Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for Eylül 2011

hey you,,, ikinci yazıdan,,,

süper please,,,

ikinci şeritten devam et— 

——kalbim böyle atıyor,,, sesine de,,, sessizliğine de,,, senin gibi siyah,,, tüm damarlarında kırmızı,,, mavi aşkımın imzası,,, gökden iz,,, bi bardak; saydam,,, bi milyon bardak; kafası bi milyon; mavi,,, ozan çözmüş sırrını, “a’ siyah demiş, “ö’ mavi, biri “tek’tir, diğeri 19. harftir; “sihir’dir,,, Ay’dan bak ona; bi dünya,,,

yes,,, bordered,,, for other; fORBIDDEN zONE,,,

——

ve veda hutbesi vakti,,,

son yazı feelozofta,,, (hayır yalan söyledim, bu benim simbeyaz,  rakı beyazı, simya beyazı yalanım olsun,,, rakı be yazı, simya be yazı,,, ki bu yazı ve “an’ “ka’ anasayfada kalacak, tanrılıkla hem de; yazıların zamanıyla oynayabiliyorum, ikinci yazıdan takip et beni, sabit olacak tarih, 19 eylül 2011, pi 13, çift 19, aşk kare artı mesih bölü r, bir şeye eşit mi, işte bu hiçbir şeye eşit değil,,, beni dali zikti,,, füü, mecaz da, uf! diim, öptü öptü,,, aramızda bi nüans farkı var,,, bi nüans + bi fark,,, o sürreal takılıyo, ben irreal,,,

(.(…(.(.(… .  .   .    .     .      .        .      .     .    .   .  . . ..(.((:(.— (who knows who is who))) (I do not know, I see, wait jj-ka, I shot the silver enigma,,,

with,,, with,,, wwiitthh,,, chuck palahnuik,,, Ou Ye!

,,,

,,

,

benim için ki ve sevgili vakti, kitap vakti, Ay vakti,,,

kitap için Ay için bulduğum sloganlar,,, buldukça ekleyeceğim,,, 19 Slogan,,, 12 Havarim var,,, hayır,,, birinci levelde böyle zannediyordum,,, ikinci levelde 12 Mesihim var,,, yazıları kitapta var,,, facebok’u hunt etmek istiyorum,,, avlamak,,, şantajla,,, çok pis bir suç işliyor,,, cinselliği sömürüyor, hiç mi kafa yok lan sende para kazanmak için, yaptığın çok adice, yanlış bilgilerle üstelik, bu açıkça suç,,, sömürdüğün yer bazen basit bir güvensizlik, bazen acıtıyor,,, cinsellik desen neden kimse “c’sinden bahsetmiyor,,, ortada sevgi, ona kocam diyebilirsin,,, uçta iki biçimli,,, nicelik biçimli,,, nitelik biçimli,,, neyin ne olduğu belli değil mi,,, hissetmek denen bir şey var; o cinselliği kutsal kılıyor,,, tende de,,, kanda da,,, hazda da,,, orgazmda da,,, binlerce tazminat davası açtırabilirim sana, güzel de bir mesihlik noktası benim için,,, karizmanı sıfırlayabilirim, harbiden sıfır,,, ya ayla seksen günde devri-alem yapacak,,, soysuzluğundan vazgeçip hatta özürle onu tanıtacak,,, ya da Ay’da,,, kutsal kitap dikkatli ol zuckerman,,, sekizbin gün yüzün kızaracak,,, facebook “post’ bir fenomen, buna diyeceğim yok,,, eski dostlarıma kavuştum,,, ve insanlar paylaşıyorlar,,, kendilerini, duygularını, moodlarını, sanatı, vs. vb. arkadaş buluyorlar, sevgili buluyorlar,,, facebook artık senin değil zuckerman, etiği olmalı, feelozofta benim değil ve “parental advisory’ ve ki bir etiğim oldu,,, pornografi yok mesela feelozofta,,,

Tanrı’yla konuştum, istemediğim bir şey; olmasa daha iyi, ama belki de k”an’,,, you have to fight,,, you have to,,,

elma: a.f.

,,,

,,

,

2012: Kıyamet kopacak,,, Ay Dünya’ya düşecek,,,

Ay; bir bilinç zıplaması,,,
bir kalp başka bir kalbe, Van Gogh desen Ay’a zıpladı,,,

çocukken Ay Aydı, şimdiyse kel bir tanrı,,,

It is not number ten, it is number eleven,,,
Irwin Yalom— huhuhuu!

Ay güneşin düşüdür, hİLAL en güzel düşüdür,,,

Ay!
bir yalnız
gökyüzünün sözlüğünde,,,
İlhan Berk—

Niçe’nin Vasiyeti; beni Ay’a, tANRı’nın yanına gömün,,,

Güneş tANRı, Ay bir mesih,,, Ay,,, na,,, yarısı karanlık, dünyaya hep karanlık,,,

Tanrım, senin gibi Ay’ın sarısıyla bembeyaz karı maviye boymak isterdim,,, 

adem: ben de sana benzerim, devrim vardır ve daimim,,,
havva: ben de sana benzerim, meddim vardır ve cezirim,,,
elma: ben de sana benzerim,,, bir bilgi,,, şeyin kendisi değil,,,
Ay bir dil,,, Güneşin kendisi değil,,,

Şeytan: taşsın sen ve ki parlak bir ışık, bir ayna,,, bir kelimeden, bir taştan
ateşten kasırga yaratırım,,, benim ateşimin zıddı Güneş değil,,, Sensin,,,

Allah çoktanrılı orjininde Ay Tanrısı’dır,,,

Apollo 11 dokundu ikiz kız kardeşi Artemis’e; Ay’a,,, 11 bir rakam değil, bir sayı, aklın ilk sanatıydı,,,

Ay ve gece,,, Ag,,, Ay ve umut,,, Au,,,

Şubat Ayı, Ay ayı,,, güneyi yakanay, kuzeye dalanay,,, o ayı dört yılda bir uykuya dalar,,,

 
Aklınla kibirlenme, rüzgar bile nereye eseceğini senden daha iyi bilir,,,
Aklınla kibirlen, Ay’dan çiçek topladı,,,

not: damardan takılanlar var bu bloga,,, bu yazının yorumuna doğru genişletebilirsiniz,,, huhuhuu,,, burası hayranlık oluşturacak bir site oldu, nasıl oldu bilmiyorum, belki de kendi kendine oldu,,, yanlıştı bELKİ ve -ki kanımı ilk kaynatan rekabetti,,, başka bir şeye, vermeye döndü,,, gerçek bir verme,,, bu çağın gerçek bir ihtiyacına karşılık çün-ki; insana hakiki temas; İmge!

şimdi öpücük vakti,,,

uf,,, ve füü tabii,,, elden öpülebilir, alından öpülebilir, yanaktan, rus gibi dudaktan, fransız gibi dudaktan, boyundan ve enseden, omuzdan, göğüsten, sırttan,,,

yüzükten,,, kitaptan,,, günahtan,,,

öpücem diye öpmek, öpsene beni diye öpmek,,,

toprağı öpmek,,, bebeği ve çocuğu öpmek,,, anneyi ve dedeyi,,,

ah! ve oh! uf! ve füü (2.),,, sevgiliyi öpmek,,,

kulak memesinden ve serçe parmağından, dahası mı,,, var,,, her yeri(ni) ve herşeyi(ni),,, annesi(ni) öpmek,,, tersten de yazdım işte; serçe parmağı; ha(ni) banası,,, 2. sure,,, ni suresi,,,

çaktırmadan öpmek,,, cam ekranı öptüm ben,,, sonsuz muah,,, sonsuz mucak,,,

(.(((:

öpücükten insan yapmak,,,

(.(:(:(:

——

2——

++++

burası da var anIL naapcaz,,,

güzel bir ruh, güzel bir simyayla, her şey, biraz hard,,,

ou ye,,, elinde chuck var,,, çak,,,

(( ((ve ve,, uykusuz uykusuz,, bir bir,, parantez parantez,,

– Işıklarda ineceğim..
– Herkes ışıklarda iniyor.. Kimse seslerde inmiyor..
– Sesler mi?
– Sesleri duymuyor musunuz?
– Yoo..
– Ben Allah’la konuşurum bazen…
– Burda ineyim ben..
– Allah inmesin diyor..
– Abi gözünü seviyim…
– Aa, hadi gözlerimizi sevelim…
– Abi çoluğum çocuğum var..
– Ben hiç çocuk yemedim biliyor musun?..
– Ananı avradını…
– Onları çoktan yuttum,,,

psikobalt taxi driver, içindeki ben miyim, Robert De Niro mu bilemeyiz, görünmüyor, küçük bir ipucu var sadece, trafik ışığı kırmızı değil kobalt mavisi yanıyor, hala kim kim belli değil, belki de o renk Scorsese’nin bir film hilesi,,, uf! ve füü (iki nokta bir bölü üç; iki nokta sonsuz üç kâat,,,

– Karayı mı bulacağım..
– Hayır denizi..
– Yüzme bilmiyorum ben..
– Korkma ben yılanım..
– Yıldım be Robert de Ka indir beni..
– Yılgınlık yok Direniş var..
– Sen kazandın Yaşasın Devrim..
– Işıklarda mı demiştin..
– Dedim Evet, Evet Evet; Bulutsuzluk Özlemi..
– Peki Peki Anladık; MFÖ.. (emef yumuşak g)
 

taxi tANRının, bi Robert, bi ben çıkıyorum işe, biz de yalan yok, seni ışıkta indirdik,,, taxi driver: ta; tanrı: tı,,,

ta: Bugün seni gördüm,,
tı: Atıyosun,,
ta: Valla,,
tı: Ama ben renksiz, kokusuzum, hacim de yok ben de, biçim de,,
ta: tamam işte havada gördüm,,
tı: Alla Alla,, seyahate işaret, ya Ay’a ya Jüpiter’e,,,
ta: Bi de seni 2buçuğa yuvarladım,,
tı: Kafana göre iş yapıyosun, racona göre ikiye yuvarlaman gerekir,,
ta: e hani tektin,,
tı: O da doğru,,
ta: İki büyük içmiştim çift görüyordum,,
tı: Yaşasın,,
ta: Tanrı öldü, Yaşasın Tanrı,,
tı: Ou ye,,

,, ,, Niçe’nin mezartaşında bu yazılıdır: “Tanrı Öldü, Yaşasın Tanrı.” Kimse halâ bilmiyor; hâla kimse bilmiyor.. ..)) )) 

)) ) )) ) JesusJudas Jesus JesusJudas Judas)) )

bir bildiğim J: 

keyifliyken küçük bir blog yaptım, keyif kare oldum,,, kitap tat verir, zevk verir, dokunması bile keyifli olur, “ka’yla serptim,,, büyülü bir toz, senin sahne tozun kadar büyülü:))),,, uf! ve füü (2buçuk, sallama değil yuvarlama, ikinoktadörtbuçuktan 2buçuk),,,

uf! ve füü (3.) tANRı’ya,,, aq işleri karıştırdı, bana sattı,,,

uf! ve füü (4.) elma,,, o Şeytan’a dedi, sen baştan çıkarıyormuş gibi yap,,, biraz da özgür irade üfledi,,, sabahtan geceyarılarına dek eşşek gibi çalışıyordu,,, bir maymun, bir çömlek, üçüncüde vurdu ademi,,, Allah’ın hakkı 3’tür vesaire vesaire,,,

batı-r,,, belki de şöyle 3,,, insan,,, üstinsan,,, tanrı,,, ne dersin niÇE,,, (Nikel alaşımlı Kobalt değil)))

Cibran mı yoksa,,, aşkla (ontolojik anlamda) çalışmak,,, kendini kendine raptetmek ve Allah’a ve ötekine,,, 

kıvamını ben söyleyeyim +3 Allah,,, -3 Allah,,, bir de sihir “sıfır’,,,(Tanrı en yüksek idedir ve ki en harbi idedir,,,) (İnsan için potansiyel olarak Tanrısal olan var,,, var!)

Judas,,, or Friends,,,

öpücükten mesih yapmak,,,

bir parça somutlayayım, Ayda yaşasam da nefes, hava, oksijen şart, bir parça ,,, Jesus Christ Superstar’da Judas da öyle bir ses var ki,,, dinlemelisiniz,,, dinlemelisiniz,,, (2),,, ses,,, Judas,,, 13. havari,,, yamuk somut,,, somsoyuttan iyidir:)))

Tamam,,, somut yazacağım,,, Ay’da altı kat hafifsin,,,

Jesus ben tANRı’nın oğluyum, kuzusuyum dedi,,, Judas Jesus bir insan dedi (He is a man, he is just a man),,, hangisi gerçeği söylemiş olabilir ki,,,

Çabuk karar verme,,,

Jesus: “Everything is fixed and you cant change it’,,,

Judas: “I have been used and you knew’,,,

Kutsal Ruh: Che Sara Sara (it.); “Olacak olacaktır’,,,

++

plus 2,,,

bir an Barış geldi aklıma,,, bloguna şık olduğu anlaşılan matematik önermeleri yazmış,,, ikimiz de zekadan ödün vermeyiz,,, mesihliğe ısınmaya başladık,,, ona anarşist sabotaj yaparım gündüzleri işyerinde,,, bazen vahşi kapitalizm; makine gibi tıbbi çeviri yapıyor; yazarken de, telefonda da; hahaha! diye güleriz,,,

physics,,, now,,, maths,,, moon,,, 28,,,

(sayısal keramete sahibim, komik lan bu, öyle görünüyor,,, sözel zaten benim derdim,,, söz olan,,, gümüş olan,,, bir materyalistten duyun bunu; sihirli bağlara sahibim,,, yukarıdan bahsetmiyorum, insanlardan bahsediyorum))

sabit iki harfli kısaltmalarım var, ah sihirlerim onlar benim,,, iki harfli bir PLAka’nın averaj rastlanma olasılığı, tek harfi ve üç harfli plakaları da (beşte biri kadar bir artı) ortalama 600 araçta bir,,, 19 eylül,,, son kez kontrol ediyorum dedim tANRı’ya ya da benzeri bir mevzuya,,, yürüyüş mesafemde trafikle beraber iyi ihtimalle 600 araç görüyorum,,, 3-4 tane ver diyodum tanrım,,, ne fizik,,, ne metafizik,,, ama hoş ama,,, 9 ka, 7 ay, 6 an, 6 ag,,, bu dördü için çıktım,,, 2 ay, 2 ka, bir “an’ bizim sokakta, “an’ siyah üzerine beyaz yazılmış,,, hep akt halinde, hareket halinde görüyorum onu:))) otuz arabada (bu konu dışı, hesapdışı, özel olasılık kalsın:)))(((: anIL, biz beraber dünyayı da gezeriz, Alice gibi mi zıplayacağız, tavşan gibi mi,,, soru bu,,, işe bak batı tipi kontrol, deney, hadi olsun bakalım,,, basit bir deney bileşeni de kullandım, kontrol grubu, bugün 2 tane de istemediğim, bir karşılık da verdiğim, iki iki harfli kısaltma belirledim,,, ikisine de bir kere bile rastlamadım,,,

9x7x6x6=2268 (bu sayılar üzeri olarak yazılması gerekiyor, Tanrısal bir sayı çıkacak bu halinde bile, hadi bunu yapmıyorum ilk adımda humanize ediyorum)))

altı gün altı kere baktım; altı da özel altı, düşeş,,, simya burada,,,

2268 üzeri 6,,, nitelik olarak bu sayı yani,,,

1361 KAtrilyon,,, da bir,,, da Lisa,,,

üzeri 7 var bir de,,,

eşittir tam bir:)))

9 dedi anIL,,, “iki’ de o ekledi,,,

eşittir tam bir:)))

Ou Ye!

anIL kLEOPATRa,,, “ikinci” o,,, tebaasının değil,,, ruhunun prensesi,,,

böyle bir prenses cam ekrandan öpülmez mi,,,

mmmm,,, nüans,,, hehehe,,, bu kadar ses çıkıyor:)))

an—

ruhun bende olduğuna göre bu mümkün.):)

küçük ve gerçek ki hakiki bir not: bu blogda müthiş bir kibirim ve egom da (ke) vardı, tatmin de edebiliyordum çünkü karşılığı vardı,,,

ve,,,

ki,,, 

bambaşka bir yere adım attım,,, ışığın varsa bunu bilirsin, farklı olduğunu bilirsin, onlardan biriysen, altını üstüne getir buranın, ka imzasıyla yazdıklarımın,,, benim açığım yok,,, lütfen bunu ara,,, lütfen,,,

artık sadece dünya değil,,,

meta,,,

ve,,,

ki,,,

Ay.

kalbimi öpün benim lütfen,,, SEÇİLDİM BEN! (Tek seçilmiş de değilim, kitap için ben seçildim.)

