Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Oturmak – Heidegger’ Category

Oturmak…

Heidegger’in, oturmak ve inşa etmek üzerine bir makalesini okudum, bir kısmını diyeyim, uçmuş bir şahsiyet sanırım; felsefeye şiir katmak da bir uçma biçimi olabilir;

ispatlıyorum:

 

—““Ama “Yeryüzünde olmak” zaten “Göğün altında olmak” demektir. Bunların her ikisi beraber “Tanrısal olanların önünde kalmak” demektir ve bir “insanların birbirlerine ait olma” durumunu içerirler. Dört: Bir içindeki Yeryüzü ve Gökyüzü, Tanrısal olanlar ve Ölümlüler, kökensel Birlik’e aittirler.

Yeryüzü, hizmet eden taşıyıcıdır, çiçeğe boğulan meyveler verir, kayalıklar ve sular halinde yayılır, bitkiler ve hayvanlar halinde ortaya çıkar. Yeryüzü dediğimizde, diğer üçünü de düşünürüz zaten, ama Dört’ün sadeliğini hiç dikkate almayız.

Gökyüzü, Güneşin arabasını sürdüğü yoldur, bir evreden diğerine geçen Ay’ın yoludur, Yıldızların gezinen ışıltıları, Mevsimler ve değişimleridir, Günün ışığı ve kararması, Gecenin karanlığı ve aydınlanmasıdır, Havanın yumuşaklığı ve sertliği, Bulutların göçü ve mavileyen Esirin derinliğidir. Gökyüzü dediğimizde, diğer üçünü de düşünürüz zaten, ama Dört’ün sadeliğini hiç dikkate almayız.

Tanrısal olanlar Tanrının çağrısını getiren habercilerdir. Tanrısallığın kutsal Hükümlerinde Tanrı bulunuşuyla görünür ya da örtülmüşlüğüne geri çekilir. Tanrısal olanlar dediğimizde, diğer üçünü de düşünürüz zaten, ama Dört’ün sadeliğini hiç dikkate almayız.

Ölümlüler, insanlardır. Onlara Ölümlü denir, çünkü ölebilirler. Ölmek, ölümü ölüm olarak ölebilmek demektir. Sadece insan ölür; yani Yeryüzünde, Göğün altında ve Tanrısal olanların önünde kaldığı sürece o sürekli ölür. Ölümlüler dediğimizde, diğer üçünü de düşünürüz zaten, ama Dört’ün sadeliğini hiç dikkate almayız.

Bu Dört’ün sadeliğine Dörtlü deriz. Ölümlüler oturduklarında, bu Dörtlü içindedirler. Ama oturmanın temel niteliği korumaktır. Ölümlüler, Dörtlü’yü kendi özünde korudukları tarzda otururlar. Bundan ötürü oturan koruma dörtkatlıdır.””—

 

(Tanrısal Olanlar: Fizik ve Meta-fizik,,, ikisinin savaşır görünmesi tuhaf, matematik de Tanrısal, sanat da…

 

Gelelim anladığım ve sürdürebildiğim kısmına; inşa etmenin özünde bir oturmak eylemi barındırdığını, bunun da belirli bir alışkanlıkla içinde kendimiz olabildiğimiz bir mekan olduğunu söylüyor, yani bir anlamda inşa etmeyi huzura bağlıyor,

Huzuru ise özgürlüğe;

 

 —““Huzur kelimesi, Özgür olanı (das Freie), ‘das Frye’yı demek ister, ve ‘fry’ de şu demektir: gelebilecek bir zarar ve tehdit karşısında önceden sakınmak, yani önceden korunmuş olmak. Özgür olmak, aslında korumak demektir. Korumak, sadece korunanlara hürmet etmekten ibaret değildir. Asıl Korumak, olumlu bir şeydir, biz bir şeyi daha baştan kendi özünde bıraktığımızda, onu kendi varoluşuna döndürdüğümüzde, ‘freien’ kelimesine karşılık gelen şey gerçekleşir: bir şeyin etrafını duvar ve çitle çevirmek. Oturmak, huzura kavuşmak, özgür varolanların her birini özünde koruyan ‘das Frye’de, yani Özgür olanda etrafı çevrilmiş olan olarak kalmak demektir. Oturmanın temel niteliği, bu Korumadır. Bu koruma oturmanın bütün genişliğini doldurur. Bu genişlik, insan varlığının oturmasında, yani ölümlülerin yeryüzünde İkameti anlamında oturmayı içerdiğini düşündüğümüzde bize kendini gösterir.””—

 

Evet uçalım biz de, sokaklardan odamıza kendimize oturduğumuzda en özgürüzdük (sokaklar kraliyet, odalar dükalıktı), böylesi olası bir özgürlük, kendini kendinden korumak gibi handikaplara düşmedikçe işleyebilir, lakin nasıl heidegger dilden faydalanıyorsa , ben de öyle yapayım, bizde ki özgürlük öz-e ilişkindir (bu ne kadardır, bir fikrim yok-kendin olma durumunu gösterebiliyor yine de, [“oturduğumuz” yer de kendimiz olmak isteriz]), ve bir hale gibi sarar etrafını, uçmalı olan, uçması gereken bir şeydir, bir aura gibi genişledikçe koruyan, ama genişledikçe kavuşturan!

Özgürlük kendine kavuşmaktır !

 

 

 

Huzur; acı, ızdırap ve sıkıntı içinde olmamak gibi, negatifen nötr de olabilir, ama çağ pozitif düşünme çağı; pozitif versiyonu; kendini kendinde hissetmeden (oturmadan) duyulan bütünlük ve memnuniyet duygusu…  (Bünye onu yavaş yavaş yapar, acele etmeyiniz, huzursuzluğunuzun tadını çıkarınız, hareket ettirecek sizi, oturmadan önce gezmelisiniz, akıl gezecek, -rehberi duygular olsun-, akıl oturacak, akıl yatacak, akıl uyuyacak (zamanın kısa tarihi mi, zamanın tarihi yoktur, kısa olan bizim tarihimiz- private histori miz; oturan boğanın boynuzları üstündeki tüm dünyamız, oturan boğa bir kavram ve kavramlar da birbirinin içine oturur, heidegger (almanca) inşa etmenin, oturmadan türediğine değinmiş, kendi oturduğum dile geçeyim; oturmuş adam, kendine sakin olan adam, evet bundan anlam türedi, ama nasıl bir dile sahibim ben; kucağa oturmak da var!

 

İçime konuk ol, oturabilirsin, ismin aşk hali, ismin dost hali, ismin kardeş hali, ismin eş, düşeş hali, ismin tek, petek hali, ismin anne hali, ismin baba hali, ismin çocuk hali…

 

Tutun beni uçuyorum,

Yaşasın ki kahretsin uçuyorum:

Çocuktum

Bulutlara otururdum…

 

ke

Read Full Post »