Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for Şubat 2009

ÇOK BAŞINALI AŞKA ŞARKI PİYANO:
“Ki Boşluk!´´

Gary Farr’ın ilhamıyle;

daha bir adım daha önü kapının, gökyüzü
yok pencereler orada aralamak yok kısık

bakmak: üşenmemiş varyürek tedirginsiz

bir, güvercin soluklanması ağaçlarındaki
konaraktır koynuna yürüdüğü doğa´nın

aşk: içkapı gözüyle dışkapı gözünün ince

bakışım esası -olmasın dediler´di ölümü
kalbimizin, sencil yollarına bir çocukkoşu

şarkılar durduğumuz uğrun ihanetidir mi

ki boşluk!

İbrahim AZAR
15 Şubat 2009

Read Full Post »

Olmak Başladığımız Hayattı,

On

 
 
6:15 vapurunun önünde jeton satan bir çocuktan ders almalı
oysa bir devrim ---
eğer buysa bir devrim ---
mavi giymeli pazar akşamları ve paradan hiç sözetmemeli
ve başlatabilmeli ve bitirebilmeli kendini
ve ağzının kıvrımlarını bir SEK şişesi gibi açabilmeli kapatabilmeli
Açık Kalan Kapılar İmparatorluğundan kalma, ölmün bir oyun olduğu günleri
 
 
bence iyi bir devrim çok önemlidir sabah evden çıkmadan
günde en az dört saatini ayna karşısında geçirmeli
cançekişen devrimleri kaldırım kenarında vurmalı, unutmalı
çünkü her devrim hâlâ bir yokuş aşağıya mümkündür, kendinden karşıya
ve bir kafa karışıklığıdır hepsi hepsi ---
olmamalıdır ve yeniden doğmamalıdır
başkasını başlatmaya
 
 
 
oysa biz mesela nasıl alnımızı kullanırken
duvarlara, salatalara ve üretim araçlarının özel mülkiyetine karşı
nasıl korkaktı bu bizim devrimler, hayal dünyasında gezer
televizyonda ele geçen isimler, beddualar, nazarlar sergisi
banknotlara kendi resmini basan kalpazan terziler, kuyumcular, hA!
oysa bir devrim ---
buysa bir devrim --- tarihin altını ellerdi--- gencölelim!  --- gencölelim!
 
 
babamsa bir devrim, sadece müziğe doğru ilerlemeli
çünkü doğarken başlar ölmek, çünkü puşttur ahali
iyi bir devrim direnmez karısına ve mezarlığın büyük çağrısına ve
mesela o gece sarhoş olup oynadıysa masada, ertesi sabah utanmaz
ve biriktirdiği gazete kuponlarından ve cinnetinden
çünkü eskimişse mini etekleri çünkü
başlamışsa bir devrim, bitmeye de başlamıştır bir yaşlı sarışın kadın gibi
 
 
önce palyaçoyu alın aşağı! önce palyaçoyu alın!
ne ki işte biz kendimize karşı giriştiğimiz 
bu aslanlı düelloda hile yaparken
nasıl yeniliriz
ki her takıntı nasıl olsa bir gün el değiştirir
oysa geçen zamandan başka bir devrim yok --- ve deniz! ---ve deniz! 
ki bu ağızlar hep böyle gıcırtılarla açılır kapanır---ken
 
 
işte bu bir devrim, bir
birahanede masaya çarpılan bir şişeyle nasıl başlardı
ve yokuşlardan alaşağı sarsıntılarla edilen dolmuşlarda planladığımız
nasıl ay bizi seyrederken gençliğini hatırlardı
ve biz gümüş atlarımızı sürerken ölmün peşinden ----
(adam derin bir nefes aldı ve topyekûn bir karşı saldırıyı başlattı
mona liza'da kol gibi yürek vardı)
enis akın--- 

(Puşt Ahali’den)

Read Full Post »

Yarık kafa…

Yarık kafa

 

Düştün, pis düştün hem de, kafayı gözü yardın, gözün üstündeki kafayı, yarıldı, biri çelme taktı belki, ya da bir topu havalandırmak isterken, ve havalanmışken sen de, bir ayağın havadayken, diğeri topu yoğururken, bir sevişme sonrası sabuna bastın ya da, ya da kafan iyiydi ayakların dolaştı birbirine, ya da buz vardı herkes kayıp düşüyordu, sen de düştün: düştün!

Kafan yarık şimdi, ilk başta çok acıdı, beynin sarsıldı, sıcak bir kan aktı ama duymuyosun artık o acıyı, dokunmazsan, ama yarık orada, ve diktirmelisin onu, anestezi yok, anestezi yok, 3 yol belirdi karşında, ya o daha yoğun ve kısa acıya teslim olacaksın, anestezi yok, anestezi yok, kaçabilirsin, kaç, iki yol kaldı; ya o yara iltihap kapacak, ya da zaman iyileştirecek onu,,,

Tuz yaraya

Tuz buza

Tuz leşe

Düştün,,, izi kaldı…

Düştün,,, tuzu kaldı…

(üzülme,,, gözyaşı tuzludur ama okyanus da)

 

Read Full Post »

