Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for Mayıs 2012

Gül Düşleri

bakışındandır başlangıcı bütün hadiselerin; ve en büyük yangın aşkının bir kıvılcımından… alev almış dönüyorsa gökler bir yüzük halkasında, ve dönmedeyse âşık onun etrafında, kaşındandır yüzüğün, inci tanesi kaşından… iyi hal de hatırlatıyor seni bize, kötü hal de; korktuğumuzda da sevgin var içimizde, umduğumuzda da… gözyaşlarımız gözbebeklerimizi boğazlıyor sensiz, dupduru şaraplarla duman olur,  zemheri zehirler içeriz…

gökkuşaklarını toprağa gömenler de, nurunu ağızlarında söndürmek isteyenler de senden öte sınavlarda değiller bilseler… gülü dikeniyle yazdı Nâimâ; nefistir zulmeden güle her devirde, bilseler daimdir bu daima… gülü kendi sesinde, nefesinde solduranların seni beklemekle geçecektir yüzyıllar süren ömürleri bir bilseler…

ah bir bilseler!.. hâb-ı gaflette geçen ömrümü rü’yâ gördüm…

gönül ki gül’e hasret…

güzellik kendisine sıfat değil ad olan… gül olmayınca bahçeler berbad olan…

gönüller ki gül’e hasret…

gönül ki kana boyandı, ve gül’ün aşkına yandı…

***

aşk, bir gül’ün adıydı… imdat ki seven unuttu, vefa yine sevgiliye düştü!.. gel ey, unutma bizi!.. seni bir seven aşkına sev hepimizi!..

kararlıyım bu gece, bütün varlığımla seni öveceğim… seni sevdiğim gibi…

 

(Anonim)

 

 

 

 

 

 

Reklamlar

Read Full Post »

Birinci adım konuştu kendi kendine:
Ben hep en olmak istedim,
İkincisi döndü ona:
Ben hep sen olmak istedim,
Üçüncü adımdı kulağıma fısıldayan:
Ben hep ben olmak istedim…

en sen ben erdenoğlu

 

(üç adım dünya şampiyonu)
diyalogun devamı:
 

– 3. adım dünya şampiyonluğu mu, ilk iki adım, türkiye ve avrupa şampiyonluğu olmalı herhalde)

 

– Hayır!  şöyle söyleyeyim, kafadan 3 adım dünya şampiyonluğu ve bi de 3 adım kafadan dünya şampiyonluğu, mümkün değil mi- bu iğne)

 

– Düzenli olarak antremanlara gelmenizi öneririm öncelikle-bu da çuvaldız)

 

– üstün adam olmak değil altın adam olmak isterim bre uzman kişi- bu da çuvaldıza iğne)

 

– gümüşü sev- iğneyle çuval dikilmez)

 

(Post-modern diyalogların özünde bi yavşaklık var sanki, post-modernizm: hakikatin yavşak gerçeklik söylemi, bi kaç taşı da gediğine oturttu, (olması gerekeni gösteren bir kılavuz gibi değil de olanı gösteren bir analiz olarak bakılırsa ders çıkarılabilir, mutlak ölünce miras yavşaka kaldı, biraz eleştirel, biraz kinik, biraz yabancılaşmış, biraz hedonist ve özgürlükçü, biraz dokunmamacı-nihilist, biraz yıkıcı, biraz anlamsız, biraz anlamlı vs vs…

 

anlamı anlamsızlığa boğabilirsin, ya anlamsızlığı anlama boğmak, bir büyü gibi, bir kehanet! Aslında burada bir çarpışma var, birisi:- zorlama! anlamsızlığa anlam yükleyemezsin der, diğeri: – yük taşımayı sevmem der, anlam yüklersin de sen, seve seve anırırsın o yükü taşırken…

 

eşek anırdı

 

(cilalı ilk çağ, demir ilk çağı, ortaçağ- iki ileri bi geri çağı, yeni çağ, yakın çağ, hadi uzay çağı-uzay bizim için devasa bi fantezidir, ve şimdii belki çağı)

