Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Dahi – Erkan Ezbiderli’ Category

 

DAHİ 

 

 

1

  

Aylardan Şubat, yanmayan ofis kaloriferimin yanında plastik bardak ile şu ucuz skoç viskilerden içiyorum. Katlanmam gereken bir gece yaşayacağım çünkü, ihtiyacım var buna. Ama öyle berbat ki viski içine biraz su koymak işe yarıyor. Buza gerek yok, her şey buz çünkü: ofis buz, ellerim, ayaklarım, kulaklarım buz, ağzımla buzdan halkalar çıkarabiliyorum, nefesimi kızağa bindirip Bolu dağını aşırabiliyorum ve ben, pekte iyi sayılamayacak bir şiiri henüz yazdım.

  

Şiirin çıktısını aldım ve okumadan katlayıp koydum arka cebime. Önce altına imzamı attım tabii, bu çok önemli, imza, her şeyden daha önemli. Bahsi geçen şiir, bir kadın için yazıldı. Bu şiir, az önce bu dâhi ellerle taş gibi bir kadın için, evet, altında italik harflerle imzam olan bu şiir, sanat sever bir kadın için, hayrına, sevabına, yarım küsur saatte yazıldı. Ve fırından yeni çıkmış sıcak bir ekmek gibi el yakacak bu gece. Ki bu dâhi adam, bir kadını tavlamanın yöntemini buldu en nihayet: şiir yazıyor.

  

Önemli bir gece olacak, bu kesin, hissediyorum, imgelerin gücünden belli bu, tanrının elleriyle yazılan bu şiirden ve bu şiiri yazan ellerin viski dolu plastik bardağı tutuşundan belli. Ve en önemlisi, şiir sever kadın bu dehanın altı aylık abazanlığına son verecek, ona erkek olduğunu yeniden hatırlatacak. Bu şiir, bu yüzden ona ithaf edildi. 

 

 

2

 

Hava soğuk, ama çıkmam lazım. Viskimi fondipliyorum, ihtiyacım var buna. Çünkü korkuyorum, çünkü eve gitmek ve yatıp uyumak istiyorum. Ama yapamam, erkeğim ben, hem de ne erkeğim, şiirlerimi okuyunca bunu anlarsınız; kadın ruh mütehassısı, sonsuz haz gezegeni, aşk kompetanı, muazzam bir kasonava. Gitmem ve o kadına bu dâhinin nasıl bir erkek olduğunu göstermem lazım. Paltomu geçiyorum üstüme, ardından annemin ördüğü atkıyı doluyorum boynuma, ki hava soğuk, ki bu atkı entelektüel bir hava veriyor bana, ki en önemlisi bu atkı altında kabız bir adamın yüz ifadesi seçilemiyor.  

 

3

 

İçim bir elma kurdu gibi, kıpır kıpır. Beyoğlu’ndayım. Yarım saat var kadının gelmesine, Zümrüt Barda buluşacağız, orada birkaç kadeh yuvarlayıp evime gideceğiz. Bir gecelik benim olan evime yani, yalvar yakar bir gecelik anahtarını aldığım aşk yuvamıza gideceğiz.

  

Bir birahaneye oturuyorum. Bira ucuz burada, bir bira içip gitmek, viskinin üzerine bir cila atmak iyi olabilir. Yarım saat var daha, zaman geçmiyor, al işte bu da ikinci bira. Ama oğlum sen milenyum şairisin, bir dehasın, son otuz yılın yetiştirdiği en büyük Türk şairisin. Öyle erkenden gitmek olmaz randevuya, sabret, az kaldı, birkaç saat sonra kollarında olacak kadın. Ayrıca senin hiçbir şey yapmana gerek yok bu sefer, havada taklalar atmana, maymun olmana, lafları dönme dolaba bindirip dolaştırmana gerek yok. Bir mucize bu, kadın seni tavladı ve muhtemelen bir dâhi ile beraber olacağı için çok şanslı hissediyor kendini.

 

Ağır ağır yudumla biranı, bira ucuz burada. Ve Fener 1 – Gençler 0. Maç izliyor insanlar, bağırıp çağırıyor kızıyor küfrediyorlar. Sen ama ne hikmetse, edemiyorsun, yazdığın gibi konuşamıyor, bağırıp çağıramıyorsun. Boş ver, bu insanlar sıradan insanlar, takma kafanı, ki sen birkaç saat sonra bir su altı komandosu gibi güzel bir kadının altından girip üstünden çıkacaksın. Onlarsa evlerine gidip sızmış olacaklar, sen ince belinden kavrayıp yapıştığında dudaklarına kadının, onlar otuz bir çekiyor ya da en iyi ihtimalle şişko karılarının sarkmış göğüslerini emiyor olacaklar. Üzülme, çünkü sen bunun için yazdın senelerdir, bu insanlar maç izlerken uzaktan kumandalı bir mayın gibi kafanı patlattın, bu insanlar biralarını yudumlarken balıkçı ağlarına takılmış bir köpekbalığı gibi sinirlerini koparttın. Evet, hakkındır senin, çek biranı haydi diple! Aslanım benim, saat işte dokuz oldu, git ve fethet kadını. 