” gürültü, patırtının ortasında sükunetle dolaş; sessizliğin içinde huzur bulunduğunu unutma. başka türlü davranmak açıkça gerekmedikçe herkesle dost olmaya çalış. ama kimseye teslim olma. telaşsız, açık ve seçik konuş. başkalarına da kulak ver. aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları; çünkü dünyada herkesin bir hikayesi vardır. yalnız planların değil, başarılarının da tadını çıkarmaya çalış. ne kadar küçük olursa olsun işinle ilgilen; hayattaki dayanağın odur. olduğun gibi görün. sevmediğin zaman sever gibi yapma. aşka burun kıvırma sakın; o çöl ortasında çimenli bir yerdir. yılların geçmesine öfkelenme; gençliğe yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe. ara sıra isyana yönelecek gibi olsan bile hatırla ki, kainatı yargılamak imkansızdır. onun için kavgalarını sürdürürken bile kendi kendinle barış içinde ol. görmeye çalış ki, bütün pisliğine ve kalleşliğine rağmen dünya yine de güzeldir. ”

Dante Alighieri

poseidondan bir fırtına yuttum—

Read Full Post »

cege zunu…

sokratesin savunmasının son cümlesidir;

Ayrılma saati geldi, ve kendi yollarımıza gidiyoruz? Ben ölmeye, siz yaşamaya. Hangisinin daha iyi olduğunu yalnızca Tanrı bilir.

yazı diyorum, mezartaşları ve kutsal kitap içindi, bu ikisi onun tahtıydı, son kutsal kitap komünist manifestoydu, bazen diyorum, isa gerçekten ikibinde gelmiş olabilir, bir rivayet o dönemde bir sürü incil yazıldığıdır, belki de bir sürü metin ortaya çıkması iyidir, biri erdemleri yeniden hatırlatmalı,,,

erdemsizlik, bu bir demsizlik, açık çay değil, açık çaya saygım var, açık çay bile demini almış çayla yapılır…

bir türk atasözü: erdem uğramayan yere kut konmaz. (kut: yaşama sevinci)

isanın en büyük mucizesi insan olmasıydı,,,

trajik herhalde, museviler adaletin ırzına geçerken, hristiyanlar kendilerini severken, müslümanlar barışı bozarken, özgürlük nasıl kanatlansın,,, (ve müjde, pandaların soyunu çinliler tüketecek) 

isa Tanrıya sordu, beni terkecektin o zaman niye yarattın, sende dedi adamımız, kendimde yaşayamayacağım bir şeyi yaşıyorum, ölümü…

arada bir ölümden bahsetmek iyidir, hayatınızın değerini anlarsınız, ben hep bahsedersem siz arada bir bakarsınız, yaşam gücüne onunla kavuşuyor, yaşam zincirinin kilidi o… sızısızı yaz dedi adamım, diken ve et dedim, ben onlara eti anlatıyorum, dikeni anlatıyorum-sabah beş olduğu için çaktırmadan aldığım bir vahiyi rahatlıkla deliliğe vurabilirim-ne garip kendiyle konuşanlar da tanrıyla konuşanlar da deli!

ney üfleyelim,,, bir bulut kadar hafifim, ortalama bir bulut dörtbin tonmuş, mevzu bu,,,

zurna çalalım bir de, çocukken büyüyünce mutlu olacağını düşünürsün, büyüyünce yaşlanınca mutlu olacağını düşünürsün, yaşlanınca çocukken mutlu olduğunu düşünürsün, bir mevzu da bu,,,

Read Full Post »

BİR SORU SORDUM TANRIYA:

Elimde gümüş bir tesbih
Gölgem ateşe düştü,
Gölgem yandı, tutuştu…
Uzanıp kıvrıldım ayın ortasına
O bir dede
Ben bir puttum…
Günlerce uçtuk alacakaranlıkta…

Nerede gece yok ki diye sordum Tanrıya…
Duydum işte dedim, rüzgar konuştu, yağmur konuştu…
Ben şu tanrıtanımaz…
Ama Amin! dediler duydum…
Bu söz yüreğime kadar alçaldı…
Ve bildim işte Tanrı şu bilmeden ezdiğim karıncaydı…

Dinle Tanrı!
Işık sayılı…
Karanlık ise engin ve sonsuz…
Şeytan der ki:
Çöle yolladım Tanrıyı ben,
O şimdi aç ve susuz…

Tanrım!
Bu benim son ölümüm olacak…
Hey, unutma adamım…
Ben…
Tepeden tırnağa zor bir yasağım…
Ateşten sırılsıklam yasağım…
Bitir şu oyunu…
Şeytan benim değil, senin önünde diz çökmedi,
Ve bu oyun sürdükçe,
Ben kendime yasağım…

Tanrım! Dinle…
Unuttum en güzel şarkılarımı
Kurşuna dizdiler anılarımı
Gündüzü olmayan upuzun bir geceyim
Ve sen kralsan unutma ben bir eceyim…

Bir cigara sar Tanrım
İçine esrar koy
İçine sır koy
Göz koy, dudak koy…
Bir nefes çek…
İçinde aşk olsun,
Dumanı kalp olsun…
Kafan güzel olsun
Sana, sonsuz sarıldığımda…

(Bil, demiştin, bilmiştim, şimdi hatırladım)

Read Full Post »

onadır…

onadır, benim sevgilim gökyüzündedir,

kuantumca
veleme
ben ve seni ve seviyorum,,,
kileme
ben ki seni ki seviyorum ki,,,
deleme/dalama
ben de seni de seviyorum da,,,
bu mudur, sanat mıdır
bence hemce değildirce, hemce sanattırca—
yanpembelerinden öptüm—

(ve Ay dedi ki, sevgiliye bağlaç değil, sütlaç gerek; doğruh!)

(ve 14 yarımay, ve şubat ay ayı, aziz bunu fısıldadı da bize, biz yine de çıkarıp parasını vermek istedik.)

Read Full Post »

Older Posts »