Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘fücük 1 – ka’ Category

—————————————uf,,, ——ve,,, ——fü,,,

yazmadan duramıycam,,,

akta, harekete a-z kaldı,,,

 

çekim yasası dedikleri bi hadise çıktı ya doğrudur,,, akıllıysan akıllı çekersin, kralsan; kral, kraliçe felan, tanrıysan tanrı, deliysen deli çekersin,,, sadece şu ayrıntıyı bilmeli insan çekim yasasında, deliysen, delirmişsindir, yatmadan önce bir besmele çekerek akıllı kalkamazsın ertesi güne, akıllanman için bir süreç, bir zaman gerekir,,,

 

deliliğin bir türü esarettir; bir türü fena değildir, asidir, özgürleştirir,,,

 

umutsuzluğa kapılma hemen, duydun beni zevkini çıkar deliliğin hemen,,, hemen sonra,,, hemen hemen sonra,,, bir besmele yetmez de kırk besmele yeter,,,

 

o çekim yasasını harbiden yaşadım ben, bir düşken düşleri, masalken masalları, romanken romanları çektim,,,

romromanken,,, romdan bölünmüşleri, çarpılmışları çekersin, yazarsan yazarları, ne kadar yazarsan o kadar yazarları,,,

vs. vb.

 

sadece soyut cümleler ya da ful duygular, düşler, hayaller değil, bi ton hikayem var, bi ton da hikaye biliyorum yakın olduğum insanlar hakkında,,,

biri hakkımda’ya yazmıştı zaten, ben ne kadar feel yazsam da, o çocuk hareket hissiyata on basar yazmıştı, ince bir doğruluğu var, somut olarak yaşantına girmedikten sonra, karga sesi bile daha hükümlüdür senin sesinden,,,

ama totali bana sor, feel-akt; fifti-fifti,,,

bu arada bana nazar değdi de, mazar değmedi, merak da etmiyor değilim,,, e tadına bakayım o zaman, sadece gülüşünle onbin metreye çıkıyorum zaten, bıdıbıdıbıdıbıdıyı da onlara sen anlatırsın ((.((:

 

füüü,,,

 

fücük hikayeler,,,

 

şu anda türkiyede demokrasi yaşanmıyor, yasal mevzuatları, hadi özellikle terörle mücadele yasasını geçelim (fiili şiddet içermeyen ve azmettirmeyen bir basın açıklamasına sadece, sekizbuçuk yıl ceza verebiliyorlar, çocuk suçlular için hala çok ağır cezalar var, bu duruma karşı beşbinin üstünde aydın çocuklar için adalet çağırıcıları isimli bir insiyatife imza verdi)) devlet pratikleriyle değerlendirecek olursak otoriter devletle, faşist devlet arası bir soft faşizm yaşanıyor,,, bir zamanlar harddı bu faşizm ve onbeş yaşından beri bir şekilde etkiledi hayatımı, kimi etkilemedi ki,,, aziz nesinin yüzde atmış aptal halkını belki,,, toplumsal olarak ne olup bittiğinin zerre farkında olmayan ama sağ muhafazakar görüşlere çanak tutan, sağ şiddeti görmezden gelen, (sol da şiddetliydi ha, lakin legalliğin yasaklanması önemli bir veridir ve sol şiddet hiçbir zaman bir Sivas Katliamı bırakmadı ardında) 12 eylül sonrası akıl damarları kesilmiş, en değerli beyinlerini terörist, anarşist gören bir halk,,,

kelimeleri bile, anarşinin anlamını bile bilmeyen, devlet baba söylüyor, anarşiklik kötüdür diye çocuklarının kafasını siken bir garip halk,,,

 

önce bir 15 yaş hikayesi füüleyim,,, kolejdeyim,,, öğlen bi saat ara var ve dışarı çıkmak yasak,,, bi deliği vardı,,, bi avuç adam kaçardık sigara içmek için,,, yemeği dışarıda yer,,, sigaramı bazen kuytuda bir kahvede patlatırdım,,, bi marlboro bi parlement var,,, parlement severdim o zamanlar,,, bi öğlen girdim kahveye,,, kahvenin adı maradona,,, içerisi dolu,,, bi masada tek kişi oturuyor,,, oturabilir miyim,,, eyvallah çekti,,, ikinci sigaramı yaktığımda pakete gözü ilişti, yabancı sigara diye sanırım bi sigara istedi, verdim,,, değişik demdeğişik biriydi,,, saçları sıfır numaradan iki milim hallice,,, yüzü incelmiş,,, gözlerinin altı mosmor,,, siyasetin s’sini bilmezdim o zaman,,, bir yıl sonra başka bir kahvede bir tiyatro yönetmeniyle tanıştım siyasetle,,, bazı insanlar nedense beni samimi bulurlar, olur olmaz insanlar konuşur bazen benimle,,, diyarbakır cezaevinden çıktım dedi,,, bize çok işkence ettiler dedi,,, insan gibi etmediler,,, hayvan gibi ettiler,,, gözlerini nasıl anlatsam,,, gözbebeğinde hep bir ışık vardır,,, bu adamın gözbebeğine jiletle bir kesik atmışlar da, oradan daha beter bir siyah deliyordu gözlerimi,,, hani bana kastı yok,,, hani her şeye simsiyah bakar gibi,,, travma nedir o gün tanıdım,,, ruh nasıl kararır ki,,, gözler kalbin aynasıdır ki,,, beyazı, pembeyi hadi griyi de gördüm de sübyanken, kapkara bir kalbi o gün o gözlerde gördüm, o gözlerde tanıdım,,,

 

19 yaşında odtüdeyken, bir grubumuz olmuştu, devrimci ilkelere sahiptik ama parça parça içine girsek de, açık toplantılarda jandarma tarafından videoya çekilsek de, sempatizan olarak adlandırmak bizi, daha doğruydu,,, el verirdik, eylemlere katılırdık, bildiri dağıtırdık, stada mumlarla devrim yazardık, stadın da bir efsanesi vardı, betondu oturma sıraları ve kimyadan devrimcileri odtünün, boyayla kapatılmayan, üste sızan bir boyayla, devrimi kazımışlardı o stada,,, yine de dahil değildik bir gruba, sempatizandık,,,

———

bi kısım kücüf yazayım, hayat bu ülkede iki düz bir tersti de, ters olduğu zaman temtersti,,,

 

gençtik işte, delikanlıydık, dhkp-c’ydi favorimiz,,, odtüden sorumlu has adamları, bir arkadaşımın abisi ve onun sevgilisiydi, nur gibi gümgüzel bir kız, ciddiyken harbiden ciddi olurlardı, öyle böyle değil,,, özel olarak yakınlaştığımız buluşmalar da olurdu, gözleri tebessüm etti mi bir umutla, o gözler çok samimi, harbiden parlardı,,,

 

daha önce bahsetmek istemedim, hani okunmak için yapılan bir dillendirme olarak algılansın istemedim,,, sadece bu kadar algılansa bile beni bozardı,,, ama damar mevzuulara da tanık oldum,,, bir miktar bahsetmenin, bir bilgi olarak düşmenin zamanı,,,

 

abi-kardeş ikisi de hapise girdi,,, kardeşi uzun bir açlık grevinden sonra kronik bir rahatsızlıkla bırakıldı,,, tuncelide kırsalda devlet tikkoyu çökertti, orada öldürüldü,,, devlet füzeyle saldırmış, bedenleri parçalanmış,,, annesine teşhis ettirmişler,,, bu yapılmaz be,,, annelere bu yapılmaz,,, o evdeki acıyı, yıkımı gördüm,,, ister TSK mensubu olsun, ister gerilla,,, o acılar zor acılar,,, insanlarda sevmediğim ve hiç bir zaman da sevemeyeceğim şey şu,,, hani evlerinde şovenist naralar atıyorlar ya,,, bu trajedileri görmüyorlar ya,,, ne zaman ki ateş düşer ancak o zaman,,, buna deli oluyorum,,, PKK’nın iskenderun saldırısında ağır yaralanıp, kalıcı bir hasarla kurtulan bir çocuk, bir hatun kafkamın yakın da arkadaşı olan kuzeni,,, bunu gazeteden okumak başka,,, ağlayan bir hatun arkadaşından duymak başka,,, çocuk desen ne deli, ne sivri,,, karınca incitmez dediklerinden,,,