 

4

 

Kadın gelmemiş. Bara oturuyorum. Yok, olacak iş değil, çünkü bekleniyor olmak benim hakkım, çünkü dışarıda benimle beraber olmayı düşleyen yüzlerce kadın var, beş dakika geç gelse kadın aynen kıçına tekmeyi yiyebilir. Şiirlerimi okumadınız mı yoksa? Ciddiyim, şakaya gelmez bu iş, benim sağım solum belli olmaz, bir dâhi hassasiyeti bu.

  

Hay Allah’ım, on dakika oldu hâlâ  yok. Tuvalete gidip orada bekleyeyim, ya da dışarıda pusuya yatıp o girdikten beş dakika sonra umursamaz bir tavırla içeriye gireyim. Bilmiyorum, kafam karışık, aklım bulanık.

  

Hey barmen, viski ver, en pahalısından, ucuz içki içmekten tüm yaratıcılığım bitti. Bu gece önemli bir gece, şiir gibi akmalıyım, mısra mısra dökülmeli beynim dudaklarımdan, tabii ya, bir dâhi nasıl ayak ayak üstüne atar, nasıl boş boş bakarsa tavana, aynen işte öyle olmalıyım. Hey sen, barmen, sıradan adam, burada üç kuruş için burjuvalara içki servisi yapan zavallı adam, kime diyorum, nerede benim viskim, sen neredesin, ben neredeyim, kadın nerede? Tanımadın beni biliyorum, ama olsun, dehalar tanınmayı sevmez, rahatsız edilmekten hoşlanmaz. Buz da koy içine barmen, sıradan adam, acil jack daniels’ımı ver bana, bak bu kredi kartım, para mühim değil, istersem yüz kadeh daha içebilirim bununla, sen yeter ki viskimi gönder.

 

 

5

 

İşte girdi içeriye. Kadınım, benim kadınım! Bana tapan kadın, özgürlük heykeli gibi dimdik, monalisa gibi mağrur, kleopatra gibi muhteşem, girdi içeriye. El sallamalıyım ve ben buradayım, erkeğin burada, bu dâhi şair, bu milenyum şairi, göt cebinde bir şiirle seni bekledi yarım saat, kıymetini bil, der gibi sırıtmalıyım yüzüne. Sakin olmalıyım, çünkü sıradan bir akşam bu, bir hayranı ile bir gece geçirmek ki her şairin vazifesidir ve pazar günleri dışında çalışır şair, olağan ve alışılageldik bir durumdur bu onun için. Kadınım, benim kadınım, gel ve takıl bana: hayatı, aşkı, cımbızla balık avlamasını  öğreteceğim bu gece sana.

 

 

 

6

 

Beyaz şarap söyledi. Hayır, şarap içirmemeliyim, uykusu gelebilir, erkenden sızabilir. Ama gece uzun olacak, sabahın ilk ışıklarına kadar kollarımda şiirlerimi okuyacağım ona. Şarap içmemeli fazla, başka bir şey içmeli, çok az sarhoş olmalı, çakır keyif. Zira  dehamdan dilediği gibi istifade edebilmeli. Tanrının armağanı bu erkekten, erosun kaburga kemiğinden yapılmış bu adamdan doya doya yararlanmalı, eti de kemiği de  onun olmalı. Bense, her ne akla hizmet rakı söyledim, peynir tabağı bir de. Ama açım, sabahtan beri içiyorum ve midem aklıma gelmedi. Hay üçe bir veren bu dünya, ne hale düşürdün beni, aç karnına bu rakı feleğimi sapıttıracak şimdi.

 

 

7

 

Bir iç isyan, midem bulandı ve el mecbur gidip kusmam lazım. Ama bu şair, içkileri galon galon içtiğini söyleyen bu şair kusamaz, asla sarhoş olmaz, olamaz. Dayanamayacağım, ki kadın ona yazdığım şiirle ilgileniyor şu an, evet, ışınlanmanın tam zamanı.

  

Gidip tuvalete kusuyorum. Ucuz viski, bira, jack, rakı ve peynir boşalıyorlar zümrüt barın klozetine. Son otuz yılın en büyük Türk şairinin yaptığına bakın hele, şu şaire, rakı şişesinde balık olabildiğini iddia eden şu dâhiye bakın, orta parmağını boğazına sokmuş öğürerek dehasını sonsuza gönderiyor.

