Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for Ocak 2009

ARKADAŞLIK

(enise’den; enise: dost)

Ve bir genç, şöyle dedi: “Bize arkadaşlıktan bahset.”

Ve o cevap verdi:

“Arkadaşınız, cevap bulan gereksinimlerinizdir.
O, sevgiyle ektiğiniz ve şükranla biçtiğiniz tarlanızdır.

O sizin sofranız ve ocakbaşınızdır.
Çünkü ona açlığınızla gelir ve onda huzuru ararsınız.

Arkadaşınız sizinle içinden geldiği gibi konuştuğunda,
ne ‘hayır’ demek zor gelir, ne de ‘evet’ demekten çekinirsiniz.

Ve o sessiz kaldığında,
kalbiniz onun kalbini dinlemek için sessizleşir.
Çünkü arkadaşlıkta, kelimeler susunca,
tüm düşünceler, tüm arzular ve beklentiler,
gürültüsüz bir sevinç içinde doğar ve paylaşılırlar.

Arkadaşınızdan ayrıldığınızda ise yas tutmazsınız;
Çünkü onun en sevdiğiniz yanı, yokluğunda
daha bir berraklık kazanır, tıpkı bir dağın,
dağcıya, ovadan daha net görünmesi gibi…

Ve arkadaşlığınızda, ruhsal derinlik
kazanmaktan başka bir amaç gütmeyin.

Çünkü, salt kendi gizemini açığa vurmak peşinde
olan sevgi, sevgi değil, savrulmuş bir ağdır
ve sadece yararsız olan yakalanır.

Ve arkadaşınıza, kendinizi olduğunuz gibi sunun.
Eğer dalgalarınızın cezrini bilecekse,
meddini de bilmesine izin verin.

Çünkü salt zaman öldürmek için bir arkadaş
aramanızın anlamı olabilir mi?
Onu, zamanı yaşatmak için arayın.

Çünkü o gereksiniminizi karşılamak içindir,
boşluğunuzu doldurmak için değil.

Ve arkadaşlığın hoşluğunda,
kahkahalar, paylaşılan hazlar olsun.
Çünkü küçük şeylerin şebneminde,
yürek sabahını bulur ve tazelenir.”
 
Halil Cibran.

Read Full Post »

ya benim ya dünyanın bir eksikliği vardı; belki de ne benim ne dünyanın bir eksikliği söz konusu değildi ve bütün mesele iletişim kuramamamızdan kaynaklanıyordu. bu iletişimi kurabilenler var mıydı gerçekte, yoksa bir yandan böyle bir iletişim kopukluğu bulunmadığını göstermeye çalışırken, öte yandan iletişimin varlığı izlenimini veren insanlar yalan mı söylüyorlardı? bu onlar için hiç de önem taşımıyordu belki de. insan ve dünya arasında zorunluluk durumu hariç bir ilişki kurulmuş olabilir mi hiç? sahip olduğum şeyleri ben seçmemekteyim. aslında hiçbir şey benim seçimime bağlı değil; doğumumu da, ailemi de, adımı da, kentimi de, yurdumu da ben seçmiyorum; bütün bunlar, bana kendi isteğim dışında verilmiş şeylerdi. bundan daha şaşılacak olan bu zorunluluğu sevgiye dönüştürdüğümdü. her şey başkasına ait olduğuna göre benim olacak bir şeyler de bulunmalıydı ve bu yüzden sokağı, kenti, yurdu, çocukluğumdan beri üzerimde gördüğüm gökyüzünü, kendi sokağım, kendi kentim, kendi yurdum, kendi gökyüzüm biliyordum. boşluktan, bensiz olabilecek bir dünyadan duyduğum korku yüzünden. sokağım için de, üzerimdeki gökyüzü için de, benim onlara sahip çıkma, kendimi onlara kabul ettirme çabalarımın ehemmiyeti yoktu, ama böylesi bir ehemmiyetsizliğe isyan ediyorum. sokağıma da, gökyüzüne de duygularımı veriyor, sevgimi bağışlıyorum; onlardan aynı duyguları, aynı sevgiyi geri alabilmek için.”

selimoviç, kale, ötüken yay., ist. 2001, s. 175-176

 

Read Full Post »