 

bir anarşist bireye farklı bir yerden bakıyordu, ne Tanrı, ne aile, ne devlet. Özgürlük; üzerindeki otoriteden bağımsızlaşmayı da içermez mi, bir bireyin kara yazgısı değil mi ölümün yaşam üzerindeki otoritesini aşamamak, (bu farkındalığa melankolinin kapısı diyorlar), özgürlük yalnızlık pahasına elde edilmiyor mu,,, bireyin en büyük hapishanesi kendisi değil mi,,,

 

———————————————–

 (duygulandım)

damlaya damlaya göl olmuştum,
gölün dibi delikti,
çöl olmuştum…
en (üç damla dünya şampiyonu, zira kendisi çölde balık tutmuştur)
sen (üç nokta dünya şampiyonu, yarını da anlatır, yarınsızı da)
ben (üçüncü adım damla nokta)
sonra en sen
 

 

en damlaya sordu

neydi tuttuğun balık

kavuniçi balığı dedim

çölde bi kavun bulmuştum, balığı içinden tutmuştum…

 

(daha da yan bakabilirim, en yan bakabilirim:

          çölde bi balık bulmuştum, içine kavun sokmuştum

          ohaa

          yaa photoshopla yaptım be, sizin içiniz fesat.

          Sonuç?

          YOK!

 

 

 köKSAL eRDENOĞLU

 
 
 
 

orpost eylül 2008

repost mayıs 2012

(((nereden başladığımı anımsadım, bir dağ değil,  bir tümsekten, höyük kadar bir tümsekten başlamışım,,,,

dün sENEM 5000 yıllık bir höyüğü törenle yıktıkları haberini paylaştı,,, harbi kaz kafalılar,,, hödük diyosun, kaç kere de diyosun amk; inatla hala o tepe zannediyolar,,, sensin güzel kardeşim; sensin!


Read Full Post »

“Bir ritüel halini aldığında, küçük şeylerdeki büyüklüğü görme yeteneğinin merkezini o oluşturur. Güzellik nerededir? Diğerleri gibi ölmeye mahkum büyük şeylerin içinde mi, yoksa hiçbir iddiada bulunmadan, anın içine bir sonsuzluk tomurcuğu yerleştirmeyi bilen küçük şeylerde mi?”

“Çay ritüeli, aynı jest ve yudumlamaların bu değerli sürdürülüşü; basit, sahici ve rafine duyumlara bu yükseliş; çay, yoksulların olduğu kadar zenginlerin de içeceği olduğundan bir aristokrat zevkine sahip olma izninin pek az masrafla herkese verilişi; yani çay ritüeli, hayatlarımızın saçmalığında dingin bir uyum gediği açmak gibi olağanüstü bir erdeme sahiptir. Evet, evren boşlukla elbirliği yapar, kayıp ruhlar güzelliğe ağlar, anlamsızlık bizi kuşatır. O halde bir fincan çay içelim.”

 

(((bu yazının zarafeti yorumda,,, sizi orada çay içmeye davet ediyoruz.)))

Read Full Post »

Anonim…

yunanca kökenli bir kelimedir. onoma yunancada isim demektir. anonimos isimsiz demektir. anonimi ise isimsiz kelimesinin dişi halidir. anonim ve anonymous bu kelimenin eril ve dişil hallerinden türemişlerdir.

ekşi sözlük—

Read Full Post »

Huma…

huma,,, suriye’de bir şehir,,, bir katliam yaşandı orada,,, anka kuşunun da memleketlerinden biridir,,,

krk 69 gördüm,,, onun için ayağına dikkat et diye yazdım,,, sadaka verdim hemen,,, ayağının dibine fil düşerse uyanırsın umarım,,,

Ay da kırık şu anda,,, sen onu tüm kalbinle sevmezsen,,, aksak yürür,,, koşamaz,,,

sokakta bi de an 7762 vardı,,, dedem 77’de,,, yalovada,,, ve 62 ölüm demek,,, bi cenazemiz daha oldu orada, o cenazenin kalktığı gün gördüm bunu,,, ölmeden seni görmesini istiyorum,,, 88 yaşında,,, ve bu yaşta ölecek biliyorum,,, bi de annanemi görmen lazım,,, dedem kitabımı bekliyor,,, ama annanemin ölmek için beklediği kişi sensin,,,