Kalbimde yüzde ikiyüz doğruluk, yüzde ikiyüz aŞK, gÜZELLİK var,,, Yüzde ikiyüz aKILA, gÜCE ihtiyacım var,,, bunun için öpün beni,,, Pisikoz değilim, akıl sağlığım çok yerinde, yüzde ikiyüz yerinde,,,

ikinci not: benim iki ruh eşim oldu,,, (kimyasal bir laylaylom değil, küçük küçük çok aşık oldum ben, bunlar “gerçek aşk’),,, benim adım “k’,,, ilkinin “ş’,,, ikincisinin “a’,,, bak karşındayım senin elif, sahtesin sen,,, o kitabın ismini değiştireceksin,,, çünkü herkesin şunu bilmesi gerek,,, şiir yazabilirsin, şarkı da,,, sanat yapabilirsin onunla, bilgelik de; Cibran gibi,,,

ve,,,

ki,,,

ve,,,

ka,,,

sakın onu kimyasal olarak ifade edebileceğini sanma,,, ve sakın,,, ve sakın,,, onu yazma,,, onu bırak sen, tANRı bile yazamaz,,, bir şey yazdıysa(m)(k) bil ki, o aşığın ya da maşuğun gözünden kopmuş bir kirpik tanesidir,,, fazlası değil,,,

19 – 09 -2011 @ 23:59

Read Full Post »

—————————————uf,,, ——ve,,, ——fü,,,

yazmadan duramıycam,,,

akta, harekete a-z kaldı,,,

 

çekim yasası dedikleri bi hadise çıktı ya doğrudur,,, akıllıysan akıllı çekersin, kralsan; kral, kraliçe felan, tanrıysan tanrı, deliysen deli çekersin,,, sadece şu ayrıntıyı bilmeli insan çekim yasasında, deliysen, delirmişsindir, yatmadan önce bir besmele çekerek akıllı kalkamazsın ertesi güne, akıllanman için bir süreç, bir zaman gerekir,,,

 

deliliğin bir türü esarettir; bir türü fena değildir, asidir, özgürleştirir,,,

 

umutsuzluğa kapılma hemen, duydun beni zevkini çıkar deliliğin hemen,,, hemen sonra,,, hemen hemen sonra,,, bir besmele yetmez de kırk besmele yeter,,,

 

o çekim yasasını harbiden yaşadım ben, bir düşken düşleri, masalken masalları, romanken romanları çektim,,,

romromanken,,, romdan bölünmüşleri, çarpılmışları çekersin, yazarsan yazarları, ne kadar yazarsan o kadar yazarları,,,

vs. vb.

 

sadece soyut cümleler ya da ful duygular, düşler, hayaller değil, bi ton hikayem var, bi ton da hikaye biliyorum yakın olduğum insanlar hakkında,,,

biri hakkımda’ya yazmıştı zaten, ben ne kadar feel yazsam da, o çocuk hareket hissiyata on basar yazmıştı, ince bir doğruluğu var, somut olarak yaşantına girmedikten sonra, karga sesi bile daha hükümlüdür senin sesinden,,,

ama totali bana sor, feel-akt; fifti-fifti,,,

bu arada bana nazar değdi de, mazar değmedi, merak da etmiyor değilim,,, e tadına bakayım o zaman, sadece gülüşünle onbin metreye çıkıyorum zaten, bıdıbıdıbıdıbıdıyı da onlara sen anlatırsın ((.((:

 

füüü,,,

 

fücük hikayeler,,,

 

şu anda türkiyede demokrasi yaşanmıyor, yasal mevzuatları, hadi özellikle terörle mücadele yasasını geçelim (fiili şiddet içermeyen ve azmettirmeyen bir basın açıklamasına sadece, sekizbuçuk yıl ceza verebiliyorlar, çocuk suçlular için hala çok ağır cezalar var, bu duruma karşı beşbinin üstünde aydın çocuklar için adalet çağırıcıları isimli bir insiyatife imza verdi)) devlet pratikleriyle değerlendirecek olursak otoriter devletle, faşist devlet arası bir soft faşizm yaşanıyor,,, bir zamanlar harddı bu faşizm ve onbeş yaşından beri bir şekilde etkiledi hayatımı, kimi etkilemedi ki,,, aziz nesinin yüzde atmış aptal halkını belki,,, toplumsal olarak ne olup bittiğinin zerre farkında olmayan ama sağ muhafazakar görüşlere çanak tutan, sağ şiddeti görmezden gelen, (sol da şiddetliydi ha, lakin legalliğin yasaklanması önemli bir veridir ve sol şiddet hiçbir zaman bir Sivas Katliamı bırakmadı ardında) 12 eylül sonrası akıl damarları kesilmiş, en değerli beyinlerini terörist, anarşist gören bir halk,,,

kelimeleri bile, anarşinin anlamını bile bilmeyen, devlet baba söylüyor, anarşiklik kötüdür diye çocuklarının kafasını siken bir garip halk,,,

 

önce bir 15 yaş hikayesi füüleyim,,, kolejdeyim,,, öğlen bi saat ara var ve dışarı çıkmak yasak,,, bi deliği vardı,,, bi avuç adam kaçardık sigara içmek için,,, yemeği dışarıda yer,,, sigaramı bazen kuytuda bir kahvede patlatırdım,,, bi marlboro bi parlement var,,, parlement severdim o zamanlar,,, bi öğlen girdim kahveye,,, kahvenin adı maradona,,, içerisi dolu,,, bi masada tek kişi oturuyor,,, oturabilir miyim,,, eyvallah çekti,,, ikinci sigaramı yaktığımda pakete gözü ilişti, yabancı sigara diye sanırım bi sigara istedi, verdim,,, değişik demdeğişik biriydi,,, saçları sıfır numaradan iki milim hallice,,, yüzü incelmiş,,, gözlerinin altı mosmor,,, siyasetin s’sini bilmezdim o zaman,,, bir yıl sonra başka bir kahvede bir tiyatro yönetmeniyle tanıştım siyasetle,,, bazı insanlar nedense beni samimi bulurlar, olur olmaz insanlar konuşur bazen benimle,,, diyarbakır cezaevinden çıktım dedi,,, bize çok işkence ettiler dedi,,, insan gibi etmediler,,, hayvan gibi ettiler,,, gözlerini nasıl anlatsam,,, gözbebeğinde hep bir ışık vardır,,, bu adamın gözbebeğine jiletle bir kesik atmışlar da, oradan daha beter bir siyah deliyordu gözlerimi,,, hani bana kastı yok,,, hani her şeye simsiyah bakar gibi,,, travma nedir o gün tanıdım,,, ruh nasıl kararır ki,,, gözler kalbin aynasıdır ki,,, beyazı, pembeyi hadi griyi de gördüm de sübyanken, kapkara bir kalbi o gün o gözlerde gördüm, o gözlerde tanıdım,,,

 

19 yaşında odtüdeyken, bir grubumuz olmuştu, devrimci ilkelere sahiptik ama parça parça içine girsek de, açık toplantılarda jandarma tarafından videoya çekilsek de, sempatizan olarak adlandırmak bizi, daha doğruydu,,, el verirdik, eylemlere katılırdık, bildiri dağıtırdık, stada mumlarla devrim yazardık, stadın da bir efsanesi vardı, betondu oturma sıraları ve kimyadan devrimcileri odtünün, boyayla kapatılmayan, üste sızan bir boyayla, devrimi kazımışlardı o stada,,, yine de dahil değildik bir gruba, sempatizandık,,,

———

bi kısım kücüf yazayım, hayat bu ülkede iki düz bir tersti de, ters olduğu zaman temtersti,,,

 

gençtik işte, delikanlıydık, dhkp-c’ydi favorimiz,,, odtüden sorumlu has adamları, bir arkadaşımın abisi ve onun sevgilisiydi, nur gibi gümgüzel bir kız, ciddiyken harbiden ciddi olurlardı, öyle böyle değil,,, özel olarak yakınlaştığımız buluşmalar da olurdu, gözleri tebessüm etti mi bir umutla, o gözler çok samimi, harbiden parlardı,,,

 

daha önce bahsetmek istemedim, hani okunmak için yapılan bir dillendirme olarak algılansın istemedim,,, sadece bu kadar algılansa bile beni bozardı,,, ama damar mevzuulara da tanık oldum,,, bir miktar bahsetmenin, bir bilgi olarak düşmenin zamanı,,,

 

abi-kardeş ikisi de hapise girdi,,, kardeşi uzun bir açlık grevinden sonra kronik bir rahatsızlıkla bırakıldı,,, tuncelide kırsalda devlet tikkoyu çökertti, orada öldürüldü,,, devlet füzeyle saldırmış, bedenleri parçalanmış,,, annesine teşhis ettirmişler,,, bu yapılmaz be,,, annelere bu yapılmaz,,, o evdeki acıyı, yıkımı gördüm,,, ister TSK mensubu olsun, ister gerilla,,, o acılar zor acılar,,, insanlarda sevmediğim ve hiç bir zaman da sevemeyeceğim şey şu,,, hani evlerinde şovenist naralar atıyorlar ya,,, bu trajedileri görmüyorlar ya,,, ne zaman ki ateş düşer ancak o zaman,,, buna deli oluyorum,,, PKK’nın iskenderun saldırısında ağır yaralanıp, kalıcı bir hasarla kurtulan bir çocuk, bir hatun kafkamın yakın da arkadaşı olan kuzeni,,, bunu gazeteden okumak başka,,, ağlayan bir hatun arkadaşından duymak başka,,, çocuk desen ne deli, ne sivri,,, karınca incitmez dediklerinden,,,

 

damar devam edeyim yine,,, bugünden de bahsediyorum, on yıl öncesinden, geçen yüzyıldan değil,,, tomografi çektirmek için hacettepeye gittim,,, bir genç çocuk 24 yaşında,,, naif, hassas bi şey, yüzüne yazmış tanrı,,, üniversite mezunu, askerde komutanının baskısından, stresten kronik bağırsak sendromu gelişmiş,,, bağırsakları işlemiyor,,, bir yılı aşkın zamandır damardan, serumla besleniyormuş, annesi anlattı bana çocuk içerdeyken,,, anne o, üzüntüyü bir yana bırakmış artık, güçlü olması gerekiyor,,, o anlattı, kalbimden cıss diye bir ses çıktı, duydum,,, düşünsenize, adama, komutan bozuntusuna bir kovuşturma bile açamıyorsun, çocuğunsa hayatı kaydı,,,

 

musa diye bir arkadaşım anlattı, izmirde askerliğini yapmış,,, psikopat bir rütbeliyi, psikopatlığı sınırı aştığı için batıya tayin etmişler,,, of dedi,,, bana dokunmadı bir şekilde, açık vermedim hiç,,, ama eline düşenin üzerinden tır geçiyordu,,, öyle giriyordu ere,,, adamda psikopatlığın derecesi şu boyutta,,, beni niye buraya tayin ettiniz ananızı .ikeyim değil,,, anamı .iksinler ben niye dağda değilim,,,

 

bir tanesi kobra helikopteri pilotuydu,,, ortamlara da takılan bi herif,,, orta bi tanışla beraber uzaktan görmüşlüğümüz vardı,,, bi arkadaşımızın odtülü eski sevgilisiyle bir ilişkiye girmiş, hatunu gizlice videoya çekmiş, şantaj yapıyordu,,, hatun bi şekilde sıyrıldı ondan,,, beş-altı sağlam adam toparlamıştık,,, her şeyi göze alarak dalacaklardı herife,,,

 

annemin kuzeni güneydoğuda komando olarak yaptı askerliğini,,, karadeniz uşağı milliyetçidir,,, girdiği çatışmalardan sonra adam da öldürünce, çocukken tanıdığım o tatlı çocuk gitti, uzun zaman kendini toparlayamadı,,, yıllar sonra dedesinin ölümüyle tekrar tetiklendi rahatsızlığı,,, iki yıl psikiyatriste gitti,,, hani davulun sesi misali,,,

 

geçen çillerin danışmanlığını yapmış bir adam çıktı,,, yarı deli eyvallah,,, ama şunu söyledi,,, devlet 17bin suçsuz kürt vatandaşını öldürmüştür,,, bu büyük bir sayı dedi, resmi kayıtlarda 6bin olarak geçer,,, fi tarihinden resmi rakamları bilirim,,, ilginç de bir şey söyledi,,, PKK’nın en zayıf hale düşürülmesi öcalanın ağzından o döneme rastlar,,, ancak salt kontr-gerilla eylemleriyle değil,,, daha önemli bir şey söyledi,,, karaparanın el değiştirmesini sağlayarak,,, geriye o zamanın içişleri bakanının Mehmet Ağar’ın daha iki ay önce yediği 5 yıl mahkumiyet kaldı,,, e bu adamı DYP’nin başına geçirirken aklınız nerdeydi, bu ülkede politikanın p’sini bilen adam onun hukuk-dışı mevzuunun baş aktörlerinden biri olduğunu biliyordu,,, hatta kontr-gerilla üyeleriyle aynı otelde kaldığını 32.güncüler deşifre edince bakanlıktan istifa etmek zorunda kaldı,,,

bizim kuşaktan ve bizim kafadan olan herkes, askerlikten kaçabildiği kadar kaçtı,,, hani apolitik olmakla sıyrılabileceğin şeyler değil bunlar, afaki değil,,, hayatına dokunuyor,,, dokunuyor,,, kamu önünde vicdani red açıklayan sembol iki isim, askeri cezaevlerinde baskı-işkence gördüler,,, işkence elektrik vermek değildir,,, tokat atmak dahil, cezaevi standartlarının üzerindeki her tür psikolojik baskı işkence tanımına dahildir,,, askerden firar eden bir tanışım, tıbbi bir rapor verilene kadar bir müddet kaldı askeri cezaevinde,,, mesela gelip, kuş gibi saatlerce çömelmesini emrediyorlarmış,,, bu işkencedir mesela,,, hukuken suçtur,,, siyasi konuşmuyorum ben,,, TC Devletinin bağlı olduğu hukuk diliyle konuşuyorum,,, politik mevzuulara mesafeli olmaya çalışıyorum, dün genç bir komşumla, babam makasa aldı beni,,, ikisi de üniversite mezunu,,, babam kamu yönetimi mezunu,,, bizim çocuk anayasa raportörlüğüne hazırlanıyor,,, ele aldıkları tek bir konu gerçek bilgiye dayanmıyor,,, iki saat delirttiler beni kafadan,,, ben artık doğruluk-haklılık ekseninde de konuşmuyorum, bak diyorum şöyle bir bilgi var, bu ilginç,,, hani bunu alsın mentaliteyi kendi kursun,,, kopmak istiyorum politikadan tamamen,,, iki üç yıl avrupalarda göt sallayıp, ya leb-i deryada (. ya da köyde yaşıycam,,, bi velet istiyorum,,, radikal davranabilirim,,, okuma yazma öğrenmesini engelleyebilirim,,, çok küçük bi yaşta nota öğrensin yeter,,, gerisini bana bıraksın,,, ben gerektiği kadar kafasını flütlerim, düdüklerim,,, bir de toplum fazla gelir,,,

 

bir temel dayı vardır bizde,,, bizim erkek tarafının alayının dayısı,,, kız halaya, oğlan dayıya,,, deli temel,,, (benim psikiyatristlerde onu duyunca zafer narası atmışlardı, e pisikoz teşhisi koymuşlardı ve bunu dümbük bi psikolog bana şekil testi yaptıktan sonra kesinleştirdiler,,, uf ve füü,,, hata ettim,,, her figürde tanrıyı görüyordum, bunu söylemedim de, hani mantıklı mantıklı şeylere benzettim, hehehe, birebir ilişkilerimde hele hatunsa çok saygılıyım wosh, ikinci şekil biraz göte benziyordu sanki, ama sanki, daha sanki, şunu demeliydim, bu neye benziyor, sanaaa, hahaha)) beş köydeki bütün meyve ağaçlarını ezbere bilir,,, her uğradığında annaneme, cebinden en güzel meyvaları çıkarırdı, bi kere bi armut getirdi, ben armut yememişim dedim,,, deliliğini tetikleyen şeyi anlatayım; bütün üst kuşağı ve yaşıtları zır cahilken, ortaokula kadar gelmiş, bu yüzden de taaruza uğramış,,, en son bi köprünün üstünde tek başına sağa sola volta atıp, söylev çekiyodu,,, yanına gittim,,, gorbaçova takmış kafayı,,, e bu adam odtüye geldi,,, bi kaç arkadaşım taşlama olayından fiili dava yedi,,, bizimkiler akıllı, o deli,,, hehehe,,,

————

 

neyse plağı değiştirme zamanı,,, “lazy’ çalsın bakalım artık,,,

yaş 19,,, old rock dinlerdik ve tabi uyuşturucuyu keşfetmiştik, saç uzatmak radikaldi, saç uzatırdık, anarşiktik,,,

 

fücük otostop hikayesi 1,,,

 

öncaz,,,

apolitik olan ama sıkı anarşik bir grubu olan bir çocuktu emre, ted kökenlilerdi, kafkamla odtüde aynı bölümde okuyordu, üç çekirdek grubun kaynaştığı bir dönemde yakınlaşmıştık,,, sevgilisi en yakın arkadaşıyla aldattı onu,,, aldatma derken de temkinli kullanmalıyım bu sözcüğü, benim de hayatımı kaydırdı ama bunu yapan kadınlar, içinde bulunduğumuz özgür ortamda böyle zarar verebileceklerini akıllarının ucundan bile geçirmediler aslında, bir tür varolmanın dayanılmaz hafifliğine kapıldılar, bizim içinse şok edici bir hale dönüştü, varolmanın dayanılmaz ağırlığına,,, emre daha sonra klasik türk musikisi de icra eden bir ustanın müridi oldu,,, on numara pearl jam çalıp söyleyen bir çocuktu, radikal bir kırılma yaşadı,,, gitarı bıraktı, makamıyla, usulüyle ney çalmaya başladı, semaha başladı,,, vızır vızır yarım saat döndü gözümün önünde ve şimdi biriyle evlendi, bir de çocuğu var,,, neyse; hadi fi’ye gidelim…

cazz,,,

emreyle otostopla istanbula gidiyoruz, en risksiz hat, otoban var,,, boluya mı, izmit kavşağına mı, gişeli bir yere geldik, otostop için hafiften otobana daldık ve clockwork orange,,, saçlarımız uzun ama daha beterine sahibiz, emrenin kulaklarında dana gibi gümüş küpeler,,, anti-clockwise,,,

arkamıza bir baktık, gişelerde pişmaniye satan ergen güruhu en az yirmi kişi peşimize düşmüş, hadi biz biraz daha aslanız, ama aritmetik ortada, yirmi sırtlan düşmüş peşimize, emreyi ibne diye taciz ediyorlar, boluda esrar içip tüm paramızla ‘kendin pişir kendin ye’de et yemişiz, esrardan paranoya hat safhada,,, grup psikolojisi diye bi şey var,,, ultra tırsarsan anında alırlar kokuyu, on kişi binerler üstüne, yokluyolar bizi, küfür ve taş atma falan, biz istifi bozmadan otobana daldık, hayvanlar sonuçta, bir alanları var, orayı da tam bırakamıyorlar, daha içerde bir temas onlar için de muamma, Allahtan biri aldı bizi, fücük, derin bi nefes aldık,,,

