Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Sözcüğe Yöneliş – Emma Stepan’ Category

Sıcak ve huzurlu bir şey vardı o sözcükte,

Yine de acımasız yaşamların görülen gölgesini kuşanmış o sözcük, kör ediyordu gözleri

Ve rüya benzeri bir şey vardı mercan gözlerinin tam ortasında

Bulanık zihni, geceyle sarmalanmış bir labirentin çıkışını aramakla uğraşırdı sabaha uzanan vakitlerde.

Sabaha uzanan vakitlerde mütemadiyen kendine dönerek, mütemadiyen ölemeyerek, bitmeyen gevezelikleriyle süslerdi karanlığı.

Acı bir hal yapışırdı bedeninin en olmadık yerine.

Bedeninin en özel yeri neresiydi? O, orayı kesip atmak istiyordu.

Kesip atmak, kadınlığın yetkesinden sıyrılmak istiyordu.

Ömrünü akıttığı çukurunda, aynalarındaki ikiliklerini, saydam gerçekliğin ötesine sakladığı düşlerinin mahremiyetini eril gözlerin tiksinti yaratan dokunuşlarından uzağa bir yere taşımak istiyordu.

Ve sıcak ve huzurlu bir şeydi o yer. Kurtarılacak bir uzvu bile kalmayan bedeninin sessiz çığlıklarını boğacak olan o toprak, o mutlu ölüm…

Milyonlarca gece doğurdu, milyonlarca yüz eskitti ve milyonlarca sesler işitti

Ve durmadan ve durmadan soğurdu bütün bunları.

Hodbin gülüşlerini sapladı kendisine adım atanlara.

Erimek için belki, yok oluşun tadına bu şekil varabilmek için. Yok oluş neydi?

Kanla karışık, soğuk, ürpertici, toprağa bulanmış, nabzı durmuş, dışarı fırlamış uzuvların çürümüş kokusunu salan bir beden…

Hayır! sadece içten, samimi bir şeyin çürüyerek harf harf düşmesiydi maddesi balçık olan cümlelere, damla damla…

Ağız dolusu sözcükleri kusarak içine, tüketmekti bütün bir yaşamı.

Bütün bir yaşamı mutlu ölümü düşlemek yerine, o içten, samimi şeyi harcamaktı.

—emma stepan

http://duralzamanlar.blogspot.com/ 

,,, kadınları tanıdım biraz, belki kalbi olan erkekleri de, sözcüğe yöneliş nasıl başlar bilirim, en basit sözcükleri yitirdiğimiz zaman,,, 

Reklamlar

Read Full Post »