Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Gizliden Sesler – Abdülkadir Geylani’ Category

“heves ettiğin şeyler üçe ayrılır.
senin nasibindir, başkasının nasibidir, ne senin ne de başkasının nasibidir.

senin nasibin ise, ihtirasa düşüp ardından koşsan da gelir, koşmasanda. istesen de istemesen de.
başkasının nasibi ise, çırpınman niçin? o şey sana hiçbir zaman gelmez.
kimsenin nasibi değilse, o şey fitne ve tecrübe için yaratılmıştır. böyleyse akıllı kimse kendine celb etmeyi arzu eder mi?

 o halde bir hal içinde bulunduğun zaman başkasını isteme. hiçbir makam arzu etme.”

http://zeynepmerdan.blogspot.com/

hadi biraz da benden gelsin, ben kimim biliyor musunuz, unknown artist, soruya bak ya: sen hangi bilinmeyensin,,,

kalbimi görmüş olandan, sevmiş olduğumdan ne fitne gelir, ne fücur, olsa olsa bir yorum hatası vardır, zamanla düzeltilir,,,

sevgili bağlamında değil de, dost bağlamında, çok hassas bir konuda bir fitne yedim, ahhh, günahkardan nefret etme, günahtan et denir, ama bunun için ya isa olmalısın ya buda,,, budalık kesinlikle çok daha yüksek bir bilinç, yaşadıklarım beş altı yıl anamı sikti, daha en başında biliyordum buranın yüksek bir bilinç olduğunu, tamam biraz daha anlatayım hikayemi, aşkın kitabını açtım, bu eylem suç mu, suçsa cezası nedir diye, açık yazıyordu, bu suçtur, cezası idamdır, infazı aşık gerçekleştirir, isa da buda da yanağımı öptü tabi, onlara canlarını bağışlayacaksın, yanımıza geleceksin, bu hikayede doğru ya da yanlış yok, sadece gerçek var, isa da, buda da beni beş yıl kavuran ateşi sorgulamadılar, hatta zulmü, hatta işkenceyi bile, ikisi de aptal değildi, çok zekilerdi, ateşin dünyası başkadır, mistik bir hikaye değil mi, onların dünyası, külün dünyasıydı, baksanıza, bir an temiz yürekli olun, diyelim tanrı yok, gayet materyalistçe öldükten sonra yok olacağız, peki şimdi bu hayata minnet mi duymalı, yoksa küstahça nankörlük mü edilmeli, aklını siktiret, ölümü de siktiret, ölüm bir gizem; bana inan,,,

bunu daha önce yazmıştım, ama çok etkileyici bir cümle, gerçekliğime öyle bir dokunmuştu ki,,,

dili şiir oldu, hakikat oldu: “Ateş külün hafızasıdır”,,,

Çoğu insan sözlüklerdeki tehlikeyi bilmez, bir sözcük varsa, onun karşılığında bir şey vardır,,, kabus, zehir ve çiçek ve damla, sözcüklerin de zaman gibi bir derinliği var, gökyüzünden düşen on-onbeş damla düşün, senin gözünden düşen on onbeş damla düşün, ama şunu düşün:

—Hayır yağmur gözyaşım değil, o bereket, ben ağladım mı, ben de bir insan gibi ağlarım, on-onbeş damla, saatlerce vızıldasa da insan, bu on -onbeş damlanın tekrarıdır ekseriyetle,,,

sen de, ben de gerektiği kadar ağlıyoruz, sen ondan bir inci kolye dizersin zaten, ben ondan yedirenkli  bir hale yaptım, hadi anlat beni onlara, ayın çevresine hale çizmek için sisi kullandığımı anlat onlara,,,

sözcükler kayıt altında ve aktarıldı, halisinasyon görmüyorum, düş görüyorum, düşümde gerçekleri görüyorum,,,

gerçeğe metafizik bir şapka takılmış, kutsal bir rastlantısallık değilse nedir, nereden kaynaklanır,,, “bil”diğimiz hiç bir kaynak yok, ama çok nasıl diyeyim katı düşünme, metaforları düşün mesela, varlar, postmodernlik dozunda bırakılmalı, herşey görececi bir saçmalığa çevrilemez,,,

boynuzlar ve kanatlar, binlerce yıldır ve hala varlar, şeytan, bana anlattığı bir şeyi anlatayım size, Tanrı senin önünde secde etmemi istedi, onun önünde secde edersem, senin önünde secde etmem dedim, senin önünde secde edersem, onun önünde secde etmem,,,

ou ye; who are you ke, are you here,,,

no I am there, I am not from sun, I am from moon,,,

Reklamlar

Read Full Post »