 

fücük otostop hikayesi 2,,,

 

aynı yılın kışı, odtüden dört kişi çıktık, has grubumdan dört kişi,,, o gün tesadüfen biri bize marmaristeki bir yazlığın anahtarını vermiş, yazlık başkalarının ama anahtarı var herifçide, kışın boş dedi takılın, arkadaşlardan biraz para topladık, karşıya geçtik, eskişehir yolu, ikişer ikişer otostopa daldık, elimizde bir adres, bir de anahtar var sadece,,,

 

akşamüzerine yakındı,,, ben muratla beraberdim, kuzenim aynı zamanda, sekiz yaşından beri arkadaşız, cedric arkadaşlığı, sekiz yaşındaysan ve,,,

 

bikaç araç değiştirdik, gece yarısını da geçti, en son bir kamyon bizi burası burdur kavşağı diye bir yerde indirdi, körkaranlık bir yerde, son bilmem kaç yılın en soğuk kışıydı ve bozkırın bozkırı bir yerdeydik, şöyle anlatayım, kamyondan indikten sonra öyle bir titremeye kapıldım ki beni gören birisi elektrik verildiğini düşünür ya da vay be der, herif harbi dansçı, hücrelerini bile zangır zangır titretiyor, hehehe, ben murata şunu dediğimi hatırlıyorum, son üçbin yılın en soğuk kışındayız ve haritada nerede olduğumuzu biliyo musun, yok dedi, bedenim titremeyi atlattı, bariz bir biçimde uyuşmaya başlamıştı çünkü, yirmi dakika kadar geçmişti, o yirmi dakikada üç kişiydik, biz ve tanrı, buydu, neyse tanrı bize göz kırptı, karşı yönden bir ışık gördük, yanımıza gelmesi beş dakika sürdü,,, allahım umudu bir ışıkla tasvir etmeleri boş yere değilmiş, karşıda pozisyon aldık ve araca otostop yapmadık, hani iki elini de tam öne uzatıp yere doğru hareket ettirerek, dur, dur işareti yaparsın ya,,, taze, temiz tipli çocuklardık ve dur işaretini şu kıvamda yapıyorduk, tapar gibi, yalvartı şeklinde, adam yavaşladı, biraz gitti, ademevladı çıktı, durdu, —bi daha allahım, can mevzusu varsa o yazıda Allah da olur Ya Rabbim de— o geri vites ışığı bugün bile aklımda, yanımıza geldi geri geri, biraz süzdü ve kapıyı açtı, murat direk şunu söyledi, abi donuyoruz bokunu yiyim bizi kurtar,,, süzüş, şaşırtı ve açık vebal,,, atlayın,,, ben de arkaya atladım, nereye gidiyosunuz, marmarise gidiyoduk, deli mi zikti lan sizi, son üçbin yılın en soğuk kışında marmarise macera için gitmeye ne denir, delikanlılık denir, adamın bunun cinsel yolla mı bulaştığını sorması gayet doğal, bi elli kilometre geri gittik en az, pamukkalenin bir tesisine bıraktı bizi, içerde oranın adamlarından başka kimse yok, bir tablet akineton çıkardım, fil içse fili uçurur, öyle bir haptır, nevroz kesmedi bizi, pisikoza daldık, sabah kafalar bi milyon Mecnun, bi milyon Leyla, show must go on,,, Almanları karakış nasıl yuttu anlıyor insan, bırak savaşmayı, yaşamanın dert olduğu soğukluklar var, sarıkışla malumunuz (Dicle Enver paşadan bi şey aktardı, herifçi gözden çıkarmış askeri, doğruysa; yüzde sekseni kürt demiş zaten),,,

 

faşizm vardı, hard faşizm vardı, bedende değil, damarlarda da, yollarda da,,, zükmeye çalışandan tut, üzerine arabasını sürenine, iki gılı gılıyla sana sofra düzenine, bi ton ruh hastası herif,,, tam macera işte, o tarihlerde birini otostopla almak için, hele ki izbesinde memleketimin, ruh hastası olmak gerekiyordu,,,

 

manisadan gökovaya inişimizi unutmuyorum, allahım, üç mü etti dört mü, hürmüz olsun; koca ol, koskoca ol, yedi defa ünlemiş olayım seni,,, o karakıştan cennete,,, gökova,,, son otostopu da net hatırlıyorum, reno21’ler yeni çıkmıştı, süratli arabalar, direksiyonda incelmiş bir faşist, üst mertebe, parayı da cuklamış, odtülü olduğumuzu duyunca solcu musunuz dedi, evet, bir çizginin altına tenezzül etmeyecek bir herif, bir çizginin üzerinde puştluk yapılmaz, dürüstlük konuşur,,, keskin, bıçkın ama o üst yerlere boş yere gelmemiş; bir tip, bir karakter var herifte, gökovaya inerken kıvrımlı bir yoldan iniyorsun ve herif o yoldan ikiyüz kilometre hızla iniyor, köpekleri olmuş belli, otomobil bile köpeği olmuş, hız ikiyüzbir kilometre olsa yoldan çıkıp darmadağın olacağız, limitte kullanıyor herif, bir matematikçiyle, limit hesabı yapan bir matematikçiyle kapışır gibi, neyse işte limiti de biliyo, mimiti de,,,

 

bu arada paraları yarı yarı yapmışız dört kişi, biz muratla minimum takılırken, diğer ikili lüks bi yere girmiş, kallavi bir parayı dönerli mönerli bir ziyafette yemiş,,, marmariste bulamamışlar adresi, kalan parayı da pansiyona gömmüşler,,, ve zafer ama,,, son üçbin yılın en soğuk kışında, 19 yaşında, ankaradan marmarise 26 saatte vardık,,, marmarise varmadan, gökovanın girişinde murat bi kaç akineton daha patlattı, o hapta sınırı geçersen fil de kopar, film de,,, geceydi vardığımızda, eve girdik bi, bizimkileri aramak için çıktık, derin ıssız bir yol, birkaç köpek havlayarak yaklaşıyor, muratta o an film koptu, yanımdaydı, bir koşmaya başladı, ne oluyor demeden sırra kadem bastı, noluyo laynn dedim, köpekler yaklaşıyo, kafam iyi de; tırsıntı bastı, o gece evde tektim,,,,

 

marmarisin barlarında sivil polisler yakalamış bunu, oralarda uyuşturucu mevzuunu bilirler, yaygın değildi o zaman, ama oralarda bilirlerdi,,, bunu şubeye almışlar, doktor eniştesini aramış, herifçi Allahtan akıllı, ben emniyetin doktoruyum demiş, bizimkine iyi davranmışlar, sabahta aklı başına gelmiş, geldi eve, bizimkilerle de bi şekilde buluştuk, cep telefonu yoktu o zaman, insanlar birbirini koklaya koklaya bulurdu ama bulurdu, hehehe,,,

 

5-6 tane daha küçük hikayesi var o yolculuğun, mesela denizliye ya da neresi lan orası kütahya mıydı, bir şehre bir kamyonla girdik, herif önce bize sarkmıştı, iki kişiyiz Allahtan, net tavrı görünce ilişmedi bize ama cinsel coşkusu içinde patladı, kamyon boştu ve yemin ediyorum, şehir içinde hızdan zıplıyordu kamyon, tavanda yumuşak bi yastık kaplaması gibi bi şey, kafamız değiyodu tavana, öyle zıplıyoduk, polis çevirdi bunu, ona bi karton marlboro verdi, gelince soydunuz mu lan beni dedi, sigaralarını kontrol etti,,, dolu bir kamyon ya da tırla yokuş yukarı vurmayacaksın otostopta,,, şöyle anlatayım, inip koşsan daha hızlı gidersin, gaz pedalına tuğla koyan şoför bile vardır, tır otostop için idealdir, tırın kafası geniştir, şoför koltuğunun arkasında uzanacak yer olur, bir tırla 5-6 saat gittik, herifçi kıyaktı, ikişer saat de uyuduk, evde otuz saat rahat basarsın da, yol da otuz saat basmak zordur, uykun gelir,,,

 

dönüş yolunda derdimiz açlıktı, otuz saattir açtık, bi şekilde bi ekmek mi ne yedik dört kişi, yine bi şekilde dördümüz afyon terminalinde bir araya geldik, soğuktan sabahı beklemek için otogara girmiş onlar da,,, afyon otogarında bi ton lokumcu var,,, birinin yanından geçerken, adam uzattı bi tane, ikram satışlarının bir parçası, bunu anlayınca, yirmi kadar lokumcu dolaştık, karnımızı lokumla doyurduk,,,

wosh götler, ikisi de boğazlıdır, adam başı bi dana yerler versen,,, bütün parayı dönere mönere pansiyona gömmüşler,,, ama limit iyidir,,, macera diyosan, o limittedir,,, aç kalacaksın, donma tehlikesi atlatacaksın, bi ton ruh hastasıyla karşılaşacaksın, uyuşturucudan filmi koparacaksın ki macera olsun,,,

manyaklık diyorum ya, basit olarak şöyle anlatayım ruhsal patolojiyi,,, yollarda bir de kamyonların konakladıkları yerler vardır, otobüslerin tesislerindeki yemekler fiksdir, ikinci sınıftır, kamyoncular ise birinci sınıf takılır,,,

bir kamyoncu açtı, fena da bir herif değildi, arkadaşça yaklaştı, bize de enfes bir kavurma ısmarladı,,,

saykokilırrr kesköse,,,

kamyon konağı, 5-10 kamyoncu var, televizyon açık, porno, hard porno, herifler bi taraftan yemek yiyo, bi taraftan porno seyrediyo,,,

en azından neden kamyoncuların yarısının bize asıldığını anlamış olduk,,, faşizm vardı, tüm patolojisiyle, ruhta da, bedende de,,, bu maceraların hatunlu versiyonları, o hatunlarla silah çekilen versiyonları, sivil polislerin boş evi makineli tüfekle taradıkları versiyonları,,,

 

Fücük üç; dayanılmaz varolmanın bir başka hafifliği,,,

 

Solun yetmişten sonraki ikinci yükselişi,,,

odtüden sorumlu astsubay ve yüzbaşı direk gestapoydu, ama odtüdeki fraksiyonların çekirdek elemanları da çok sıkı çocuklardı, yetmişleri aratmıyorlardı,,, bir kere sıkı bir kalabalık eyleme girişti,,, astsubaydan bir bakışla talimat alan jandarma, yanında askerle konuşmaya gelmiş olan temsilcinin –ki hatundu- başına dipçiği olabilecek en sert şekilde geçirdi,,, hatunun kafası yarıldı,,, bir birdir, iki ikiden fazladır yazmıştım ya bir ara,,, öğrenciler bin kişinin üzerindeydi, yüz kişinin üzerinde de silahlı jandarma, tanrım o anı unutmuyorum,,,

uf değil, direk füü, şimdi aklıma geldi, şimdi tüylerim diken diken oldu, o dipçik darbesiyle, yemin ediyorum bir saniye içinde,,,

 

bir saniye içinde!!!

 

bin kişi tek ruh oldu, yemin ediyorum bunu gözümle gördüm, parçası oldum, bunu anlatabilirim size, elimde uygun bir metafor var, hristiyan üçlemesi, baba ve oğlu anlar da çoğu, kutsal ruhu hele bir ateist bir yere oturtamaz,,, ben o kutsal ruhu, bin kişide tek ruh olan o kutsal ruhu ve onun gücünü o gün gördüm,,,

 

çatışma tetiklendi, jandarmalar gözüne kestirdiklerinin silah doğrultarak peşine düştüler, biri de benim peşime düştü, tırstım da, herro melekleri, merro melekleri uçuşuyordu gökyüzünde, yakalansan, gözaltı, soruşturma, şubede hakaret, en hafifinden kaba dayak,,, mühendisliklerde, sıyrıldım heriften,,,

 

milan kundera zeki bir adam, politikanın açmazlarını bilen birisi, doğrudan politikayı reddedebilirdi,,, varolmanın dayanılmaz hafifliği,,, o kutsal ruhu gördü kundera,,,

dicleyle konuşuyorum, eylem diyor bana, bir yerde haklı da, ama benim şu anımda fırlama bir teorisyen olduğumu unutuyor, benim birikimimden dolayı daha cuk eylemim bu, düşünmek, aktarmak ve yazmak, o eylem anını yaşamayan, kundera da bahsetmiştir, bazen ünlü tayfası, sanatçı tayfası kendinden menkul bir sorumluluk hissederek yer alır bir davada,,, o eylem anını bilmeyen, o kutsal ruha katılmayan, kundera söyler ve aşağılar da, sahte ruhtur,,,

 

fuko da (marxistler çok geç tanıdı onu, marx kadar dehadır), sartre da politik ahlakla davrandılar, o kutsal ruha katılarak,,,

 

eski önyargılarımdan biri bir şeyi bilmek için çok okumak gerektiğiydi, fil midelilerle polemiğe girmezdim önceleri, paradigma sabitken, o paradigma içinde ve devrimci ahlaka duyduğum saygıyla susardım, dinlerdim,,,

yine de çok erken bir zamanda, hemen hemen bütün sol grupların dışladığı hatta düşman olarak gördükleri fikirlerle, eleştirilerle karşılaştım, zekamı kullandım, kirlenmeden, az ve doğru okumayı öğrendim, onların bu tepkisini haklı çıkaran önemli bir mazeretleri vardı, “post”u birkaç büyük gazetede birkaç yavşakoğluyavşak liboş, hadi uluenginler, engin ardıçlar, şu emre kongarla çıkan herif, ismi aklıma gelmedi, oh be gelmedi, serdar turgutlar temsil edince, post duyunca alerjik bir tepki veriyorlardı,,, bir yanda hard hapiste olan, işkence gören, öldürülen fidanlar, diğer yanda gayet politik olarak çelloyla sevişen yavşaklar, bunu bir sanatçı yazsa anlarsın, ancak bir gazetenin başyazarına, sağ-sol yazarına yakışmaz bu, o adamın çellodan da sevişmeden de bahsettiği muallakta kalır, onu kültür-sanat sayfasında bir göt yalayıcı yapar,,, kruçev BM toplantısında kürsüye ayakkabısını çıkartarak vurdu, dünya gergindi, bir önceki gece lolita fantezisi kurduğundan bahsedemezdi,,, bu ülkede de reel bir hard faşizm yaşanırken büyük gazetelerde böyle eşzamanlı liboşların türemesi post-politik, post-ideolojik bir tavır değil, dibine kadar politik bir tavırdır,,,

 

solu soldan özellikle eleştiriyorum, reaksiyonerdi, devrimci olmanın çekirdeğini ıskalamış, geleneğe biat ediyordu, buna açıkça muhafazakarlaşmak denir,,,

doksanlarda stalinizmin bir fraksiyon olarak yer almasını kimse eleştirmiyordu, hatta katı, çelik! disiplinleri yüzünden sempati de görüyorlardı devrimcilerden, gençken hayatı tanımadığın için radikal olursun, radikallik her zaman iyi bir şey değildir, dirençle karşılanır, iktidara, zora dönüşür,,,

hayat; olması gerekeni, olana ağır ağır ama kıvamı tutana kadar yedirmektir,,, bunu evdeki hesabın çarşıya uymadığını tadan, görmüş-geçirmişler bilir,,,

 

feelozofta, ne yazık ki hala pek çok insanın anlamamakta direndiği biçimde, gerçekliğe aklen en yakın temas eden yorumları yayınladım (üstelik vahim bir biçimde otuz yıl gecikmeyle), fuko’nun aranan anahtar kelimeler arasında en üstlerde yer alması sevindirici bir gelişme,,, marxın düşüncesi kuşkusuz kaba bir maddecilik değildi ve batı usunun doğal bir sonucuydu ama ne yazık ki yanlıştı,,,

bu zaten zavallı bir insan modeli sunmaktadır, basitçe ekonominin — üretim ilişkilerinin—nesnesi olan insan; siyasetini son tahlilde! ekonominin belirlediği insan (buna altyapının üstyapıyı belirlemesi der ortodoks marxistler),,, bir yerde sıradan insanın nesneye yakın davranışlarına da, kitlesel davranışlarına da sık rastlanır 20. yy modernizmi içinde,,,

ama insan aklının potansiyeli üstyapının altyapıyı belirleyebileceği bir kümeyi de içerir, hele ki sistem değişiklikleri, kırılmalarında kümenin niceliği bile değil, siyasanın niteliği belirleyici olur,,,

 

(((rusya’da bolşevikler, menşevikler karşısında azınlıktı, lenin gibi bir dehayla iktidarı o azınlık ele geçirdi,,, keza mustafa kemal için de öyle; tek parti; diktatorya,,, mustafa kemal sevilirdi, harbi sevilirdi, ulan bu herifler temizdi be, harbiden temizdi, davalarına adanmışlardı, hataları oldu olmasına (leninin en büyük hatası anarşistleri tasfiye etmesiydi; leninin, bolşevizmin elçisi olan mustafa suphi’nin katli olayının tüm ayrıntılarını öğrendim dedemden, bu tarihi bilgiyi kimse ayrıntılarıyla bilmiyor, sadece dedem ve ben, dedemle konuşup bir ara tam yazacağım, -belki dedemin vefatından sonra-, mustafa suphiyi öldüren çetenin bir elemanı dedemin dayısı, olayın tüm ayrıntılarını dedeme aktarmış, karadenizde yeğenlere torun denir, öyle bir yakınlıktır yani,,, buraya sadece şunu yazmak istiyorum, mustafa kemalin doğrudan bir emri yoktur, emri, ilgili kişilerin mücahir belediye sınırlarından çıkarılmaması şeklinde olmuşsa da, bu talimatı bu işi ters bir biçimde halledeceği açık olan bir adama vermiştir, mustafa suphi’nin karısına ilişilmemiş, diğer tüm erkekler öldürülmüştür, gemi de hiçbir patlayıcı kullanılmadan batırılmış, mustafa suphinin son sözü, bunu yapmayacaktın mustafa kemal, bu sana yakışmadı olmuş) ama mustafa kemalin milli eğitim bakanı (kemalist olması babında, 1938-46 arası 7 yıl 5 ay) can yücelin babası hasan ali yüceldir, köy enstitülerini, devlet konservatuarlarını kurdu, bir de bir –izm vermeye kalksan pragmatizmden başka bir zikim veremeyeceğin, recep tayyip hükümetine bak,,, recebimin, ah recebimin milli eğitim bakanı, intihal (hırsızlık) yaptığı için rektörlükten atılmış bi herif, ismini bile yazmıyorum, burası kirlenmesin,,,,)))