şimdi yaşlarımızı toplayınca da 62 ediyor,,, bi gün öldüm de sana,,, ama metafiziğimde 626 hayat demek,,, zaten anka küllerinden doğmuyo mu,,, ankarayı ekliyorum oluyor,,, haziranı ekliyorum oluyor,,,

ıspartalılar ölümle uykuyu bir tutarlardı,,, onlara göre her şeyi yaratan bu uykudan uyandı,,, kalbimin içindesin de dokunmuyorum şu ara,,, uykudasın,,, ölümdesin,,,

666 dedikleri gibi,,, şeytan,,,

metafizik sapakları veriyor,,, kümeleri,,, elemanlar kümenin sahibine ait,,, 26 çocuk demek,,, 18 söz,,, 47 sonsuzluk,,, halil cibran bu yaşta öldü,,, gerçekten ona da bu yakışırdı,,, selimoviçin derviş ve ölümünü aldım kitaba,,, sıradan bir kitap değil o,,, dedim ya Ay’a, kutsal kitaba aldım,,, google’dan şöyle bir baktım,,, ilk sırada 1962’de yazmaya başladı diyor,,, şaşırmıyorum artık,,,

25 murad, çekim demek,,, anneme kızkardeşim kandilde gördüğü rüyayı anlatmış,,, annemin yanında beyaz bir at varmış,,, annem bu muradım dedi,,, cuma mı söyledi sana dedim,,, evet, niye dedi,,, 25’ydi dedim,,,

10 sanatçı,,, 11 sanatkâr,,, 22 sanat,,, 21 yol,,, 20 insan,,, 19 aşk,,, 9 düğün,,, Led Zeppelin 1’i koymuştum bloga, 1969’da yapıldığı için,,, ben 7 düğün istemiştim, iki de sen eklemiştin,,, son şarkının adı, 9. şarkının adı “how many more times”,,,

32 gizem,,, 29 aile,,, burafa özel bir bahçede duruyor: AAE 29,,, sence bu ne prenses,,, 37 hasret, özlem,,, 38 iki aşık,,, 46 iki dost,,, manyak bi şey; 46’lık olmak kadar manyak bi şey,,, 42 bir aşıkla, bir dost,,, konya bu,,, mevlanayla şems bu,,,

69 Ay,,, ben bir tane istedim, doğuyu,,, azrayı sen yazdın, sen istedin,,, ve 1969. isimmiş yoğunlukta,,, o kadar hafif,,, sadece bu yetmeli,,, o dünyalı değil,,, senden doğacak,,, uzaylı biliyorsun,,, beraber izledik,,, Aylı,,,

teyzemlerden çıkmış yürüyerek eve dönüyodum, tam bu aklıma düştüğünde kaldırımda bir araç yolumu kesti,,, yolumu kesti,,, plakası AZD,,,

dinle Uhşim! istanbulda Ay’ı aldım elime ciltletmeye götürdüm, kaç numaraya bineceğim diye sordum,,, 69 numara dediler,,, aynı gün cilt için para çektim bankadan,,, sıra numarası 9069’du,,, istiklal caddesine girdim elimde kitapla,,, trafiğe kapalı,,, tek bir araç girdi,,, 58 AY,,, o kitap 2 cumhuriyet görecek,,, ankarada caddeye çıkarken sordum bunu tanrıya ya da o neyse işte,,, gördüğüm ilk araç 58 plakalıydı,,, yani biliyorum,,,

daha onlarca şey var,,, ve “bunları” toparlayıp düşücem Oruç hocanın önüne,,, soyadım erdenoğlu,,, erden bakire demek,,, 99 ismimden birinin  İsa olduğunu biliyorsun,,, çok isme sahibim çünkü herkes olmak istiyorum,,, bunu yazmıştım kendi manifestoma,,, her insan yap beni, herkes olmak istiyorum, ne kadar yüceldiyse ve ne kadar alçaldıysa,,, biliyorsun,,, alçak mı,,, alçak düşünme,,, bazen kapkaranlık ama derinlik bu,,,

Ay’ı (bak onun mesihiyim ben, o insanla ilgili kutsal bir kitap; nev’i bu!) elime aldıktan sonra istanbulda bir kiliseye girdim,,, isa göreve başlıyor yazıyordu,,, 4-5 broşür,,, hepsinin üstünde de Oruç haftası yazıyordu,,, oruç tutmam ben, bu ne ki dedim,,, çıkınca dank etti,,, sırası gelen şey belliydi,,, Oruç Aruoba’dan önsöz,,, Akifle Antalyaya inerken sordu, kitap hangi aşamada diye,,, soldaki tabelayı gösterdim,,, Oruç dinlenme tesisleri yazıyordu,,,

VUHUUUUUUUUU.

