Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Khaos’ Category

Khaos…

 

“Khaos” kendini gösterirse, bunu ya görürüz ya görmeyiz. Görmeme durumunda “khaos” vardır ama kargaşa duyulmaz, farkedilmez. Görürsek en azından şu üç durumdan biri olur: ya “khaos”un üstünü örter, kargaşayı göstermemeye, görmemeye çalışırız. Görmezlikten gelmeye çabalarız. Ya “khaos”un yarattığı kargaşayı “kozmoslaştırırız” , düzenleriz ya da kargaşa yaşarız. (ahmet inam)

Kaos görüşünün getirdiği en önemli değişikliklerden biri ise, kestirilemez determinizmdir. Sistemin yapısını ne kadar iyi modellersek modelleyelim, bir hata bile (Heisenberg belirsizlik kuralı’na göre çok ufak da olsa, mutlaka bir hata olacaktır), yapacağımız kestirmede tamamen yanlış sonuçlara yol açacaktır. Buna başlangıç koşullarına duyarlılık adı verilir ve bu özellikten dolayı sistem tamamen nedensel olarak çalıştığı halde uzun vadeli doğru bir kestirim mümkün olmaz. Bugünkü değerleri ne kadar iyi ölçersek ölçelim, 30 gün sonra saat 12’de hava sıcaklığının ne olacağını kestiremeyiz. Bu görüş paralelinde ortaya konan en ünlü örnek ise Kelebek Etkisi denen modellemedir. Bu modelleme, en basit hâliyle şu iddiayı taşır: “Çin de kanat çırpan bir kelebek ABD de bir fırtınaya neden olabilir”. Kelebek etkisine verilebilecek bir diğer örnekte 1861-1865 yılları arasında süren Amerikan İç Savaşı’dır. Amerikanın güney eyaletleri dış işlerde birbirine bağımlı ama iç işlerinde bağımsız olmak yani konfederasyon isterken, kuzey eyaletleri birbirine çok daha katı bir şekilde bağlı olmak isterler, yani federasyon isterler. Ayrıca kuzeyde modern kapitalizmin kuralları gereğince, emek gücüne harcadığı emek karşılığı ücret yani yövmiye ya da maaş ödenirken, güneyde ise köle iş gücü vardır. Kuzey eyaletleri Amerikanın güney eyaletlerindeki köle iş gücünün tasfiye olmasını isterler, çünkü böylece kuzeye gelecek olan fazla iş gücü yüzünden işçilik ücretleri düşecektir. Bundan dolayı Amerikanın kuzey ve güney eyaletleri arasında 1861 yılında savaş çıkar ve kuzey eyaletleri Amerikanın güney eyaletlerinin limanlarını ablukaya alırlar. Amerikanın güney eyaletleri ise İngiltere ve Rusya’ya pamuk satamaz ve 19. yy’ın en önemli sanayilerinden birisi tekstildir. Bunun üzerine Rusya ve İngiltere pamuk yetiştirebileceği alanlar araştırmaya başlar. 1860lardan 1880lere kadar Rusya tüm Orta Asya’yı işgal eder, çünkü burası pamuk üretimi için çok elverişlidir. İngiltere ise Hindistan’ın Doğu kısmını işgal eder yine pamuk üretimi için. Görüldüğü gibi, Amerika’da çıkan bir iç savaş neticesinde Orta Asya’yı Rusya işgal ederken Doğu Hindistan’ı da İngiltere işgal etmiştir. İşte “Kelebek Etkisi” ya da “Kaos Teorisi” buna denir.

(temel önermeler)

  1. Düzen düzensizliği yaratır.
  2. Düzenin anlayamadığımız hali(kaos) varsa ki -illa ki olmalıdır- bundan dolayı düzensiz diyemeyiz. Yani düzenin dışına çıkmak imkânsızdır.
  3. Düzensizliğin içinde de bir düzen vardır.
  4. Düzen düzensizlikten doğar.
  5. Yeni düzende uzlaşma ve bağlılık değişimin ardından çok kısa süreli olarak kendini gösterir.
  6. Ulaşılan yeni düzen, kendiliğinden örgütlenen bir süreç vasıtasıyla kestirilemez bir yöne doğru gelişir.

Doğal bir fraktalin klasik örneği bir sahil şeritidir. Mandelbrot fraktal fikriyle zarif bir şekilde basit, ama aynı zamanda şeytani bir şekilde karmaşık bir sorunun sorulduğu bir yazı vesilesi ile tanışmıştır: Büyük Britanya’’ın sahil şeridinin uzunluğu ne kadardır? Onun yanıtı kaosun görünüşüne harukulade garip bir anlık bakış vermişti.

Britanya’yı bir uydu mesafesinden gördüğünüzü düşünün; bir Dünya haritasındaki Britanya. Girintili, çıkıntılı sahil şeridi kenarınca bir iplik bükün, sonra haritadaki mil ölçeğinin üstüne tutun. Deniz kıyısının uzunluğu ne kadardır? Yanıt basit gibi görünür. Şimdi, bu işlemi daha ayrıntılı ulusal bir harita üzerinden tekrar edin. Bu yeni haritada gerçek deniz kıyısının daha fazla koy ve körfezlerini görürüz. İpimizi bu haritadaki ölçek üzerinde ölçtüğümüzde, sahil şeridinin ölçüsünün daha uzun olduğunu buluruz. Oldukça ayrıntılı bir denizcilik haritasıyla daha uzun bir ölçü ortaya çıkar. Şimdi, bu işi bir de elinizde bir ip parçası ve bir metre şeridiyle, her kıvrım ve dönüşü içermeye yönelik bir çaba harcayarak yaya olarak yapmayı deneyin. Peki bu kıvrım ve dönüşlere moleküler ya da atomik düzeyde inersek? Bu mantıkla Mandelbrot Britanya’nın sahil şeridinin sonsuz olması gerektiği şeklinde şaşırtıcı bir sonuca ulaşmıştır. Buna yalnızca sahil şeridinin sonsuz olmasının yanı sıra, sürekli olarak aşındığı için aynı zamanda bunun sürekli olarak değişen bir sonsuzluk olmasını da ekleyebiliriz. Mandelbrot ayrıca en küçük ıssız adadan tutun Kuzey ve Güney Amerika’nın kendisine kadar bütün sahil şeritlerinin sonsuz uzunluğa sahip olduğunu da ortaya çıkarmıştır.

ya birbirine temas eden iki şey arasındaki mesafe de sonsuzsa…

Reklamlar

Read Full Post »