Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Turgut Uyar’ Category

Yenilgi Günlüğü / Turgut Uyar—

 

Pazartesi

 

benim adımı bağışla

………

 

“sabah uyandırıldığında pazartesiydi

bunu iyice bildi, ağzı çirişli

yersiz, ürkek, yeni yaratılmış gibi

….

 

yenilmenin tohumunu taşır her pazartesi

çünkü yoktur dağların ve yaratılışın öncesi

insan uzatır ellerini bir perdeyi çeker

 

ve pazarsızlık kişiyi şaşkın eder

siner buğular gibi düşüncemize

her şeyin en haklısı en incesi

 

beklemek bir tepenin mutluluğunu

bir acının yakıp geçmesini beklemek…”

 

benim adımı bağışla

ben iklimler coğrafyasının ta kendisi

sanırım suyum başkalarınca ısıtılır

pazartesi

(…)

 

aldım pazartesi akşamı bir okka sucuk

öncesiz ve beceriksiz geldim odama.

 

 

Salı

 

birden karışmış gördüm

-karışmış olduğunu gördüm-

otobüs duraklarıyla reklam levhalarının

tutunduğum bir sarmaşık değildi

bir kayıştı otobüste

(…)

 

vakit akşamdı. ikinci gün

vakit akşamdı.

birden bazı yerlerde ışıklar yandı

ayrıldım.

eve döndüm

evi buldum.

 

 

Çarşamba

 

hiçbir şeye hazırlıklı değildik

oyunlar oynandı, gökler kapandı, yenildik

 

O zaman şehre çıktım bir elimde fırça

kim varsa gelsin artık yeniden oynayalım

hızım bir araba dolusu aşk gibidir

gölün rengiyle asfaltı karıştırıp

kızım, ne varsa hep yeniden boyayalım.

 

üçüncü gün. yorgun

ev aklımda. gitmeyi unuttum.

 

 

Perşembe

 

yersiz bir hamaratlık, bir görev duygusu

bir sarı lale kadar makbulse

akşamüstü bir kadına sunulan

 

çaresizlik değil yenilgi. (sonradan övülecek)

herkesin içinde yürekle buluştuğu bir yerdi

 

durduk ve yenilgiden umutlandık

başkaları başka şeyleri seçtiler

seçsinler

 

çarşamba günü sanki her şeyimiz tamdı

motorlar sirenler gidip gelişler

koyduğunu koyduğun yerde buluşlar

belki güzel bir takım şeyler

ama artık vakit akşamdı.

 

perşembe.

bir uzun ses bekledim. oturmadım

sabahı bekledim. cumayı

 

 

Cuma

 

ne söylenebilir! tam çağıydı, olağandık

sabahlarda süzgündük, ancak akşamlarda vardık

 

ne söylenebilir! her şey düzeliyor sandık

odalarda çok geniş alanlarda dardık

 

ne söylenebilir! tam çağıydı. belki aldandık

otlarla yeşerdik, güllerle sarardık

 

gücüm tazelenmedi, suratım eski. yırtık.

her şeyleri bıraktım, geniş kıyılara dadandım.

aşk diye geceleri çözümledim. aldandım.

 

 

Cumartesi

 

yarın pazar

yarınki pazarların sessizliği

 

 

Pazartesi

 

kanatır akışını akarsuların çıplak şimdiki

başarılmamış bir geçmişten arta kalan şaşkınlık

şimdiki çıplak. yarı aydınlanmış bir duvardaki.

bir yenilgiden çıkarılmış bir deney. bir yaşlılık

soluğunu ağartırdı bir altın damlanın

 

seven, saygı duyan, yaslanan sana

mermerden yanılan, pelikülden, insan onurundan

mermere yenilen, peliküle, insan onuruna

seçim sandıklarından otuzüç dönülü plaklara

yenile yenile şaşkın, şimdiki çıplak

bir yaşlılık

ağartır soluğunu bir altın damarının

yenile yenile şaşkın

arta arta kendi diline aktardığı

sıkıntısına

 

“kutsal yenilgi!.. şimdiki.

o’na bağımsızlığını hatırlatıyorsun şimdi

her şeye yeniden başlamanın

kanattıkça”

 

 

Acıyor / Turgut Uyar—

 

Mutsuzluktan söz etmek istiyorum

Dikey ve yatay mutsuzluktan

Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun

sevgim acıyor

Biz giz dolu bir şey yaşadık

onlar da orada yaşadılar

Bir dağın çarpıklığını

bir sevinç sanarak

En başta mutsuzluk elbet

Kasaba meyhanesi gibi

Kahkahası gün ışığına vurup da

ötede beride yansımayan

Yani birinin solgun bir gülden kaptığı frengi

Öbürünün bir kadından aldığı verem

Bütün iştahlarının tarihçesi

Bütün söz vermelerin tarihçesi

sevgim acıyor

Yazık sevgime diyor birisi

Güzel gözlü bir çocuğun bile

O kadar korunmuş bir yazı yoktu

Ne denmelidir bilemiyorum

sevgim acıyor

Gemiler gene gelip gidiyor

Dağlar kararıp aydınlanacaklar

Ve o kadar

Tavrım bir şeyi bulup coşmaktır

Sonbahar geldi hüzün

Kış geldi kara hüzün

Ey en akıllı kişisi gündüzün

sevgim acıyor

Kimi sevsem

Kim beni sevse

Eylül toparlandı gitti işte

Ekim falan da gider bu gidişle

Tarihe gömülen koca koca atlar

Tarihe gömülür o kadar

 

 

 

Turgut Uyar / Cemal Süreya—

 

Ak odada oturur

Kapısı penceresinden çok

 

Gözlerinde yıldızlar

Serin yerde durur

 

Bir elinde kadeh

Öbürünü yarasına bastırır

 

İnşaattan ses gelir

Bir şeyi okşar gibidir

 

Uzanıp durmuş mahçup

Işığagöçerin şarkısı

 

Dönülmez dizeler içinde

Onunkiler gülaçılır

 

Öldüğü gün

Hepimizi işten attılar

 

 

Reklamlar

Read Full Post »