Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Özgürlüğün Ağları – Kali Rind’ Category

(not 1: ilk yayınladığım tarih 9 Ekim 2010)

(not 2: bir istanbul yazısıdır)

 

“Hayır, hayır, hayır! Tek bir kişi, en karanlık çağda bile aşkta dirilebilir. Evet, çok acelecisiniz. Noktalara bayılırsınız sizler. Akıl insanı daima karara zorlar tabi. Fakat aşk faktörü bir sürprizdir. Yüce belirsizlik halidir. O hale geçerseniz noktanın aslında gerçekten nokta olmadığını anlarsınız.  Âşıksanız, bir karara ihtiyacınız olmaz. Âşık olarak düşer, âşık olarak kalkarsınız. Son yoktur, başlangıç yoktur. Evet, şimdi anlayamıyorsunuz. Akla tutulmuşsunuz bütün uygarlık gibi. Şu kâinat asla aşksız yapamaz. Onun hamuru aşk. İnsanı doğurması bunun kanıtıdır. Bana insanın yok olmasından, çürüyüp gitmesinden, yeryüzünden sürülmesinden bahsediyorsunuz. Ama aşksızlıktan işte bu yüzden bahsedemezsiniz. Şimdi, hemen şimdi, bunca katı yürekliliğin ortasında, tanrısal bir güçle aşka tutunmak hala mümkünken, bana nelerden bahsediyorsunuz böyle… İnsanın kıyameti, dünyanın sonu vesaire… Oysa işte benim gönlüm aşkı içmişken, aşk olmuşken sizin aklınızın boklu dünyasından bana ne? Hangi işkence benim yüreğimden çıkarabilir artık onu? Hangi medeniyetiniz, partiniz ona sahip olabilir? Hangi televizyon zehirleyebilir ki beni? Ben BENİ , sizin insan dediğiniz o robotu çoktan öldürdüm dostlarım. O insan, o medeniyetinizin yaratığı çoktan eridi gitti. Siz bana insandan bahsediyorsunuz, onun felaketinden bahsediyorsunuz, kelimelerden bahsediyorsunuz, kavramlardan bahsediyorsunuz, girdiğim deliklerden bahsediyorsunuz, yaraklardan, yarak kafalılardan bahsediyorsunuz, kurtuluş gününden, kıyametten bahsediyorsunuz. Ben de sizi dinleyip aptal aptal cevaplar veriyorum. Tek gerçek bu şu an; bu aptal cevapların hiçbiri de dünyamın zenginliğine dokunamıyor. Siz kalbimi asla fethedemeyeceksiniz. Onu asla bilemeyeceksiniz. Rastlantısal olayların karmakarışık durumlarından damıtılan duygularımın saflığını asla göremeyeceksiniz. Götlere, yaraklara, amlara takılıp kalacaksınız. Ağlara takılıp kalacaksınız. Ta ki beklenmedik bir anda siz de başka rastlantılardan aşka çıkana dek.

İnsan kendini matematiksel hesaplamalarıyla var edemediği gibi matematiksel hesaplamalarıyla yok da edemeyecektir. Aldanmayın intiharlara. Kimse, hiç kimse başına buyruk çekip gidemez. Gezegenlerin dönüşü de, genç kızın şakağındaki namlunun tetiğini çekişi de kâinatın derin hareketinde bizim için muammadır. Direnenler de teslim olanlar da belirsizliğe salınmışlardır.

Yaşamın meyvelerinden yiyeceksem, neden lezzetlileri varken, midemi bozanlardan yiyorum? Bilmiyorum da ondan. Lakin insanlığın kocaman tecrübesi bana en lezzetli meyveyi hatırlatmıyor mu? Onu tatmaya çabalamadan göçüp gidenlere elveda. Lakin ben, işte burada olacağım. Belki benim de ayağım kayacak, kim bilir? Kendi tarihimizden, talihimizden habersizken bu ukalalık neden? Neden her şeyi çözmüş gibi davranayım. Davransam bile gelip geçiciliğimi bilirim ben. İçimden gülerim kendime kıs kıs.

Şimdiki akıl tutulmasına daha bilimsel değineceğim. Bakın, doğduğumuzdan beri alışılagelmiş olayların akıl tarafından kurallaştırılması rasyonalizasyondur. Bu yüzden, rasyonalite akılcılık demek olsa da, aklın kendisinden kaynaklanan kavrama biçimi demek değildir. Bu kavrayış her şeyden çok olayların tekrarlanabilme yeteneklerine göre akılda tutulma önceliğidir. Aklın buradaki çıkarı, gelişen olaylar karşısında yaşamda karşısına çıkabilecek zorlukları önceden belirleyebilip, doğa karşısında ayakta kalabilmektir. Bu bakımdan rasyonalizm, bireysel menfaatçilikle flört eder. Demek ki pragmatizm onun en önemli partneridir. Pragmatizm elbette ki rasyonaliteyi doğurmadan varlığını sürdürebilir. Ama rasyonalizm, her zaman pragmatizmi doğurmaya mahkûmdur.

Ve şu medeniyet o kadar rasyonel ki aşka zaman kalmadı. Ama bizi rasyonel kesinliklerden, keskinliklerden sıyıran aşk öldü mü? Hayır! Ertelendi sadece. Büyük çoğunluk onu erteleyebilir, bastırabilir, yok sayabilir…

Ama âşık olanlar için bu medeniyet yoktur, bu yokluk, bu fakirlik, bu sistem yoktur. Aşk vardır, aşk.”

kali—

 

— — —

— god?

— yes man!

— I WANT MY FIRE BACK!!!

— be quite, only be quite…

 

Reklamlar

Read Full Post »