Hiç…

Hiçlik üzerine ne yazılabilir ki? Cevabının hiç olması gerekir, ama değildir, sırf  bu paradoks bu terimde bir keşif yapmaya çağırıyor insanı,,,

Hiç bir tepkidir,,, yarıma-yamalaka duyulan bir tepki, eksik bir varoluş yerine, varolmayışa sürüklenen ruhun ifadesidir belki de,,, yaşamdan bir geri çekiliş,,, belki de tüm yükleri boşaltmaktır hiçlik, tüm insani ve tanrısal yükleri, iyinin ve kötünün, doğrunun ve yanlışın, tüm ikilemlerin, tüm tercihlerin ötesi,,, bir düşünmeme hali ya da hissetmeme hali, boşluk değildir, boşluğun duygusu vardır; açlık ve sıkıntı,,, hiç bunların ötesindedir,,, ve belki de varlığın temel referansı; tüm sayıların sıfırla karşılaşması gibi ve sıfırın büyüsü gibi; sıfırla karşılaşan bir sayı ya sıfırlanır ya da sonsuzlaşır—

Bir yandan da bir delilik halidir hiç,,, kuvvetli bir delilik— karşısına çıkabilecek bir şey kalmaz; ne bir anlam ne bir vahiy—büyük bir kafa tutuş; yaşarken yokoluş—

Ve en güzel yalanımızdır o bazen—sorulur ya; ne düşünüyorsun: HİÇ! Ne çok şey anlatmıştır o sırada bu hiçlik,,, saklananı, gizleneni—belli ki söylenecek şey rahatsız edici, kırıcı bir şeydir,,, hiç onun şapkasıdır.

Ve bazen deriz ki bir hiç uğruna— insana dair bir sır: kiminin bir damla olarak gördüğünü kimi okyanus olarak görür—

Doğu felsefeleri en büyük saadetin bu hiçliğin içinde olduğunu fısıldamaz mı bize,,, tüm zırhların, savunmaların, statü ya da arzuların bırakıldığı an; hiçlik; saf varoluş! Ve ne zordur onu söylemek; ben bir hiçim,,, karşılığı olup olmamasından bahsetmiyorum, gurur ve kibirimizden bahsediyorum—sonuçta hepimizin emeşit olacağı yer bu hiçlik değilmidir…

 

köksal erdenoğlu

Read Full Post »

KÖTÜCÜLLÜĞÜM ÜZERİNE

 

İbrahim Azara özür mertebesinde bir anırık

Irgalamaz, dese, haklıdır…

 

Halet-i ruhiyem, ya da hayal-i ruhiyem, şu yalnız gecede neylerim,,,

 

Kırılmak; hayatın kırıldığını biliyorum, paramparça olduğunu biliyorum-çağ budur da kanırtmaktadır da,,,

 

Beni kırsaydınız, eşek kadar adamım, iki çifte sallardım ya da bir küfür-geçer giderdi…Ama tek kıymetlim, belki de en kıymetlimi kırdınız, içimdeki çocuğu,,, Bunu affetmek o kadar zor ki…

 

Bu eşek dünyanın düzeni bu derdi, o çocuk ise inat ederdi, bu eşek tepişirdi, o çocuk ise sevişirdi, ve bu eşek sevilmezdi, seven varsa zatımı o çocuğu severdi,,, büyüsün istemezdim, bildikçe bilsin de bu eşek lanetlensin de, o çocuğa ilişmesin— buna önem verirdim,,,

 

O çocuk uzunca bir zamandır komada, her gece elini tutuyorum ve bir kaç masal anlatıyorum ona, baygın ama elimi sıkıyor, kendi için yaşamadığını biliyorum artık, bir eşek için yaşıyor, kendimi hiç bu kadar bencil hissetmemiştim, o çocuğu öyle gördükçe kahroluyorum, her tarafımı nefret basıyor, ölmeli mi, öldürmeli miyim, tek bildiğim onsuz yaşayamadığım, nefes alamadığım,,,

 

Dün bir masal anlattım ona, aşk dedim, aşk dediğin belki de kutsal bir vajina sadece, o çocuğun kalbi durdu, sabaha kadar suni teneffüs yaptım,,, Ayı, rüzgarı, yağmuru ve günebakanı seviyor biliyorum, sabaha kadar bahsettim onlardan,,, elimden sadece bu geliyor.

