Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Facebook Inbox 5’ Category

(senem; zeki ve güzel kankam benim, ben tanrıçayı o zannederken, o tanrıçanın ayakkabıları olduğunu biliyordu; nike: zafer tanrıçası,,,

1 Mart 2011

çiki çiki baabaa
KISA HİKAYE

UYUMAYAN ÇOCUĞUN ZAFERİ yada diline yabancılaşma

Dili pörtlemiş, ağzından 5 okka dışarıda duruyordu.okka bir ağırlık mı, bir uzunluk mu ya da neyin ölçüsüydü?
“süt iç.iyi gelir” dedi Haminni.
Soğuk bir gündü.Uyuklamak için derin dondurucuyu seçmiş olmanın da bir etkisi vardı tabii ki.Doğal olmayan ise çocuğun hikayenin adıyla uzaktan yakından örtüşmeyen bu tatbiki mümkünsüz eylemiydi.Demek ki durum gerçekten vahim idi.
Günler günleri,haftalar yılları,saniyeler ayları kovaladı ve kovaladı.
Ekinoks ve sonbahar kramplarını atlatmıştı çok şükür.amin. Biraz fazla öderse hayata, ekstradan bir endişe kazanacağının bilincine varmak üzereydi..taaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa ki….boş bir inşaatta ense köküne yediği darbe yüzünden meczup olana kadar.
Herkes mutlu bir son bekler. Kötüler ise viceversa..(it.)

sENEM

yazıyorum, delirmiş bir şekilde yazıyorum, iyileşmek ümidiyle, arımı ve hayamı da bir tarafa bırakarak, ince gözlerin anlayabileceği doğrudan yansıtmalarla yani hakiki, yani rahatsız edici, sevdiğim hatun beni aldattı ben de onu züktüğümü hayal ettim- gayetle doğal da bi eğilim- dostoyevski derim, yeraltından notlar derim, aynısı vaki,,, karı milleti işte “seviştik” diyor, işin içinden çıkıyor, kim diyebilir ki sevişmek kötü bir eylem diye, bunu biran önce çözmeliyim, iyi bi şey nasıl oluyor da metamorfoza uğruyor bana gelene kadar, evrim ağacına baktım demin tüm primatların atası 14-25 milyon yıl önce, vuhuuu dedim, maymun cinsiyle ayrışalı onmilyon yıl, iyi rakam ha senem, ama arpa boyu olmuş, kıskançlık boku özenle saklanmış bu serüvende, maymunların olmalıydı o, ve bize düşen masalı yaşamak olmalıydı, seviyosan zaten onla olursun, sopaya ne gerek var, 133 IQ’ümü böyle bir patolojinin sikip atması katlanılır gibi değil, daha doğrusu sikiyor da atmıyor, atsa sorun kalmıyor, zihin biriktirmiş, zihin biriktiriyor, olmadık yerde önüne lank diye servis yapıyor, o hayatta kalmaya odaklanmış, pis bi bok varsa kayıtlar uyarsın, ama pis mi ama bok mu, bokun temizi var mı, al işte çiçek o bokla besleniyor, her şey karışık, her yer metafor, bilinç aşırı uyarıldı, ondan kaçmak için onu daha da uyarmaya çalışan pavlovun kırmızı başlıklı kızlarıyız, niye… niye… niye… bir önceki bilgiyi unutmak için iki bilgi ekle, dörti sekiz (halbuki dört temiz), kalabalık önemli değil, ama işin safi özünde çelişki var, paradoks var, ironi var, belki var, ama var, keşke var, sisteme virüs bulaşacak binbir delik var, köye kaçmalıyız senem, borgayı da ikna et, domates, biber, patlıcan diyorum, sadece domatesleri düşünmek için nelerimi vermezdim, durmuyor, beyin durmuyor, tüm doğulular bunun farkına vardı, ağaç yaşken eğilir hesabı meditasyonu sokmaya çalıştı hayata, bizde durum vahim, q klavyeden f klavyeye geçmek gibi, kemal sunalın dört beş tane sevdiğim filmi var, sabahtan koysam diyorum akşama kadar, çeşitlilik, zenginlik, o bu şu siktiret, aklımın içinde üçyüzbin kişilik bir ordu, bunun eti var sütü var, şap da şart gibi geliyor yoksa yüzellibini götü kaybedecek orası kesin, sefer uzun, allahım götü kaybetsem iyileşir miyim, sadece evet de, sadece evet, kızılayın ortasında domalmayan namerttir, hatırlıyorum, ondört yaşındaydım, sigaraya yeni başlamıştım, kuzenle bi tavla oynardık balkonda, yüz el, işte o duygu paydos etti hayattan, naapcaz senem, senle gelmeliyiz yanyana, intihar düşüncesine bile sahip değilim, halbuki elimin altında olmalıydı, sorun şurda, tamamen fizyoloji, mastırbasyonla aşk orgazmına ulaşamıyosun, hatta bende şöyle oldu, istanbuldan döndüm, onbin metre bir cennet orgazmıyla, e bünye onu istiyor, hatunu düşünüyorum, züküm kalkmıyo, porno koyuyorum, bi miktar şehvetle gidiim son üç saniyede darbeyi aşkla vururum diye, pornoya da züküm kalkmıyor, kalp mi giriyor işin içine, ibnelik yapacağımı kalp mi söylüyor, sikimi kim kalbime bağladı laynnn, ve ben hep geç anlıyorum, aslında seksten özgürleştiğimi, hatun araya başka bi tarrağı reklam olarak aldı, bünye şehvete düştü, kölelik yeniden başladı, her seferinde daha dipten, daha günahkar, üç, beş, sekiz, günde sekiz defa orgazm olunur mu, penisime dokunuyorum, hep ateş gibi, tüm bunlara down sendromu eşlik ediyor, hatundan düzelteyim derken, hatun daha cicili bicilisini sokuyor, fizyoloji senem, başka bi şeyden bahsetmiyorum, ağrılarım var, uykusuzluk var, nefret bir çöküyor, gözlerimin altı morarıyor ve manidar bi durum, bana aşk güzelliği değil ama karanlık bir şehvet güzelliği veriyor, bazı kadınların da buna deli olduğunu anlayabiliyorum,,, ben sapıttıkça daha çok bakıyolar, bir garipsemeyle değil, onların topu benden daha manyak, ilgiyle bakıyorlar, ben de onlara bakıyorum, eskiden sadece güzellere bakardım, şimdi çirkinlere de bakıyorum, ne biliim onca günahıma karşılık bari egoları tatmin olsun diye, oluyor da, da ne oluyor, sırat köprüsü kaç milim genişleyecek böyle, kuşlara da bakıyorum, çiçeklere de (öylesine söylemiyorum, hayran hayran bakıyorum) bak diyorum tanrıya, senin bu atraksiyonlarına hayran hayran bakmak en büyük ibadet, beni cennetine almalısın aq, niye almıyosun aq, düşünsene dilini kessen ve bütün sözcükler de onla beraber kopup gitse, hayır aq, sözcükler beynime bağlı, sikim beynime bağlı, kim bağladı sikimi beynime laynnn, daha da yazabilirim, ama sanma ki teksin, bilimum sanal ortama bulaştım, her tarafa sanatımı dağıttım, içlerinden nadide aforizmalar çıkar, artık bunu seviyorum, bu nadideliğin sanal bir kirlilik içinde yokolmasını, şunu yapıyorum yani, bir leonardo vinciyim, bir mona da lisa yapıyorum sonra onu yakıyorum, güzel bi hikaye geldi aklıma, blogun karmaşasında bulamam, ama aklımda aktarayım, bir kızılderili çömlek çırağı ustasının en iyi eserini kırar ve kendi kiline katar, anladın sen onu, anladın sen beni, uyarıldın mı, uyarabildim mi seni, tepkini somut olarak alırım tepik olarak, lütfen soyut bir yanıt bekliyorum,,,

