Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Ölme Biçimleri – Kali Rind’ Category

Ölme Biçimleri
Zaman geçtikçe büyüyen hiçlik duygusuyla intiharlı akşamları düşünmeye başlarız. Ölüm, hayatın zaman geçtikçe artan yavanlığı ve monotonluğu karşısında henüz açılmamış ve arkasındakileri göstermemiş bir kapıyı andırır. Modernizmin şeffaflığının, hayatın en mahrem alanlarını iğdiş ettiği bu çağın insanı bir ikilemle karşı karşıyadır. Ölüm, modern arzuların çeşnisinde korkunçtur korkunç olmasına ama öbür taraftan arzuların tekrarında monotonlaşan hayatın boğuculuğundan azat edileceğimiz bir sığınağı andırır. Gerekçemiz ne olursa olsun, onun karşısındaki dehşetimiz de, ona intiharlı sarılışımız da yabancılaşmanın sonucudur. Tefritten ifrata ya da tam tersine geçip gideriz. Ölmeden ölünebileceğini unutuvermişizdir. Aklımıza takılan fiziksel kasılmalarla sona eren bir biyolojik hadisedir sadece. Oysa ölüm mutlak anlamda bir hal değişimidir ve yaşamımızın başlangıcından bu yana halden hale geçmişizdir; üstelik biyolojik olarak da.

Eks olmak (exitus lethalis) keskin bir hal geçişinden başka bir şeyi ifade edemez. Bizim takıldığımız nokta bir geçiş aşamasıdır.

Ana rahmindeki dönüşümüz de ölümcül bir dönüşümdür fakat bu dönüşümün sürecine şahitlik eden başka insanların varlığı, bu dönüşümü korkunç kılmaktan çıkarır. Halbuki bu dönüşümü yaşayan için gidişat tamamen belirsizdir. Yaşam içerisindeki onca ölümü görmezden gelmemize sebep olan ve bunları keskin bir biçimde diğer ölümlerden ayırmamıza sebep olan işte bu tanıklığımızdır.

Hiçbir ölüm, acıları yok edeceği garantisini vermez. Dünyada dindirilemeyen acıların ölümle dineceğine dair olan inanç, inançtır işte. Ama kalbimizde sevgiyi uyandıran şeylere dair her ölümün yüreğimizde bir sızı bıraktığını duyumsarız.

Ancak, ölümün bize fısıldadığını yaşarken dinlemedikten sonra, yaşamak kadar ölmek de cehennemdir.

Ölüm bize sevgiyi fısıldar. Boş arzularımızın peşindeki havailiklerimizin hiçliğini gösterirken, biz onun karşısında çoğunlukla üç maymunu oynarız. İşte o zaman vicdan azabımızın gölgesinde intiharlı akşamlarımızla dans etmeye başlarız. Başkasının sorumluluğunu, sevgi sorumluluğunu üzerine alamamış bireylerden mürekkep dünya, kişinin kendi acizliğinde ona el uzatmayacak insanların adeta üretildiği kocaman bir fabrikaya dönüşecektir. Ölüm, şu haliyle size hiçliğinizi kusarken, aklınızda kendi zavallılığınızdan başka hiçbir fikir olmayacak ve sizi intiharlı sürgünler bekleyecektir.

Modern toplulukların intihar eğilimi, kendi arzularının hiçliğine takılıp düşmelerinin sonucudur. Oysa acıların ve işkenceli ölümlerin varlığı, birbirini çıkarları uğruna katleden hayvanlardan öte olabilmek için sorumluluk üstlenmemiz gerektiğini söylemektedir bize. Ve bu sorumluluk sadece kalbin coşkuyla attığı sevgi imanıyla mümkündür.

Kali Rind

Kalinin bloguna bir yorum attım, insan hayvanatı, ne çok yorabiler gerçeği, acaba diyorum, şu nasıl ölüm karşısında, ve savlayacağım şey de bilim-dışı aslında, bilimsel olarak düşünürsek, bir özgür iradeye sahip olamayız, belirli girdileri çıktılayan bir sisteme sahip olabiliriz, o ben dediğimiz şey bile bir yanılsamadır dolayısıyla, merak ediyorum, acaba o mistik kapı hayatın bir yerinde açılıyor mu, özgür iradenin zuhur ettiği yer, çünkü bu nokta, enel haktır artık, e doğduk, öldük, ama arada tanrı olduk ve kimbilir daha da tanrının, ve kimbilir mutlak tanrının atası olduk, bu iyi, bu iyi,,,

Reklamlar

Read Full Post »