Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Fi Zamanımdan Bir Mektup’ Category

Aslında derdim Nietzsche’yle sanırım; 18 yaşımdayken Darwin tanrıyı iki kaşının arasından mıhlayıverdi ve gariptir o zat tek kurşunla ölüverdi; ölenle ölünmez demiş ruhuna bi fatiha okuyup yoluma devam etmiştim;

 

Yani belki 500 tondur o; güneşin yanında esamesi bile okunmaz ama bi insan için bu büyüklük bile yeterli olabilir, ya da  altıtrilyon39 tanedir ve 39 tanesi insanlarla ilgilidir, gerisi evrenin diğer işlerine bakmaktadır, mavi saçlıdır ya da laciverte boyanmayı bekleyen hüzünlü bi şey, antik bi ülkede kadınların kulaklarına taktığı bi küpe de olabilir; Tanrım! Ne giyse yakışıyor…

 

Hikaye şöyle: Wagner Wagner’i seviyodu, Cosima da Wagner’i (böyle aşklar uzun ömürlü olur); Nietzsche de Cosima’yı seviyodu; Cosima için Tanrıyı öldürdü; bu bi aşk (aşk da denmez ya buna) bi tutku, bi ihtiras cinayetiydi… Tıpkı bi film aktrisine aşık olan bi adamın Ronald Reagan’ı öldürmek istemesi gibi…

 

Tutku, ihtiras bulabileceğin en zalim delilik türlerinden biri… Bir sineğin bala yapışması gibi, kurtulması zor… Mutluluk vaadetmeyen, ızdırap yüklü, insana kendini kaybettiren, kendinde Tanrı aratan bi şey… Tutku: Ay çarpması, ay zehirlenmesi, dalanay; şubat ayında depreştiği söylenir; Şubat ayı: Ay ayı; bu ayı dört yılda bi uykuya dalar…

 

İnsan içinde iyi ve kötünün savaştığı bi çelişki varlığıdır diyodu Nietzsche; sıradan insan yukarıdan emir gelmedikçe pek girmez böyle savaşlara; Birle ve sıfırla anlatmaya çalışayım; Spinoza iki temel kanalımız olduğunu söyler; sevinç ve keder; bizi sevince götüren şeye sevgi besleriz, kedere gömen şeyden nefret ederiz… Ama bu nesne iki şeye birden yol açıyorsa ve bunu bolcana yapıyorsa yani bu cıvadan bile yoğunsa, meydanda yeldeğirmenlerine bile saldırabilecek bir Nietzsche belirir; (duydumki bunu yaparken Amor Fati! Amor Fati! diye avazı çıktığı kadar bağırıyordu; Amor Fati: Yazgı sevgisi…) (Yazgı; ah o ne kurnaz bir torbacıdır bilemezsin, hazları satarken kazığı basar da, acıları hediyeymiş gibi beleşe kakalar); 1 demedi 0 demedi; belki dedi ve bir at ve bir kırbaç; çıldırma böyle geldi…

 

Özgür irade olmadığına göre herkes kaderine yürür, alınyazısını oynar hem de başrol edasıyla… (herşey gerçek ama herşey bi oyun; biraz good times, biraz bad times, şeker, tuz ve biber, biraz bal biraz zehir; insana birin az ikinin çok geldiği söylenir…)

 

Peter Gabriel’in Passion’ını ilk dinlediğimde vurulmuştum bu parçaya; Pass’ten türemesi ne ilginç; En aşkınlık en içkinlikten mi türemekte… (Aşmak için içmekten yoruldum; bundan kurtulmak için beynimin yarısını hatta dörtteüçünü aldırmaya razıyım; sadece huzur içinde otlamak istiyorum; evrimin tarihi imalat hatalarının tarihidir bunu biliyordum ama bu hatası affedilir gibi değil…)

 

Konyaya gitmiştim; Mevlana’nın çubuklarını gördüm; Tütün Amerikadan göç etmemişti o zamanlar… Aşkta mıydı; Şemste miydi hüner, afyonda mı…

 

Devrim olmuştu;

Alice sebzeyle çalışan bi otobüsle harikalar diyarına yola koyuldu; yedi-sekiz hippi 70 model wolkswagen bi minibüsün içinde dönüyorlardı oradan, Led Zeppelin dört üç iki bir; kafaları hala güzeldi; hala kıyaktı; sıfırı Araplar bulmuştu… 1 0 0 1; bu kodu yazmak için… aslında birler farsçaydı, sıfırlar arapça… devrim olmuştu; melezim ben diyordu şehrazat gururla… bir guru lafa karıştı; safkan olmak daha mühimli bi şey! Hippiler minibüsten indiler ve guruyu kalaşnikofla taradılar: gugugugugu… devrim olmuştu; gu’lar öldürmüyordu, süründürüyordu… Bu olayı Jack Nicholson Jimmy Page’e şöyle naklediyordu: this is a Chemical Graffity… Mevlana bunu gravity olarak anladı ve başına bi elma düştü: “Ben ikiliği bir yana koydum, iki alemin bir olduğunu gördüm.” O kadar afyon çekmişti ki; ikiyi bir olarak görüyordu…

 

Kelimeler sihirlidir ama moleküller daha sihirlidir…

 

Tanrı’nın düğmesini buldum ve kapattım onu; siyahtan ya da beyazdan da bahsetmek istemiyorum; sonuç bi ton gri… kırmızıdan da…

Mavi olsun yazdıkların, sarı olsun Arı Maya! Hem bahar geldi, kuzu mevsimi; biliyoruzki kuzular da inekler de yeşili sever; yemyeşili, yediyeşili…

 

 

Read Full Post »