 

damar devam edeyim yine,,, bugünden de bahsediyorum, on yıl öncesinden, geçen yüzyıldan değil,,, tomografi çektirmek için hacettepeye gittim,,, bir genç çocuk 24 yaşında,,, naif, hassas bi şey, yüzüne yazmış tanrı,,, üniversite mezunu, askerde komutanının baskısından, stresten kronik bağırsak sendromu gelişmiş,,, bağırsakları işlemiyor,,, bir yılı aşkın zamandır damardan, serumla besleniyormuş, annesi anlattı bana çocuk içerdeyken,,, anne o, üzüntüyü bir yana bırakmış artık, güçlü olması gerekiyor,,, o anlattı, kalbimden cıss diye bir ses çıktı, duydum,,, düşünsenize, adama, komutan bozuntusuna bir kovuşturma bile açamıyorsun, çocuğunsa hayatı kaydı,,,

 

musa diye bir arkadaşım anlattı, izmirde askerliğini yapmış,,, psikopat bir rütbeliyi, psikopatlığı sınırı aştığı için batıya tayin etmişler,,, of dedi,,, bana dokunmadı bir şekilde, açık vermedim hiç,,, ama eline düşenin üzerinden tır geçiyordu,,, öyle giriyordu ere,,, adamda psikopatlığın derecesi şu boyutta,,, beni niye buraya tayin ettiniz ananızı .ikeyim değil,,, anamı .iksinler ben niye dağda değilim,,,

 

bir tanesi kobra helikopteri pilotuydu,,, ortamlara da takılan bi herif,,, orta bi tanışla beraber uzaktan görmüşlüğümüz vardı,,, bi arkadaşımızın odtülü eski sevgilisiyle bir ilişkiye girmiş, hatunu gizlice videoya çekmiş, şantaj yapıyordu,,, hatun bi şekilde sıyrıldı ondan,,, beş-altı sağlam adam toparlamıştık,,, her şeyi göze alarak dalacaklardı herife,,,

 

annemin kuzeni güneydoğuda komando olarak yaptı askerliğini,,, karadeniz uşağı milliyetçidir,,, girdiği çatışmalardan sonra adam da öldürünce, çocukken tanıdığım o tatlı çocuk gitti, uzun zaman kendini toparlayamadı,,, yıllar sonra dedesinin ölümüyle tekrar tetiklendi rahatsızlığı,,, iki yıl psikiyatriste gitti,,, hani davulun sesi misali,,,

 

geçen çillerin danışmanlığını yapmış bir adam çıktı,,, yarı deli eyvallah,,, ama şunu söyledi,,, devlet 17bin suçsuz kürt vatandaşını öldürmüştür,,, bu büyük bir sayı dedi, resmi kayıtlarda 6bin olarak geçer,,, fi tarihinden resmi rakamları bilirim,,, ilginç de bir şey söyledi,,, PKK’nın en zayıf hale düşürülmesi öcalanın ağzından o döneme rastlar,,, ancak salt kontr-gerilla eylemleriyle değil,,, daha önemli bir şey söyledi,,, karaparanın el değiştirmesini sağlayarak,,, geriye o zamanın içişleri bakanının Mehmet Ağar’ın daha iki ay önce yediği 5 yıl mahkumiyet kaldı,,, e bu adamı DYP’nin başına geçirirken aklınız nerdeydi, bu ülkede politikanın p’sini bilen adam onun hukuk-dışı mevzuunun baş aktörlerinden biri olduğunu biliyordu,,, hatta kontr-gerilla üyeleriyle aynı otelde kaldığını 32.güncüler deşifre edince bakanlıktan istifa etmek zorunda kaldı,,,

bizim kuşaktan ve bizim kafadan olan herkes, askerlikten kaçabildiği kadar kaçtı,,, hani apolitik olmakla sıyrılabileceğin şeyler değil bunlar, afaki değil,,, hayatına dokunuyor,,, dokunuyor,,, kamu önünde vicdani red açıklayan sembol iki isim, askeri cezaevlerinde baskı-işkence gördüler,,, işkence elektrik vermek değildir,,, tokat atmak dahil, cezaevi standartlarının üzerindeki her tür psikolojik baskı işkence tanımına dahildir,,, askerden firar eden bir tanışım, tıbbi bir rapor verilene kadar bir müddet kaldı askeri cezaevinde,,, mesela gelip, kuş gibi saatlerce çömelmesini emrediyorlarmış,,, bu işkencedir mesela,,, hukuken suçtur,,, siyasi konuşmuyorum ben,,, TC Devletinin bağlı olduğu hukuk diliyle konuşuyorum,,, politik mevzuulara mesafeli olmaya çalışıyorum, dün genç bir komşumla, babam makasa aldı beni,,, ikisi de üniversite mezunu,,, babam kamu yönetimi mezunu,,, bizim çocuk anayasa raportörlüğüne hazırlanıyor,,, ele aldıkları tek bir konu gerçek bilgiye dayanmıyor,,, iki saat delirttiler beni kafadan,,, ben artık doğruluk-haklılık ekseninde de konuşmuyorum, bak diyorum şöyle bir bilgi var, bu ilginç,,, hani bunu alsın mentaliteyi kendi kursun,,, kopmak istiyorum politikadan tamamen,,, iki üç yıl avrupalarda göt sallayıp, ya leb-i deryada (. ya da köyde yaşıycam,,, bi velet istiyorum,,, radikal davranabilirim,,, okuma yazma öğrenmesini engelleyebilirim,,, çok küçük bi yaşta nota öğrensin yeter,,, gerisini bana bıraksın,,, ben gerektiği kadar kafasını flütlerim, düdüklerim,,, bir de toplum fazla gelir,,,

 

bir temel dayı vardır bizde,,, bizim erkek tarafının alayının dayısı,,, kız halaya, oğlan dayıya,,, deli temel,,, (benim psikiyatristlerde onu duyunca zafer narası atmışlardı, e pisikoz teşhisi koymuşlardı ve bunu dümbük bi psikolog bana şekil testi yaptıktan sonra kesinleştirdiler,,, uf ve füü,,, hata ettim,,, her figürde tanrıyı görüyordum, bunu söylemedim de, hani mantıklı mantıklı şeylere benzettim, hehehe, birebir ilişkilerimde hele hatunsa çok saygılıyım wosh, ikinci şekil biraz göte benziyordu sanki, ama sanki, daha sanki, şunu demeliydim, bu neye benziyor, sanaaa, hahaha)) beş köydeki bütün meyve ağaçlarını ezbere bilir,,, her uğradığında annaneme, cebinden en güzel meyvaları çıkarırdı, bi kere bi armut getirdi, ben armut yememişim dedim,,, deliliğini tetikleyen şeyi anlatayım; bütün üst kuşağı ve yaşıtları zır cahilken, ortaokula kadar gelmiş, bu yüzden de taaruza uğramış,,, en son bi köprünün üstünde tek başına sağa sola volta atıp, söylev çekiyodu,,, yanına gittim,,, gorbaçova takmış kafayı,,, e bu adam odtüye geldi,,, bi kaç arkadaşım taşlama olayından fiili dava yedi,,, bizimkiler akıllı, o deli,,, hehehe,,,

————

 

neyse plağı değiştirme zamanı,,, “lazy’ çalsın bakalım artık,,,

yaş 19,,, old rock dinlerdik ve tabi uyuşturucuyu keşfetmiştik, saç uzatmak radikaldi, saç uzatırdık, anarşiktik,,,

 

fücük otostop hikayesi 1,,,

 