  

Fena oldum. Şu gözlerimin hali ne böyle ? Kedi kıçı gibi mosmor. Ki yanaklarım? Aman tanrım, memelerini ilk defa elleten bir kızın yanakları gibi kıpkırmızı. Hemen ağzımı çalkalamalı, yüzümü yıkamalı, tokatlamalı ve ayılmalıyım. Kadınım, korkma, sen şiiri oku, o şiir ki öyle bir okuyuşla anlaşılabilecek bir şey değil, iyice oku, dikkatlice imgelerin içine gir, çözmeye çalış, aralarındaki derin ironiyi anlamak için uğraş, evet, bir dâhinin büyülü kalbine uzan, onun sihirli ellerini hisset yüreğinde. Kadınım, yok bir şey, olağan bir durum bu, endişelenme ve usuna ve hatta aklına lütfen başka bir şey gelmesin. Unutma ki, Morrison da kusardı, Bukowski de, inanmazsın ama Neyzen Tevfik de. Çünkü bir dehanın mide  hassasiyeti bu. Kadınım bekle beni, hemen geliyorum, birkaç derin nefes alıp hemen ki gece daha bitmedi yeni başlıyor. Hey sen barmen, sıradan adam, bana bir duble daha rakı ver, sıkma fazla canımı.

 

 

8

 

Dört duble rakı içtim kadın henüz bir kadeh şarabını bitiremedi. Aşağılamam lazım onu, bu benim kadınım olamaz, bu dahinin kadını üç saatte bir kadeh şarabı bitiremiyor olamaz. Şiiri çantasına koydu çoktan, onu okuyup kendini okşayacak, beni düşünüp kendinden geçecek, buna izin veremem, şiirime, sanatıma bunun yapılmasına katlanamam. Kadınım, gözümden düştün, hemen gidip seni becermek istiyorum, senin anladığın dilden konuşmak, seni aşağılamak istiyorum. Hey barmen, Allah’ın belası, hesabı getir.

 

 

 

 

9

 

Evdeyiz işte. Saat gece bir. Piza kulesi gibi yana yatık yürüsem de bu gece böyle bitmeyecek, bayiden aldığımız şu biraları da içip hemen yatağa gireceğiz. Kadınım otur şöyle, bak burası arkadaşımın evi, dâhilerin arkadaşları çok paylaşımcı olurlar, bense bir dâhi hassasiyetine sahip olduğum için hâlâ ailem ile yaşıyorum, bense, sanatıma mani olmaması için bir bekâr evinde yaratıcılığımı bitiremem asla, evet, evlenemem ben, çoluk çocuğa karışamam, çünkü insanların bana ihtiyaçları var. Görmedin mi bardaki yalnız ve mutsuz insanları? Görmedin mi barmenin o dayanılmaz çaresizliğini? Ve görmedin mi tüm gece: hayasızlığı, ahlaksızlığı ve doyumsuzluğu? Yok, Allah korusun, ben kendimi bu insanlar için feda etmeye hazırım. Sen ama, hadi, çıkar şu hırkanı üzerinden içerisi çok sıcak, arkadaşım iyi kazanır, baksana kombili evi var, duş da alabilirsin istersen. Gevşe, rahatla, haydi yaklaş bana yaklaş, uzat o dürüm dudaklarını, hiçbir şey yemedim tüm gün çok açım, seni yiyeceğim şimdi.

 

 

10

 

Saat dört oldu ve nihayet sızdı kadın. Şu an sol kolumda uyuyor. Terli ve sıcak bedeni  soğuk ve kuru bedenime yapışık, burnumda da ekşi nefesini hissedebiliyorum ki tüm bunlar büyük bir acı veriyorlar bana. Kolum uyuştu, midem bulanıyor, başım çatlıyor, çişim var, içim dışım her bir yerim kanıyor ve gözlerimden iki damla yaş gelip düştü çeneme. Koynumda az öncenin şehvetli kadını, bense tıpkı bir bebek gibi dudaklarını büzmüş ağlıyorum.

 

Kadınım, güzel kadınım, izin ver bana, seni iteceğim şimdi, özür dilerim, bir kanalizasyon kapağı gibi bir kenara iteceğim ve sabaha kadar da uğramayacağım yanına. Sigara üstüne sigara içeceğim, duş altına girip kusacağım, işeyeceğim, ağlayacağım, bardak bardak buz gibi sular içeceğim arkasından her şeyin. Sonra şiirler yazacağım, sonra öyküler ve masallar döktüreceğim. Ve bir dâhi olduğuma inanarak çürüyeceğim edebiyatın pırıltılı sokaklarında. 

  

Ah ama evimi özledim ben, bana ne ki şiirden, edebiyattan. Bana ne ki senden, sizlerden! Sevgilimi özledim, kara  gözlerini, mavzer  dudaklarını, alev saçlarını. Ve ellerimi, ağzımı dilimi kulaklarımı, kendimi, evet en çokta kendimi özledim ben. Yardım et Allah’ım, son bir kez daha bir el, son bir kez daha bir merhamet, bir insaf, bir medet!  Yalvarıyorum.

  

 

Erkan Ezbiderli – 2005

 

 

Reklamlar

Read Full Post »