Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for Mayıs 2011

Adam…

(gıcığım bu gece, günahımı bile paylaşmam sizinle, işin kolayına kaçacağım, sevabımı paylaşacağım, baksanıza, zaten bi ton, dağıt dağıt bitmez— mutlu et beni demiştin, feelozoftasın, mutlu ol,,,

Playliste bir parça ekliyorum,,,

Adam Freeland’den,,,

Sürekli, yani bağımlılık boyutunda uyuşturucu kullanılmasına karşıyım, karşıyım demeyeyim de, risklidir, hayatınızın kontrolünü eline geçirebilir (alkol dahil), ama madem tarih postmodernizme kıvrıldı ve ulvi ülkülerin pabucu dama atıldı ve madem bireye hedonizmden başka bir yol bırakılmadı, o zaman o yolun sonuna yürüyelim korkmadan (ben yürüdüm), elektronik musikiden hoşlanıyorsanız bu parçayı ecstasy’le dinleyin bir bakalım,,,

ben bir böceğe verdim bir parça ecstasy ve bu parçayı dinlettim ona, o gece aya uçtu!

Ou Ye!

bu gece yüzde yüzbuçuk bENCİLİM, tam bile değil, fazla olmak için bana bir “buçuk” yeter,,,

keşke size hediye edebilsem parçayı;

ama siz YOKSUNUZ!— schrödinger’in kedisi gibi takılıyorsunuz yani (bkz. quantum fiziği), varsınız da yoksunuz—

o halde kendime hediye ediyorum;

çünkü ben VARIM!

üstelik VARIM o halde VARIM!!! 

,,,

,

,

,

Read Full Post »

Ayna – ke

İnsan aya baktığında ayı da, güneşi de, aynaya baktığında kendini de, başkasını da görebilmeli,,,

Read Full Post »

Sanıldığının aksine devrim, öyle teorilerle, örgütlenmelerle vs. olmaz.
Devrim, köhne olana kontrolsüz saldırılarla olabilir ancak, çünkü bu kontrolsüz
saldırılar sonucu öyle çok, öyle sık ve öyle kötü dayaklar yersiniz ki sonunda
devrim yapmaktan başka bir seçeneğiniz kalmaz.

Read Full Post »

Facebook…

Facebook hesabım kapatıldı, profil resmime, 1969 yılının (playboy) playmate’ini koymuştum, o fotoğraf benim için salt cinselliği değil, erotizmi, güzelliği ve ruhu birleştiren bir fotoğraftı, playmate’in yüz güzelliği bir tarafa, önüne saçılmış plaklar o zamanın ruhunu gösteriyordu, belli ki birisi bundan rahatsız olmuş ve şikayet etmiş beni, durumu biraz kurcaladığımda, facebook’un cinsel içerikli profil hesaplarını kapatma yetkisi olduğunu okudum, bir uyarı mesajı atsalardı daha doğru olurdu belki, ama işin ikiyüzlü kısmını anlatayım size, facebook bir yılı aşkın süre, yan tarafta penis büyütücü hapların reklamını yayınladı, bu hapların hiç bir işe yaramaması bir tarafa, bu açıkça erkek cinselliğinin sömürülmesiydi, böyle etik-dışı, ahlak-dışı ve hukuk-dışı bir anlayış sergileyebilmişlerdir, tebrik etmek gerek kendilerini, penis olayına gelince, antik yunanda iri bir penis hayvani bulunur ve küçümsenirdi, bereket tanrısı ise iri bir penisle tasvir edilmiştir, şuraya getirmek istiyorum sözü, insan cinselliği bile kültürel dolayımlıdır ve işin aslı seksin standartı yoktur, (gerçek kıstası da girintiler, çıkıntılar değil, derinlik ve yükseklik yani sevgi ve aşktır) kadınların penise ilişkin görüşlerini onlara bırakarak, ben kendi adıma kadınların da memeye ilişkin yaşadıkları sıkıntıya değineyim, deli aşık olduğum kadının fındık kadar memeleri vardı, her tarafı harikulade olduğu gibi memeleri de harikuladeydi,,,

bir tane daha facebook hesabım var ve profil resmimi üstteki fotoğraf olarak belirledim, umarım bir sorun çıkmaz : )

Read Full Post »


TÜRK MEDENİ KANUNU madde 1: Kanun, sözüyle ve “özü”yle değindiği bütün konularda uygulanır!!!)


