Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Ölüm Cezası Üzerine’ Category

Sosyalleşen Ceza Hukukunda kısas yöntemi terk edilmektedir. Ölüm cezası da, kısas mantalitesinin bir sonucudur. Kimi hukukçular, işlenen cinayet ile ölüm cezası arasında aritmetik bir oran olduğunu savunmaktadır. Ancak bu savunu, iki noktada çelişkiye düşmektedir.

 

1. Kan gütme saikiyle işlenen cinayetler, suç sayılmakta, hatta bu saik ağırlaştırıcı neden olarak öngörülmektedir. Kana kan isteme düşüncesinin yasal tezahürü olan ölüm cezası ile yaşam hakkının sonlandırılması ise meşru bir ceza olarak kabul edilmektedir. Yani aynı fiil, kişi fail ise suç, devlet fail ise ceza olmaktadır.

2. Aritmetik oran konusunda ikinci çelişkiyi, Albert Camus şöyle dile getirmekte: “Öldürme ile idam arasında bir eşdeğerlilik yoktur. Birçok yasa, önceden tasarlanan suçu, sadece öfkeyle işlenmiş olan suçtan çok daha ağır hükümlere bağlamıştır. Peki ama, idam cezası hiçbir suçlunun en müthiş cinayetinin bile kabına erişemediği, önceden tasarlanan suçların başında geleni değilse nedir? Bu iki ölüm arasında bir eşdeğerlilik olması için idam cezasının, kurbanını müthiş bir ölümle ortadan kaldıracağını önceden bildirmiş ve o andan sonra onu aylarca işkence altında tutmuş bulunan bir caniyi cezalandırması gerekirdi. Böylesine müthiş bir caniye kişiler arasında rastlanmamaktadır.”

Read Full Post »