Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Mutluluk’ Category

Mutluluk…

Dün Ceren geldi Eskişehirden, üç yıldan uzun zamandır tanıyorum ama yüzyüze tanışmamıştık hiç, biraz erken gittim kızılaya, çok sevdiğim bir arkadaşım var onun çeviri bürosuna uğradım, bi saat nasıl geçti anlamadım dedi ilker, bak dostum, 3 ay konuşurum, bu kadar konuşabilirmişim gibime geliyor aralıksız, ve 3 ay nasıl geçti anlamazsın, ama Mevlana’nın ham haline benzetiyorum kendimi, kal (söz) adamı, ya da salla feelozof, sen busun işte; lafbaz,,, neyse çıktım ilkerden cerenin yanına gittim, ohaa! 3 yıldır konuştuğum hatun bu mu, tamam msn’deki fotoda da güzel bi şeydi, ama bu perfect! ou ye! kızılayda oturmayalım ya ceren, senin gibi mamamia! bi hatunla hava atiim biraz (ego durumları mı, salla feelozof, egoysa, ego, birazdan bu konuya çok başka bi yerden gelicez) tunalıya çıktık, daha doğrusu ona çıkan bi sokakta bir köşede, the edge diye bir yere girdik, gel dedim hayatın kıyısına oturalım, ama hayatın içinde olalım, ankara güzelleşti birden, gözlerim ışıldadı, mutlu oldum lan, sekiz saat nasıl geçti anlamadım, hırkam dikkatini çekti, moda tasarımında okuyor, annen mi ördü dedi, evet dedim, benim modacım annem, farkında değildi ama şu benim sihirli atraksiyonlardan birini yaptım, üç dakika ruhunu çaldım, ruhunu tanıyorum, her şeyimi anlattığım birisiydi zaten, eskiden sosyal fobiktim, kadınlar konusunda yani, birine aşık oldum mu, ayva durumlarıydı benim için, yaklaşamazdım bir türlü, karşılıklı aşk yaşadığım kadınlara da seviştikten sonra aşık olmuştum, şimdi öyle değil, bir kadından ne kadar hoşlanırsam kendimi o kadar sakin ve rahat hissediyorum, artık bu kritere göre değerlendiriyorum kadınları, benim bir günün aşkı tribim var, her gün bir kadına ya da çocuğa, olmadı bir çiçeğe aşık oluyorum, günün aşkı cerendi, günün kıyağı da 3 dakikaya sığmamasıydı, gara bıraktım onu, sarıldım,,,

dönüş yolu,,,

yürüyorum, başımı kaldırdım havaya, adamıma seslendim: Tanrı,,,

akıl yürütmek istiyorum onun hakkında, bir an müslümanlara (belki ötekilere de) acıdım, bir kısmına yani, egoist bir tanrı tasvir etmişler, cibrana geçtim, ben senin dününüm, sen benim yarınımsın demiş, güzel bir adım, tanrılar okuluna geçtim, tanrı senin hizmetçin diyor, cücük kafalı yobazlar dellenir şimdi bu söze, halbuki tasvir süperegoist, beni mutlu etti bundan mutlu oldu, kesmiyor beni bu tasvir, hiperegoist; ou ye! waz dis? ruhundan üfledi, bana mı (zavallı ben, acınası egoist, sana da, ama mevzu bu değil) her şeye; ou ye!

flashback! ongün öncesi, canımı yakan bir sevişme var, bu yüzey, tanrının ruhunu içimde hissediyorum, daha derine inebilirim onunla, et, n kadar amino asit n-1 kadar su verip proteine dönüşüyor, içinden yine proteinden oluşan sinir lifleri geçiyor, elektrik akımı üretiyorlar, haz bu, bendeki acı da bu, salla dedi tanrı bunları, gel daha dipte daha güzel bir şey göstereceğim sana, spesifik olsun, organik madddenin temel yapıtaşı olsun; Karbon; ffuuufff, ffuuufff, ffuuufff, ffuuufff ,ffuuufff , ffuuufff, flash! not back!, o altı elektron oldum, orgazm anı, bu kusursuz,,,

tanrı tebessüm etti, biliyor musunuz gülünce gözleri benim gibi bir çizgiye dönüyor, ama bu benim tanrım; olacak o kadar,,,

Read Full Post »