Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Yalnızlık Sirki – Cioran’ Category

Yoksunluğun içinde bir tiran hırçınlığı beslemek, içe atılmış bir zalimliğin altında soluksuz kalmak, kendinden nefret etmek; katledecek emir kulu, korku salacak imparatorluk noksanlığından, fakir bir Tiberius olmak…

Sezar mı? Don Kişot mu? Kendimi beğenmişliğim içinde, ikisinden hangisini örnek almak istiyordum? Önemi yok. Olay şu ki bir gün, uzak bir diyardan, dünyayı fethetmek için yola çıktım; dünyanın bütün tereddütlerini…

Akli dengesi bozuk olanların sayısını birkaç misline çıkarmak, zihinsel özürlüleri vahimleştirmek, şehrin her köşesinde akıl hastahaneleri inşa etmek mi istiyorsunuz? —Sövme—yi yasak edin.

Avamı, hayal kırıklığına uğramayı reddedişi kadar hiçbir şey ele vermez.

Tanrı’sız her şey yokluktur; ya Tanrı? En üst yokluk.

Ölme arzusu yegane tasam oldu; ona herşeyi feda ettim, ölümü bile.

Her derin tecrübe fizyoloji terimleriyle dile gelir.

…Kendimi yeryüzünün en mutsuz varlığı zannetme küstahlığı olmamış olsaydı, çoktan çökerdim.

Çekilip oyunu bırakmak niye? Hayal kırıklığına uğratacak daha onca varlık varken…

Evreni ateşe vermeyi düşledin; ve alevini kelimelere geçirmeyi, bir tekini tutuşturmayı bile başaramadın.

Ötekilerden uzaklaşmanın en iyi yolu, onları yenilgilerimizden zevk almaya davet etmektir; sonra ömrümüzün kalan kısmında onlardan nefret edeceğimizden emin olabiliriz.

Acıyı es geçmek, onu zevkine düşkünlük seviyesine indirmek— içebakışın sahtekarlığı, titizlerin dalaveresi, inilti diplomasisi.

Güneş karşısındaki konumum bu kadar sık değiştikçe, ona ne muamelesi yapacağımı bilemiyorum.

Ancak bir kader sahibi olma mecburiyetinden kaçıldığı zaman günlerde bir tat bulunur.

Tanrı ya da kendimiz dışında ne hakkında dürüstlükle konuşabiliriz.

Tanrı’dan kurtulup kendi içine düşmek niye? Leşi leşle ikame etmek niye?

İnsanların kusurlarından da, faziletlerinden de kaçmadan sakınılamaz. Böylece bilgelik yoluyla harap olunur.

Ezelden beri, Tanrı bizim yerimize herşeyi seçmiştir, kravatlarımıza kadar.

Bana hiç aldanmamış olma kuruntusunu veren, hiçbir şeyi aynı anda nefret etmeden sevmiş olmamamdır.

İnsan otuzunu geçtiğinde, olaylarla bir gökbilimcinin dedikodularla ilgilenmesinden fazla ilgilenmemelidir.

Hayat— maddenin o gösteriş düşkünlüğü.

Hırçın bir kafa yapısına sahip olanlar mı? Ötekilerle alışverişlerinde saçıp savurdukları neşeliliğin acısını düşüncelerinden çıkaranlardır.

Nesnel olacaksın! — herşeye inanan nihilistin bedduası.

Tiksintilerimizin doruk noktasında, bir sıçan beynimize düş kurmak için girmiş gibidir.

Mukadderat fikrinin üzerine öyle titredim ki, onu öyle fedakarlıklar pahasına besledim ki sonunda cisimleşti: Bir soyutlamayken, işte kıpırdanıyor, önümde dikiliyor ve ona verdiğim hayatın olanca ağırlığıyla beni eziyor.

Cioran – Yalnızlık Sirki (Burukluk)

Eskişehirdeyim, Ceren’in onca kitabının arasında bunun beni karşılaması, nasıl söylesem is a must tı (gerekliydi) belki de, Cerenin güzelliğinden yayılan aydınlığa dozunda eklenmesi gereken karanlık, güzelliğin sihiri olan o loşluğun yakalanması,,,

Read Full Post »