Boşanmak isteyen kadının çarptığı ilk duvar yine toplumsal hayat ve aile baskısı oluyor, boşanma kararı verdikten sonra da yargılama süreci! Boşanma davalarında sürecin uzunluğu bir yana, yargılamanın tüm taraflarının bu hayatın içinde aynı geleneksel rolleri öğrenerek yetişmiş avukatlar, hâkimler, savcılar olduğu düşünülecek olursa durumun neden parlak olmadığı da anlaşılabilir. Boşanma davalarında nafaka, velayet, soyadı kullanım hakkı ve boşanmaya karar verilmesini ele alışta, erkek egemen bakış açısından kaynaklı pek çok sorun olsa da Aile Mahkemeleri’nin kurulmasının, uzman mahkeme, psikolog ve sosyal inceleme raporları ile yargılamanın ilerlemesinin, bu başlıklardaki sorunları önemli ölçüde azalttığını, buna karşın; yaklaşımların en sorunlu olduğu konuların başında “ev içi emeği” görmeyen, yok sayan, “mal rejimleri uygulaması” olduğunu söyleyebiliriz.
01.01.2002’den itibaren yapılan değişiklikle bu tarihten sonraki evliliklerde, evlilik içinde edinilen mallarda katılım sağlayan mal rejimleri uygulaması başlamıştır. Bu yasa geçerken de 2002’den önce evlenmiş kadınların emeğini ve haklarını ortadan kaldırması ve kusura bağlanması itibariyle çok tartışıldı ama şimdi açılan davalarda verilen kararlarla daha da çok uğraşılması gerekiyor. Öyle ki, bu kararlar yasadaki değişikliğin amacına aykırı. Örneğin bir süre önce “Kadının yemek, temizlik yapması ve çocukların bakımını üstlenmesi, mal edinimine katkı sayılamaz” kararı veren Yargıtay, yerel mahkemenin boşanan kadının “evlilikte edinilen mallardan katkı payı” alması kararını bozdu.
Şiddetli geçimsizlik nedeniyle karşılıklı açılan boşanma davasında, Ankara 5. Aile Mahkemesi, evlilik sürecinde edindikleri mallardan katkı payı talebinde bulunan kadının bu talebini uygun bulmuş ve evlilik sürecinde alınan ev ile otomobilden kadına belli bir oranda katkı payı verilmesine karar vermişken, temyiz incelemesinde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, “Dinlenen tanıklar, davalı kadının hediyelik eşya yapıp sattığını, zaman zaman temizliğe gittiğini ifade etmişlerdir. Davacının davalıya ait evin ve otomobilin edinilmesine katkıda bulunduğuna ilişkin bir beyan ya da delil bulunmadığından, kadının ev kadını olarak evin yemek, temizlik gibi işlerini yapması ve çocukların bakımını üstlenmiş olması, Türk Medeni Kanununun 227. maddesi anlamında katkı sayılmayacağından…” ev kadınlarının ev işleriyle uğraşmalarının mal edimine katkı sağlamayacağı sonucuna varmış ve yerel mahkemenin kararının bozulmasına karar vermiştir. Başka bir örnekte de, davacı kadın, kocasının evlendikten sonra değiştiğini, kendisini dövdüğünü, istemediği halde zorla cinsel ilişkiye girdiğini ve çok cimri olduğunu öne sürerek boşanma davası açmış. Davalı eş ise master yaptığını, mühendis olduğunu belirterek, “Karım temizlik yapmıyor. Ev işlerini aksatıyor. Çamaşırları yemek tenceresinde kaynatıyor. Vücudunun bozulacağını gerekçe gösterip çocuk yapmak istemiyor” gerekçeleriyle karısının kusurlu olduğu konusunda Yargıtay’ı ikna etmiş bulunuyor. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi gerekçesinde “Ev temizliği yapmıyor ve ev işlerini aksatıyorsa, kadın kusurludur” diyerek kararı bozdu. Böylece ev işlerinin kadının görevi olduğu, yapılmamasının bir boşanma nedeni ve kusur olduğu mahkeme kararıyla da tescillenmiş oldu! Sonuçta yargı kararlarının, değişen yasaların toplum tarafından içselleşmesinde önemli rol oynadığı düşünülecek olursa, toplumsal hayatın erkek egemen yapısının biçimlendirdiği kararları bizim tersine çevirmemiz gerekiyor; bunun için de mücadele etmemiz ve erkekegemen yargıya karşı sürekli sesimizi yükseltmemiz!