33 cc,,, kitabın ağır kısmının başlangıcına jesus christ müzikalinden iki cümle eklemiştim,,, isa 33’te çarmıha gerilmiş olmalı,,, ama cümleler bugünü de deli yazdığı için, tarihi imlesin diye 0033 diye değiştirdim,,, caesar ve christ,,, bu iki zirve,,, isanın hakkı isaya, sezarın hakkı sezara,,, and life is both,,, on-onbeş dakka sonra bilgisayar kitlendi,,, zaman şurada durdu: 00:33,,,

cedricle chen olarak yazdım bizi,,, bu bile doğru çıktı,,, ırklarımız farklı,,, ve bu çok güzel,,, devrimciyiz biz,,, ve yeni dünyanın devrimi bu,,,

sen xx’sin,,, athena,,, ben xy,,, apollondum,,, sonra poseidon olduğumu da farkettim,,, sen rakıyı sek içiyosun,,, kalbinin şeffaflığını katıyosun,,, ben su katıyorum,,, sihir katıyorum,,, apollon bir sevgili, poseidon athena’nın eşi,,, bir erkek iki vasıftan birini yitirirse o beraberlik ölür,,, bahçemdeki AAP 29’u da buna yordum,,, sanat bu desen,,, sen desen,,, sadece desen desen,,, güzel bi desen,,, bakırköyde dolmuş bekliyordum,,, istanbula gitmeden poseidonu keşfetmiş koymuştum bloga, kavafis’ten ithaka,,, maymun gibi kurcalamıyorum,,, athenanın kocası olduğunu yeni öğrenmiştim,,, durakta, yaşadığımız karmaşa içinde seninle trabzonda düğün yapacağım aklıma geldi,,, kafam sağa sola bakmıyodu,,, dümdüz bakıyodu,,, o dümdüz baktığım yeri gördüm: Poseidon yazıyordu,,,

kullandığım cep babamın,,, ama benim için bi özelliği vardı,,, sen ka olarak kaydetmiştin onu,,, alanyaya gelirken bi tek onla bi şeyler çözebileceğimi düşünerek yola çıktım,,, son sayıları 3355,,, caddeye varana kadar 6-7 araç vardı,,, biri 3355’ti,,, dönüşte servis üst yoldan bıraktı,,, sokağın diğer köşesinde 33 plakalı bi araç, arkasında 55 plakalı bi araç,,, onlar öyle parkettiği zaman o telefonla çok kritik mesajlar yazdım,,, boş yere dellenmedim ben bu metafiziğe,,, bi gün elime alıp almamakta kararsızdım telefonu,,, baktım 55 plaka yok o gün,,, diğerine baktım,,, 33 ld 550,,, vuhuu,,, BUNLAR BİRER İŞARET!

55’i arıyodum,,, darbe-devrim,,, dost-düşman,,, bunlar geldi aklıma,,, sanırım bunlar da,,, ama tam derin ve dürüst dediğimde,,, noktayı koydu tanrı,,, plaka buydu: BU.

Fulya ruh kardeşim,,, o da genç yaşında saplantılı bir aşk yaşadı,,, feelozofu damardan takip etti,,, bilgisayar mühendisi çok zeki bir kız,,, net bağlantısı ise sorunlu, kitlenip kalıyor bazen,,, ailen nereliydi diye sordum ve netten düştü,,, son alınan ileti saatini yazdı; 00:55,,, on-onbeş dakika sonra bağlandı,,, cevap verdi: Samsun,,, ben aldım cevabı dedim,,, güldü .):)

