Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Müstahak Gevezelikler’ Category

Sana seyahat ve cinsel içerikli bir şey öneriyorum; Siktir Git!

bir de tersini öneriyorum; Siktir Gel!

bilirim sizi kuantum takılırsınız şu aralar, nihai moda, hem birsiniz, hem sıfırsınız aynı anda, demek ki 1=2, 0=2, ikiyüzlü olmayın artık, modası geçti, sıfıryüzlü olun, ikikişilikli de olmayın, sıfırkişilikli olun, bunda duymak isteyen kulaklar için derin bir nasihat var, kişiliğiniz dediğiniz şey komik bir aldatmaca, otoaldatış, bir de bu yüzden kaygı üretir durursunuz, bir falso yapar bir insan, tüm trusoları güme gider, falsosuyla anılır, başıma gelmiştir, 20 yaşımda yaptığım bir şeyle anılırım, birikintiler, dereler, göller, ırmaklar, denizler, okyanuslarla değil de damlalarla anılmak gibi bir şey bu,,,

niye insanlar bu kadar sabit kafalı, aynı derede iki kere yıkanılmayacağını bilmezler mi,,,

tersi de doğrudur, insanlar değişime ayak direrler,

bir şeyin hem tersi hem düzü doğruysa, daha iyi bir tanım yapmak gerekebilir, insan gençken değişime açıktır, yaşlandıkça muhafazakarlaşır,,,

sanırım tarihin hiç bir dönemi, gençlikleri bu kadar uzayan insanlara tanık olmamıştır, 34 yaşında bir kadın arkadaşım kendine kız derken, annem 12 yaşındayken 2 kız kardeşini ve üç ineği alıp yalnız başına yaylaya çıkabiliyordu,,,

şimdinin kentli-eğitimli aile yapısı için çocukerkil aile deniyor, aşırı ve endişeli bir ilgi var böyle ailelerde, annem ondokuz yaşındayken iki çocuk sahibiydi, bizler sokaklarda oynayan çocuklardık ve annemle bugünün annelerini karşılaştırınca şöyle bir sonuca varıyorum, annemin anneliği üçmilyar yıl yaşındaki beynine daha çok prim veriyordu, şimdinin anneleri ise, kendilerini aşırı sorumluluğa boğmuş durumdalar, daha doğrusu, anne-çocuk ilişkisi doğal olandan, kitabi bir sorumluluğa kayıyor, tek çocukluluğun da yaygın olduğu bu ailelerdeki çocukların geleceklerini çok merak ediyorum, hayat karşısında daha aciz bir konumda da bulabilirler kendilerini, tatminsiz devasa egolara da dönüşebilirler, olgunlaşmalarının daha geç yaşlarda vuku bulacağına eminim,,,

nokta nokta geveliyorum bugün, şu üçmilyar yıl fikri hoşuma gitti, bir sorunla karşı karşıya kaldığınızda aklınıza bu gelsin, çünkü siz üçmilyaryıl yaşındasınız, her şeyi akla-mantığa sığdırmaya çalışmayın, akıl ve mantık, hayatın güvenli ama yavan gerçekliklerine ulaştırır sizi, anlam, mantıktan geniştir, sevgi içinde olan insanlar anlam bile aramazlar, zaten ona sahiptirler, sevgi içindeyken, sessizlik bile en tatlı şarkıları söyler,,,

ebedi gençlere:

değişebilmeliyiz, dönüşebilmeliyiz, mesela tahakkümün kendini dert edinmeyip, tahakküm kurmak üzerine oturan bir devrim anlayışı sakattır, ve kendinde bu devrimi yapamayan, yani kendi üzerindeki tahakkümünü (egosunu) kıramayan kişi başka devrimlerle uğraşmasın, evet o ters bir şeyin farkına varmıştır, bunu yıkabilir de, ama o bir sanatçı olamayacaktır, yeni şeyi yaratamayacaktır, ya eskisini boyayacak, ya da farklı isimlendirilmiş bir benzerini kuracaktır, şu reçete, manifesto işinden de vazgeçmek lazım, elinde bir reçete varsa tarihi yaparsın, ama hayat her zaman reçetelerden kaçma eğilimindedir , ( elimizdeki ilaçların çoğu buna sosyalizm de dahil, hastalığı tedavi etmez, sendromları giderir) bunu anlarsan tarihi yaratırsın, modern dönem bir anlamda can çekişiyor ve artık dünyamızın ihtiyacı olan şey sanırım mühendisler değil, sanatçılar,,,

radikal görüş topun ağzına topyekün uygarlığı yerleştirmiş durumda, ve tabi ki onun çağcıl görünümü olan endüstriyel uygarlığı; sistemi çökertmek için onun candamarlarını kesmeyi öneren görüşler var, elektrik endüstrisi, bilgisayar endüstrisi ya da biyo-politikayı,,,

ancak bir kere elmayı ısırmış olan ademin, tersinmez bir gidiş içinde olduğunu düşünüyorum, ilkel insanla uygar insan karşılaştırılıyor ve ilkel insanın doğayla, doğasıyla uyumu konusunda uygar insandan ileri olduğu düşünceleri mevcut, ancak beri taraftan, insanın evriminde gelinen nokta  genel olarak evrimde bir sıçrama ya da kırılma noktasını ifade ediyor olabilir, insanın genlere müdahalesi, evrimin bilinçle kendi mekanizmasını kurmasını ifade ediyor olabilir ki, muhtemel sonuçları bir yana, kritik bir an olduğu ortada,,,

ama şu da kulağa hoş geliyor, pek çoğumuz çok erken yaşlarda diş problemleri yaşarken, ilkeller dişleriyle çivi büküyorlarmış, ayla dansedip, jüpiterin beş uydusunu çıplak gözle görebiliyorlarmış, feministler için de şunu söyleyeyim, kadınların eşlerini seçme ve değiştirme özgürlükleri daha fazlaymış,,, bizler hayatı daha ayrıntılı tanımlayabiliyoruz da, hayatı derinlemesine hissedebiliyor muyuz, modern insan refah dolayımlı, post-modern insan haz dolayımlı bir özgürlük perspektifine sahipken, hiçbir dolayıma ihtiyacı olmayan sevgiyle doğrudan özgürlüğü yaşayamamak sanırım ödediğimiz en pahalı bedel,,,

marxizm kanımca son büyük dindi, dinlerin insan hayatında vazgeçilmez bir yerleri var, insan dinle, ölümü anlamlandırmak, bunun için de yaşamı anlamlandırmak imkanına kavuşuyor, doğru bir biçimde ölmek için, doğru bir biçimde yaşamayı tanımlamak istiyor, devrim ve ütopya da yaşamı yaşamın ötesine çekebiliyordu, komünizm bir ‘insanlık’ düşüne sahipti, çoğu insan bu düşü yitirdi, bu düş üretim ilişkileri mantığında boğuldu, oysa bir düşü düş yapan şey, meta-mantıksal olmasıdır, çoğu insanın kişisel gelişim kitaplarına sardırmalarının temelinde, din duygularını tatmin edememiş olmak yatar, daldan dala küçük bir öneri vereyim, madem çoğunuz kendinize hapsoldunuz, kendinizle uğraşmayın, kendinizle ilgilenin, kendinizi beğenmeyin, kendinizi sevin,,,

özetle şunu söylemek istiyorum, tüm bu akıl oyunları, modernite, çözdüğü sorundan çok problem yaratıyor, biz halimizde de, ben halimizde de radikal bir dönüşüm gerekecek,,,

ey insan,,,

bir siktir git

bir siktir gel

ama en çok da

bir siktir dur bakalım,,,

Read Full Post »