Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Çığ’ Category

Kendimi tanımaya fırsat kalmadan, kendimi kaybettim ve falan ve filan… karanlık diyorum, yani onun sesi, ya da ses ya da sözü karanlıkta dinlemek ya da sesin karanlığı…

 

“Bir çığın içine adım attım, bütün ruhumu kapladı.”

 

—Leonard Cohen

 

Beyaz bir sayfa açmak isterdim, güzel kelimeler de oynaşabilir, ya da bir eskiz daha çizip buruşturup atarsın kimbilir, ama nasıl anlatsam biraz Dali gibi, çılgınca belki ama simsiyah bir sayfaya beyaz harflerle yazmak, yaptığım bu işte, Dali gibi, öykündüğüm Dali’nin çocukluğu belki de; bir grup öğrenciyle bir büst çizmektedirler karakalem, Dali bütün kağıdı pastelle siyaha boyar ve jiletle kazıyarak çizer büstü, çizdiği şeyin büstten bile daha etkileyici olduğunu söylemem gerek…

 

Ayda kopan fırtına olmak isterdim, rüzgarı yutmak isterdim, oysa bir tüyüm şu anda, şeytan tüyü, rüzgarda savrulan, yine de uçuyorum… hahaha bir mezarım vardı, altındandı!-metafora-yüzde yüz hata payı- ama demiştim uçuyorum…

 

Bir arkadaşım vardı, Bent, trafik kazasında kaybettim, gitmeden bir bent bıraktı geride, bir şiir değil de, bir anlam işte… Dramaturji’de okuyordu; sanat derdi ne sanat içindir ne de toplum için, sanat derdi, tüy içindir, tüylerini diken diken ediyorsa sanattır… Düz konuşayım, açık konuşayım, sanat kendin içindir, kendini Tanrı gibi hissetmen için…

 

İsa iyi herifti, olası İsalardan olası bir tanesinin hikayesini anlatayım; bu hikayeyi kapkara bir göz görene kadar karanlıkta anlatmak isterdim. Son yemek… hemen şunu belirtmeliyim, İsa avrupalıların tasvir ettiği gibi sarışın ve mavi gözlü değildir, sarışın ve mavi gözlü olan o oniki odun havaridir, esmerdir adamımız ve kapkara gözleri vardır, yemekteler işte, oniki lavuk Bakireoğlu İsaya diye kadeh kaldırıyorlar, kafaları zom, İsa yumruğunu vuruyor masaya, “ben piçim” “ve” “babamı affettim”, -sessizlik-, “Tanrı’nın piçi”, oniki zom işte; bastı kahkahayı, bunları söylerken adamımız Judasla gözgöze geldi, ve kapkara bir çift göz daha, ve Judas gülmedi söylenenlere, mesajını gerçeğin diliyle almıştı İsa’nın, Tanrı dedi evlatlık alsaydı, babasını affeden bir piçi evlatlık alırdı, iki kapkara göz kesiştiğinde kader bazen bir şimşek gibi parlar, İsa devam etti konuşmaya, yarın içinizden biri beni ispiyonlayacak, Judasa bakıyordu bunları söylerken, Judas emre itaat edeceğini belirten bir ifadeyle başını yere eğdi, gerçeğin hikayesi gerçekliğini çarmıha gerecekti…oniki figüran ve uzantıları yüzyıllardır yanlış anlatıyorlar, Judas İsa’yı öperek ispiyonladı, kötülüğe sevgiyle dokunmak, öperek, iyinin de alet edilmesi yönünde ne kadar güvensiz bir düşünce, kısacası vedalaşmak için öptü İsayı, kaderin öpücüğüydü ve İsa diğer yanağını da çevirdi…  hikaye böyle işte,,,

beyazla yazmak istiyorsan siyah bir sayfa bulmalısın…

 

 

 

 

“İnsanlar sağır kalpleri yüzünden yüzyıldan yüzyıla daha çok azap çekilen bir cehennemde hâlâ inleyip duruyorlar”

 

 

 papini

 

 

 

 

“…kırdım diyorsun zincirlerini, evet köpeklerde çeker koparır zincirlerini ,kaçarlar uzağa...ama boyunlarında halkalarıyla...”

_Persius_

 

 

Read Full Post »