 

kitlelerin nesneleşmesi durumunu şöyle açıklayayım, bir arkadaşım büyük bir reklam şirketinde çalışıyor ve tüketici araştırmaları ve reklamların ciddi bir etkisi olduğunu, büyük bir yüzdeyi (sınıflandırmayla) kapsadığını, (dolayısıyla insanların şempanze gibi davrandığını), ölçülebildiğini söylüyor, (hatta coştu bir ara, beni de kattı şempanzelerin arasına, saçmalama diyorum, bir reklamdan etkilenip bir şey satın almam imkansız bir şey benim için, ne biliim baudrillard dirilse ve bir reklamda oynasa, belki o zaman bir miktar etkilenirim, yoksa cocacola seviyorum, pepsinin tadını sevmiyorum, isterse firavun akinetonu oynatsın),,,

bunun dörtbir yandan ideolojisiz olduğu savunulan neoliberal ideolojinin etkilerinin sonucu olduğunu, bir siyasanın sonucu olduğunu göremiyor yine de, insanların kimliklerinin tüketici alışkanlıklarıyla tanımlandığı bir siyasanın,,, siyasa örtük, çünkü kabullenilmiş ve içselleştirilmiş,,,

 

şunu dinleyin, önemli, çok önemli bir hikaye; ilkellerin keyifleri yerindeydi, uygarlığa, bir birikim ekonomisine ve devlete geçmek için hiçbir sebepleri yoktu, hayatları pagandı, güzeldi, harbiden güzel,,, az çalışıp, bol yaşıyorlardı,,, coşkulu, doyumlu ve kutsal,,, ve ilkel insan demek cahil insan anlamına gelmiyordu, pek çok bölgede beslenme kültürleri çok zengin bir bitki çeşidinden oluşuyordu,,, doğaya saygılıydılar,,, filler kadar,,, hemen bütün hayvanlar besin kaynaklarını talan etmezler,,, besin kaynaklarının tekrar çoğalması gereken sınırı aşmazlar,,,

 

(şunu dinle, ilkellerin gözleri o kadar iyi görüyordu ki, Jüpiterin altı uydusunu, çıplak gözle görebiliyorlardı)))

 

bir ekonomik sıçramayı, ekonominin yasalarına maruz kalmayı zerrece arzulamadılar, hayatlarını altyapısal (ekonomik) bir etkiyle değil, uygarların (siyasal) fiili zoruyla değiştirdiler,,,

 

belirleyici olan siyasettir,,,

 

zaten umut da budur,,,

 

şunu söylemem lazım, marxizmin gedikleri başka şey, bu insanların, devrimcilerin toplumsal bir ahlakı, işkencelere, açlık grevlerine, f tipi hücrelere, faşizme rağmen savunmaları başka şey,,, kapitalizmin dünyaya ve insana düşman bir sistem olduğunu da marx çakmıştır tarihe,,,

 

milenyumdan sonra ortodoks kalmak –altını çizmem gerek; sol bir derinlikle bakarak- bir dinozorluktur, ancak 20.yy boyunca reel bir gerçeklikleri vardı ve öyle ya da böyle moderniteyi, modern dünyayı ve onun insanını ileriye götürmeyi amaçlıyorlardı, ezilenlerin ve sömürülenlerin, tutunamayanların ve kaybedenlerin olmadığı adil bir dünyayı, insana değer verilen bir dünyayı,,,

 

yaşadığımız çok acı bir politik gerçeklik var, insan nüfusu olması gerekenin yirmi katı ve riskleri gelecek kuşaklara satarak, talana ve tüketime (tüketmek lan, yerine koyamayacağın şeye tüketmek denir) hem de artan oranda devam ediyoruz,,, e sonra tabi, postmodern şaşkın insan…

 

(birey denmez ona, bireyin altın çağı modernlikteydi, o kalın çerçeveli entelektüelleri bireydi mesela,,, birey olacağım derken tüm orjinalliğini ve otantikliğini yitirip küresel bir tektipe dönüştü, dönüşüyor,,, otantik kalabilenleri ise bir turist olarak yağmalıyor, tebrize turist değil gezgin olarak giden iyi niyetli bir hatun iranlı çocukların fotoğrafını çekmek istiyor ve çocuklar ondan bunun için para istiyor, bir kamerayla senin yaşantı parçana katmak istediğini, senden önce kimbilir kaç kişi bilinçsizce, bencilce istedi, aaa orangutan, aaa otantik insan ve mee: otantik insan ve ben,,,

 

…postmodern şaşkın insan,,,

yolunu, gerçeği kaybediyor, galaksilere otostop çekiyor,,, de,,, da,,, şansı düşük, onu alacak bir uzaylı iyi ihtimalle, yani bi ihtimal, yüzmilyon yılda, bi milyar yılda bir dünyanın yanından geçiyor,,, ben bu otostopa çıkmaz, yürümeye başlardım, en azından varmak istediğim yere bu süreden önce varacağım kesin,,,

 

Füü hikayeleri,,,

1002 numarayı anlatayım,,,

 

Romroman diyorum ya, salladığımı zannetmeyin,,, yazgı! bazıları tadar bunu, diğerleri her şeyin iradeleri dahilinde hareket ettiğinden o kadar emindir ki,,, niçe desen de, cibran desen de, eric clapton desen de, bob dylan desen de anlamaz,,, normal bir insan tepkisi, insan yaşantılamadığını bilmez, hele ki usuna aykırıysa reddeder, sen usa aykırı bir şey yaşıyorsan, seni anlayamaz, eleştirir,,, Tanrı insanlara görünseydi, yüzdedoksandokuzu rüya der, reddederdi,,,

 

D. adamım benim, o romla çarpılmış, binbir dipsiz kuyuya atlayarak, günahlardan, iki şişe viskili ateşlerden, kendine verdiği zararlardan geçerek, o sarhoşluktan güç bela ayılmış,,, boşandığı eşine saplanmıştı, eşi bir beyin damarı tıkanması sonucu felç geçirdi, onu hastaneye götürürken, eşi tamamen hareketsiz olmasına rağmen onun boğulduğunu içgüdüsel olarak hissetmiş, adam dilini yutmuş o sırada, arkadan elini ağzına sokarak, nefes almasını sağlamış, hayatını kurtarmış onun, anlatmamı istemez belki, harfle yazdım onu, eşine felçliyken uzun bir süre baktı, hatta onun erkeklik gururunu düşünerek, binbir ince davranışla, çoğunuz yaşamadınız aşkı, beni de pis sattılar, ama aşk budur işte,,,

 

sevmek bir çok şeyi göze almaktır,,,

 

neyse adam sağlığına kavuşunca boşamış adamımı, ben sevmiyorum bunu, nikahı salt bir akit olarak, bir sözleşme olarak görmüyorum ama sorumluluğu alınması gereken bir karar olarak görüyorum,,, hadi bi evlenelim, bi deneyelim olmaz,,, çocuk da var üstelik,,,

 

iyi günde, kötü günde,,,

 

hastalıkta ve sağlıkta,,,

 

benim adamım onnumara değil, onbir numara,,, kafadan onbir numara,,, ona sözüm var,,, açık çek,,, elime istediğim para geçerse,,, oraya istediği şeyi yazsın,,, sadece yazsın yeter,,,

 

beni sorumsuz bir adam olarak bilirler, sorumluluk dedikleri fasarofisoro sosyal normlardan başka bir bok değil,,, ellibin yıl önce yaşamak istiyorum, ava çıkmak, ateşle, ayla dansetmek istiyorum, bu kadar basit,,,

 

ben gerçek bir sorumluluk taşıdım hep, sorumluluk sevgiye yanıt verme kapasitesidir, sana sevgiyle uzanan bir eli, elinle değil ruhunla tutma kapasitesidir,,, bir dosttan sırtını alma, ona sırtını verme kapasitesidir,,, bunun suistimal edilmesi çok yaralıyor insanı, hayko cepkin parçasını yapıyor; yarası saklı,,, o yara, o suistimal çok zor iyileşiyor,,,

 

nefretim, gerçek nefret oluyor, yok edici oluyor, bir ara saf iyilik hülyalarına kapıldım, wittgenstein’ın bir sözü vardır, iyi olgu uzamının dışındadır, böyle insanları yok etmek lazım, evrimin şık seçici bir faktörü bence,,, sekiz kişiyi öldürmek istedim, hukuki bir mani olmasa ve şansım olsaydı yapardım,,, sadece sözcüklerle bir kaçını devirdim, birden uyandım her şeyden, yıllar sonra tabi,,, hayatım gidiyor, buna uyandım,,, dur dedim, du bi bi du,,, hayatlarına bak bir, altısının hayatı zükük durumda, ş. dahil, ikisini bilmiyorum, birine pis kafayı taktım, ona özel muamele, ilk salvomu geçiştirdi, on numara piçtir, bi pisikoz raporu verdiler bana, insan mahlukatı sana inanmıyor, 46’lık raporuna inanıyor, dua et 46’lık değilim, 46’lıkların cezai ehliyeti yoktur, seni cezasız kalarak indirirdim, zevke bak be,,,

 

kimse benden özür dilemedi, (bi eski toprak hariç, onla da pis dalaştım da, iş işten geçmişti de, harbiden geçmişti de, de de de, da da da), bu kadar zor mu lan özür dilemek, adam olurdunuz hiç değilse gözümde, kendimi koyuyorum sizin yerinize, ki iki kişi buldum geçmişten, aradım buldum, ki onların meselesiydi, hatunları bana meyletti ki fiili bi şey yaşamadım onlarla beraberken, yine de hayat dedim, kalplerinde sızı oldum dedim, kalpleri rahatlasın diye özür diledim,,,

 

belki ikinci salvoda yuvasını yapacağım, belki çok da müthiş bir bölümü var, hemen yapmıyorsun, yapacağını söylüyorsun, o korkuyla yaşatıyorsun onu, bi söz vardır, aklınızda bulunsun, köpeği öldürme, korkut derler,,, uf ve füü, zevkle ve memnuniyetle, daha da güzel bir yerindeyken hayatının, daha da tatlı bir intikam olarak, intikam soğuk yenen mezedir, niye biliyor musunuz, sıcakken dokunursan ona, sen yanarsın,,,

biriyle öyle bir uğraştım ki, onbeş yıllık adamımdı, önden darbesini affetmiştim, arkadan vurdu bir de, gebere gebere uğraştım, o psikiyatristin karşısına oturttum onu, manyaklığını tescil ettirdim, zevkli yanı, boynunu eğdi, manyak olduğunu kabul etti, yuvasını yapacaktım, kızı var, vebalini almak istemedim, havale to up, kesin çözüm, karısı götüne tekmeyi koymuş,

boşanıyor şimdi,,,

gebere gebere uğraştım derken, sözcükler değil sadece, sözcüklerle ötesi,,, bir yasak aşk yaşıyordu, gül gibi kızdı, onu önce aklı sıra bana iyilik yaparak koynuma atmaya çalıştığı dandik bi hatunla aldatıyordu, ayrıntısı ben de kalsın öyle bir şey yumurtladı ki bana, onun da aşığının da boynunu kestim,,, ikisinin de gözlerinden acıdan kan fışkırdı gördüm,,, hatun desen melake değildi, çifte günah,,, darmadağın oldu, damdarmadağın,,, şu cins; sevgilisine bunu bülbül gibi şakımak zorunda kaldı,,, on numara bi çocuktan, on numara bir hayattan tekmeyi yedi,,, Web 5.0; Facebook; el amin!

 

benim iyiliğim saftirikliğimden değildir, kalbimdendir,,, birinin boğazına çöküp özür dile lan benden denmez ki,,, önce ince bir şey söylersin, sonra bir ince şey daha, bir daha ve bir daha,,, kaz kafalı değilsin homo sapkare, artık anlamalısın bunu, anlamadın mı, bak çok inceldim, bir samuray kılıcına döndüm, tek bir darbe kelleni almaya yeterli,,,

bir füü hikayesi atalım araya,,, bromun füüsü,,, mevzuu denizin yazgısıydı,,, baksanıza kalpten bile değil kafadan yemiş darbeyi,,, hadese döndü o,,, öteki diye bir tiyatronun işletmeceliğini yapıyordu,,, tiyatro yerin altında,,, kuytusunda demir kapılı küçükçe bir odası vardı,,, önünde iki dev ekran bir taraftan filmleri kes-yapıştır yapıyordu,,, arkasında konsol bir piyano,,, üstünde asılı iki samuray kılıcı,,, bir dellenmesinde koluna girişmiş,,, bir jiletle, bir bıçakla bile değil, gördüm ama sormadım, o kılıçlarla doğranmış gibiydi,,, safra kesesini patlattı alkolden,,, sonra hatunla beraberken işlettiği cafe’yi devraldı,,, ahh deniz,,, yakında devredecek orayı, bi hatunla da beraber uzun zamandır,,, ama o cafe’de olduğu müddetçe arıza devam edecek,,, son olarak sokağı tek yön, ters giren heriflere sardırmış,,, direk indiriyorum, dalıyorum dedi,,, bi gün yazgısının muhitinde bi sokağa daldık,,, zipposu vardır,,, hatunu bi herifle ilişkiye başlamış,,, zippo benzinini almış, herifin arabasının üstüne dökmüş,,, kıvılcımı çakmış,,, biraz seyretmiş,,, yürüye yürüye ayrılmış,,, hayatı bize sorun,,, bazı sözler efsanedir, sadece efsanedir,,, kötülere bir şey olmaz gibi,,, apo diye bi herif vardı, ayaktan aksaktı,,, çevresine it çakal toplamakta mahirdi,,, itin itiydi,,, birine canım ciğerim diye yanaşır, .muğa koduum diye bıçağı bi yerine geçirirdi,,, sert kayaya toslamış, kırkını göremedi, indirmişler dedi,,, on numara güzel eşcinsel bi arkadaşı almanyada bunu fikfik için satmış, gurbet oğlum orası, yabancısı yabancı değil,  yamyabancı,,, satış desen satış değil, samsatış,,, HIV kapmış, kemiğe dönmüş o gümgüzel herif,,, tiyatronun beyni olan herifin kütüphanesini gördüm,,, onbir numara,,, bu herifi intihardan çekti aldı,,, ayrılacağını söylemiş, adam ödeme yapmayınca, bütün bilgisayar sistemini bir gece de gümletip ayrılmış,,, bi kaç gün sonra onun için gittim, kımız diye bi hatunla sohbetimiz vardı,,, damar solculardan,,, giyimine laf eden bi polisi diliyle darmadağın etmiş, gıkı çıkmadı dedi,,, benim denizin salvosundan haberim yok,,, bizim beyin geldi,,, bana gık etmedi,,, gık edemediğin, edilmeyecek yerler vardır,,, yüzde on homokareysen bunu bilirsin,,, yüzde sıfır homokareysen,,, insan değilsin yavrusu sen daha, primatsın, şempanzesin,,, denizde deli hikayeler var,,, o dişe diş hayattaydı, buna mecburdu,,, benimse kaçacak çatlaklarım oldu hayatta,,, ha herkesin de götü yemez kaçak olmaya o ayrı,,, ben o çatlaklarda düşüncelerle, sanatla seviştim, kendimle seviştim,,, ilk hedonlardan biriyim ben,,, bir isyan başlattım, niçe gibi,,, bir ara bok attım, suç attım hedonluğa, hayatın bir halinden çarpılmıştım, sürüden ayrılmama kestim hesabı,,, ama şimdi kendime geldim,,, şöyle anlatayım durumu; dün maliyede müfettiş olan genç bir komşum geldi, bir nevi toplumcu olduğunu, sürüden ayrılanı kurt kaptığını söyledi,,, biri daha sürüden ayrıdır dedim: Çoban,,, (İsa da Apollon da çobandı; huhuhuuu, üç, beş, sekiz; uuuuu! sorun hedon olmakta değil, yarım hedon olmakta,,, tıpkı yarı-eğitimlinin cahilden daha tehlikeli olması gibi,,, ben hiç bir tam hedonu mutsuz görmedim,,, iki hedon ruhlu grup, yirmi kişi olmuş, ufak bi cluba gitmiştik,,, sallanmaya sallanıyordu da insanlar, danseden bir tek bendim, süperman almıştım o gün ama bir uzaylı değildim, bir tanrıydım, buydum,,, nasıl desem Tanrıyı gördüm o gün karşımda, elini ileri uzatmış, avcunda bir elma vardı,,, soran gözlerle bakıyordu bana, sözcüksüz yanıtladım gözlerimle, elindeki ne; adını unuttum ben onun,,, kafadan unuttum,,,

sözcükleri bana sorun, sadece tek bir sözcük, domdom kurşunu gibi kalbime fındık kadar girdi, arkadan ayva kadar bir delik bırakarak çıktı,,, bi kötü, hatta bi çok kötü, ama bi de çok iyi,,, sözcüklerin ne olduğunu, Cebrail’in neden “Oku’ dediğini, adem elmayı ısırınca, ilk günahı işlediğini, ona “elma’ dediğini harbiden anladım, harbiden öğrendim,,, Şeytan hiçbir sözcük kullanmamıştı, bir yılan kılığına girmişti, Havva’nın gözleri önünde elma ağacına tırmandı ve o elmaya öyle dokundu ki, adeta onla sevişti,,, Havva’yı böyle kandırdı,,,

 

