Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘İnsan Yüzleri – 7 – Ahmet İnam’ Category

Önyüz yazmalıyım; önyüz: totoloji, arka yüz yoktur, yüzün arkası yoktur, tüm muharebe öndedir ve sözlüsözle devam edelim, yüz insanın önüdür, ama burada totoloji yok, insanın arkası vardır, bu ulu milletinin arkası var, “ustalık” bi geçmişi olan bi şey, bi nevi arkası işine yansıyan adam ya

da yaşamasına demeliyim, yaşamak da ustalık isteyen bi şii, zanaat, sanat, sonat, işini iyi yapanları takdir etmemek ne mümkün,,,

 

ULULAR…

Usta insan her zaman oldu. Bir işi iyi yapan, başaran, deneyimlerinden öğrenmiş, deneyimlerini aktarabilen becerikli insanlar. Her ustanın bir işi, bir becerisi var. Her beceri sahibinin ustalaşamadığını biliriz. Yetenekli olmak yetmiyor. Sabır, direnç, kararlılık, uzun yıllar yaşanan yaşantılardan devşirebilme gücü: Usta; yetenek, emek, bilgi ve aşkla varoluyor. Yeteneği olup da ne denli çalışırsa çalışsın alanında diğer ustaların görgü ve bilgilerine ulaşamayan, onları özümseyip, kendini geliştiremeyenin ustalığından kuşku duyarım. Kendi başına usta olunmaz: Diğer ustaların varlığından haberli olmak gerekir. Coşkusuz usta da olmaz, içinde yaptığı işe aşk duymayan. Usta kendini işine adayandır. Ustanın göbek adı ‘adamış’ olmalı ya da adayan, adamakta olan. Bıkkından, yorgundan, yılgından usta mı olur hiç?

Virtüyözlük ayrı. İncelmiş, gergin bir ustalık. Tekniğin çok büyük bir emek, yoğunlaşma, elbette sıra dışı bir yetenek sonucu doruğa ulaşması. O yüzden çok az kişi ince ve üstün usta, yani virtüyöz olabiliyor. Takmak (obsesyon!) hâline gelmiş bir ısrar, inat, becerinin gerektiği alanda ruhsal, sinirsel, kassal, düşünsel) yapımızın diğer alanlarını kör bırakacak biçimde şiddetli bir yoğunlaşma. Virtüyözlere saygı duymamak olanaklı değil. Nedense içim ısınmaz onlara, kendilerini çok fazla gerdiklerini, kopacak denli inceldiklerini düşünürüm. Çağımız, teknolojinin katkısıyla, ilâçlar ve diğer yöntemlerle, belki genetik müdahalelerle bir alanda çok büyük, sıradan insanların ulaşmaları olanaksız becerileri olan virtüyöz insanlar yetiştirebiliyor.

Usta da, üstün ve incelmiş usta (virtüyöz) da, işlerini, yaşama zenginliklerini yitirerek gerçekleştiriliyorsa, diğer yanlarını kurutup bir tek yanlarını geliştirme tutkusuyla, gönüllerini yoksullaştırıyorlarsa, o ustalığın o insana yakışmadığını düşünürüm. Usta, bir insandır. Bir bütündür. Yaptığı işin dışında da ‘işi’ vardır: Yaşama işi. Bir alana sıkışmışlık, o alanda başarı da sağlasa, insan bütünlüğüne zarar verip, yaşamı kısıtlıyorsa, çok tehlikelidir.

Çağımız uzmanlık çağı. Her uzman, usta olamıyor, her ustada üstün usta (virtüyöz!). Ustalık elbette özendirilmeli, bir konunun uzmanının, beceri sahibinin yaşam için gerekli olduğu çok açık. Ustalar yol gösterecek bize, uzmanın sıradanlığını aşmış; çalışkan, yetenekli, bilgili, aşk dolu, sürekli olarak kendini yenileyebilen, her dem taze ustalar, yaşamımızın zenginliğidir.

Usta da zengin, ruh zengini olmalı diye düşünürüm. Einstein bir ustaydı; kör, sıkışık, dar bir usta değil, cıvıl cıvıl, çılgınlığını yaşayabilen erotik bir usta. Örneğin, Freud’un ustalığına yine Freudgil bir gözlükle bakmak gerek, sancılarla doludur.

Şöyle bir düşüm var: Hangi konunun, işin ustası olursanız olun, yaşama ustalığına da sahip olun. Bu önerime ‘düş’ diyorum, bir düşsel öneri belki ya da önerisel düş!

Kıskanç, ruhu azâp içinde ustalar vardır: Çırakları ve kalfaları, cehenneminde yaşarlar. Bildiğini bir türlü öğretmeyen, doğrusu püf noktalarını köşe bucak saklayan ustalarım oldu. Ne oldu peki? Onları sevmiyorum şimdi. Kendimi ne denli zorlasam da saygı duyamıyorum onlara. Elbette, kötü sözler söylemiyorum onlar için, hatta tersini yapıyor, övüyorum onları. Yüreğimin bir yerleri sızlıyor ama, bütün insan olamadıkları, iç insan, içten insan, özgür ruhlu olamadıkları için.

Başarabilselerdi, ulu olurlardı! Ululuk, dinsel, hamâsî çağrışımlarının dışında, bilgelik sahibi ustalara yakıştırdığım sıfattır. Yazık ki ulu ustalarım fazla değildi benim; çevremde azdılar. Yaşam koşulları, insan ruhunu buduyor, cüceleştiriyor. Dışarıdan bakılınca kocaman görünen insanların ruhları gelişmemiş kalıyor. Engin ruhlu, zengin iç dünyasına, yaşama rengine sahip aşk dolu ustaların, uluların hasretiyle yanıyor yüreğim.

Kunduracı, demirci, berber, iş adamı, yazar, akademisyen, herhangi bir konuda uzman, hele hele hekim, teknisyen ulular… Neredesiniz? Bana görünmediniz, benden önce gelenlere göründüğünüz gibi sonrakilere de görünün.

İnsanlığın yüz aklarısınız. Oradasınız biliyorum. Yaşıyorsunuz.

 

Reklamlar

Read Full Post »