PC’min üstünde sen,,, kleopatra,,, 39 yaşında öldü,,, 39. doğum günümde yazdın bana,,, öteki masaüstümde bir anayasa,,, bi kaç foto örtmüş üstünü,,, şu okunuyor: An,,,

ben devrimciyim,,, sen de devrimcisin,,, kadın ilkesi olarak,,, biz böyle karşılaştık seninle,,, devrim 17,,, bu aklımdan geçerken gecenin bir yarısında tanrıya sordum,,, bu doğru mu,,, fırının bozuk saatine baktım,,, bu önemli: tek bir şey görmek için cesaret ederek baktım,,, 17:17,,, ertesi gün alanyaya gelmek üzereyken telekomun mevzuu çıktı, sana verdiğim kitabın arasına koydum verdiği sıra numarasını; 289,,, 17×17,,, bir tane saatli fotoğraf koymuşsun,,, ve bundan haberin yoktu; 17:17,,, dinle Uhşim,,, 1989/17= 117,,, bunu bin defa yazabilirim,,, 1. harf “a’,,, 17. harf “n’,,,

Bu Sensin!

kleopatra! sezarım diyorum ya,,, kuzenlerimle çıktım,,, bi tabelaya baktım,,, ay-zer,,, ay kitabın da ismi de,,, zer ne dedim,,, sonra çaktı kıvılcım,,, caesar, kayzer bu,,, bu mu,,, sola çevirdim kafamı,,, ilk geçen plaka,,, 06 K,,, bu.

aklın 9 kasImda kaldı,,, 11:11:11’de bunu yazdın ve 11’ler umrumda değil diyerek kırdın yine beni,,, o kadar körsün ki; I 11. harf,,, aTHENa, aNADOLU aTEŞİ ve aNIL aKTAŞ,,, okusaydın; ben seni 11:11:11 olarak yazdım,,, bunu barışa yazdım,,, barış da bana saati yazdı,,, 11:11,,, beni 10 numara görüyorsan sayısaldan 5 tutturdun,,, 11 numara görüyorsan 6 tutturdun bilesin,,, o I’yı büyük harfle yazdın ya,,, manidardı,,, sendeki 11 değildi ama henüz,,, bEN,,, öyle bir I’dı,,, hikayeyi s”an’a bıraksam 5’te kalıyor,,, ben yanına “ka’ ekleyeyim,,, evet “ka’ 11 numara,,, “an’ da,,, benimin gözümün gördüğü gerçektede 9 kasImdaki “I’ 11 numara,,, 6 üzerinden 7 tutturdum bu durumda,,, verdiği şey de (:çok parayı bile:)(: aşmış olsa gerek,,, 67 mesaj,,, bence bu olsa gerek .):))

sana söylemiştim,,, 2012 yakın hayatım diye,,, mesaj veren sigaralarım da var,,, kaçak,,, anne tarafımla baba tarafım dipten çekişmeli şu ara,,, gelen sigara şu: United,,, bunla da bi tek ben uğraşıyorum,,, of yani of,,,

fight club’dan Judas’la Jesus’un aynı adam olduğunu yazdığım gün, babam bir sigara getirdi: J&J,,, anlamlar da lotus çiçeği gibi açılıyor,,, 2. levelde bizi gösteriyor bu,,, iki mesihi gösteriyor bu,,, biri kadın, biri erkek,,, devrim bu,,, (o sırada masamın üstündeki kitap da James Joyce’undu,,, Ulysses,,, bu kitap bir bilmece gibidir,,, özelliği 60 kadar dilin mitik metaforlarını kullanmasıdır,,, Amcık Kate gibi yer yer de müstehcenliği kullanmasıdır,,, imlediği şey de ruhlarımızın saçma bir sunilikte steril olmadığıdır,,,)

ve tek mi, çift mi desen,,, ikisi de değil,,, ben diğerlerine de şahit oldum; bin mesih, bir milyon havari,,,

badenin bengi 12 yıldır birisini seviyor,,, işinde kullandığı işletim sistemine beng için ve bade için simge olan bir sayıyı şifre olarak vermiş,,, 7008,,, bir gün sistem çöktü dedi,,, sistemden rastgele şifre atamasını istemiş,,, atanan sayı: 7008,,,

prenses ya da beni okuyan dostlarım, arkadaşlarım,,, bu herhangi biri için onbindebir ihtimal,,, ama bade’nin bengi için sonsuzdabir ihtimal,,,