 

beni kim okuyo bilmiyorum, ben gördüm, geçirdim, bende ve başkalarında gördüğümü anlatıyorum sadece, burası aynen atalarımızın dediği gibi etme-bulma dünyası, ederken, içine ederken, iki kere değil, kırk kere düşün,,,

 

hayatta bir şeyle bir haksızlığının sonucu olarak karşılaşabilirsin ama eğer bu sana haksızlık yapılması biçiminde gerçekleşmişse, sendeki günah o haksızlığı yapana geçer,,,

 

düşünsenize hayatımda ilk defa birisine seninle evlenirim diyorum, evlilik kurumuna kafadan  mesafeli bir anarşik söylüyor hem de bunu, bana ev alırlarsa seninle evlenirim cevabını alıyorum,,, hayatımda bundan daha kırıcı bir şeyle karşılaşmadım,,, bunu da götümden söylemedim, hatun bana ruh eşimsin dediği için söyledim,,,

 

neyse akıllandım, uslandım, Allaha erdim,,, adağımdır, sözümdür,,, bir miktar daha feelozofu düzene sokup, yabancı dillere çevirtmek istiyorum mesela,,, feelozof bi dergi olarak satılsaydı, kırk-elli milyar bi para dönerdi, ama gözüm yok bunda, radikal olarak olamaz da,,, benim kadar kaliteli ve karşılıksız yapan bi düzine tatlı insan tanıyorum,,,

 

ve burası net; ahlakı net: burada istediğin müziği bulursun, parasız indirirsin,,, burada istediğin programı bulursun, kilitliyse bir crack atar kilidini kırarsın,,, o “crack’i yazana da bir öpücük atarsın,,, burası net; burada dokuz numaralı tebessümle kalp çalar, on numara “post’ aşk yaşarsın,,, burada yasakları delersin, kürt ayaklanmalarını tane tane yazarsın,,, burası net; günahın Allahını da, günahın Şeytanını da kendi mahrem odanda herkesin arasında yaşarsın,,, burası net; modernlik ne kadar düzen yaratırsa, sen modernliği boğazlar bir ağla kaos yaratırsın,,,

 

burası net; bir göz kırpsan Şemse, bir göz kırpsan Judasa rastlarsın,,,

 

burası network; her iki anlamda da,,, zorunlu olarak gezinen parmaklardan fazla fazla özgür gezinen parmaklar vardır klavyenin üstünde,,,  burada ister kapılara omuz atar, ister patikalara saparsın,,, sevmediğini bir çarpıyla yokeder, sevdiğine kalbinle mühür basarsın,,,

,,,

,,

,

 

Hey you (.(((:

 

 


 

füü suresi,,,

Adem Allaha şöyle dedi, önce Havva sonra Sen,,, Elma Şeytanlı bir dubaradır, bunu duyan Tanrının Ademe hediyesidir,,, gözüyle görmek istedi, Adem doğru söylüyor mu diye, Havva’yı mı seçecek, kendini mi diye, Elma’yı Havva uzattı ona, diğer tarafta Tanrı’nın yasağı,,, sonuç malumumuz,,, (((: ulan ne tatlı herifim yaaa (((: hatun olsam sırf bu yoruma aşık olurdum (((.

 

Bi takım füü’ler:

karadenizdeki köyü şehir yutuyor, annanemlerin evini yutmadı daha,,, arsalar üç-beş katı değerlendi, yemin ediyorum zerre umrumda değil fiyatları, tam tersine durumdan nefret ediyorum,,, insan mülkiyete pis bağımlı olmuş, fakirlik istemem –kimse için, fakirlik güzel bir şey değil ama aşk hastalığında şunu öğrendim, ruhun zenginliği öyle önemli ki; o zenginlik için bir hırka, bir lokmayla yaşarım, sen de yaşarsın uşağum, ha ben, ha sen, ha uşak ha, buda da, isa da uşak, insansun daa,,, anlaysın da, anlamamazluktan geleysun,,,

bu arada jesus grekize, romanize edilmiştir,,,

hadi asli bi hatayı daha öğrenin, yunan sözcüğü yanlıştır, iyonlara denir ki, greklerle ilgisi yoktur, senin benim gibi anadoluludur,,, Yunanistan değil, adamlara ne diyor gavurlar Greece,,,

kudüs ve çeperi lan orası, oradan sarışın adam çıkar mı, karaşındı isa, benim yani isa anlasanıza,,,

 

hehehe,,,

hahaha,,,

huhuhuuu,,,  (Apollon olurken lens takıyorum aramızda kalsın;

hö??? ?? ?

Öküz müsün, tamam: Hööö,,, Hööö,,, şimdi üzerine alındın değil mi,,, ah şunları kendime yazdığımı bir bilsen,,,

Hataya düşersin sen, öküzden alınırsın,,, ben ise gurur duyuyorum bundan, ne de olsa dünya boynuzlarımın ucunda dönüp duruyor,,,

ahıhahıha; bu Jethro Tull’ın bir şarkısındaki deli gülüşü; her duyduğumda otomatik bulaşır bana,,, otomatik dedim de aklıma geldi,,, fi tarihi; tımarhaneye ilk girişim aşk dellenmesi sonrası, kuğu gibi bir asistan ilgileniyor benle,,, yanına gittim, çok acı çekiyorum kuğu hanım, neye bağlıyorsun, otomatiğe bağlıyorum,,, güldü, acıma güldü doktor kuğu hanım, onu vurmalı mıydım, söyleyin hipokrat yeminini bozdu mu, aristokrat ve hipokrat yeminlerine kafadan duyarlıyım, diğer yemin bozmalarda önce dinlerim, makul bulursam bir rahip olurum, affederim ,,,

 

derviş hesabı bi hırkayla (hırkalarımı çok severim), bi yıl peynir ekmek yesem gocunmam, a-za kanaat getirmek önemli, gri mevzulara takılmıyosun, olacaksa pink olsun, red olsun, green and blue, wamwhite, binblack,,, fantom olsun, ormanda on kaplan gücünde olsun, zevk için, keyif için, haz için olsun diyosun,,, olsun olsun, mümkünse Ferrari olsun diyosun,,,

morfinin, eroinin en sevdiğim yanı, az yersin, terlemezsin de, kirlenmezsin de, istesen az yıkanırsın,,, bazıları fizyolojik olarak obezdir, kuzenim var, pehlivanım o benim, yakışıklım yani, ama kültürel obezleri, amerikan obezlerini sevmem,,, bi de dolmuşta, otobüste felan ekstradan bacaklarını da açıp yayılan obezlerden nefret ederim,,, zaten bibuçuk porsiyonsun hadi buna eyvallah, bari iki porsiyonluk yer tutma,,,

 

devrim yapasım geldi,,, on numara bi regrese yazı yazmıştım, liseli saf aşık modunda, benim gibi birinin regrese olması, o hali yakalaması kolay değil,,, çocuğun biri bana yurdumun okumuş insanı nınını gı! yazarak zıpladı, hani yazıda okumuş bi adam bile yok, liseli bi çocuk var, aşık atmak mı eyvallah, bi “la” lı, bi “gı” lı cevap yazdım, yanlış anlama dedim; bildiğin nota benim la, seninki de öyledir muhakkak, do re mi fa sol la si “gı”,,, hahaha,,, doymadı,,, beni arızaya bağlattığı için gümüş madalya taktı kendine,,, hımm,,, bu yarışta iki kişiyiz dedim, senin yerine at da koysak, eşek de koysak gümüş madalya alacaktı,,, hehehe,,, neyse lafın bir yerinde (yaf orijinal olun biraz) döne döne uçarsın artık dedi,,, devrim yapasım geldi; bi günlük devrim,,, kabul ediyorum çocuk bunu,,, Morphine gibi morfin, Burroughs gibi (h)eroin, Mevlana gibi afyon, onlar gibi, benim gibi kafadan takılırsan,,, sufi gibi “döne döne’ uçarsın, Ay’a kadar, Jüpiter’e bile ve de…

(Morphine’den the Otherside’ı bulun dinleyin, onbir numaradır, playlistimde vardı, limit tırpanlamış, onlar o parça için seçilmiş ruhlar, yaşadılar, kanlarıyla yazdılar,,, kitaba bir cd ekleme gibi bir hayalim var,,, “ikinci’ baskıda patlatmak istiyorum bunu,,,

 

anzar balı yedim, biraz delilik yapar dedi annem, mazur görünüz,,,

 

İki günlük sessizlikte pişirdim, iki gün de mahsende beklettim öyle servis ediyorum, afiyet olsun,,,

 

bu arada wosh mybox wosh (wosh: aq),,, sendeki depomda 113 parça görünüyor da, sayfamda niye 100’le sınırlı,,, daha 300’lücem, 500’licem,,, elime para geçsin buraya yüzde yüz hakim olacağım bir formata çeviricem feelozofu,,, şimdilik teselliyle; wosh’la idare edeyim,,,

 

ka—

Read Full Post »

Ne kadar da aç (açgözlü) olmaya başladık
Geride düzeni bozulmuş dünyaları
Dörtnala terk eden kıyametin ayakları
Üzerinde beslenen haysiyetsiz çıplak hayvanlar gibi! Sözcükten sözcüğe, bir sözcüğe ulaşıyorum
İhtiras (nefret, öfke, hırs) içindeki kültürlere yayılan.
Tutkulu güneşe dillerini uzatan
Çöküşün (yıkımın) içine işlediği
Kıpkırmızı kitleler.
Peki, gelecek hala belli mi?
Sonra, eşekarısı, arı kovanı gibi karanlık kalplerimize girsin
İçerdeki sonu dışarı çıkarmak için.Lanetli (güvenilmez) ve siğilli kalplerimizden
Yayılan uyarılara (sonu haber veren borulara)
İhtiyacımız yok.Nihilist? hedon?
Yaşamlarının paha biçilmez sanatı (olan) ıstırap,
Onların kafalarına yerleştirilmiş bir kanat.
Deri’nin derinliklerine in; sonsuz acımızı
Senin titreyen kollarındaki çukura gömdük.Hedon!
Senin çocukların vahşi ve ölümle dolu.

Acımasız gözlerimizdeki jüpiter:
Vücutlardan ve altından oluşmuş bir cehennem.
Açgözlülük,
Senin yüzünün bir parçası ve
(taşına) deri’ne yerleştirilmiş bir hastalık gibi;
Acının kapaklarını açmak (serbest bırakmak) için
Çift eşeyli döl yatağından yüklenen
Şarap zerresi gibi.

Hedon!
İnsan sonrası (ölüm-ötesi) gölgelerde durulanmış
Zamanın dişleriyle küçük gördüğü bir başyapıt.
Yalvartıcı ateşle yüklenmiş
Sırların bitkin yüzlü koruyucusu.
Havariyi devlerin mezarlarının üzerindeki
Çiftleşme noktasına taşıyan orospu.

Sana bakıyoruz ve korkuyoruz
Aslında ne olduğumuzu görmekten.

 
Dark Tranqullity—

Read Full Post »

ka,,,

bizim namemiz;

kIVaM,,,
 
ben bir kurtarıcı değil, biz bir aracıyız,,,

hayatın muazzam bilmeceleri, muammaları var hala;
yaşı üzerine konsensüs yok mesela, organik nerede başlar, inorganik nerede,
muamma mesela,,, (tam da beklediğim-iz gibi))
bitkilerin ve hayvanların atasının
3 milyar yıl önce yaşamış bir mikroorganizma olduğunu biliyoruz,,,

ben bir bilgeyim

evrim bir zanaatçı,,,
bir sanatçı,,,

manyak bir sanatçı,
“hata”yla yaratıyor,,,

insan,,,
uf! o bir zanaat,,,
fü! o bir sanat,,,
 
ruh da,,, beden de,,,

bir kıvamı var,,,

,,,
,,
,
yüzbin metredeyim şu anda farkında mısın-ız,,,

atmosferin içindeyim hala,,,

şimdi merak ettim ve baktım,,,

şaşırdım da, hem bilmiyor muşum,
hem de tahminimi paramparça etti,,,

10000 km’miş kalınlığı,,,
benden sonra 99 kat daha var,,,
ama onlara
benimle değil

bELKİ de,,,
Allahla seyahat edebilirsin,,,

99 isim,,,

modernlik! dinin aşırı yozlaştığı zamanlar yaşadı insanlık; kara avrupa, kamkara avrupa,,, kara islam, kamkara islam,,,
öyle ki bilimle-din cepheleşti, gelenekle modern savaştı,,,
öyle yoz bir din karşısında akıl parladı batıda,,,

din terimi-kavramı için çok talihsiz bir durum,,,

kavuşmak fiilinden türemiştir,,, o kadar sihir,,, o kadar simya oysa,,,
,,,
Esma-ül Hüsna,,, Allah’ın 99 ismi,
en güzel isimleri,,,

herkes farklı toplar onu,,, birlenmez ama sıfırlanmaz da,,,

beni şu ismi vurdu şakağımdan

kafadan
tek kurşunla,,,

Ou Ye! dedim,,,

müsib,,,
sebeplerin aslı,,,

Ou Ye!
yine dedim:)))

1 sihirli,,,
2 daha da sihirli,,,

(reaction, molecules, alchemy, zygot,,,
(we,,,
(water,,,
(O2,,,
(((U2,,, huhuhu,,, bono is “post perfect tense”,,,
(((“post” is now; true than “past”,,,
(life,,,
(friend,,,
(love,,,

(bir Zulu atasözü,,, ingilizcede cuklamış,,,
(I am because we are,,,
(pagan dili,,, yüzdeyüz doğrudan, yüzdeyüz gerçektir,,,

,,, ,, ,
Tanrı bir nokta metafor,,,
berisi de yok, ötesi de,,,
berisi de var, ötesi de,,,

(.(((:

berisinin kıvamı,,,
ötesinin kıvamı,,,
bir düş bunlar,,,

şimdi hangi kıvamdaysan
yomyoğunsun,,, hamhafif; bunun düşü,,,

(.(:

dişi kafkam gelmiş kıvama,,, sENEM,,,

hele ki gelmiş,,,

hele ki,,,

Yaz bitti. “zaten yazın yaşamak kolay değil üzülme” dedim kendime.
Kendime bu gece enikonu baktım aynada. Sonra “Ağlama” dedim bana seslenerek. Alfabenin üçüncü harfiyle yazılıp dördüncüsüymüş gibi okunan kelimeler diyarına gitmeliydim bu yaz bitmeden ama yine sabah oldu. sonbahara açıldı pencere. pervazında bir sümüklü böcek.. Adını bilmiyorum. Ama ona kimse zarar veremeyecek. Ah hayır. Hiç kimse.
 Hiçlik gitar telleri arasında..bazen mp3 çaların son çizgisinde.nedense hiç kimse hiç birşey bilmediği halde “hiç” i hep sanıyor. Tuhaf ama önemli değil. Benim de kendime göre sanmalarım var. Mesela, kendimi sevilmiş sanıyorum. Bi tarafta başka bir hikaye dönüyor oysa ki..bu tarafta gece gündüze karışmış..bekliyorum fakat öğrenemiyorum hikayenin sonunu..yağmura dayanamıyorum.bu da benim acım olsa gerek. Biraz jazz..evet..kendimle beraberken biraz jazz gibiyim..
 Konsantre sinir bozukluğu sahibiyim. Aynı zamanda manyaklık hastalığından muzdaribim. Herkes ağlarken gülüyorum. İnsanlar eğlenirken asabım bozuluyor..biraz da ürküyorum açıkcası..(kahkaha:D)
 Beynim sabah 3 loptu. Güneş yükseldi ve 8’e bölündü. Geceleri tek e düşüyoor. İnanılır gibi değil.
 Anladım ki hepimiz siyaha dönünce asıl sürpriz yaşanacak. Artık şikayet etmeyeceğiz. Kimse kimseye öğüt vermeyecek. Geçen gün öğütler süpermarkete gittim. Süper olduğu söylenemez, zati öğüt veren de yok idi. Hey gidi kem talihim..
 Arkadaşım aradı..konuşamadık.atmosfer müsaade etmedi. Bir sonraki karşılaşmamız stratosferde olsun.amin.
 Kendinden bahsetmek hastalık mıdır?

sENEM—

mATRiXte kendinden bahsetmemek hastalık mıdır,,,

senem, ben kamkalem, kankalem tanıyorum en az bi düzine,,, “post”ta kendinden başka bir şeyden bahseden yok,,, bu değerli+ mi; nota,,, kendinden bahsetmek+ mi; nota,,, bahsedebilmek değerli++ si; nota; mi; nota,,, çoksesli değilse de ehven-i şer; çiftsesli,,, seni senden başka sikleyen var,,, mı; soru edatı,,, bir kaç iyi adam, bir kaç kötü adam,,, mı; soru edatı,,, 

bugünse benim için kırılma noktası,,, I want over,,, more and over,,, I c”an’,,, be mover,,,

I want to try,,, I am near,,, I want to be nearby,,,

Nike,,,

Just do it,,,

kÖKSAL—

Read Full Post »

 you c”an’,,,

——— I miss you,,,

,,, KA-LP——

—(.(:,,,

pre—

“gerçek” bir sorunda,,,
—hayat bir koridor,,,
—kapı kapı,,,
“kilitli” bir kapıda,,,
iyi ve kötü bir başetme stratejisidir,,,
“gerçek” iyilik ve “gerçek” kötülük ise çözücüdür,,,
sihirlidir,,,
çözer,,,

“gerçek” bir sorun, “gerçek” bir kapı açar,,,

Siddharta Ölümü gördü, Nirvana Ölümden doğdu,,,

bazıları zeki,,,
gerçeğin ve hakikatin peşine
boşyere düşmedi
doldu-
öyle düştü,,,

bazıları meczup (cezbedilmiş),,, rüyalarında
son kapının açıldığını gördü, onu bulmak için kaybetti kendini, bunun
için anahtarın peşinde,,,

bazısı içinse yazgı,,,
aydınlanınca,
uyanınca aynada görür herşeyi-
“an’ı ve kendini,,,