 

Bu eşek umrumda değil, pastırma yapın isterseniz, ama o çocuk, diril, ne olur diril, gül, oyna ve sev.

 

İşte bu eşek onun için anırıyor, bağırıyor, çağırıyor-nedeni bu ne-densiz…

 

Şiirini öptüm, beni affet.

Read Full Post »

Her şey gerçek ama her şey oyun, yazdıklarım çok anlamlı ve çok anlamsız şeyler  (olmalı mı, olmamalı mı) (olmak ya da olmamak  hala bütün mesele bu mu)  (olmuşla, olmamışa çare yok) (kendimi oldurabilirim) bla! bla! bla!

 

Ağır Masal (üç renk –kurt –fil –goril)

 

(bu yazı masalın başına ya da sonuna eklenebilir)

Dünya Doğayı Koruma Birliği’nin (IUCN) 2006 raporu, insan kaynaklı suistimaller sonucu 784 türün dünya üzerinden tamamen yok olduğunu ve 16.119 hayvan türünün tükenmekte olduğunu göstermekte. Sadece 2006’da listeye 530 türün eklenmiş olması canlı türlerinin ne büyük bir tehdit altında olduğunu gösterir.

 

 

 

KIRMIZI BAŞLIKLI KURT

Evet masalımızda kırmızı başlıklı kız kurdu niye ağzın uzun, niye burnun uzun, niye gözün uzun diye bunaltmaktadır, kurt dellenir alır başlığı takar kafasına, niye bu kadar akıllısınız der kıza, kız daaaaa; sizi yoketmek için der, işte çağımızın la fondaten masalı budur, fonda panda… kurt kuzu mu yemeli kızı mı yemeli?

 

 

KIRMIZI BAŞLIKLI FİL

Bu masalda kırmızı başlıklı kız filin annanesi olmadığına fili görür görmez uyanmıştır, üstelik fil de annaneyi yememiş işini üzerine oturarak halletmiştir, kız başlar yine, niye burnun uzun, niye kafan uzun, niye gözün uzun diye, kırmızı başlığı takmak bir ritüel ve filimiz burnuyla başlığı alıyor (sirk oynamayacak emin ol), filimiz biraz daha enteldir, dur der bırak uzunluğu, uzun lafın kısası eskiden insan insanın kurduydu (entelcesi, latincesi; homo homini lupus-hobbes), şimdi her şeyin kurdu oldunuz, kalkar ve gidip efendi efendi kızın üzerine oturur. (parantez içinde ülke sorunlarıyla ilgileneyim biraz: Türkiye fillerindir!)

 

KIRMIZI BAŞLIKLI KİNG KONG

Bunu senin hayal gücüne bırakıyorum.

Read Full Post »

26819-fullsize

 

metaforlarla oynamayı seviyorum,,,
bir arkadaşımın mottosundan devam edeyim;
kıyamet gelse de kopsak-cıvakanlı bir arkadaşım,,,

hira dağına tırmansın muhammed;

bir çobanla karşılaşsın,,,

kıyameti sorsun çocuk ona,,,

o gün geldiğinde bütün kavramlar intihar edecek desin, ve ay dünyaya düşecek,,,

çoban tanrı dünyayı bir fındıkla mı yok edecek diye sorsun,,,

el-perspektif desin muhammed, benim mucizem bu!

ölü diriltsen inanırdım sana desin çoban safça-ve bu saf bir mucizedir-

tanrı desin, muhammed, ne kadar insan varettiyse, o kadar da insan yoketmiştir- varsın sen ama yoksun aynı zamanda; ne bir eksik ne bir fazla,,,

çoban anlamasın, kaşısın başını,,,

üzülme desin muhammed ona; okşasın başını; el-kuantum desin benim mucizem bu!