öncaz,,,

apolitik olan ama sıkı anarşik bir grubu olan bir çocuktu emre, ted kökenlilerdi, kafkamla odtüde aynı bölümde okuyordu, üç çekirdek grubun kaynaştığı bir dönemde yakınlaşmıştık,,, sevgilisi en yakın arkadaşıyla aldattı onu,,, aldatma derken de temkinli kullanmalıyım bu sözcüğü, benim de hayatımı kaydırdı ama bunu yapan kadınlar, içinde bulunduğumuz özgür ortamda böyle zarar verebileceklerini akıllarının ucundan bile geçirmediler aslında, bir tür varolmanın dayanılmaz hafifliğine kapıldılar, bizim içinse şok edici bir hale dönüştü, varolmanın dayanılmaz ağırlığına,,, emre daha sonra klasik türk musikisi de icra eden bir ustanın müridi oldu,,, on numara pearl jam çalıp söyleyen bir çocuktu, radikal bir kırılma yaşadı,,, gitarı bıraktı, makamıyla, usulüyle ney çalmaya başladı, semaha başladı,,, vızır vızır yarım saat döndü gözümün önünde ve şimdi biriyle evlendi, bir de çocuğu var,,, neyse; hadi fi’ye gidelim…

cazz,,,

emreyle otostopla istanbula gidiyoruz, en risksiz hat, otoban var,,, boluya mı, izmit kavşağına mı, gişeli bir yere geldik, otostop için hafiften otobana daldık ve clockwork orange,,, saçlarımız uzun ama daha beterine sahibiz, emrenin kulaklarında dana gibi gümüş küpeler,,, anti-clockwise,,,

arkamıza bir baktık, gişelerde pişmaniye satan ergen güruhu en az yirmi kişi peşimize düşmüş, hadi biz biraz daha aslanız, ama aritmetik ortada, yirmi sırtlan düşmüş peşimize, emreyi ibne diye taciz ediyorlar, boluda esrar içip tüm paramızla ‘kendin pişir kendin ye’de et yemişiz, esrardan paranoya hat safhada,,, grup psikolojisi diye bi şey var,,, ultra tırsarsan anında alırlar kokuyu, on kişi binerler üstüne, yokluyolar bizi, küfür ve taş atma falan, biz istifi bozmadan otobana daldık, hayvanlar sonuçta, bir alanları var, orayı da tam bırakamıyorlar, daha içerde bir temas onlar için de muamma, Allahtan biri aldı bizi, fücük, derin bi nefes aldık,,,

 

fücük otostop hikayesi 2,,,

 

aynı yılın kışı, odtüden dört kişi çıktık, has grubumdan dört kişi,,, o gün tesadüfen biri bize marmaristeki bir yazlığın anahtarını vermiş, yazlık başkalarının ama anahtarı var herifçide, kışın boş dedi takılın, arkadaşlardan biraz para topladık, karşıya geçtik, eskişehir yolu, ikişer ikişer otostopa daldık, elimizde bir adres, bir de anahtar var sadece,,,

 

akşamüzerine yakındı,,, ben muratla beraberdim, kuzenim aynı zamanda, sekiz yaşından beri arkadaşız, cedric arkadaşlığı, sekiz yaşındaysan ve,,,

 

bikaç araç değiştirdik, gece yarısını da geçti, en son bir kamyon bizi burası burdur kavşağı diye bir yerde indirdi, körkaranlık bir yerde, son bilmem kaç yılın en soğuk kışıydı ve bozkırın bozkırı bir yerdeydik, şöyle anlatayım, kamyondan indikten sonra öyle bir titremeye kapıldım ki beni gören birisi elektrik verildiğini düşünür ya da vay be der, herif harbi dansçı, hücrelerini bile zangır zangır titretiyor, hehehe, ben murata şunu dediğimi hatırlıyorum, son üçbin yılın en soğuk kışındayız ve haritada nerede olduğumuzu biliyo musun, yok dedi, bedenim titremeyi atlattı, bariz bir biçimde uyuşmaya başlamıştı çünkü, yirmi dakika kadar geçmişti, o yirmi dakikada üç kişiydik, biz ve tanrı, buydu, neyse tanrı bize göz kırptı, karşı yönden bir ışık gördük, yanımıza gelmesi beş dakika sürdü,,, allahım umudu bir ışıkla tasvir etmeleri boş yere değilmiş, karşıda pozisyon aldık ve araca otostop yapmadık, hani iki elini de tam öne uzatıp yere doğru hareket ettirerek, dur, dur işareti yaparsın ya,,, taze, temiz tipli çocuklardık ve dur işaretini şu kıvamda yapıyorduk, tapar gibi, yalvartı şeklinde, adam yavaşladı, biraz gitti, ademevladı çıktı, durdu, —bi daha allahım, can mevzusu varsa o yazıda Allah da olur Ya Rabbim de— o geri vites ışığı bugün bile aklımda, yanımıza geldi geri geri, biraz süzdü ve kapıyı açtı, murat direk şunu söyledi, abi donuyoruz bokunu yiyim bizi kurtar,,, süzüş, şaşırtı ve açık vebal,,, atlayın,,, ben de arkaya atladım, nereye gidiyosunuz, marmarise gidiyoduk, deli mi zikti lan sizi, son üçbin yılın en soğuk kışında marmarise macera için gitmeye ne denir, delikanlılık denir, adamın bunun cinsel yolla mı bulaştığını sorması gayet doğal, bi elli kilometre geri gittik en az, pamukkalenin bir tesisine bıraktı bizi, içerde oranın adamlarından başka kimse yok, bir tablet akineton çıkardım, fil içse fili uçurur, öyle bir haptır, nevroz kesmedi bizi, pisikoza daldık, sabah kafalar bi milyon Mecnun, bi milyon Leyla, show must go on,,, Almanları karakış nasıl yuttu anlıyor insan, bırak savaşmayı, yaşamanın dert olduğu soğukluklar var, sarıkışla malumunuz (Dicle Enver paşadan bi şey aktardı, herifçi gözden çıkarmış askeri, doğruysa; yüzde sekseni kürt demiş zaten),,,

 

faşizm vardı, hard faşizm vardı, bedende değil, damarlarda da, yollarda da,,, zükmeye çalışandan tut, üzerine arabasını sürenine, iki gılı gılıyla sana sofra düzenine, bi ton ruh hastası herif,,, tam macera işte, o tarihlerde birini otostopla almak için, hele ki izbesinde memleketimin, ruh hastası olmak gerekiyordu,,,

 

manisadan gökovaya inişimizi unutmuyorum, allahım, üç mü etti dört mü, hürmüz olsun; koca ol, koskoca ol, yedi defa ünlemiş olayım seni,,, o karakıştan cennete,,, gökova,,, son otostopu da net hatırlıyorum, reno21’ler yeni çıkmıştı, süratli arabalar, direksiyonda incelmiş bir faşist, üst mertebe, parayı da cuklamış, odtülü olduğumuzu duyunca solcu musunuz dedi, evet, bir çizginin altına tenezzül etmeyecek bir herif, bir çizginin üzerinde puştluk yapılmaz, dürüstlük konuşur,,, keskin, bıçkın ama o üst yerlere boş yere gelmemiş; bir tip, bir karakter var herifte, gökovaya inerken kıvrımlı bir yoldan iniyorsun ve herif o yoldan ikiyüz kilometre hızla iniyor, köpekleri olmuş belli, otomobil bile köpeği olmuş, hız ikiyüzbir kilometre olsa yoldan çıkıp darmadağın olacağız, limitte kullanıyor herif, bir matematikçiyle, limit hesabı yapan bir matematikçiyle kapışır gibi, neyse işte limiti de biliyo, mimiti de,,,