15 temmuzda 40 olucam,,, elimde büyük işler var, başladım, ama yarım,,, tamamlanacak 40’ta,,, ona da bi sigara geldi; adı: 40 Rockets .):)))

sana bir de zaferin hikayesini anlatayım,,, içimdeki hayvanın ve içimdeki tanrının zaferi,,, bu kaçak sigaralardan önce viceroy içiyordum,,, s. beni aldatmıştı,,, ya da böyle de demeyeyim,,, en son sevgilim diye ayrılmış ve tanıştığı çocukla sevişmişti ve bende kıskançlık uyanmıştı,,, çocuğun ismi zaferdi,,, bir anda o tetikle dibe vurdum,,, buradayken karşıda beraber yemek yemeye gittiğimiz bir balıkçı vardı,,, önceki deneyimimden sevgiye bükmeye çalıştım hemen,,, o balıkçıya gidip bir balık ısmarladım,,, balık pişerken kavşakta bir kamyon beş dakika bekledi,,, üzerinde zafer nakliyat yazıyordu,,, o sırada dişi kafkam bir yazı attı bana facebooktan, o ara aldığım tek yazıydı; yazının ismi uyuyamayan çocuğun zaferiydi,,, onu kıskandırmak için kafkamın bilgisayarımdaki tek fotosunu koydum,,, bir sütunun üzerindeydi ve ayağında nike (zafer tanrıçası) vardı,,, tam toparlamaya ramak kalmışken s. dikaçılı bir söz sarfetti,,, ben de rotamı istanbul yerine trabzona çevirdim,,, otobüs perondan ayrılırken öndeki otobüse baktım,,, zafer seyahat,,, kuzenim de kıskançlığa tutulmuştu,,, yolda makasa alınca beni, o şempanzenin ürkütücü zaferiyle tamamladım yolculuğu,,, sen bana yazdığında ilk zaferimi kazandım ve o şempanzeyi hakladım,,,

alanyaya ilk geldiğimde,,, tamamen bir belirsizlikte gelmiştim,,, iner inmez ilk gördüğüm şey zaferdi,,, bir önceki gün de konyadaydım ve kuzenimle konyanın merkezi olan zafer’de buluştum,,, uykusuzluk, manik-depresif dalgalı bir faz, sessizlik, belirsizlik,,, yüreğimin peşinden gittim ben,,, sen geldin,,, ama gelmesen bile bu bir zaferdi,,, içimdeki Tanrı’nın zaferiydi,,, Ay’ı İstanbulda ciltlettirmeye götürdüğüm ciltçinin adı Zafer cilteviydi,,, o hali deli hali,,, şimdi gözden geçirdiğim, bir kaç düzeltme yaptığım hali elimde, ve onu da ciltlettirip Oruç Aruoba’ya götüreceğim, dün bunun için Ankaradaki ciltçileri yazdım arama motoruna,,, ilk sırada gördüğüm ciltevini de aradım: Zafer Ciltevi!

şunu diyorum ben,,, biri seni bir kere öptüyse bu kazara bile olabilir,,, biri senin dudaklarının kıyısını iki kere öperse, o kıyılar bile bir şey anlatır,,, çok şey anlatır,,,