 

(Ah!! tanrım, seni gözümün önünde öldürdüler)

Read Full Post »

n522933913_483200_2400

1

Bodozlama..Gelişigüzel ve inceden.Espri anlayışımın derinliği..pek de derin olmayan.Anlatmaya çalışmak hataydı belki,şimdi anlatmaya çalışmayacağım.Gelişigüzel sadece..çalakalem..karalama..

neden tekrar yazmaya başlayışım?

nedeni önemli değil..soru sormayacağım..

zamanı avuçlarımın içinden kimler kaçırmış..çok mu mühim..hayır lazım değil bu sual çok gerer beni..Evet.

depar.

parmaklarının arasından akıp giderkene HAYAT,sen dibindeydin yeni tasarlanmış şişelerin..hatta biliyordun kimler tasarlamış ya da tam olarak nasıl olmuş bu olan biten?!Bildim.

turkcell kontör yolluyor birer ikişer sadaka gibi ama muhtacım..değilim.

kim kime iyilik yapıyor ki hamitten..iyice saçmaladım.dilenciye niye para verilir ben biliyorum ki inceden..ha hayt..insan evladı bencil..insan hayvanı doyumsuz..insan o hakbilmez hayvan gidermeye çalışır para denen pullla aç kalmış kahpe zevklerini..oofff..AĞIRLIK!

Banyo gerek bu kafaya..duş alacağım..

2

Yapayalnız..altüst..göreceli sakinlikler bir ışık huzmesinin ardından gidişlerde..ben anlamam desen de boş..tuhaf!

3

AT!Bir hayvan.AT!Bir hece.At bir topluluk.At bir bahane.Savur gitsin yelelerinden ta uzaklara..tersten oku ta..at.bir başka kıtanın insanları toplandığında sen at!Kimse görmeden seni..

4

20+11=30+1.Hal böyleyken bana düşen burada bekleyip senin idrak problemlerini çözmek değil,sana hiçbir zaman anlamadığın o ŞEYleri anlatmak hiç değil.Ben bilseydim ne yapmam gerektiğini üzmezdim seni bu saatte … etmezdim düşüncelere gark .. ve yedirmezdim kuru fasulye.

5

Tütün bitkisinin yaratıcılık(ilahi bir hezeyan)-esinler,periler ve efsunlar-üzerinde her HANGİ? bir etkisinin olup olmadığı sorunsalı aslında yoktur ve ben bu gerçekdışı realiteyi sunmaktan hicap duymuyorum..çünkü gururlanmak için epeyce vaktim var..saat henüz sıfırüçonaltı.Hayat kendine ızdırap üstüne ızdırap vermekten başka birşey değil desem yeterince ileri gitmiş ve otoritelerin tepkisini makul düzeyde çekmiş olurum umuduyla yazmaya yeltenişimin asıl sebebi kimseyi ilgilendirmemekle birlikte neden o halde hala okuyorsun o zaman göt! ya da götünden okuyorsun ve anlamıyorsun..benim de zaten nihai amacım buydu desem kim inanır bana?kötü espri yap!KAFİR!

6

Ana fikir ufak bir ayrıntı.Yüklem cümleye gerek dediler..Palavra!Yüklem esasında aynı düzlemde bulunan cansızların ortak adı.Fikir eylem olmadan anlamsız diyorlar.Skandal!Ayrıntılarda gizliymişmişmiş hayat..anne..Peki sen hiç gördün mü 3 bacaklı bir adam?Poker…

7

Sözcüklerin temel anlamı libidoya seslenir.Tüm ıkıntı ve sıkıntılara rağmen elde avuçta varsa bir sıfır o halde şunu idrak etmek gerekir ki;teknoloji yalnızlığımın arkadaşı ve yapılacak tüm olası icatların neferiyim sıfırüçotuzdört itibariyle…Kelimeler yalnız değil..

8

YALNIZ.

9

Maarif sistemimiz -ve ben de sahiplendim işte olacağı buydu..neyse..-pek de tercih edilmeyen safsataları tereyağına bıçak sokar gibi beyin tabir edilen düşünme organımıza zerk edip artan boşluğa gayet abuk sabuk kütük formadında bir takım yaşam stillerini yerleştirip son derece ve de en son kertede iptidai çözümlerini belletip ÇOCUKLARIMIZI MAKİNE YAĞIYLA SIVAZLAMAKTA VE DE ONLARI ER MEYDANINA KISPETLERİNDE BİR AVUÇ BOK İLE YOLLAMAKTADIR!Kimse kılını kıpırdatmayı bilmediğinden-ki hayli zor bir amel-(DAVID COPPERFIELD)ipliği iğneye gözlüksüz geçiren 80 yaşındaki Gülperi Nine’nin baş öğretmen olmasını talep ediyorum.Tekrar ii sabahlar.