 

bu arada paraları yarı yarı yapmışız dört kişi, biz muratla minimum takılırken, diğer ikili lüks bi yere girmiş, kallavi bir parayı dönerli mönerli bir ziyafette yemiş,,, marmariste bulamamışlar adresi, kalan parayı da pansiyona gömmüşler,,, ve zafer ama,,, son üçbin yılın en soğuk kışında, 19 yaşında, ankaradan marmarise 26 saatte vardık,,, marmarise varmadan, gökovanın girişinde murat bi kaç akineton daha patlattı, o hapta sınırı geçersen fil de kopar, film de,,, geceydi vardığımızda, eve girdik bi, bizimkileri aramak için çıktık, derin ıssız bir yol, birkaç köpek havlayarak yaklaşıyor, muratta o an film koptu, yanımdaydı, bir koşmaya başladı, ne oluyor demeden sırra kadem bastı, noluyo laynn dedim, köpekler yaklaşıyo, kafam iyi de; tırsıntı bastı, o gece evde tektim,,,,

 

marmarisin barlarında sivil polisler yakalamış bunu, oralarda uyuşturucu mevzuunu bilirler, yaygın değildi o zaman, ama oralarda bilirlerdi,,, bunu şubeye almışlar, doktor eniştesini aramış, herifçi Allahtan akıllı, ben emniyetin doktoruyum demiş, bizimkine iyi davranmışlar, sabahta aklı başına gelmiş, geldi eve, bizimkilerle de bi şekilde buluştuk, cep telefonu yoktu o zaman, insanlar birbirini koklaya koklaya bulurdu ama bulurdu, hehehe,,,

 

5-6 tane daha küçük hikayesi var o yolculuğun, mesela denizliye ya da neresi lan orası kütahya mıydı, bir şehre bir kamyonla girdik, herif önce bize sarkmıştı, iki kişiyiz Allahtan, net tavrı görünce ilişmedi bize ama cinsel coşkusu içinde patladı, kamyon boştu ve yemin ediyorum, şehir içinde hızdan zıplıyordu kamyon, tavanda yumuşak bi yastık kaplaması gibi bi şey, kafamız değiyodu tavana, öyle zıplıyoduk, polis çevirdi bunu, ona bi karton marlboro verdi, gelince soydunuz mu lan beni dedi, sigaralarını kontrol etti,,, dolu bir kamyon ya da tırla yokuş yukarı vurmayacaksın otostopta,,, şöyle anlatayım, inip koşsan daha hızlı gidersin, gaz pedalına tuğla koyan şoför bile vardır, tır otostop için idealdir, tırın kafası geniştir, şoför koltuğunun arkasında uzanacak yer olur, bir tırla 5-6 saat gittik, herifçi kıyaktı, ikişer saat de uyuduk, evde otuz saat rahat basarsın da, yol da otuz saat basmak zordur, uykun gelir,,,

 

dönüş yolunda derdimiz açlıktı, otuz saattir açtık, bi şekilde bi ekmek mi ne yedik dört kişi, yine bi şekilde dördümüz afyon terminalinde bir araya geldik, soğuktan sabahı beklemek için otogara girmiş onlar da,,, afyon otogarında bi ton lokumcu var,,, birinin yanından geçerken, adam uzattı bi tane, ikram satışlarının bir parçası, bunu anlayınca, yirmi kadar lokumcu dolaştık, karnımızı lokumla doyurduk,,,

wosh götler, ikisi de boğazlıdır, adam başı bi dana yerler versen,,, bütün parayı dönere mönere pansiyona gömmüşler,,, ama limit iyidir,,, macera diyosan, o limittedir,,, aç kalacaksın, donma tehlikesi atlatacaksın, bi ton ruh hastasıyla karşılaşacaksın, uyuşturucudan filmi koparacaksın ki macera olsun,,,

manyaklık diyorum ya, basit olarak şöyle anlatayım ruhsal patolojiyi,,, yollarda bir de kamyonların konakladıkları yerler vardır, otobüslerin tesislerindeki yemekler fiksdir, ikinci sınıftır, kamyoncular ise birinci sınıf takılır,,,

bir kamyoncu açtı, fena da bir herif değildi, arkadaşça yaklaştı, bize de enfes bir kavurma ısmarladı,,,

saykokilırrr kesköse,,,

kamyon konağı, 5-10 kamyoncu var, televizyon açık, porno, hard porno, herifler bi taraftan yemek yiyo, bi taraftan porno seyrediyo,,,

en azından neden kamyoncuların yarısının bize asıldığını anlamış olduk,,, faşizm vardı, tüm patolojisiyle, ruhta da, bedende de,,, bu maceraların hatunlu versiyonları, o hatunlarla silah çekilen versiyonları, sivil polislerin boş evi makineli tüfekle taradıkları versiyonları,,,

 

Fücük üç; dayanılmaz varolmanın bir başka hafifliği,,,

 

Solun yetmişten sonraki ikinci yükselişi,,,

odtüden sorumlu astsubay ve yüzbaşı direk gestapoydu, ama odtüdeki fraksiyonların çekirdek elemanları da çok sıkı çocuklardı, yetmişleri aratmıyorlardı,,, bir kere sıkı bir kalabalık eyleme girişti,,, astsubaydan bir bakışla talimat alan jandarma, yanında askerle konuşmaya gelmiş olan temsilcinin –ki hatundu- başına dipçiği olabilecek en sert şekilde geçirdi,,, hatunun kafası yarıldı,,, bir birdir, iki ikiden fazladır yazmıştım ya bir ara,,, öğrenciler bin kişinin üzerindeydi, yüz kişinin üzerinde de silahlı jandarma, tanrım o anı unutmuyorum,,,

uf değil, direk füü, şimdi aklıma geldi, şimdi tüylerim diken diken oldu, o dipçik darbesiyle, yemin ediyorum bir saniye içinde,,,

 

bir saniye içinde!!!

 

bin kişi tek ruh oldu, yemin ediyorum bunu gözümle gördüm, parçası oldum, bunu anlatabilirim size, elimde uygun bir metafor var, hristiyan üçlemesi, baba ve oğlu anlar da çoğu, kutsal ruhu hele bir ateist bir yere oturtamaz,,, ben o kutsal ruhu, bin kişide tek ruh olan o kutsal ruhu ve onun gücünü o gün gördüm,,,

 

çatışma tetiklendi, jandarmalar gözüne kestirdiklerinin silah doğrultarak peşine düştüler, biri de benim peşime düştü, tırstım da, herro melekleri, merro melekleri uçuşuyordu gökyüzünde, yakalansan, gözaltı, soruşturma, şubede hakaret, en hafifinden kaba dayak,,, mühendisliklerde, sıyrıldım heriften,,,

 

milan kundera zeki bir adam, politikanın açmazlarını bilen birisi, doğrudan politikayı reddedebilirdi,,, varolmanın dayanılmaz hafifliği,,, o kutsal ruhu gördü kundera,,,

dicleyle konuşuyorum, eylem diyor bana, bir yerde haklı da, ama benim şu anımda fırlama bir teorisyen olduğumu unutuyor, benim birikimimden dolayı daha cuk eylemim bu, düşünmek, aktarmak ve yazmak, o eylem anını yaşamayan, kundera da bahsetmiştir, bazen ünlü tayfası, sanatçı tayfası kendinden menkul bir sorumluluk hissederek yer alır bir davada,,, o eylem anını bilmeyen, o kutsal ruha katılmayan, kundera söyler ve aşağılar da, sahte ruhtur,,,

 

fuko da (marxistler çok geç tanıdı onu, marx kadar dehadır), sartre da politik ahlakla davrandılar, o kutsal ruha katılarak,,,

