendisine oral seks yapmam için yalvarıyordu, başka türlü orgazm olamıyorum dedi,

oh Jesus, I give you 6, you give me 9 dedim, ok dedi,

göbeğine tarçınlı bir koku sürmüştü, diğer kokuyla birleştiğinde blam! dedim; cin-tonik,,, tuzluymuş dedim, iki dakika sonra ağzına boşaldım, tükürmek istedi, tadına baksana dedim, ağzında döndürdü biraz, tuzlu dedi, hava sıcaktı, terlemişti, terinin tadına baktım, tuzluydu,

tuz ve su, insan bir denizmiş dedim—

insan aşık olmadığı kişiyle seks yapmamalı dedim

biz ne yaptık şimdi dedi,

denize girdik.

Read Full Post »

Acid…

—-

 

 

Read Full Post »

Read Full Post »

Apple…

Read Full Post »

less is more : )

Read Full Post »

Gün olur, alır başımı giderim,
Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda.
Şu ada senin, bu ada benim,
Yelkovan kuşlarının peşi sıra.

Dünyalar vardır, düşünemezsiniz;
Çiçekler gürültüyle açar;
Gürültüyle çıkar duman topraktan.

Hele martılar, hele martılar,
Her bir tüylerinde ayrı telaş!…

Gün olur, başıma kadar mavi;
Gün olur başıma kadar güneş;
Gün olur, deli gibi…

Read Full Post »

Şiir tarihle doğrulanmasına, özdeşleşmesine, dahası varolmasına karşın, ona karşıdır da. Bilir ki tarih kıyıcıdır, zorbadır. Şunun bunun hakkını yiyerek kabarmıştır. Şiir tarihle (bu donmuş zaman demek olan tarihle) hesaplaşarak onu aşar, değiştirir.

Kendi tarihini (en insani olan kendi tarihini) öyle yazar.

I
Dedi: Otları biliyor musun? Sıradan otları ama?

II

Dedi ki: Ben oyum. Kıyında senin!

Acımasızdır şiir.

Bu elini uzatmaz, vermez demek değildir elbet. Çoğun, elini uzatan hep odur bile denebilir. Ama o kadardır işte bütün cömertliği, kayrası. Hemen çekilir sonra kıyısına, şiirin gizli tarihinde senin savaşımını ordan seyretmeyi yeğler. Bütün ceberrutluğunu, katılığını, acımasızlığını o zaman kor işte: Artık sıra sendedir çünkü.

Read Full Post »

gravat takan ciddi adamlar,
on parmak mesaj atanlar,
televizyonu, haberleri seyrediyorum diye açanlar,
metroda yürüyen merdivenin sol tarafında duranlara bağıranlar,
ne isterse olacağını bilse bile bir araba isteyenler,
öğrencilerini döven çocukluğunu unutmuş, pedogojik formasyonlu ilkokul öğretmenleri,
güvenlik kameralarının güvenliğimiz için olduğuna inananlar,
aşkı evlilik, sahiplenme sananlar,
arthur cravan’ı hiiiçç anlamayanlar,
çoğulsunuz,
sıkıcısınız,
tutsak tutkularınız var….
sabit tutku çok uzağınızda.!!!
başak acar—

kendisi arkadaşım olur, güzeldir ve ben ona aşık değilim, bazen de bu müthiş işte—

arthur cravan (itü sözlük)

yazar ve şair arthur cravan kitabını sattığı bütün kişilerin adreslerini alır ve kayıkla okyanusa açılıp kaybolmadan önce onları bir bir toplayıp yanında götürür.çünkü o şiirsel bir ölümü tercih etmiştir.

“ve kalbim, tutkusundan taş devri çıplaklığını yaşıyor. ehlileşmek istemiyorum. çünkü aralıksız heyecanlıyım.”

sözünün sahibi.

“ben ki biri keman çalsa yaşama hırsıyla dolar taşarım; kendimi zevkten öldürebilirim; bütün kadınlar için aşktan ölebilirim; bütün şehirler için gözyaşı dökerim. buradayım, çünkü hayat için bir çözüm yolu yok.”

sözünün de sahibi.

“dünyanın bütün lokomotifleri aynı anda düdük çalsalar, çaresizliğimi dile getirmezler. ben, belki de hiçbir şey olamamışların kralıyım. çünkü herhangi bir şeyin kralı olduğumdan adım gibi eminim.”

evet, bu sözün de sahibi.

“hemcinsim olduğunu söyleyen gelsin de yüzüne tüküreyim. kimse benim sanatıma eşlik edemez. çünkü kendisine tapındığım ve içine sıçtığım için benim sanatım sanatların en güçlüsüdür.”

çevirisini selahattin hilav’in yaptığı bu sözün de sahibi.

dadaist yazar.

“sayın andre gide, kusura bakmayın, rahatsız ettim ama boksu edebiyata yeğlediğimi size açıklamam gerekiyordu.”

toplum baskısından dolayı motorsuz küçük bir tekneyle atlas okyanusuna açılıp intiharı seçmiş dadaist.

“oscar wilde’a hayrandım, çünkü iri bir hayvanı andırıyordu;sadece bir su aygırı gibi sıçarken hayal edebiliyordum onu; ve bu imge, doğruluğu ve saflığıyla büyülüyordu beni.”

Read Full Post »

İhanet…

 

(eğer sen “sen”sen, sakın bunu okuma,,,

aşka ihanet eden sonsuza dek lanetlenir—

bu budur

şu şudur

o odur—

belki de değildir—

Read Full Post »

BAZILARI DELİRMEZ

bazıları hiç delirmez
ben, bazen koltuğun arkasında
3-4 gün boyunca yattığım olur
orda bulurlar beni
melaikeymiş derler
sonra gırtlağımdan aşağı
şarap döküp
göğsümü ovarlar
yağ serperler üzerime
sonra kükreyerek kalkarım
atıp tutar, köpürürüm
onlara ve evrene küfreder
bahçeye kadar kovalarım
sonra kendimi çok iyi hisseder
tost ve yumurtanın başına otururum
bir şarkı mırıldanıp
aniden
pembe besili bir balina gibi
sevimli olurum
bazıları hiç delirmez
ne korkunç hayat sürüyorlardır
allah bilir

CHARLES BUKOWSKİ

Read Full Post »

Older Posts »