Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘White in Black’ Category

yazmak tehlikeli bir şey,,, yazabilmek tehlikeli bir şey,,, başkalarına düzenlediğin suikastlerle yaralayabilirsin,,, öldüredebilirsin,,, ya intiharlar,,, her intiharı bir sözcük başlatır, bir kelime noktayı koyar,,,

karışığım,,, sevdiğimin sevgilisi var,,, mutlu da olduğunu söyledi,,, elde var bir mi, iki mi acaba,,, bizse 2’den 3 doğurmuştuk,,, sanatımız da var olacaktı,,, “biz” olduk diye, o yok olmayacaktı,,, kelimelerim sussun biraz,,,

başka insanlar da var,,, bize de benziyorlar,,, blackinwhite benle aynı zamanda başlamış blog yapmaya,,, kendi yazmış daha çok,,, bir hatun kişi,,, beyazın içinde siyahken, siyah bir düşün içinde beyaz bir erkek arayan bir hatun kişi,,, bir yıl önce kesmiş yazmayı,,, bu kesinti bana ondan çalma fikri verdi, bir yazı kullanırsam aldığım blogun linkini veririm altta, ilk bloga başladığımda yapmıyordum, derdim o kadar kendimleydi; derdime derman bulamadım da hemen, linkleri paylaşmaya başladım, insan olarak varolma kaygısı, birileri de var kaygısı, aşk cehenneme dönmüşken insan da yok olsa benim için, işte burası maymunlar cehennemi, kabusunu gerçekle değiştirmek, daha korkutucu bir senaryo düşünemiyorum,,,

çalma-çırpma; silkme-kopartma değil mi; toplamda imzası bakidir,,,

BLACK IN WHITE—

1.

aşk dediğin
en sığ zihnin içinde bile
kendi sanatını yaratır
görünmezi görür
duyulmazı duyar
aşk korkmaz çıplaklıktan
soyunur…

ah keşke uzaklaşabilsem önyargılardan
korkulardan
gördüğümün ötesinin de olduğuna
inansam ufka bakarken
çizgiyle ayırmasam sınırlarımı
duvarlarımı yıksam

korkmasam çıplaklıktan
soyunsam…

soyunsam
“ben” kalsam
“kendim” kalsam..

keşke…

2.

o kördü ben de suçlu.
eşittik.

kör olmak onun suçu değildi
ve ben de
neden suçlu olduğumu bilmiyordum.

3.

iki çirkin kurbağa.. öpüştüler..
ve ne prens ne de prenses oldular..
 
4.
 
 
 

Yazamıyor olmak değildi mesele. Gereksiz ayrıntılara takılmak gibiydi daha çok.
Takılınca yıpranmak gibi.
Hiçbir şeye yıllarca takılıp yıpranmadınız mı?
Ya da saniyeler yetmedi mi?
Yolda yürürken dikenli bir tele, bir gül ağacına bluzun takılıp sevimsiz bir delik açılması gibi.
Olmaması gereken zamanda ve yerde yıpranmadınız mı?
Ummadığınız şekilde?
Herşey herzaman yolundamıydı sizde?
Söyleyin, herşey mi tıkırındaydı, hep mi uyumluydu?
Ben…
Tüm uyumun içindeki o huzursuz uyumsuzluk.
Oysa gülebiliyorduk eskiden, şehir efsaneleri anlatarak, düşünüyorduk düşünmeye kafa yormadan.
Şimdi bir gözyaşı ve bir avuç toprak kalmış- hey gidi Yaratan..
Farkında mısın sanki ben de alışıyorum tüm bunlara.
Acılardan bahsetmeye, gülmeyi mükafat saymaya..
Tüm bunlar yeterince öldürmemiş gibi;
Hacivatı olmayan Karagözler var, sıkıcı monologlar bunlar. Onlar anlattıkça sadece dinliyorum, oyunu kuralına göre oynamak isterim ama tam olarak da bilmiyorum.

5.

 
 
 

eski bir dostu kucaklamak gibi şimdi tekrar yazıyor olmak.
yazmadığım zaman içerisinde kendimi üşümüş gibi hissediyordum. hani soğuk kış gecesinde sıyrılıp da tshirtün belin açılır, kapamaya üşenecek kadar uykun vardır, tüm gece sabaha kadar öyle huzursuz uyursun.
yapmak isteyip de yapmaya gücünün olmaması.
yataktan sağdan sola dönmek bile üşütür ya. öyle birşey.

yazamamak, yazmak isteyip de ertelemek, yazacaklarının canını acıtmasından korkmak..
hepsi beraber şimdi sanki.

ısıtıyor şimdi beni burdaki kelimeler..

güzel…

sorgulanmaktan yorulduğum için sorgulanacak bir aralık bırakmıyorum, kitliyorum tüm odalarımı.
“ha evet yaşıyorum” yaşadığımı bilin yeter.
serzenişte bulunarak da açık vermiyorum hiç.

böylesi iyi
böylesi güzel.

gariptir değil mi, bazen geçmişteki anıları hatırlamak, hatırladığında hala o gün ki heyecanını, mutluluğunu ve mutsuzluğunu hissedebilmek.
anıların duygularla zincirlenmesi.

aslında anıların, duygu çemberindeki küçücük görünmez bir nokta halini alması.

sonrasında emek vermenin haklı gururunu yaşamak. üzüntüsünü bir kenara bırakıp.

giden ve değişen hayatlara şahit olmak. “sen” ken, “kendini” gördüğünde “ben”i bulamamak.
kendimize inancımız mı yok ki bir başkasında arıyoruz kendimizi?
yada bir başkasında görmek içimizdekileri, o gördüklerimize sarılmak, kendimize mi sarılmak?..

sevmek denen şey bilinçsiz bir sahtekarlık gibi, ama yine de herşeye rağmen güzel,
herşeye rağmen değer..

ve
garip…

black in white—)))

———

——

o simsiyah gözlerindeki pırıltıyı gördüm ben, bir mum ışığı ağlıyordu, o ateş yaktı beni, o kadar ateş bile dokunursan yakar,,,

Read Full Post »