 

eski önyargılarımdan biri bir şeyi bilmek için çok okumak gerektiğiydi, fil midelilerle polemiğe girmezdim önceleri, paradigma sabitken, o paradigma içinde ve devrimci ahlaka duyduğum saygıyla susardım, dinlerdim,,,

yine de çok erken bir zamanda, hemen hemen bütün sol grupların dışladığı hatta düşman olarak gördükleri fikirlerle, eleştirilerle karşılaştım, zekamı kullandım, kirlenmeden, az ve doğru okumayı öğrendim, onların bu tepkisini haklı çıkaran önemli bir mazeretleri vardı, “post”u birkaç büyük gazetede birkaç yavşakoğluyavşak liboş, hadi uluenginler, engin ardıçlar, şu emre kongarla çıkan herif, ismi aklıma gelmedi, oh be gelmedi, serdar turgutlar temsil edince, post duyunca alerjik bir tepki veriyorlardı,,, bir yanda hard hapiste olan, işkence gören, öldürülen fidanlar, diğer yanda gayet politik olarak çelloyla sevişen yavşaklar, bunu bir sanatçı yazsa anlarsın, ancak bir gazetenin başyazarına, sağ-sol yazarına yakışmaz bu, o adamın çellodan da sevişmeden de bahsettiği muallakta kalır, onu kültür-sanat sayfasında bir göt yalayıcı yapar,,, kruçev BM toplantısında kürsüye ayakkabısını çıkartarak vurdu, dünya gergindi, bir önceki gece lolita fantezisi kurduğundan bahsedemezdi,,, bu ülkede de reel bir hard faşizm yaşanırken büyük gazetelerde böyle eşzamanlı liboşların türemesi post-politik, post-ideolojik bir tavır değil, dibine kadar politik bir tavırdır,,,

 

solu soldan özellikle eleştiriyorum, reaksiyonerdi, devrimci olmanın çekirdeğini ıskalamış, geleneğe biat ediyordu, buna açıkça muhafazakarlaşmak denir,,,

doksanlarda stalinizmin bir fraksiyon olarak yer almasını kimse eleştirmiyordu, hatta katı, çelik! disiplinleri yüzünden sempati de görüyorlardı devrimcilerden, gençken hayatı tanımadığın için radikal olursun, radikallik her zaman iyi bir şey değildir, dirençle karşılanır, iktidara, zora dönüşür,,,

hayat; olması gerekeni, olana ağır ağır ama kıvamı tutana kadar yedirmektir,,, bunu evdeki hesabın çarşıya uymadığını tadan, görmüş-geçirmişler bilir,,,

 

feelozofta, ne yazık ki hala pek çok insanın anlamamakta direndiği biçimde, gerçekliğe aklen en yakın temas eden yorumları yayınladım (üstelik vahim bir biçimde otuz yıl gecikmeyle), fuko’nun aranan anahtar kelimeler arasında en üstlerde yer alması sevindirici bir gelişme,,, marxın düşüncesi kuşkusuz kaba bir maddecilik değildi ve batı usunun doğal bir sonucuydu ama ne yazık ki yanlıştı,,,

bu zaten zavallı bir insan modeli sunmaktadır, basitçe ekonominin — üretim ilişkilerinin—nesnesi olan insan; siyasetini son tahlilde! ekonominin belirlediği insan (buna altyapının üstyapıyı belirlemesi der ortodoks marxistler),,, bir yerde sıradan insanın nesneye yakın davranışlarına da, kitlesel davranışlarına da sık rastlanır 20. yy modernizmi içinde,,,

ama insan aklının potansiyeli üstyapının altyapıyı belirleyebileceği bir kümeyi de içerir, hele ki sistem değişiklikleri, kırılmalarında kümenin niceliği bile değil, siyasanın niteliği belirleyici olur,,,

 

(((rusya’da bolşevikler, menşevikler karşısında azınlıktı, lenin gibi bir dehayla iktidarı o azınlık ele geçirdi,,, keza mustafa kemal için de öyle; tek parti; diktatorya,,, mustafa kemal sevilirdi, harbi sevilirdi, ulan bu herifler temizdi be, harbiden temizdi, davalarına adanmışlardı, hataları oldu olmasına (leninin en büyük hatası anarşistleri tasfiye etmesiydi; leninin, bolşevizmin elçisi olan mustafa suphi’nin katli olayının tüm ayrıntılarını öğrendim dedemden, bu tarihi bilgiyi kimse ayrıntılarıyla bilmiyor, sadece dedem ve ben, dedemle konuşup bir ara tam yazacağım, -belki dedemin vefatından sonra-, mustafa suphiyi öldüren çetenin bir elemanı dedemin dayısı, olayın tüm ayrıntılarını dedeme aktarmış, karadenizde yeğenlere torun denir, öyle bir yakınlıktır yani,,, buraya sadece şunu yazmak istiyorum, mustafa kemalin doğrudan bir emri yoktur, emri, ilgili kişilerin mücahir belediye sınırlarından çıkarılmaması şeklinde olmuşsa da, bu talimatı bu işi ters bir biçimde halledeceği açık olan bir adama vermiştir, mustafa suphi’nin karısına ilişilmemiş, diğer tüm erkekler öldürülmüştür, gemi de hiçbir patlayıcı kullanılmadan batırılmış, mustafa suphinin son sözü, bunu yapmayacaktın mustafa kemal, bu sana yakışmadı olmuş) ama mustafa kemalin milli eğitim bakanı (kemalist olması babında, 1938-46 arası 7 yıl 5 ay) can yücelin babası hasan ali yüceldir, köy enstitülerini, devlet konservatuarlarını kurdu, bir de bir –izm vermeye kalksan pragmatizmden başka bir zikim veremeyeceğin, recep tayyip hükümetine bak,,, recebimin, ah recebimin milli eğitim bakanı, intihal (hırsızlık) yaptığı için rektörlükten atılmış bi herif, ismini bile yazmıyorum, burası kirlenmesin,,,,)))

 

kitlelerin nesneleşmesi durumunu şöyle açıklayayım, bir arkadaşım büyük bir reklam şirketinde çalışıyor ve tüketici araştırmaları ve reklamların ciddi bir etkisi olduğunu, büyük bir yüzdeyi (sınıflandırmayla) kapsadığını, (dolayısıyla insanların şempanze gibi davrandığını), ölçülebildiğini söylüyor, (hatta coştu bir ara, beni de kattı şempanzelerin arasına, saçmalama diyorum, bir reklamdan etkilenip bir şey satın almam imkansız bir şey benim için, ne biliim baudrillard dirilse ve bir reklamda oynasa, belki o zaman bir miktar etkilenirim, yoksa cocacola seviyorum, pepsinin tadını sevmiyorum, isterse firavun akinetonu oynatsın),,,

bunun dörtbir yandan ideolojisiz olduğu savunulan neoliberal ideolojinin etkilerinin sonucu olduğunu, bir siyasanın sonucu olduğunu göremiyor yine de, insanların kimliklerinin tüketici alışkanlıklarıyla tanımlandığı bir siyasanın,,, siyasa örtük, çünkü kabullenilmiş ve içselleştirilmiş,,,

 

şunu dinleyin, önemli, çok önemli bir hikaye; ilkellerin keyifleri yerindeydi, uygarlığa, bir birikim ekonomisine ve devlete geçmek için hiçbir sebepleri yoktu, hayatları pagandı, güzeldi, harbiden güzel,,, az çalışıp, bol yaşıyorlardı,,, coşkulu, doyumlu ve kutsal,,, ve ilkel insan demek cahil insan anlamına gelmiyordu, pek çok bölgede beslenme kültürleri çok zengin bir bitki çeşidinden oluşuyordu,,, doğaya saygılıydılar,,, filler kadar,,, hemen bütün hayvanlar besin kaynaklarını talan etmezler,,, besin kaynaklarının tekrar çoğalması gereken sınırı aşmazlar,,,

 

(şunu dinle, ilkellerin gözleri o kadar iyi görüyordu ki, Jüpiterin altı uydusunu, çıplak gözle görebiliyorlardı)))

 

bir ekonomik sıçramayı, ekonominin yasalarına maruz kalmayı zerrece arzulamadılar, hayatlarını altyapısal (ekonomik) bir etkiyle değil, uygarların (siyasal) fiili zoruyla değiştirdiler,,,

 

belirleyici olan siyasettir,,,

 

zaten umut da budur,,,

 