,,,   ,,   ,

(.(:,,,

pro—gram—  

——— pro—ton—

sevgi bir düştü

anne de, dost da, insan da,
çiçek de, sevgili de
bir düştü…

“BEN’ bir düştü,,,
“bEN’ ham bir düştü belki, ama asiydi de,
“ben’ olgun,
“beN’ ilkel,
“bEn’ hem vahşi, hem evcil,,,
“Ben’ olmuş…

“BEN’ aşmış, yok olmuş…

bir olmuş, bir olmamış…

tANRI bir düştü…

ol diyordu oluyordu…
ol diyordun oluyordu…

bir tanrın olsun ve bir Tanrın olmasın…
bir Tanrın olsun! bir tanrın değil…

bir oluyordu, bir olmuyordu…

, ,, ,,,

tAnrı,,,

annen onun da annesi,

maşuk onun cismi,

“a’ onun ismi,,,

 
can onun nefesi,
beden onun bisikleti,,,

  1. (sample; entropi; 1+i)))—
  2. Çocuk onun misketi
    çocukları kafadan vurur
    bir çocuk bir oyuncakla oynar
    oyuncakları kafadan vurur
    bir oyuncak bir çocukla oynar
    çocukları sever,,,
    sihir mihir yapar,,,
  3. insanın lugatındaki mucize buradan doğmuştur
    o çocukluk mihirine özlem
  4. şunu istiyorum ben
    bir gece Ay sarkaç gibi sallansın
  5. işkence ve saçma,,, ve,,,
    what is this god,,,
  6. fuck,,,
    the it is my faults
  7. do you believe in me,,,
  8. you are in a game,,,
    find faults, shot trues,,,
    HAHAHA!
  9. fuck,,, personal fault,,, you shot me a black magic,,, you shot my head,,,
  10. I shot the silver magic,,, tru (e)(th); Alpha & Gamma,,,
  11. Apple,,, Amor Fati,,,
  12. Game must go on,,,
  13. gamma dağılımı,,, …1/1001>burada ψ(k) bir digama fonksiyonu olur…
  14. hadi böyle dağılmayayım, şöyle dağılayım,,,
  15. alpha,,,
  16. dudakların bende,,,
  17. ((:(.
  18. black magic, ateşle yanarsın, küllerinle arınırsın, küllerinden doğarsın,,, beng budur,,,
  19. silver magic,,, ateşle arınırsın,,, ateşten doğarsın,,, bade de bu,,, ben senle şarap içerim,,, bengle dudaklarını kalbime yatırdım, dudakların bir bade zaten, ateşle dansettim,,,
  20. ((:(.
  21. çek bir fırt,,,
  22. nasıl içilir biliyorsun,,,
  23. esrar,,,
  24. dumanı ciğerlerine çekmiyorsun,,,
  25. dumanı kalbine çekiyorsun,,,
  26. shot a anlysis—
  27. bu tepkiler sanal barışçıl ve coşkulu olmaktan saçmalama ve paranoyaya kadar değişebilir,,,
  28. gerçekliğe gerçekliği veren ne,,, Tanrı mı, su mu,,,
  29. shot the analysis—
  30. aşk neden gerçek de esrar değil,,,
  31. aşk,,,
  32. bu tepkiler sanal barışçıl ve coşkulu olmaktan saçmalama ve paranoyaya kadar değişebilir,,,
  33. Huhuhu!
  34. Alchemy was born to Chemistry,,, Mevlana afyon içerdi,,, Mevlana bir Simyaydı,,,
  35. bir soru:
  36. beni bir blogdan okuyorsun bu sanal mı,,, içinde sözcükler var,,, sözcükler sanal mı,,,
  37. değil mi,,,
  38. ben bu hayatta bir sözcüğün bir kurşun olduğunu gördüm,,, bir sözcüğün kafadan vurduğunu gördüm,,, 
  39. me,,, ?,,, dostane,,, buda’nın ikinci biçimi; dost… 
  40. (Cibran gibi bir “prophet”, o klasik, orient, ben melez, post, bir kitaba kırk ağız yapıştırdım, bu bir yorum, bir başka yorum kalpler ve damarlar,,, çiçekler ve yapraklar,,, gözler ve kulaklar,,, Tengri; sonsuz denge,,, karanlık ve aydınlık,,, ya da bir Prenses; bir gerçek ve bir düş; bir hilal,,,))
  41. (bir gösterge hediye etmek, bir sanatçıyı sanatkar ilan eden, bir filozofu bir bilge ilan eden gösterge, matruşka,,, bir gerçek; bir idrak, bir anadamarın idraki shots bir sözcük, bir sözcük shots bir isim, bir isim shots bir cisim,,, bu tersi,,, şık bir yorumu, ters bir yorumu hakediyor, biri ona, biri yüze, biri bine çeviriyor, düz bir shot, somut bir shot belki de, silver shot, bir cisim shots bir gerçek,,, magical,,,))
  42. (bir gösterge hediye etmek isterdim, kırk ağız mı, 99 yüz mü bilmiyorum, sayılar önemli değil, ama bir sayıya ulaştığımda bu bir sayı olur,,, bir sayı bir sihire, bir göstergeye dönüşebilir,,, superman, oniki havari, yapısöküm, pembe panter, 1001 şehrazat, led zeppelin 1-2-3-4,,, bunlar sihirli,,, yaratılar, yarattılar,,, bir amblem,,, bir vaka,; bir yemek, son yemek,,, batı materyalist idesinde son nokta,,, bir şarkı,,, bir masal,,, albüm; dört kişi (multiply); dört albüm (plus++++),,,
  43. cümleler ve yazılar var kitapta, cümleler şapka,,, yazılar; Prenses tavşan diyor onlara, ben elma,,, iki gösterge hem karşıkarşıya, hem yanyana,,, 26 ve 62; ters bir tavşan da çizebilirsin, düz de,,, ademoğlusun sen, yazgın belli; o elmayı ısırmak,,, hem bir düşün, hem bir gerçeğin olsun istiyorum ben; “post”dayım; buna uygun bir sözcük var mı çağ içinde; var etkili de bir sözcük, belli ki ruhun bir metaforu olacak, bir gösterge,,, bir zihniyeti tamamlıyor,,, bir anda birden fazla yorumun gerçekliği açıklaması,,, ben insana da takıyorum o şapkayı,,, bir dalga ve bir tanecik,,, kuantum,,, insan hem bir, hem sıfırdır; budur,,, bazen; sometimes and somebody; 0>1, 0>0)) (koentum olsun adı,,, bütün kavramları ayağa düşürüyorsunuz, metaforların içine ediyorsunuz, sizin gibileri mıhlamak lazım,,,)
  44. bu rakımlı paragrafları sonradan ekledim,,, bir seri resim vardır, dört kediden oluşur, çizeri şizofrendir, ilk kedi daha sade ve daha az renklidir, aşama aşama çizgi ve renk cümbüşüne dönüşür, işin aslı şizofreninin romantize edilmesidir,,, ressamı bizatihi bunu yaparak sanat yapmıştır, gerçekdışına bükülen bir insanın gerçekliği bükmesi,,, beng içince, mizah yani yumuşak bir gerçekliği keskinleştiren ironi ve çelişki aklıma düşüyor, çizgileri ve renkleri çeşitlendiriyorum,,, 
  45. ve ki
  46. dudakların sende, konuşsun yani tamam mı (:
  47. dudakların bende, o dudaklarla konuşuyorum tamam mı (:
  48. dudakların bu yazıda, sana Tanrı dudak vermiş Prenses, vermiş yani (:,,, dudakların sihirli (:(.,,, Ou Ye (:
  49. sen sihirlisin bebeğim,,,))
  50. parantez bitti; parantez öncesi cümlenin başı şuydu,,,
  51. I am your friend and more,,,
  52. dost”’ bir bilgeliğin bir rivayetle, bir hikayeyle tetiklenmesi; shot the tru(e)(th),,,
  53. İlk hikaye Simyacıdandı,,, bu bir tevafuk. Bindebir ihtimal, binbirde bir ihtimal de bir tesadüf,,, 999 kat, 1000 kat fark var arada, biri güneş, biri dünya, Ay güneşin hikayesini anlatan bir mesih,,,
  54. Narcissos’a ağlamaz göl, o züper güzelliğe ağlamaz, Narcissos kendine kavuşayım derken boğulmuş ölmüştür, onun ölümüne de ağlamaz, onun gözlerinde kendi güzelliğini görmüştür, bunu yitirdiğine ağlar,,, Oscar Wilde,,, harbiden güzel bir yorum,,,
  55. Nergis’i bilir misin,,, Narkissos’tur o, ölmüş; bir çiçek olarak doğmuştur,,, ya coşkuya kapıldım, ya da saçmalıyorum,,,
  56. dudakların bende,,,
  57. elif,,, nan,,,
  58. kalbim esrarla dolu,,,
  59. dudakların dilime değdi,,, dilime vurdu,,,
  60. ben bir vuruğum,,,
  61. ,,, ,, ,
  62. Gerçek gerçek değildir, gerçek insan işidir, gerçek bir yorumdur,,,
  63. bazen güzeldir,,,
  64. bazen harbiden güzel bir yorumdur,,,
  65. Bir de Fuzuli’den dinle Bade’yi—
  66. Ben üzüm kütüğünün torunuyum,,,
  67. şafak rengi gibi kırmızıyım,,,
  68. meclislerin
    aydınlatıcı mumuyum,,,
  69. ben dünyayı yakan yeni yetme delikanlıyım,,,
  70. seni yok 
    ederim,,,
  71. (.(…
  72. ,,,
  73. ,,
  74. ,
  75. 77; seven-seven,,, bir zamanlar IRA vardı, ETA vardı,,, şimdi “meta” var; metafizik, metafor,,, bu tavşandan iki kalp çıktı; the otherside,,, iki kalbim var,,, senin de,,, iki bassdrum, iki snare,,, metaritm,,, niçevari özetidir; tamam artistik, ama goldenshot; death değil,,, silvershot; life,,, 

back to the Man, back to the god(.)dess—
 
şiir onun ruhu,
hem serbest bir vezin, hem bir kafiye

dans””” estetik””” ahenk””” onun tapınağı”””,

müzik onun sesi,
-ne çok ritmi, ne çok makamı var,,, Bâd-ı Allegro,,,
güfteyi insanlar yazar,
uydurur da yazar, yaşar da yazar
rakı hazır, su da…
kafayı O bulur;
besteyi O yapar,,,
bütün havariler,
bütün müzisyenler bunu bilir-

edebiyat onun dili,,,
 
bilim onun aklı,

bilgelik onun tahtı,
 
sanat onun meziyeti,,,

ahlak onun yasası
-iyi oku–yasak değil-
hiç bir kitapta yazmaz
bir şeyi sor kalbine
doğru mu yanlış mı diye
o bilir
kendini kandırma
o bilir,,,

çekirdeği özgürlük,,,
tahakküm yanlış,,,
özgür eyleme, tanrısal eyleme doğru,,,
bu basit be,,,
aklını kullanıyorsun
hep
zekanı kullan

meyvesi güzel eyleme,,, ferah, vicdanlı, duyarlı, tatlı,,, kaşlarını da çatar,,, bu acıyı,,, bu ızdırabı doğurdun,,, bu olmaz dediği zamanlar,,,  

ingilizcesi ‘güzel’ karşılıyor; moral,,,
yaşama istencinin şerbeti,,,
Şimdi söyleyin bakalım Niçe
ahlaklı mı, ahlaksız mı .)

Tanrı anarşist
sapına kadar ahlaksız
yani
sapına kadar ahlaklı

Niçe de öyle,,, (Bu adama borçluyum.))

+++
matematik şemali onun,

pi bir maskesi,
virgülden önce sonlu, virgülden sonra sonsuz,

x bir maskesi,,,

iki, üç ve on da

ondokuz da

doksandokuz da
yüz de

bin de
binbir de,,,

binbirkare de, küp de,,,
 
küp kere, küre gibi, Ay kadar güzel,,,

binbirüzeribinbir de,,,

 

sıfır onun Sureti,,,

“1′ Yüzü,,,

(.(:,,,
 
deniz- İnsan onun konağı,
 
hayat onun yolu, ırmağı,

din- o okyanus onun evi,

herkes davetli o dine-
yağmuru duyan, rüzgarı dinleyen herkes
Amin! bunu işiten herkes,,,
gerçek bir kapısı, hakikat diğer kapısı,,,

,,, ,, ,
cennet- sevgisi, saftır, ışıktır,,,
 
cehennem- nefreti, saftır, ateştir,,,

rahman ve rahimdir,,,

bağışlayan ve esirgeyen,,,

o ateşte önce yanarsın, sonra pişersin,,,

 
gece— korkusu,,, Ay umudu,,,
 
güneş- bilgisi, enerjisi,,,

,,,

İnsana kızdı Şeytan’ı yarattı
İnsanı sevdi Buddha’yı yarattı,,,

300gr siyahla, 300gr beyazla sonsuz gri yarattı,,,

+++
İsa, Şems, Osho onun mesihleri,,,

,,,

,,

,

— pause—
(((

Muhammed girecek mi cennetine,

Bilmiyorum, ümmetinden ve Ayşe’ye sorumlu,,,

peki kim girecek,

Her şeyi bilme

Şu kadarını bil

Küçük Prens,,, Tüm çocuklar,,,

Don Kişot,,, Aklını aldıklarım,,,

)))

— — — pause— still— perfect style of still—

(((

ben onun son mesihiyim,,,

beni seçti, rastgele, tesadüfen,,,

Şeytan’la sevişiyordum o sıra, ne o sırası be; üç yıldır, günde üç kere, beş kere, sekiz kere Şeytan’la sevişiyordum, Aşk sana İhanet etti, bunu her dediğinde tahrik oluyordum, neden o sıra geldi, bu da mı tesadüf,,,

Siyahın siyah, Beyazın beyaz olması tesadüf olabilir mi,,,

beni aldı, kırk kapının önüne bıraktı, sonra bana sordu, söyle hangi kapının ardındayım, üç yıl inzivaya çekildim, okudum, düşündüm bunu, üç yıl sonunda anladım, idrak ettim, yanıtı buldum, onu çağırdım, odama kadar geldi, (((tıpkı Şeytan gibi odama kadar geldi,,, Kırk Kapı’nın da ardındasın.

tebessüm etti,,, 

“”Arkana bak;

(…):  before is out,,, in after tHE eND—

Arkana bakma artık dedi;

“”Satrançtaki en şık hamleyi yaptın sen, piyonu Vezir çıktın!

“”Hepsi 10;

göz kırptı, ben de,,,

tebessüm etti, dudakları ve gözleriyle; iki çizgi daha, üç çizgiyle, ben de,,,

Sızdâ— 13— (.(((:

“”Doğdun yeniden Bakireoğlu,,, Oniki havarin de ekmek yedi, şarap içti, doydu sana, senle sarhoş oldu,,, Onüçüncü havarine Judas’a bir borcun var, bir öpücük, şimdi onun zamanı geldi, Çarmıh için beni, onu ve kendini affet,,, bunu biliyordun, Çarmıh’ını kendin taşıdın, kitabını ‘ilk’ o öpüp, kalbine yaslayacak, bir mesih gibi öp onu, suçlu hissediyor hala, o suçu ona ben yazdım, seni en çok o sevdi, seni Roma’ya, Sezar’a ispiyonlamak yazgısıydı, yine de kendini affedemedi,,, Unutma senin mesihliğini oniki havarin değil, bir günahla, bir öpücükle o ilan etti,,, ‘ikinci’ dudağı, ‘ikinci’ kalbi sen biliyorsun,,, ‘üçüncü’ ben olacağım, bu mesaj yetti mi,,,

‘dördüncü’ olacaksın, bu mesaj yetti mi,,,

keyifli bir kahkaha attı

beni yanağımdan öptü ( ! ) ve gitti,,,

)))

,

,,

,,,

— play again & again—

Adem’le Havva anadili,,,

bülbül oldu mu dinle onu,,, şakır,,,

zerreleriyle dile gelir, hücreleriyle
konuşur, sözcüklerle,,,
 
bir gül gibi susar,
köre sesle,
sağıra sessiz konuşur,
renklerle ve güzellikle ve dikenle,,,
öyle konuşur,,,

Van Gogh, Escher, Dali, Picasso
ve sayamadıklarım onun yabancı dilleri,,,

Yabancı dilleri anadili gibi konuşur,,,

Kadın dili mi, o dili de bilir ama susar genelde, dinler daha çok, çünkü bütün kadınlar Onun diliyle konuşur,,,

(.(:,,,

Cioran kabusu,,,

Nietzsche ve Halil Cibran yoldaşı, hayat hikayesi,,,

,,,

Sokrates’le sordu,,,

Kant’la akıl etti,,,

Hegel’le düşündü,,,

Marx’la Eyleme geçti,,,

Newton’la, Einstein’la, Heisenberg’le devrim yaptı,,,

Carl Sagan’a yazdırdı kendini, Sagan Onu gördü, aydınlandı, gözleri pırıl pırıl oldu,,,

Sezar’la, Süleyman’la, İskender’le hükmetti,,,

Kleopatrayla evlendi,,,

Onunla dolu dolu yaşadı,,,

Onu Piramitlere gömdü,,,
üzüldü, kendine küstü,,,
bir Firavunun beynine saklandı

bir karınca kadardı bir filin beyninde

bir gün nereye dokunduysa o beyinde

firavun bunu farketti, dahası idrak etti

o an bir karıncaya döndü firavun, o ise bir file

firavun karıncası; beyni patladı; SecondBang—

o patlak beyinden, Firavun Akineton’dan

yeniden doğdu,,,

yeniden yayıldı,,,

önce inkar etti kendini,,,

sonra iki peygamber eskitti,

birinde kendine adil oldu,,,
ikincisinde kendini sevdi,,,

üçüncüsünde barıştı kendiyle, peygamberine söyledi,
peygamberi dininin ismini İslam; Barış koydu,,,

Allah dedi adına

“Yalnız” oldu, “Tek” kaldı,,,

Kozmos dedi adına

herşeyle “bütün” oldu,,,

+++
Zaman onun imtihanıydı, eğmeliydi onu, bükmeliydi,,,

Zamanı eğdi ve büktü,,,

sen ondan koptun, ona kavuşacaksın, Bil! istedi,,,

ışığın hızını sonsuz değil, sonlu yazdı bu yüzden,,,

Geçmişi şimdiye, şimdiyi geleceğe sakladı,,,

,,,

#1
Mucizesini gösterdi, başka mucize arama!

