Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Kendi Kelimelerim’ Category

kendi kelimelerim?
ruhum çukurdaydı, en uzak yıldızı oradan gördüm,,,
bazen bastırıyor bir şeyler, yazsam sayfalarca yazabilirmişim ifade edebilirmişim gibi, halbuki bir yazma tekniğini bile hatırlayamıyorum bazen, eskiden karışık cümleler de kurabiliyordum, ama basit, sade bir yazım aslında daha güçlü bir şey olabilir, ya da güzel karmaşa da vardır, güzel düzen de diyeyim, kararsız duruma geçmiş bir radyoaktif madde gibiyim (bak attım şimdi mesela, kararsız duruma geçen bir radyoaktif madde naapar bilmiyorum; belki de ilk fırsatta kararlı duruma geçer-uranyumu sollamış olabilirim- ahh eski tanrımı özledim: Hidrojen!
dün çarkıfelekte bir çizgifilm sordu,,, hiçbir harf yoktu, pembe panter dedim, o çıktı,,, evet dahiyim :)
eskiden çok eskiden,,,
denge; bir ovada yürümekti…
derken…
denge, bir tarafı uçurum da olsa bir yolda yürümekti,,,
şimdi,,,
bir ipte yürümek ve bunun için cambaz olmak gerek,,,

birbirimiz için bir ağ örmeliyiz,,, ve içgüdüsel olarak buna çabalıyoruz zaten gibi (mi)

evrimden bahsederken babam çekirgeden at mı oldu diyor ve gülüyor, tartışmaya son noktayı koydum: hayır baba karınca fil doğurdu!

dut…

sanki hayattan tüm dutları ve dut ağaçlarını sökmüşler gibi,,,

tüm dutlar düş gibi…

(böylemiydi acaba; insan anlamlı bir bütündü, dağ da anlamlıydı, taş da, dağ da kendisiydi, taş da kendisiydi, dağa taş atan da kendisiydi, insan kendisiydi,,, (ilkel anarşizm olsun bu da)
sonra insan anlamlı bir bütüne dahil olmak istedi, bir bütün olmaktan, bir bütünün parçası olmaya dönüşen serüven, hatta seri üretime kadar vardı bir ara iş; kendisi olmamak-tı özeti- döngü, şu ünlü diyalektik döngü uyarınca yine dağ olmak ister, taşa dağ atan da kendisi olsun ister,,,

ne diyebilirim; tüm dutlar düş yemiş bülbül gibi…

Huzursuzluğun Kitabı’ndan (Fernando Pessoa) tadımlık:

Hayat tahayyül edebildiğimiz kadardır. Bütün dünyası tarlasından ibaret olan köylünün gözünde, o tarla bir imparatorluktur. Sezar’ın gözünde ise azımsadığı imparatorluğu topu topu bir tarla kadardır. Fakir insanın bir imparatorluğu var, güçlü olanın ise altı üstü tarlası. Aslına bakılacak olursa, sahip olduğumuz tek şey izlenimlerdir; dolayısıyla, hayatımızın gerçekliğini izlenimlerin üzerine oturtmalıyız, algıladıkları şeylerin değil.

(Böyle düşünmemin özel bir nedeni yok.)

Çok düş kurdum ben. Bunca düş kurmuş olmaktan yorgunum, ama düş kurmanın kendisinden yorulmuş değilim kesinlikle. Kimse yorulmaz düşten, çünkü düş unutmaktır ve unutmak üstümüzde ağırlık yapmaz; uyanık uyuduğumuz, rüyasız bir uykudur unutmak. Düşlerimde her şeye sahip oldum. Uyandığım zamanlar da oldu, ama bunun ne önemi var? Kaç kez imparator oldum kim bilir! Hem de en anlı şanlılarından; ama ne bayağı insanlardı! (s.117)

(Tüm hayatı boyunca hakikati aramış Fernando abimiz;
ben okudum onu, çünkü tüm mezartaşlarında yazılıdır: hakikati gördü!)

ke

Reklamlar

Read Full Post »