sosyalist feminist kollektif—

Read Full Post »

Sıcak ve huzurlu bir şey vardı o sözcükte,

Yine de acımasız yaşamların görülen gölgesini kuşanmış o sözcük, kör ediyordu gözleri

Ve rüya benzeri bir şey vardı mercan gözlerinin tam ortasında

Bulanık zihni, geceyle sarmalanmış bir labirentin çıkışını aramakla uğraşırdı sabaha uzanan vakitlerde.

Sabaha uzanan vakitlerde mütemadiyen kendine dönerek, mütemadiyen ölemeyerek, bitmeyen gevezelikleriyle süslerdi karanlığı.

Acı bir hal yapışırdı bedeninin en olmadık yerine.

Bedeninin en özel yeri neresiydi? O, orayı kesip atmak istiyordu.

Kesip atmak, kadınlığın yetkesinden sıyrılmak istiyordu.

Ömrünü akıttığı çukurunda, aynalarındaki ikiliklerini, saydam gerçekliğin ötesine sakladığı düşlerinin mahremiyetini eril gözlerin tiksinti yaratan dokunuşlarından uzağa bir yere taşımak istiyordu.

Ve sıcak ve huzurlu bir şeydi o yer. Kurtarılacak bir uzvu bile kalmayan bedeninin sessiz çığlıklarını boğacak olan o toprak, o mutlu ölüm…

Milyonlarca gece doğurdu, milyonlarca yüz eskitti ve milyonlarca sesler işitti

Ve durmadan ve durmadan soğurdu bütün bunları.

Hodbin gülüşlerini sapladı kendisine adım atanlara.

Erimek için belki, yok oluşun tadına bu şekil varabilmek için. Yok oluş neydi?

Kanla karışık, soğuk, ürpertici, toprağa bulanmış, nabzı durmuş, dışarı fırlamış uzuvların çürümüş kokusunu salan bir beden…

Hayır! sadece içten, samimi bir şeyin çürüyerek harf harf düşmesiydi maddesi balçık olan cümlelere, damla damla…

Ağız dolusu sözcükleri kusarak içine, tüketmekti bütün bir yaşamı.

Bütün bir yaşamı mutlu ölümü düşlemek yerine, o içten, samimi şeyi harcamaktı.

—emma stepan

http://duralzamanlar.blogspot.com/ 

,,, kadınları tanıdım biraz, belki kalbi olan erkekleri de, sözcüğe yöneliş nasıl başlar bilirim, en basit sözcükleri yitirdiğimiz zaman,,, 

Read Full Post »

Acı – ke

Bedenin acısıyla, ruhun acısı bir noktada birbirlerine benzerler, harekete duyarlıdırlar, bedenin acısında bedenini oynatmaman gerekir, ruhun acısında ise aklını oynatmaman,,,

Read Full Post »

Older Posts »