şunu söylemem lazım, marxizmin gedikleri başka şey, bu insanların, devrimcilerin toplumsal bir ahlakı, işkencelere, açlık grevlerine, f tipi hücrelere, faşizme rağmen savunmaları başka şey,,, kapitalizmin dünyaya ve insana düşman bir sistem olduğunu da marx çakmıştır tarihe,,,

 

milenyumdan sonra ortodoks kalmak –altını çizmem gerek; sol bir derinlikle bakarak- bir dinozorluktur, ancak 20.yy boyunca reel bir gerçeklikleri vardı ve öyle ya da böyle moderniteyi, modern dünyayı ve onun insanını ileriye götürmeyi amaçlıyorlardı, ezilenlerin ve sömürülenlerin, tutunamayanların ve kaybedenlerin olmadığı adil bir dünyayı, insana değer verilen bir dünyayı,,,

 

yaşadığımız çok acı bir politik gerçeklik var, insan nüfusu olması gerekenin yirmi katı ve riskleri gelecek kuşaklara satarak, talana ve tüketime (tüketmek lan, yerine koyamayacağın şeye tüketmek denir) hem de artan oranda devam ediyoruz,,, e sonra tabi, postmodern şaşkın insan…

 

(birey denmez ona, bireyin altın çağı modernlikteydi, o kalın çerçeveli entelektüelleri bireydi mesela,,, birey olacağım derken tüm orjinalliğini ve otantikliğini yitirip küresel bir tektipe dönüştü, dönüşüyor,,, otantik kalabilenleri ise bir turist olarak yağmalıyor, tebrize turist değil gezgin olarak giden iyi niyetli bir hatun iranlı çocukların fotoğrafını çekmek istiyor ve çocuklar ondan bunun için para istiyor, bir kamerayla senin yaşantı parçana katmak istediğini, senden önce kimbilir kaç kişi bilinçsizce, bencilce istedi, aaa orangutan, aaa otantik insan ve mee: otantik insan ve ben,,,

 

…postmodern şaşkın insan,,,

yolunu, gerçeği kaybediyor, galaksilere otostop çekiyor,,, de,,, da,,, şansı düşük, onu alacak bir uzaylı iyi ihtimalle, yani bi ihtimal, yüzmilyon yılda, bi milyar yılda bir dünyanın yanından geçiyor,,, ben bu otostopa çıkmaz, yürümeye başlardım, en azından varmak istediğim yere bu süreden önce varacağım kesin,,,

 

Füü hikayeleri,,,

1002 numarayı anlatayım,,,

 

Romroman diyorum ya, salladığımı zannetmeyin,,, yazgı! bazıları tadar bunu, diğerleri her şeyin iradeleri dahilinde hareket ettiğinden o kadar emindir ki,,, niçe desen de, cibran desen de, eric clapton desen de, bob dylan desen de anlamaz,,, normal bir insan tepkisi, insan yaşantılamadığını bilmez, hele ki usuna aykırıysa reddeder, sen usa aykırı bir şey yaşıyorsan, seni anlayamaz, eleştirir,,, Tanrı insanlara görünseydi, yüzdedoksandokuzu rüya der, reddederdi,,,

 

D. adamım benim, o romla çarpılmış, binbir dipsiz kuyuya atlayarak, günahlardan, iki şişe viskili ateşlerden, kendine verdiği zararlardan geçerek, o sarhoşluktan güç bela ayılmış,,, boşandığı eşine saplanmıştı, eşi bir beyin damarı tıkanması sonucu felç geçirdi, onu hastaneye götürürken, eşi tamamen hareketsiz olmasına rağmen onun boğulduğunu içgüdüsel olarak hissetmiş, adam dilini yutmuş o sırada, arkadan elini ağzına sokarak, nefes almasını sağlamış, hayatını kurtarmış onun, anlatmamı istemez belki, harfle yazdım onu, eşine felçliyken uzun bir süre baktı, hatta onun erkeklik gururunu düşünerek, binbir ince davranışla, çoğunuz yaşamadınız aşkı, beni de pis sattılar, ama aşk budur işte,,,

 

sevmek bir çok şeyi göze almaktır,,,

 

neyse adam sağlığına kavuşunca boşamış adamımı, ben sevmiyorum bunu, nikahı salt bir akit olarak, bir sözleşme olarak görmüyorum ama sorumluluğu alınması gereken bir karar olarak görüyorum,,, hadi bi evlenelim, bi deneyelim olmaz,,, çocuk da var üstelik,,,

 

iyi günde, kötü günde,,,

 

hastalıkta ve sağlıkta,,,

 

benim adamım onnumara değil, onbir numara,,, kafadan onbir numara,,, ona sözüm var,,, açık çek,,, elime istediğim para geçerse,,, oraya istediği şeyi yazsın,,, sadece yazsın yeter,,,

 

beni sorumsuz bir adam olarak bilirler, sorumluluk dedikleri fasarofisoro sosyal normlardan başka bir bok değil,,, ellibin yıl önce yaşamak istiyorum, ava çıkmak, ateşle, ayla dansetmek istiyorum, bu kadar basit,,,

 

ben gerçek bir sorumluluk taşıdım hep, sorumluluk sevgiye yanıt verme kapasitesidir, sana sevgiyle uzanan bir eli, elinle değil ruhunla tutma kapasitesidir,,, bir dosttan sırtını alma, ona sırtını verme kapasitesidir,,, bunun suistimal edilmesi çok yaralıyor insanı, hayko cepkin parçasını yapıyor; yarası saklı,,, o yara, o suistimal çok zor iyileşiyor,,,

 

nefretim, gerçek nefret oluyor, yok edici oluyor, bir ara saf iyilik hülyalarına kapıldım, wittgenstein’ın bir sözü vardır, iyi olgu uzamının dışındadır, böyle insanları yok etmek lazım, evrimin şık seçici bir faktörü bence,,, sekiz kişiyi öldürmek istedim, hukuki bir mani olmasa ve şansım olsaydı yapardım,,, sadece sözcüklerle bir kaçını devirdim, birden uyandım her şeyden, yıllar sonra tabi,,, hayatım gidiyor, buna uyandım,,, dur dedim, du bi bi du,,, hayatlarına bak bir, altısının hayatı zükük durumda, ş. dahil, ikisini bilmiyorum, birine pis kafayı taktım, ona özel muamele, ilk salvomu geçiştirdi, on numara piçtir, bi pisikoz raporu verdiler bana, insan mahlukatı sana inanmıyor, 46’lık raporuna inanıyor, dua et 46’lık değilim, 46’lıkların cezai ehliyeti yoktur, seni cezasız kalarak indirirdim, zevke bak be,,,

 

kimse benden özür dilemedi, (bi eski toprak hariç, onla da pis dalaştım da, iş işten geçmişti de, harbiden geçmişti de, de de de, da da da), bu kadar zor mu lan özür dilemek, adam olurdunuz hiç değilse gözümde, kendimi koyuyorum sizin yerinize, ki iki kişi buldum geçmişten, aradım buldum, ki onların meselesiydi, hatunları bana meyletti ki fiili bi şey yaşamadım onlarla beraberken, yine de hayat dedim, kalplerinde sızı oldum dedim, kalpleri rahatlasın diye özür diledim,,,

 

belki ikinci salvoda yuvasını yapacağım, belki çok da müthiş bir bölümü var, hemen yapmıyorsun, yapacağını söylüyorsun, o korkuyla yaşatıyorsun onu, bi söz vardır, aklınızda bulunsun, köpeği öldürme, korkut derler,,, uf ve füü, zevkle ve memnuniyetle, daha da güzel bir yerindeyken hayatının, daha da tatlı bir intikam olarak, intikam soğuk yenen mezedir, niye biliyor musunuz, sıcakken dokunursan ona, sen yanarsın,,,

biriyle öyle bir uğraştım ki, onbeş yıllık adamımdı, önden darbesini affetmiştim, arkadan vurdu bir de, gebere gebere uğraştım, o psikiyatristin karşısına oturttum onu, manyaklığını tescil ettirdim, zevkli yanı, boynunu eğdi, manyak olduğunu kabul etti, yuvasını yapacaktım, kızı var, vebalini almak istemedim, havale to up, kesin çözüm, karısı götüne tekmeyi koymuş,

boşanıyor şimdi,,,

gebere gebere uğraştım derken, sözcükler değil sadece, sözcüklerle ötesi,,, bir yasak aşk yaşıyordu, gül gibi kızdı, onu önce aklı sıra bana iyilik yaparak koynuma atmaya çalıştığı dandik bi hatunla aldatıyordu, ayrıntısı ben de kalsın öyle bir şey yumurtladı ki bana, onun da aşığının da boynunu kestim,,, ikisinin de gözlerinden acıdan kan fışkırdı gördüm,,, hatun desen melake değildi, çifte günah,,, darmadağın oldu, damdarmadağın,,, şu cins; sevgilisine bunu bülbül gibi şakımak zorunda kaldı,,, on numara bi çocuktan, on numara bir hayattan tekmeyi yedi,,, Web 5.0; Facebook; el amin!