dinle Uhşim,,, kitabın yurtdışı baskısı için irwin yalomdan önsöz almak istiyordum,,, bir psikolog arkadaşımla konuşurken, konu ölüme geldi ve biliyor musun dedi irwin yalomu türkiyeye getirtiyoruz,,, tanrı kucağıma bıraktı yani onu,,, ama sen istemedin Ay’ı,,, kıskandın,,, gereksiz bir kıskançlıktı, seninle paylaşmıştım, imzasında sen varsın,,, ve o toplantı iptal edildi,,, üstüne alanyayı 4 gün benden habersiz tebersiz sallayınca delirdim bu bencilliğine,,, artık tüm bu yük boşandı üzerimden ve ağlayarak ve küfrederek evden çıktım,,, takside yolda önümde araçlar geçiyordu,,, zükerim işaretini diyip kafamı sağa çevirdim,,, Anka mall,,, mal gibi kaldım,,, molada anıl diye anahtarlık bulamayınca gözümün önünde el sallayan şebnem anahtarlığını aldım,,, hala tam affedememiştim onu,,, istanbulda bir hafta kaldım ve bir tane hatun gördüm,,, adı şebnem,,, ve mesajı da alarak (bu konuyu cebinde bile taşıma) anahtarlığı ona verdim,,, ardından da seni affettim, yolun açık olsun diye mesaj attım,,, itlik yaptığını da belirttim,,, kuşbeyinli davrandı,,, bunu utanmadan bir de cebinde taşıdığı çok yakın bir arkadaşıma kırparak aynen yazmış,,, o zaman ne mi yaptım,,, işte metafiziğin sınırı,,, anasını züktüm,,, sadece yaraladım,,, onu öldürebileceğim şeyler vardı elimde,,, kelimeler Uhşim, ve çiftbaşlı kartal olan gerçekler; kurşunlar değil,,, 76 doğumlu,,, Yalova’ya geçmiştim,,, dedemin arabasını çaktı tanrı gözüme hep,,, pencerenin önünde park ediyordu,,, plakası 77 AF x76,,, x’i hatırladın mı,,, hayyamdan,,, xey,,, şey,,, bu denklemde x yerine ne koyarsan koy, okuyacağım sonuç belli,,,

ben senin sesinle, o sesle işittiğim bir kelimeyle çözülüyorum,,, bu bir ton metafizikten daha etkili,,, bunu bil,,, çünkü bu herşeyden daha değerli,,,

,,,

,,

,

kişisel gibi duruyor değil mi,,,

hayır,,,

kleopatrayla sezar sadece aşk yaşamadılar,,, hikayelerini bilmiyosun belki de hala,,, roma tüm akdenizin kıyısını almıştı,,, bir tek mısır kalmıştı,,, o da eski ihtişamında değildi,,, roma yunanın metafiziğini kullanıyordu,,, sezar mısır’ın köklü metafiziğini de katmak istedi romaya,,, bunu anlamadılar,,, sezar öldürüldü,,, kleopatra yenildi,,, ve augustus mısırı işgal edip akdenizi “bizim deniz” yaptı,,, ama roma kendinden doğmayan o metafizikle ayakta kalamadı,,, batı roma çöktü,,, doğu roma ise çarmıha gerdiğini mesih ilan etti,,, öyle bin yıl yaşadı,,, ne garip; augustus da tıpkı romanın metafiziği gibidir,,, jul sezarın evlatlığıdır,,, bu hikayelerde doğru-yanlış arama,,, içinde pek çok özgün deneyim var,,, temmuz ayına jul sezarın, ağustos ayına augustus sezarın adının verildiğini, caesar’ın kayzere, çara, şaha, padişaha adını verdiğini ve 6 dil bilen, eczacılık tarihine de adını yazdırmış olan kleopatraya da mısırın son firavunu dendiğini anımsamak gerek,,,

uhşim,,,

ben seni dilediğin zaman boyunca beklerim de,,,

2017’de 2. cumhuriyet,,,

2023’te 3. cumhuriyet,,,

2029’da dünya cumhuriyeti var,,,

AY dört yıllık ve on yıllık bir birikimin sonucu,,, tepeden düşmedi bilesin,,, bunlara da hazırlanmamız gerek,,, temsil ettiğimiz sembollerle bunların bir bağı var,,,

bu sürecin çekirdeği ne hatmekmek,,, ne hükmetmek prenses,,, bu çekirdek,,, dostluk, aşk ve sanat,,,

(ben de aptallıkla kahramanlık arasında gel-git yaşıyorum,,, odam da sihirli,,, salt hazcı bir hayat düşündüğümde “nasıl aptal oldum” kitabını çakıyor tanrı gözüme,,, yola, yazgıya yeltendiğim zamanlarda ise “içindeki devi uyandır”ı)))

(.(.(

Read Full Post »

Halimi anlatacak sözler yazamam artık
Bu kavruk mektuba
Rüzgârdan yan yatmış otlar koydum
Gerisini sen anla.

Ankara,
Kekliğinim, boynumda bir siyah halka.

Birhan Keskin / Y’ol

Read Full Post »

Read Full Post »

Older Posts »