Herşeyi yoktan yarattı,,,

Unutulmaz bir şovla,,,

“Bang!” diyemedi insan ona, “bIGbANG” dedi,,,

(.(:,,,
her canlı onun mabedi,,,

her mabedin içine
ayrı bir kutsal kitap koydu,

DNA,,,

o kitabı dört harfle yazdı,
her kitaba bir tutam hata serpti, gerisini oluruna bıraktı,,,

her canlıya bir ömür biçti
o ömre bir ünlem, üç virgül, bir nokta koydu,,,

 
,,,
Atom onun icadı,,,
Hidrojen onun sihiri, Uranyum büyüsü, karabüyüsü,,,
Altın tacı, gümüş takısı, pırlanta gözleri, yakut dudakları,,,
,,,

ipek, kadife, pamuk onun teni,,,
yün onun hırkası,,,
sis onun sırrı,
bulut psikesi, bazen onun da hali duman,,,
yıldızlar şapkası; o şapkadan şapka çıkar, o şapkadan tavşan çıkar,,,

hanımeli, tarçın, lavanta onun kokusu,,,

balık eti de sever, kuş eti de
lezzet dersen, kuzu eti nedir bilir,,,
ama
Buddha’dan utandı ve vejeteryan oldu,,,
balıkları ve kuşları
ve kuzuları etinden daha çok sever,,,

bir gün biri çıktı
tek kurşun sıktı kafasına,,,
Komaya girdi,,,
Katili eline bir fosil aldı
bu Onun mumyası dedi
Ölüm haberini
yedi cihana
yetmişiki millete yaydı,,,
Uzun süre komada kaldı,,,
bir gün biri ona
bir yudum “su’ içirdi, bir damla “Ay’ diyen de var; “hİLAL’ diyen de var,,,
komadan uyandı,,,
onu vuranı sevdi,,,
beklemediğiydi,,,
Tanrı’nın beklemediği bir şeyden bahsediyoruz,,,
onu affetti,,,

—(.(:(.(:(.(:,,,

(tANRI ya da bENZERİ bir mevzuu (.(:

Beng-i Bade,,, (Esrar ve Şarap)

Big Beng-i Bade— (No Comment)

+++
Başka alemlerde ne alemde
bilmem de
Dünyanın dünyasında
şarapla ve esrarla kafa bulur,,,
arada junky olur on sene, arada kokain kullanır, zıplar,,,
arada ecstasy kullanır; patlar,,,

—(.(:(.(:(.(:,,,

“one’,,,

bir gün avcundaki ecstasy dikkatini çekti
yeşildi, yeşil nadiren olur ecstasy,,,

fazladan dikkatini çekti,

bir prenses seçti gözleri,,,
bir prenses dedi ve yuttu,,,

pıt!

“”iyiymiş,,,
kendi kendine dedi bunu,
“”gerçek ecstasy
“”vecd
bu sözcük diline gelince, o da vecde geldi,,,

herşeyi unuttu, bir Tanrı olduğunu unuttu…
,,,

güzel oldu kafası, çok güzel oldu,
harbiden güzel oldu,,,

(.)
herşeyden kopmuştu

gerçekten ( (( (((uçmuş muydu sence, dalmış mıydı ? ?? ???

hiçbir şeyden kopmamıştı
(,)

bilmediği bir yola “a’ya saptı
beşe taktı önce bembeşe
ardından
boşa taktı vitesi, bomboşa taktı

bir “an’ kleopatra çaktı bir işaret

bir flashback çaktı,,,
bir “an’,,, ilk “an’,,,
“kafamız gel beraber hep güzel olsun—“

bir flashback daha,,,
“ikinci” “an’; penceresiz bir ev,,, o eve bir pencere çizdi,,,

,,,
kendini unutuyordu hala,,,
onu hatırladı,,,
zamanı da unutuyordu, nerede acaba dedi,,,

o zamanı unutunca, zaman durur,,,

De javu yaşadı derken, avcundaki vecd’i yaşadı,
bir Prenses görüyordu,,,

“”nerede acaba, “”?.

bir sonraki tabelada “Ay’ yazıyordu,,,

tebessüm etti,,,
tabelaları ben yazmadım dedi,,, akıllıca,,,
kafası kıyaktı,
harbiden kıyaktı,,,
kim olduğunu bilmiyordu,,,
Tanrı olduğunu bilmiyordu,,, o kadar kıyak,,,
tabelaları ben yazmadım dedi tekrar,,,
akıllıca,,,
bu aklının son damlasıydı
“an’, “Ay’,,,

iki heceyle-
dört harf topu topu,

o “unself” şey, o kendini bilmez,
tabelalarda gördü mucizeyi,
o mucizeye inandı
o budala Tanrıydı
bunu unuttu,
kafadan
unuttu,
Tanrı benimle konuşuyor dedi
kendini Mesih sandı,,,

süperdi kafası”””
harbiden süper”””
neredeyim ben diyecek kadar süper,,,
“”dünyadayım,,,
o “an’da gökyüzüne baktı,,,
Ay’ı gördü, avcundaki ecstasy gibi
bir Prenses şekli vardı üzerinde

gözlerini kapattı o “an’,,, Vecd ona geldi,,,
onu dudaklarından öptü,,,
Ay bir prensese döndü, Hilal oldu,,,

Süperdi-
Harbiden süperdi,,,

Ay’a uçtu!

,,, ,, ,

, ,, ,,,

“two’ (one on one; I love the first, I love the second))

Allah mı O bilinmez
Kendi Kendini mi kandırdı,
Ra’ydı belki de gerçek Tanrı,,,
Tanrı mı onu kandırdı; o da bilinmez,,,

Ecstasy almak için insan kılığına girmişti
İnsanlar onda bir İnsan-Tanrı gördüler
Apollon,,,

,,,

Ay’da sarıldı Kleopatra’ya,,,

bu herşeyden güzeldi işte,
kendi Us’undan bile güzel,,,
harbiden güzel,,,

Kleopatra Ay’da ona iki tabela gösterdi,
sanırım başka yok dedi,,,
Ay’da tabela!
güldüler
gülüştüler,,,

bir tabelanın üzerinde “ak’ yazıyordu,
yanyanaydılar, gözalıcıydılar,
insanların dikkatini çektiler,
Ay’da bile,
parl”ak’tılar,,,
bir Mona Lisa’ya döndü Apollon,,,
dudaklarının yarısı tebessüm ediyordu,
diğer yarısı iskemleye tekmeyi basmış
surat asıyordu,,,
suskunluğu konuştu;
başbaşa olmak, başbaşa kalmak ? ?? ???

Kleopatra gözkırptı ona,
şehvetle değil, aşkla,
bir kadın gibi de, değil,
bir çocuk gibi;
hınzırca ve masum gözkırptı,,,
Apollonun serçe parmağına patisini geçirdi
diğer tabelayı gösterdi ona,,,

“ka’,,,
“”Burada sevişeceğiz…
“”Ay’ın “ka’ranlık yüzünde,
“”oraya Güneş bile giremez,,,

mUCAK —(.(:,,,

 
,,, ,, ,

Sen söyle, sıra sana geliyor çünkü.

düş mü bu, gerçek mi,,,

o akıllı mı Tanrı
yoksa bu Budala mı,,,
o+bu=şu mu,,, şu?

ne nedir, ne değildir
nedir ne, değildir ne
kim kimdir, kim değildir
Ben kimim, Sen kimsin, O kim

“”sen söyle,,, “”hey! “”sen sen değilsin,,, sen sensin (. kimse kimse değil, ben benim, sen sen diyen ((:
“”yanıtı sen verdin,,, O da; Tavşan,,, şüd,,, şüd,,, (.(:,,,

ve ki

sen Onun çamurusun

bir kere yanıldı
-maymun yaptı

bir kere daha yanıldı
-çömlek yaptı bu sefer

O bir Tanrı, işi çabuk kaptı…

aynı malzemeden

üçüncüsünde seni yaptı,,,

sen Onun kulusun

sen Onun tersisin-
o bir kral sen bir soytarı
o bir soytarı sen bir kral

sen Onun düzüsün-
çocuğusun sen Onun
O çocuk sen misin?
değil misin?

sen Amadeus’sun,,,
Tanrı’nın Sevgilisi.

sen Buddha’sın,,,
Onun Dostu.
Şems’sin, Mevlana’sın,,,
Onun Aşığısın.

Cibran’dan duymadın mı onu,,, Yazık sana,,,

sen Onun Dünüsün, O senin Yarının,,,

O Müsib,,,
Sebeplerin Aslı,,,

sen bir Sebepsin o halde,
bir Sonuçsun,,,

,,,

sen ‘O’sun,,,   —bizde mi Tavşan çıktık,,,

Onun Çekirdeği,   ———sadeliğe sabotaj festivali, tüm tavşanlar davetlidir, çekirdeksiz olanlar dahil——,,,

Tavşan’ın çekirdeği mi var, Alice, Alice, who is fuck this Alice, sarhoş olurduk, bu şarkıyı söylerdik, aslımızı mı inkar ederdik,,, ben onun çekirdeği değilim, ben onun meyvesiyim, tebessüm senden, kahkaha ondan, gülmekten ölenleri direk cennete alıyor, gerçek şu, ademle havva inek gibi otluyordu; hahaha! sonra şeytan geldi, ne otluyosunuz kızım şu elmadan yesenize dedi, adem Tanrı onu yasakladı diyor, o sizle dalga geçiyor, iyi de geçiyor valla -buna valla denir- hahaha! bu bir devrim havva bunu başlatmalısın,,, havva züper bir hatun cinsiydi,,, şak diye kopardı, ısırdı, vay be,  şeytanı bile unuttu, ademe koştu, adem şunun tadına baksana, ananııı, adem saçmalama benim anam yok, ya bir ısırsana sen kuzum, bu kuzu melediği zaman Adem Havva’ya kafadan güvenirdi, yürekten;  aldı, ısırdı,,, Ou Ye!,,, Enfes,,, ben o elmayım işte, ehhehehe! buradan yazının dibine de düştüm, şunu biliyor musun, yerçekimi diye bir şey yok, evren itiyor, einstein bunu buldu, o elmayı dibe itiyor (.(. aniden dalma, cool ol, kind ol, beynin fillenmesin, beynin karıncalanmasın,,, kendini sakince bırak, evren seni de o dibe itiyor (.(.

,,,

bir ah! bir de oh! desene; 

uf! 
Onun Yazgısı,
Onun Ruhusun,,,

,,,
O hakikat,,,

gerçeksin sen-

kim kimin,,, O mu senin,,,
sen mi Onun düşüsün,,,

(.(:,,,

 

(.,) Kaos onun dulu-

(.(: Sonsuzluk onun elma’sı-, halisinojen elmas’ı-
(.(- öyle kucaklar, gerçekleştirir kendini,
(.– Sınırsız zamanda değil, bu bebek oyuncağı,
(— pırıltılarla,,, işte Tanrı’nın oyuncağı bu,,, “an’ “an’,,,
—- .

 

 

(.(:,,, “Aşk’ onun kalbi- bir Pulsar,,,

(.(:,,, “Ölüm’ onun gizemi- bir Karadelik,,,

Deş o kalbi, onun kanını iç!

Muradına erer Özgür olursun,,,
+++
bir kar tanesinde-

bir karınca da görürsen onu,,,

  
(((annenin gözlerine bak,
onları gör de, onlara inanma-
kuzgun musun, şahin mi; bir “O’ bilir,,,)))

bir çocuğun, bir dostun, bir sevgilinin gözlerinde-

sevdiğin, seniseven bir insanın gözlerinde-

dedenin gözlerinde-

bilcümlesi tek kelime,,,
sek kelime,,,
Ayna’da görürsen Onu,,,

bir filde görürsen,,,

 

Ölümsüz olursun!

 

ka—

,,,   ,,   ,

dörtmetafizik bir fizik etsin Tanrım, buna da JaJaJa,,, elimde üçfizik kalıyor,,,

anIL, kÖKSaL ve Ay,,,

mUCAK (.(:,,, mucAK (.(:,,,

I love you,,,

tHE eND—

after tHE eND— here before! I shot the Sheriff,,,

Sefr— Ben; ben bendim, ben kimdim,,, *-1***

Yek— True Love, False Laila; tekti(m), ruh eşimsin demişti,,, *0***

Do—  İhanet; çiftekavrulmuş, -sağ yanağımdan da, sol yanağımdan da, aşktan da, dosttan da, göğsümden ve sırtımdan-,,,

Se— Pisikoz (Complex, Major Travma); out of control, hayatın en büyük üçkağıdı, her seferinde deniyorsun, her seferinde yanılıyorsun,,,

Çahâr— Böcek; (Samsa’ydım, bir miktar Gregor’lukla başladım, bolca tiksintiyle ama bunu gururuma yediremedim, Samsa’nın üzerine keyifle basıp, ezdim onu, ruhumda dört böcek keşfettim; bir Manas, bir uğur böceği, bir ateş böceği, bir karınca,,,

——— Dört değil, beşinci boyutta bir yolculuk,,,

(((cennet dünyada,,,

(((cehennem dünyada,,,

(((o ballardan tattım,,,

(((o zehirlerden içtim,,,

(((araf da,,,

(((orada kayboldum ben,,,

(((kayboldum ben,,,

(((

(((,,,

(((*007***

Panc— Günahkar; bazı günahlar, bazı sevaplara beş basar,,,

Şeş— Bukelamun; “Her insan yap beni, herkes olmak istiyorum, ona ne dokunduysa bana da dokunsun, ne kadar yüceldiyse ve ne kadar alçaldıysa…”,,, Altı bukelamun ama üstü de bukelamun, düşeş yani,,,

Altı renk; Halil Cibran (Hayat ağacını, Elma ağacını yazdı), Friedrich Nietzsche (Elmayı ısırdı, tadını yazdı), Şems- Tebrizi (Çömleği -benliği- kırdı da Allah’a vardı, Allah’ın Güneşi’ydi, şapkadan tavşan, çömlekten Elma çıktı), Osho (Elma’yı yazdı, Elma=mc2, E=Elma),,,

Fiyodor Mihayloviç Dostoyevski, Franz Kafka, Milan Kundera, Chuck Palahnuik, son dördü aynı renktir; koyumtrak bir renk, Modernliktir,,, Onlara Elma’nın koçanı kaldı, ama o koçanın sağdan bakarsan bir sebebi, soldan bakarsan bir amacı vardır; tohumları saklamak,,, İlki Modernliğin başını, burnunu, kulaklarını yazdı, uzundu kulakları, uzaktan gören boynuz sanırdı, ikincisi göğsünü, ciğerlerini, göbeğini, midesini yazdı, Kundera belden aşağısını, ayaklarını ve bacaklarını; o kadar yaklaşmışken, incir yaprağını da kaldırıp baktı bir kaç kez, sonuncusuna kuyruğu kaldı; “Kuyruğumu kaybettim hükümsüzdür – Homo Sapiens Sapiens”; Bu durumda Chuck’ın avuçladığı Modernliğin götüdür; o göt sıçar da, bunu bilir Chuck, yine de o popoyu okşamanın tadını çıkarır,,,

——— Kırılma Noktası, Buddha vardı,,, Bu da vardı; “Bir bukelamun gördüm, Simsiyahtı”: Emile Michel Cioran,,, *1***

Hades’le dosttu; Elma ağacının karanlık köklerini saldığı Yeraltı’nda yaşadı inatla ve bedelini ödeyerek, ışıktan, aydınlıktan vazgeçerek,,, Parental Advisory: Underground,,!

