Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Lütfen Dürtülünüz’ Category

Gerçek felsefe için hazır mısınız;

Böylece, başlıca sav şudur: Nietzsche’nin dürtü kavramı ile metafor kavramı arasında içten bir bağ vardır. Dürtüler doğal olarak verilmiş insani olanaklardır. Ama doğal içgüdüler gibi kalıcı değildirler. Onlar toplumsallaşırlar ve her kültürün somut hayat durumuna uygun olarak anlatım kazanırlar. Anlatım daima değer yüklüdür, bir dizi metafordan oluşan ahlaki bir sistemin dilini sergiler. Dürtüler bozulmuş olabilir ve akıl mutlaklaştırılmış metaforların egemenliği altında kalarak, gerçek duyumsal hayatın bir düşmanı haline gelebilir. Metaforlar eskiyebilir ve dürtüler yeni metaforları bulmak ve onları etkili kılmak için yeniden canlandırılma ihtiyacında olabilirler.


Dürtüler ayrı cinsten hayati güçlerdir. Betimlersek metaforların arkasında dururlar ve onları belli hedeflere yönlendirirler. Onların merkezi bir dürtü etrafında organize olma ihtiyaçları vardır. Bu da en üst aşamada estetik dürtüdür.
Bilgi dürtüsü reflektiftir (insanın bir konu üzerinde ilk söylediğini ikinci kez düşünmesi; felsefi terminolojide sujenin geri bükülmesi anlamına gelir) ve ahlaki davranışı bir bilgi konusu haline getirmek, bütün değerlerin yeniden değerlendirilmesine dair büyük sorunu ortaya çıkarır.

Bilgi dürtüsüne egemen olmak, onun efendisi olmak, üç şekilde görülebilir:
a) Bilgelik, birikmiş bilgiye baskın geldiğinde, ona egemen olduğunda yaratıcı bireyin sesi duyulur.
b) Ahlak, bilgiye egemen olursa hayat kısırlaşır, çünkü kateşistik öğretiye dayanan metaforlar mutlak itaat ve uyum isterler (mevcut davranış kurallarına).
c) Bilgiye bilim egemen olursa, felsefi bilgelik denetimi yitirir, bilimci, özünde ahlakçıdan hiç farkı olmayan bir terminoloji ile, vaaz veren bir terminolojiyi dikte eden, bir vaiz şekline girer. Bilim ahlakileştirilmiş bir otorite olur, kuşkucu bilgelik pahasına.


Kateşistik öğreti, gerçeği ya da hakikati tanımladığını iddia eden öğretidir, geleneksel görünümü kurumsallaşmış dinler, modern görünümü ideolojilerdir. Dolayısıyla sosyalizm bir tür kateşistik öğretidir ve bu kısır noktasının görülmesi gerekir, gerçek mutlaklaştırılmış bir sabitten sürekli taştığı için, kateşistik öğretilerin mezheplere ve fraksiyonlara bölünmesi kaçınılmazdır, bu bağlamda sosyalizmin tarihte anarşizmi dışlaması ve bastırması yirminci yüzyılın en büyük hatasıdır, anarşizmin bir -izm olarak tanımlanmış olması da çok büyük bir talihsizliktir, anarşizmin bugünü adlı kitabın arka sayfasından eklemem gerekirse:::

“Kimin haklı kimin haksız olduğuna, kimin gerçeğe daha yakın durduğuna ve hangi yolun bireyin ve herkesin en fazla yararına olduğuna hiç kimse kesin olarak karar veremez. Özgürlük, deneyimle gerçeği ve en iyiyi bulmak için yegane araçtır ve yanılma özgürlüğünün olmadığı yerde özgürlük yoktur.”

Reklamlar

Read Full Post »