SENEM.

 

Sana boşyere ve iyiki neden aşık olduğumu biliyordum.

 

 KÖKSAL

 

 

Read Full Post »

Bismillahirrahmanirrahim

Hokka ile kalemi ve yazmakta oldukları şeyleri
tanıklığa çağırıyorum;
yanıltıcı akşam karanlığı, gece ve gecenin canlandırdığı
herşeyi
tanıklığa çağırıyorum;

Ayın ondördü ile şafak vaktini
tanıklığa çağırıyorum;

kıyamet günü ve kendi kendini kınayan ruhu
tanıklığa çağırıyorum
Her insanın daima zararda olduğuna dair
Herşeyin başlangıcı ve sonu olan zamanı
tanıklığa çağırıyorum.

Kur’anı Kerim’den

Read Full Post »

Nedensiz, ne kendim, ne de başkası için çıkar beklemeden, çıkar ve anlayıştan daha güçlü olan bir ihtiyacın etkisi altında; önümde beni kışkırtır gibi bekleyen bu kağıdın üzerinde mürekkep izleri bırakınca, kendi kendime yaptığım acı konuşmaların yazılmışı kalır da kıyamet gününde -eğer olursa-bir karara varılır ümidiyle hikayemi yazmaya başlıyorum. Neler kaydedileceğini bilmiyorum, ama harf şekilllerinde içimde olup bitenlerin izleri kalacak ve ben bir şey, ya da ne olduğunun farkında değilmişim gibi bulutlu hava çevrintilerinde kaybolmayacağım artık. Böylelikle, olmaya başladığım şekilde kendimi görebileceğim:Tanımadığım bir acayipliktir bu. Bana öyle geliyor ki, devamlı olarak şimdi olduğum gibi olmayışımda bir acayipliktir. Çapraşık şeyler yazdığımın farkındayım. Başladığım bu yargılamada çözümlenmesi gereken sorunlar karşıma çıktıkça elim titriyor. Duruşmanın yargıcı da , tanığı da, sanığı da benim. Ama herhangi bir insandan farksız olarak daima elimden geldiğince dürüst olmaya gayret edeceğim; çünkü samimiyetle dürüstlüğün aynı şey olduğundan şüphe etmeye başladım. Samimiyet, gerçeği söylediğimizin inancıdır-Oysa bundan kim emin olabilir? -Dürüstlüğün ise birbiriyle uyuşmayan birçok çeşidi var…

derviş ve ölüm den bi alıntı

Read Full Post »

Tamburî Bir Ozan’Nû

·         Ama şimdi tamburası gecenin,
çalınır ölümler büyüyor Ozan
Sokağı ‘nda bir ölücü;
bunu kimselerin bilip görmediği
hançer!

“Sesinde can kırığı tünemiş” kuşudur,
vurup kalbini kanla düştüğü kendinin
fotoğrafı O, çekişim Karayer’de;
ağzında karanfiller, aralıkta gökgözü

Nû çiziyor tutuşurlu yıldızlara; gülleyin!

İbrahim Azar

 

 

Derin Ölü

·         pıhtı çan, çıldıran aslanın yüzünde
bir durup sonsuzluk olmuş.
kurum kurum öpülmeler geçiyor
çan koşturdukça aslanı, yelelerinden.

sen ters yönde iki parmaklık dizisi halinde
geçişmeler içine düşmüşsün kendinle:
tek tek çizgiler yok, karaltının bir ânı var.
sanki yüzülmüş bir derinin kıvrımlarına tüneyen akşam
tuzlarından beynime yansıttığı
denizleri arıyormuş gibi koşarak…

(koşarak: ortasında deniz kalmak eşyanın)

aslanlar böyle asılıkalır post içre bir enginliğe
sana kanın donmasından bir gün olamazsa ömrüm
yüzünü bilen ellerde tanrı şakası katından.

gitgide birbirinden uzaklaşan hız ve damarın
arasını rengi kılan gülden seyredebilirsin,
sonsuz susuşun çanını açarken yaprak yerine
gövdesiz ağacın dalları ten sahilinde.

Erdoğan KUL

Read Full Post »

Older Posts »