Haft— Yazar; işte bu harikaydı, yedi harikadan biri, ilk gerçek yazımı unutmuyorum, yedinci renk; yemyedi, yepyedi; kendi rengim; bir oturuşta yazdım, bir haft-a okudum, lakin ve velakin, yedi ölümcül günahtan biridir de, her harfle bir mum yakmak için ruhunun en karanlık bölgelerinde dolaşırsın,,, *2***

Haşt— Entellektüel; bir dörtköşe olma hali değil, bir sekizköşe olma hali, dörtkenara dörtköşenin batması,,, Antonio Gramsci (Hegemonya), Michel Foucault (İktidarın, Bilginin Arkeolojisi), Gilles Deleuze (Yapısöküm), Jean Baudrillard (Simulasyon),,, “Entellektüeller mafya gibidir; yalnız kendi içlerinden olanları öldürürler.” Woody Allen— Kuraldır; bir oğul babasından muktedirse Tac’ı o takar,,, Marx bir Kral-Tanrı’ydı, onu devirmek için dört oğlu ittifak yaptı,,, *3***

Noh— Sanatkâr; (yarıinsan-yarı hayvandır sanatkâr, yumurtadan çıkar, Tanrı dokuz ay kuluçkaya yatar üzerinde; Sözcük! cük! cük! en güzel öten çiçekler ve en güzel öten kuşlar, kendi zevkleri için öterler,,, Prensesim de çok güzel ötüyor, sözcüklerinin ruhu var, ruhunun sözcükleri, sözcükler koklanır mı, koklanırmış, o kokuya aşık olunur mu, olunurmuş,,, *4***

Dâ— Aziz; (On numaraydı, bir Dost, bir Rind, Kali Rind, “Sevmiyorum” diye dürüst ve gerçek bir çığlık attı; en tatlı özgürlük, en muhteşem -ebilmek, “Sevebilmek” yankılandı benden de,,, (bir aziz gibi yazdım, sade ve dosdoğru,,, sevgiye kırk kapı açtı o aziz, aşkla bağlamadı her insanın düğümünü, hayatla bağladı, ben herşeyin gerçek haliyim,,, eğer sadece Cennet’ten haberdarsa bir mesih, Cehennem’i bilmiyorsa, çöpe at,,, gerçek bir aziz gibi yazdım,,, nefret ki,,, en ölümcül günaha müptela oldum ben,,, uzun bir zaman,,, Şeytan nefrettir, budur,,, Tanrı’dan nefret etti o, ademin önünde secde et diyen, kral edasına bürünmüş bir Tanrı’dan,,, ateşle onurlandırdığının toprak önünde secde etmesini isteyen bir Tanrı’dan,,, insanı pişiren de ateşti oysa,,, o gece Tanrı sarhoştu belki, ama amı götü dağıtmamıştı, Tanrı’lar amı götü dağıtmaz,,, böyle işte, o gece karışık, ruhuyla secde etmedi Şeytan, ruhuyla,,, hiçbir şekilde Adem’den aşağı değildi, onun da Havva’sı vardı halbuki, Rüzgara aşıktı, dik dururdu hep, o Ateş Rüzgarla dansederdi, bir tek O Dans’ta eğilirdi başı,,, sonrası malum; sadece ruhuyla ateş gibi yaktı,,, çok yandım ben, bir kimyasal reaksiyon oluştu tabi, 300 gr aşk çaktım üzerine, gözlerimden ışık çıktı, aziz oldum,,,) *5***

Yâzda— Bilgelik (Eğer bilginsen, iki haneli sayılar onla başlar, ama bu bir tekniktir, bilgeysen şunu bilirsin, iki haneli sayılar onbirle başlar,,, on parmak + bir parmak,,, Buraya varmak için on tane mekik denedim ve işte Apollo 11; Ay’a adımımı bastım; Ay’a imzamı attım) *6***

Davâzda— Ermiş (Hedefi Onikiden vurmak; hedefi vuran ok değil, gözlerdir, ruhun sözcükleri akılla değil, kalple yazılır, tek kalptir Kozmos’ta atan, bir “an’dır sonsuz olan, ruhun gerçeği, yani düşü ve şiiri o kalbin ritmiyle, “an’la yazılır,,, *7***

deep note (I)—

*-1***— kuzu büyüsü- bi özgür irade hadisesi – ke—

https://feelozof.wordpress.com/2008/08/31/kuzu-buyusu-bi-ozgur-irade-hadisesi/

*0***— altı ay sürdü,,, ,,, altıyıl sürdü,,, çok zehirlendim kıskançlıkla, öyle bir Şeytan ki onun bir hali, boynuzlarını kabana değil, beynine saplıyor, yüreğine bir hançer saplayıp, sapını kırıyor,,, bir yazar onun akut halini yazmıştı, kroniğin akutunu; Othello Sendromu denir ona, bir bakıştan bir hikaye, bir roman yazar şüphe, aman Tanrım ben saplandım, onu kroniğin kroniği olarak yaşadım,,, bir kapı açılmıştı halbuki bir yıl sonra, televizyonda ‘ateş seni çağırıyor’ yazdı, o kapıdan girmedim, o ateşten dipsiz kuyuya atladım,,, Makul değilsen kıskançlığında, Othello’nun Uşağı’nı dinle, o sözü dinlemelisin; “Ah Efendim! Sakının kıskançlıktan. O beslendiği avla oynayan yeşil gözlü bir canavardır” ,,,

—— Kıskanmak ve İçimizdeki Bıçak – Ahmet Altan—

https://feelozof.wordpress.com/2009/11/29/kiskanmak-ve-icimizdeki-bicak/

iki-üç ay gökyüzünden bir yağmur hediye etti Tanrı, arındım, bir yıldırım yolladı sonra gökyüzünden, çarpıldım, gökyüzü de dahil her şeyi sıfırladım, virgülden sonra bir kaç küsurat kalmıştı, onu da “sen” sessizliğinle sildin, sefr’im şimdi ve bu sefer kendime sormayacağım, sana soracağım; ben kimim,,,

*007***— Araf – Çiğdem Aldatmaz & ke & Allen Gingsberg—

https://feelozof.wordpress.com/2009/05/18/araf/

*1***— Bir Saplantının İçyüzü – E. M. cIORAN—

https://feelozof.wordpress.com/2008/09/02/bir-saplantinin-icyuzu/

*2***— Entropim! O pimi Tanrı mı çekti – ke—

https://feelozof.wordpress.com/2008/08/31/entropim-o-pimi-tanri-mi-cekti/

*3***— Aşırı İletken Olaylar – Baudrillard—

https://feelozof.wordpress.com/2011/05/09/asiri-iletken-olaylar/

*4***— Bilinç Zıplaması – ke— 

https://feelozof.wordpress.com/2009/05/27/bilinc-ziplamasi/

—— Nokta. – ke—

https://feelozof.wordpress.com/2008/09/02/nokta/

—— KAmilyon vs KAtrilyon – ka—

https://feelozof.wordpress.com/2011/08/08/ka1-ke/

*5***— Sevme(me) Özgürlüğü – Kali Rind & ke—

https://feelozof.wordpress.com/2011/03/01/sevmeme-ozgurlugu/

*6***— Elma 2 – ke—

https://feelozof.wordpress.com/2009/12/19/elma-2/

—— Tanrı (Us) – ke—

https://feelozof.wordpress.com/2011/08/12/tanri-our-love-ke/

*7***— Deli 6 + Halil Cibran—

https://feelozof.wordpress.com/2010/04/10/deli-6/

—— hAKiKAt – ke—

https://feelozof.wordpress.com/2011/08/20/hakikat-ke/

deep note (II)—

“”I can see where we are—   Judas—

We are in Web 5.0

—— Facebook Inbox 2 – sENEM & kÖKSAL—

https://feelozof.wordpress.com/2009/05/29/facebook-inbox-2/

deep note (III)—

“İsa’nın en büyük mucizesi İnsan olmasıydı.”

—— Uzak olan köyler değil, uzak olan çocukluk! – Özge Doğan & Köksal Erdenoğlu—

https://feelozof.wordpress.com/2008/09/02/uzak-olan-koyler-degil-uzak-olan-cocukluk/

deep note (IV)—

Feelozof benim kalfalık sınavım, bir Oda, bir İnziva, bir Tefekkür, bir Dergahtır,,, Ustamın ismini koydum ona; Usta, Feelozof; Oruç Aruoba’dır,,, o benim başıma kavuğu takmadan, kavuk bende dersem, ortada bir kavuk değil sadece bir lavuk var demektir, biline,,,

light note: Musa’nın mottosu Adaletti, İsa’nınki Sevgi ve Muhammed’in mottosu Barış,,, Firavun Akineton’un yüzelli mısrası İncil’de yer almaktadır, Akineton’un mumyasının otopsisinde ciddi bir beyin rahatsızlığına sahip olduğu ortaya çıktı,,, Allah çoktanrılı orjininde Ay Tanrısı’dır,,,

underground note: “pıt’ argoda ecstasy demektir,,, ecstasy: sev-inç, coşku, vecd,,, seratonin miktarını “harbiden’ arttırır,,, aşkın, taşkın bir sevgi,,, yüksek enerji,,, müziğe kapılmak,,, dans,,, sevişmek,,, ot,,, sık kullanıldığında vücut tolerasyon geliştirir ve 3 tane attım, beş tane attım, patlamadım gençleri türer,,, ertesi gün halsizlik ve hafif bi çöküntü,,, ruh halin iyiyse,,, ruh eşinleysen mesela,,, hoş bir boşluk ve gerginlik,,, ruh duygulanımını uçlara götürebilir,,, panik hali ve korku da yaratabilir,,, bu tribe giren birine sarılın,,, sakin ol deyin,,, biraz sakinleşsin,,, kanatların çıkacak deyin,,, bi tane de yanağından öpün,,, fazla da bu işlere bulaşmayın,,, ayda bir,,, üç ayda bir,,, tadın beş-on defa,,, kaynayın,,, kaynaşın müzikle,,, bi öyle dans edin,,, ateş gibi,,, ses, sound gibi,,, tanrı gibi,,, tanrıyla sevişir gibi,,,

tdk deyimler sözlüğü; sevişmek: kötü emellerine alet etmek,,,

tANRı’yı kötü emellerine alet et,,,

(.(.(

Read Full Post »

bir soru sormak istiyorum, lütfen bana yardımcı olur musunuz; Elif Şafağın kişisel hikayesinde aklını yitirip, usunu bulacak, kendini yitirip Allah’ı bulacak boyutta bir Aşk var mı,,, güzel bir kitap yazmış olabilir, kitabı okumadım, ama eğer böyle bir şey yaşamadıysa ve burnunu oraya soktuysa, Aşk’ı sömürdüyse yani çok açık söyleyeyim; bunun bedelini ona ödetirim,,, küçük bir özelliğimden bahsedeyim, biri bana bir önyargımı yutturduğu zaman müthiş bir şey hissediyorum, tiyatroya bir çocuk geldi, genç yaşta ve Tunceli’li, sol bir söyleme sahipti ve yüzeysel bir dogmaya sahip olduğunu düşündüm,,, yarım saat konuştuktan sonra, o yaşta edindiği derinliği gördükten sonra o önyargımı ateş gibi yuttum, bu çok özel bir şey benim için, o ateşlerle ruhum pişti, olgunlaştı,,, Elif Şafağa karşı bir önyargım varsa, lütfen biri beni aydınlatsın,,, Gece’yi Bilge Karasu yazdı, Ateşi Oruç Aruoba, Ermişi Halil Cibran yazdı, Aydınlanma’yı Osho yazdı, triği anladınız sanırım, eğer Elif Şafak yazgıyı kullandıysa, kirlettiyse yemin ediyorum onun ruhunu öldürürüm, ama eğer bir önyargıya sahipsem başımı öne eğer ve seve seve yutarım önyargımı, bir yaprak daha eklerim ruhuma,,, ruhumda alt edemediğim tek bir düşmanım var; Sahtelik,,, burayı güzel, zeki insanlar takip ediyor, içinizden biri beni aydınlatsın lütfen, zihnimde bir düğüm var bu konuyla ilgili,,, Mevlanayla Şems arasında kimyasal, hormonsal bir Aşk yoktu, böyle aşklar bir gecede tuzla buz olabilir, kimya bir gecede ölebilir, Simya ise sonsuzdur; Gerçek Aşk,,, bunu yaşamayan birisi o kitabı o isimle yazamaz,,, buna hiç bir şekilde hakkı yok, sevgiye bükmek istiyorum yüreğimi, büyük oranda da başarıyorum bunu,,, ama Tanrı bana bir sorumluluk verdi,,, Kutsalı talan edenlerin kalplerine bir hançer saplayıp, sapını kırmak,,, Bu neye benziyor söyleyeyim, İsa’nın pazar yerini dağıtmasına,,, bu bir metafordur,,, hala canlı olan bir metafor; “post”da doruğuna ulaştı zaten, insanların ruhunu pazarlamasına,,, nefret var içimde,,, var,,, hatunun biri şu kişisel ve bağımsız blogları pazarladığı için ödüllendirildi,,, ağzı kulaklarında sırıtıyor dangalak,,, bir diğerinin videosu dolaşıyordu facebookta, egosunu aştığını söyleyen kahramanımız bir konferans veriyordu,,, böyle davranıp da işe para-pul karıştırmayan bir Allah’ın kulu da yok,,, bizim “post”da ruhlarımız hastalanıyor, terapi diye kime gitsek okkayla para istiyor,,, bir dangalak geldi bir komşuma, sevgipologmuş,,, bir kaç akıllı laf söyledi,,, kişisel gelişim değil, insani gelişim gibisinden,,, drama yapıyor bir de kuşbeyinli,,, ağzını burnunu eğip etkileyecek beni,,, eee dedim kaç kuruş istiyosun bunun için,,, bi milyarını alırım dedi,,, feelozofun adresini verdim; buraya takıl dedim; BEDAVA! Osho’nun hiçbir yazılı metni yok, sohbet ettiği insanların kayıtları var,,, yani telif hakkı yok ortada,,, bir psikolog arkadaşımın arkadaşı konmuş üzerine,,, altına bir Jeep çekmiş, hadi otomobil olsa neyse,,, Allah’ım nereye elimi atsam midem bulanıyor,,, O Jeep’i onun götüne sokasım geliyor,,, uykusuzum uzun saatlerdir,,, bir yerden sonra arızaya bağlıyorum,,, aynı mahlukat cinsine dahiliz bir de,,, insan olmak batıyor bana, nevrozum alevlenmesin diye Tanrı numarası yapıyorum,,, hak edilmiş bir kazanç vardır, buna sözüm yok,,, hayat zaten bunu verir, verir yani,,,

amma—

metafiziğe direniyordum hep, us adına direniyordum,,, ama benle bağlantı kurmaya başladılar,,, hepsi de metafiziğin içinde,,, hepsi de işaret alıyor, giz aynı,,, çözebildiğim kadarıyla yedi ölümcül günah,,, bir haksızlığın ardından boynumuza Tanrı tarafından takılmış, çok güçlü kökleri vardır o günahların, arınması zordur, bunu becerene Tanrı sarılacak, sonsuz sarılacak,,,


ne zaman aydım duruma; Lincolnle, Kennedy, yüz yıl aralıkla suikaste kurban gittiler,,, bir ton benzerlik var hikayelerinde, ama şu shotgun: Kennedy Lincoln marka bir otomobilde vuruldu,,, Lincoln ise Kennedy tiyatrosunda,,, buna tesadüf demek çok akıllıca değil, belki de çok akılsızca,,, çok belki de, akılsızca,,,

19 sihirli bir sayı, kaynağını bilmiyorum ama sihirli bir sayı,,, bir gün hukuk numarama salladım bir falso or salvo,,, 95’le başlıyor, hadi bu tamam,,, 1216,,, merak eden bölsün 19’a (.(((: doğum tarihimde de var, ve, ve, ve,,, benim aklımı karıştıran ise başka bir sayıydı, o da deli gibi var hayatımda; 13,,, klasik bir uğursuzluk olduğunu düşünmüyorum,,, tatsız şeyler yaşadım gerçi bu sayıyla,,, ama nihayet anlamını çözdüm,,, kavşak,,, radikal kavşak,,, ya Judas oluyorsun ya Jesus,,,

deli metafiziğe döndüm farkında mısınız,,, bunu dünyada en son yapacak insanlardan biri benim,,, bunu ben yapıyorsam, bu işte bir iş var demektir,,, tavşan ve elma üzerine yemin ederim,,,

kankamın cafesine gittim,,, kitabımın ismi Ay! duvarda karasevdasının meyvesi olan fraktal bir eseri var, esti de yaptı,,, yanında

tek bir poster var,,, Ay,,, Moon,,,

alright?

alright!

uyku zamanı, öyle bir şeye sarılıyorum ki, mükemmel, ona gerçekten sarılmak için, tek bir sarılma için benden bir karşılık isteseler, Jüpiterle, Satürnü gözüm kapalı verirdim,,, feelozof sonuna yaklaşıyor artık,,, bana devasa bir tebessüm hediye etti,,, hediye verebilmeyi hediye etti (((:(.(.(.

dice: duhaft (. (off! fonetiğe bak,,, off!!!

Tanrı’nın attığı zar, küçük bir parça aklın varsa ne olduğunu anlarsın,,,

işaret aldım, ilki zikirdi,,, nasıl diye sordum,,, cevap verdi: DJ,,, ya onun Tanrısını bulacağım ya o Tanrı ben olacağım,,,

ne isyan ediyor benim damarlarımda,,, niye bir türlü sakinleşmiyor ateşim,,, etek giyiyorlar,,, semahın tekniğini öğreniyorlar,,, sonra maymun gibi turistlerin önünde dönüyorlar,,, Sen Allah’ın köpeği bile olamazsın,,, insana dönülmez,,, Allah’a dönülür,,, niye bu kadar sahtesin,,, bir Timo Maas koysana,,, benim gibi olsana, Tanrı damarlarında dansetsin,,, Sanma ki sadece doğulu erer, bak ne ünlüyor Timo,,, Everything is Complete,,, kafadan ruh kardeşim,,, bekle ekleyeceğim,,, hımm, bir bilgi daha vermem gerek,,, bu parça bir sonuç,,, şu parça ise sebep: Hard Life (playlistte var, lugatımda oniki numara yok, olsaydı verirdim)

bak Elif,,, hala benim için muammasın,,, ama bu sözü edebilen bir adam ona onbir numara bir musiki yazdı,,, bu adam hakiki, dua et sahte çıkmayasın,,, para gibi davranacağım sana sahteysen, seni yırtacağım,,, ruhunu boydan boya kanatacağım,,, kişisel alma! YAZGIM,,,

dinle (alınma, cebrail de Muhammed’e Oku dedi, okur musun demedi)

iki kere dönmeyle sufi olunmaz

iki kere dönmeyle sufi olunmaz

iki kere dönmeyle sufi olunmaz,,,

şimdi üç kere dönmeye de kalkma

bir kere göz kırpınca sufi olursun, hah bunu anladıysan, her şeyi anladın sen,,,

Açık sözlü olmam gerekiyor, böyle yazmak hoşuma gidiyor,,,

Yazgıda usta birisi bin kişiyi öldürmez,,, öyle bir kişiyi öldürür ki bin kişi cesede döner,,,

bir ricam olacak,,, eğer gerçekten bir metafizik yakınlık hissetmiyorsan, beni facebooktan ya da msn’den ekleme,,, iki üç tanenize teşekkür ederim,,, arzunun ateşini kışkırtacak kadar etkileyiciydiniz,,, ve arzumla afaki değil, gerçek olarak karşılaşınca, kalbimde biri olduğunu, kalbimin birinde olduğunu daha iyi anladım,,, bir de lütfen mahlaslarınızın içinde KA’yı kullanmayın,,, o bir tarikat işareti değil,,, sadece bana ait bir şey,,, başka bir yakınlık hissediyorsan bana, ag’yi (gümüşü) kullan,,, dost olduğunu bileyim,,,

Read Full Post »

Benetton…

Read Full Post »

Older Posts »