 

benim iyiliğim saftirikliğimden değildir, kalbimdendir,,, birinin boğazına çöküp özür dile lan benden denmez ki,,, önce ince bir şey söylersin, sonra bir ince şey daha, bir daha ve bir daha,,, kaz kafalı değilsin homo sapkare, artık anlamalısın bunu, anlamadın mı, bak çok inceldim, bir samuray kılıcına döndüm, tek bir darbe kelleni almaya yeterli,,,

bir füü hikayesi atalım araya,,, bromun füüsü,,, mevzuu denizin yazgısıydı,,, baksanıza kalpten bile değil kafadan yemiş darbeyi,,, hadese döndü o,,, öteki diye bir tiyatronun işletmeceliğini yapıyordu,,, tiyatro yerin altında,,, kuytusunda demir kapılı küçükçe bir odası vardı,,, önünde iki dev ekran bir taraftan filmleri kes-yapıştır yapıyordu,,, arkasında konsol bir piyano,,, üstünde asılı iki samuray kılıcı,,, bir dellenmesinde koluna girişmiş,,, bir jiletle, bir bıçakla bile değil, gördüm ama sormadım, o kılıçlarla doğranmış gibiydi,,, safra kesesini patlattı alkolden,,, sonra hatunla beraberken işlettiği cafe’yi devraldı,,, ahh deniz,,, yakında devredecek orayı, bi hatunla da beraber uzun zamandır,,, ama o cafe’de olduğu müddetçe arıza devam edecek,,, son olarak sokağı tek yön, ters giren heriflere sardırmış,,, direk indiriyorum, dalıyorum dedi,,, bi gün yazgısının muhitinde bi sokağa daldık,,, zipposu vardır,,, hatunu bi herifle ilişkiye başlamış,,, zippo benzinini almış, herifin arabasının üstüne dökmüş,,, kıvılcımı çakmış,,, biraz seyretmiş,,, yürüye yürüye ayrılmış,,, hayatı bize sorun,,, bazı sözler efsanedir, sadece efsanedir,,, kötülere bir şey olmaz gibi,,, apo diye bi herif vardı, ayaktan aksaktı,,, çevresine it çakal toplamakta mahirdi,,, itin itiydi,,, birine canım ciğerim diye yanaşır, .muğa koduum diye bıçağı bi yerine geçirirdi,,, sert kayaya toslamış, kırkını göremedi, indirmişler dedi,,, on numara güzel eşcinsel bi arkadaşı almanyada bunu fikfik için satmış, gurbet oğlum orası, yabancısı yabancı değil,  yamyabancı,,, satış desen satış değil, samsatış,,, HIV kapmış, kemiğe dönmüş o gümgüzel herif,,, tiyatronun beyni olan herifin kütüphanesini gördüm,,, onbir numara,,, bu herifi intihardan çekti aldı,,, ayrılacağını söylemiş, adam ödeme yapmayınca, bütün bilgisayar sistemini bir gece de gümletip ayrılmış,,, bi kaç gün sonra onun için gittim, kımız diye bi hatunla sohbetimiz vardı,,, damar solculardan,,, giyimine laf eden bi polisi diliyle darmadağın etmiş, gıkı çıkmadı dedi,,, benim denizin salvosundan haberim yok,,, bizim beyin geldi,,, bana gık etmedi,,, gık edemediğin, edilmeyecek yerler vardır,,, yüzde on homokareysen bunu bilirsin,,, yüzde sıfır homokareysen,,, insan değilsin yavrusu sen daha, primatsın, şempanzesin,,, denizde deli hikayeler var,,, o dişe diş hayattaydı, buna mecburdu,,, benimse kaçacak çatlaklarım oldu hayatta,,, ha herkesin de götü yemez kaçak olmaya o ayrı,,, ben o çatlaklarda düşüncelerle, sanatla seviştim, kendimle seviştim,,, ilk hedonlardan biriyim ben,,, bir isyan başlattım, niçe gibi,,, bir ara bok attım, suç attım hedonluğa, hayatın bir halinden çarpılmıştım, sürüden ayrılmama kestim hesabı,,, ama şimdi kendime geldim,,, şöyle anlatayım durumu; dün maliyede müfettiş olan genç bir komşum geldi, bir nevi toplumcu olduğunu, sürüden ayrılanı kurt kaptığını söyledi,,, biri daha sürüden ayrıdır dedim: Çoban,,, (İsa da Apollon da çobandı; huhuhuuu, üç, beş, sekiz; uuuuu! sorun hedon olmakta değil, yarım hedon olmakta,,, tıpkı yarı-eğitimlinin cahilden daha tehlikeli olması gibi,,, ben hiç bir tam hedonu mutsuz görmedim,,, iki hedon ruhlu grup, yirmi kişi olmuş, ufak bi cluba gitmiştik,,, sallanmaya sallanıyordu da insanlar, danseden bir tek bendim, süperman almıştım o gün ama bir uzaylı değildim, bir tanrıydım, buydum,,, nasıl desem Tanrıyı gördüm o gün karşımda, elini ileri uzatmış, avcunda bir elma vardı,,, soran gözlerle bakıyordu bana, sözcüksüz yanıtladım gözlerimle, elindeki ne; adını unuttum ben onun,,, kafadan unuttum,,,

sözcükleri bana sorun, sadece tek bir sözcük, domdom kurşunu gibi kalbime fındık kadar girdi, arkadan ayva kadar bir delik bırakarak çıktı,,, bi kötü, hatta bi çok kötü, ama bi de çok iyi,,, sözcüklerin ne olduğunu, Cebrail’in neden “Oku’ dediğini, adem elmayı ısırınca, ilk günahı işlediğini, ona “elma’ dediğini harbiden anladım, harbiden öğrendim,,, Şeytan hiçbir sözcük kullanmamıştı, bir yılan kılığına girmişti, Havva’nın gözleri önünde elma ağacına tırmandı ve o elmaya öyle dokundu ki, adeta onla sevişti,,, Havva’yı böyle kandırdı,,,

 

 

beni kim okuyo bilmiyorum, ben gördüm, geçirdim, bende ve başkalarında gördüğümü anlatıyorum sadece, burası aynen atalarımızın dediği gibi etme-bulma dünyası, ederken, içine ederken, iki kere değil, kırk kere düşün,,,

 

hayatta bir şeyle bir haksızlığının sonucu olarak karşılaşabilirsin ama eğer bu sana haksızlık yapılması biçiminde gerçekleşmişse, sendeki günah o haksızlığı yapana geçer,,,

 

düşünsenize hayatımda ilk defa birisine seninle evlenirim diyorum, evlilik kurumuna kafadan  mesafeli bir anarşik söylüyor hem de bunu, bana ev alırlarsa seninle evlenirim cevabını alıyorum,,, hayatımda bundan daha kırıcı bir şeyle karşılaşmadım,,, bunu da götümden söylemedim, hatun bana ruh eşimsin dediği için söyledim,,,