kÖKSAL

So So! (ing.)

sENEM

Muteber! (ar.)

kÖKSAL

,,,

—————————————

today,,, to day,,, (2 jul sezar 2011)

National geografic de “Yerlilerle Tanışın” ı izliyorum. Güney pasifikte balta girmemiş ormanlarda yaşayan (balta deyip geçme sözcük sikik amerikan medeniyetine dokunuyor..yaşamak deyip hiç geçme tanışmadığımız bir eylem olsa da..iyi ki uydu var be..çok üzüldüm kendi adıma şimdi..uymadu bana) bir grup yerliyi Birleşik Krallığa ve Amerikaya getiriyorlar.Adamların gözlerindeki dehşeti tarif edecek kadar kelime dağarcığım yok..belki sen deneyebilirsin.New York ta bir takside ilerlerken bizim (bizim adamımız o, sana benziyor, bana benziyor) yerli (az evvel sokaklarda yaşayan (homeless tabir edilen) bir amcayla konuşmuştu) şöyle diyor: “çalışıyorsan taksiye binersin ve kendine yemek alırsın, barınmak için para ödeyebilirsin.Eğer işin yoksa New York ta ölürsün” ağlayacaktı amcam benim bunları söylerken..sesi titredi…uzaklara baktı..gözbebeklerini gördüm ben..walla gördüm..kendi topraklarına bakıyordu..ormanına bakıyordu..gözleri o kadar uzaktaydı ki..bu bir cehennem diyordu..buradan gitmem lazım……………
 