 

neyse akıllandım, uslandım, Allaha erdim,,, adağımdır, sözümdür,,, bir miktar daha feelozofu düzene sokup, yabancı dillere çevirtmek istiyorum mesela,,, feelozof bi dergi olarak satılsaydı, kırk-elli milyar bi para dönerdi, ama gözüm yok bunda, radikal olarak olamaz da,,, benim kadar kaliteli ve karşılıksız yapan bi düzine tatlı insan tanıyorum,,,

 

ve burası net; ahlakı net: burada istediğin müziği bulursun, parasız indirirsin,,, burada istediğin programı bulursun, kilitliyse bir crack atar kilidini kırarsın,,, o “crack’i yazana da bir öpücük atarsın,,, burası net; burada dokuz numaralı tebessümle kalp çalar, on numara “post’ aşk yaşarsın,,, burada yasakları delersin, kürt ayaklanmalarını tane tane yazarsın,,, burası net; günahın Allahını da, günahın Şeytanını da kendi mahrem odanda herkesin arasında yaşarsın,,, burası net; modernlik ne kadar düzen yaratırsa, sen modernliği boğazlar bir ağla kaos yaratırsın,,,

 

burası net; bir göz kırpsan Şemse, bir göz kırpsan Judasa rastlarsın,,,

 

burası network; her iki anlamda da,,, zorunlu olarak gezinen parmaklardan fazla fazla özgür gezinen parmaklar vardır klavyenin üstünde,,,  burada ister kapılara omuz atar, ister patikalara saparsın,,, sevmediğini bir çarpıyla yokeder, sevdiğine kalbinle mühür basarsın,,,

,,,

,,

,

 

Hey you (.(((:

 

 


 

füü suresi,,,

Adem Allaha şöyle dedi, önce Havva sonra Sen,,, Elma Şeytanlı bir dubaradır, bunu duyan Tanrının Ademe hediyesidir,,, gözüyle görmek istedi, Adem doğru söylüyor mu diye, Havva’yı mı seçecek, kendini mi diye, Elma’yı Havva uzattı ona, diğer tarafta Tanrı’nın yasağı,,, sonuç malumumuz,,, (((: ulan ne tatlı herifim yaaa (((: hatun olsam sırf bu yoruma aşık olurdum (((.

 

Bi takım füü’ler:

karadenizdeki köyü şehir yutuyor, annanemlerin evini yutmadı daha,,, arsalar üç-beş katı değerlendi, yemin ediyorum zerre umrumda değil fiyatları, tam tersine durumdan nefret ediyorum,,, insan mülkiyete pis bağımlı olmuş, fakirlik istemem –kimse için, fakirlik güzel bir şey değil ama aşk hastalığında şunu öğrendim, ruhun zenginliği öyle önemli ki; o zenginlik için bir hırka, bir lokmayla yaşarım, sen de yaşarsın uşağum, ha ben, ha sen, ha uşak ha, buda da, isa da uşak, insansun daa,,, anlaysın da, anlamamazluktan geleysun,,,

bu arada jesus grekize, romanize edilmiştir,,,

hadi asli bi hatayı daha öğrenin, yunan sözcüğü yanlıştır, iyonlara denir ki, greklerle ilgisi yoktur, senin benim gibi anadoluludur,,, Yunanistan değil, adamlara ne diyor gavurlar Greece,,,

kudüs ve çeperi lan orası, oradan sarışın adam çıkar mı, karaşındı isa, benim yani isa anlasanıza,,,

 

hehehe,,,

hahaha,,,

huhuhuuu,,,  (Apollon olurken lens takıyorum aramızda kalsın;

hö??? ?? ?

Öküz müsün, tamam: Hööö,,, Hööö,,, şimdi üzerine alındın değil mi,,, ah şunları kendime yazdığımı bir bilsen,,,

Hataya düşersin sen, öküzden alınırsın,,, ben ise gurur duyuyorum bundan, ne de olsa dünya boynuzlarımın ucunda dönüp duruyor,,,

ahıhahıha; bu Jethro Tull’ın bir şarkısındaki deli gülüşü; her duyduğumda otomatik bulaşır bana,,, otomatik dedim de aklıma geldi,,, fi tarihi; tımarhaneye ilk girişim aşk dellenmesi sonrası, kuğu gibi bir asistan ilgileniyor benle,,, yanına gittim, çok acı çekiyorum kuğu hanım, neye bağlıyorsun, otomatiğe bağlıyorum,,, güldü, acıma güldü doktor kuğu hanım, onu vurmalı mıydım, söyleyin hipokrat yeminini bozdu mu, aristokrat ve hipokrat yeminlerine kafadan duyarlıyım, diğer yemin bozmalarda önce dinlerim, makul bulursam bir rahip olurum, affederim ,,,

 

derviş hesabı bi hırkayla (hırkalarımı çok severim), bi yıl peynir ekmek yesem gocunmam, a-za kanaat getirmek önemli, gri mevzulara takılmıyosun, olacaksa pink olsun, red olsun, green and blue, wamwhite, binblack,,, fantom olsun, ormanda on kaplan gücünde olsun, zevk için, keyif için, haz için olsun diyosun,,, olsun olsun, mümkünse Ferrari olsun diyosun,,,

morfinin, eroinin en sevdiğim yanı, az yersin, terlemezsin de, kirlenmezsin de, istesen az yıkanırsın,,, bazıları fizyolojik olarak obezdir, kuzenim var, pehlivanım o benim, yakışıklım yani, ama kültürel obezleri, amerikan obezlerini sevmem,,, bi de dolmuşta, otobüste felan ekstradan bacaklarını da açıp yayılan obezlerden nefret ederim,,, zaten bibuçuk porsiyonsun hadi buna eyvallah, bari iki porsiyonluk yer tutma,,,

 

devrim yapasım geldi,,, on numara bi regrese yazı yazmıştım, liseli saf aşık modunda, benim gibi birinin regrese olması, o hali yakalaması kolay değil,,, çocuğun biri bana yurdumun okumuş insanı nınını gı! yazarak zıpladı, hani yazıda okumuş bi adam bile yok, liseli bi çocuk var, aşık atmak mı eyvallah, bi “la” lı, bi “gı” lı cevap yazdım, yanlış anlama dedim; bildiğin nota benim la, seninki de öyledir muhakkak, do re mi fa sol la si “gı”,,, hahaha,,, doymadı,,, beni arızaya bağlattığı için gümüş madalya taktı kendine,,, hımm,,, bu yarışta iki kişiyiz dedim, senin yerine at da koysak, eşek de koysak gümüş madalya alacaktı,,, hehehe,,, neyse lafın bir yerinde (yaf orijinal olun biraz) döne döne uçarsın artık dedi,,, devrim yapasım geldi; bi günlük devrim,,, kabul ediyorum çocuk bunu,,, Morphine gibi morfin, Burroughs gibi (h)eroin, Mevlana gibi afyon, onlar gibi, benim gibi kafadan takılırsan,,, sufi gibi “döne döne’ uçarsın, Ay’a kadar, Jüpiter’e bile ve de…

(Morphine’den the Otherside’ı bulun dinleyin, onbir numaradır, playlistimde vardı, limit tırpanlamış, onlar o parça için seçilmiş ruhlar, yaşadılar, kanlarıyla yazdılar,,, kitaba bir cd ekleme gibi bir hayalim var,,, “ikinci’ baskıda patlatmak istiyorum bunu,,,

 

anzar balı yedim, biraz delilik yapar dedi annem, mazur görünüz,,,

 

İki günlük sessizlikte pişirdim, iki gün de mahsende beklettim öyle servis ediyorum, afiyet olsun,,,

 

bu arada wosh mybox wosh (wosh: aq),,, sendeki depomda 113 parça görünüyor da, sayfamda niye 100’le sınırlı,,, daha 300’lücem, 500’licem,,, elime para geçsin buraya yüzde yüz hakim olacağım bir formata çeviricem feelozofu,,, şimdilik teselliyle; wosh’la idare edeyim,,,

 

ka—

Read Full Post »