sENEM
 
 
Android Paranoidken yazmıştım sana; android: Makinenin en vahşi yanılsamasıyla; Paranoid: Bilincin en vahşi yanılsaması,,, Hayattaki nadir (belki de çok bol) doğrularımdan biri sana sevgili olarak dokunmamak oldu, bazen bir dostluk için bir aşkı feda etmeye değer, sesini duydum ya, lagaluga etmezsem olmaz, beynimizin işleyişi aklıma geliyor, yakışıklı bir cümle etmiştim: akıl ikilikle kavrar, yürek teklikle,,, King Crimson’un çok sevdiğim bir şarkısı vardı, 21st century schizoidman, şu anda, şu zamanda, tarih milenmuymu bi gıdım geçmişken, hayatı en gerçeklerle kurgulamak bile gerçeğin dışına düşmek için yeterli, bi milyon Iraklı öldü vahim, aklımızda ise atari kaldı, ışıklı bağdat geceleri, kendi sınırını bilmeden, o sınırı geçemezsin,,, o kadar insan öldü, benim aklımda havai fişek gösterisi kaldı – a homosapiens
,,,
nasıl toparlayacağım bakayım, nevrotik çatışmalarımız azdıkça, bir insan klasiği olarak çatışkanların bir unsuruna takmaya çalışıyoruz altın madalyayı, barış çubuğu içmeye olan hasretimiz, hatta uzunca bir süre ara verdiğimiz için tütüne, o ilk içişlerin kafa yapması umudu, sukunet özlemi, dahası vaadedilen yitik cennet; netlik, berraklık, duruluk, yalınlık, sadelik,,, bir arkadaşım bir girdaba yakalanmış bir halde psikiyatriste gittiğinde, doktor ona şunu demiş (uzmanlara güvenmiyorum ama tamamen güvenmiyorum değil) dişin ağrıdığı zaman dişçiye gidip dişini çektirirsin, ama ruhunu çektiremezsin, öğrenmek zorundasın, şuraya geleceğim, bir sonraki sefere kadar kazanılmış zafer, yani kutuplardan birini muzaffer ilan etmek, bir tür keşiş kaçıntısı,,, keşişler genelde hayattan okkalı bir acı yemiş ve hayattan el ayak kesmiş tiplerdir, zaferleri mağlubiyetleridir, “sıfır”ı yadsıyarak, daimi bir “bir”in, bu hayatta da olmadığı için ötedünyaya havale edilen bir “bir”in düşü olur gerçeklikleri, ne kadar şizoid bir farkındalık olsa da, daha da cafcaflısı ne kadar quantum bir idrak olsa da, hayat hem farklı zamanlarda hem bir hem sıfır, hem aynı zamanlarda hem bir hem sıfır,,, itiraf edeyim; şahsi yenilgimin faturasını kültüre kesiyorum ve karşısında bir ideal doğa hali tasavvur ederek, kendi cehennemime bir cennet kapısı açıyorum, gerçek bir gözlem halinde ise ulaştığım sonuç; şahsi mutluluğum gerçekleştiğinde, kültür dünyasında da, doğa dünyasında da, taklalar hatta parendeler atabildiğim,,,
,,,
“personal” “com”puterlerin bize uluduğu şu; doğru yoktur, senin doğrun vardır, amaç yoktur, senin amacın vardır, mutluluk yoktur, senin mutluluğun vardır, bilinç yoktur, senin bilincin vardır, bir eder de eklenerek “sen”le yalnız bırakılmışsındır,,,
,,,
1’le ve 0’la yapılabilecekler; 10 (manidar, fantom on kaplan gücündeydi), 01 (manidar), 1000 (üç sıfır kullandın deme, hepsini toplasan yine sıfır), 1001 (manidar, ismin masal hali), 0 (en yetkili ve en yetkisiz eleman, tebaa kılıklı padişah, sENEM!!! senle ben karşı karşıyayız, sadece bu değil, dahası da var, bir düzü, bir de tersi var: padişah kılıklı tebaa), 1 (tek yetkili eleman), 1>0 (yanlış önerme), 1:)0 (doğrusu değil de sevimlisi, bir gariptir sıfır),,,
ke: bize kendini tanıtır mısın,,,
1: tabi!,,,
1: 1,0,,,
elma bombası; adem eliyle top işareti yapar; bak havva bu sıfır; ardından bir de FUCK çeker; bak bu da bir,,, 1001011101110101101100010011010100010101010001101011 vs. vb. zıplama egzersizleri yapıyorum, yakında “Ay”a zıplayacağım,,, seni seviyorum dost hatun— ke (kod adı; za19)
 
kÖKSAL
 
,,,
 
Reklamlar

Read Full Post »