Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Birey – Baudrillard’ Category

Baudrillard ile Söyleşi

Soru: Çağımızın bireyi konusundaki yaklaşımınız nedir, bunu öğrenebilir miyim?

Baudrillard: İşte aslında bu, bambaşka bir konferansın konusu olabilecek bir husus! (gülüşmeler) Ben birey konusunda bir kavram geliştirmek durumunda değilim. Hatta birey bana ait bir kavram da değil. Nasıl desem, birey, aslında bir bakıma bir soyutlamanın sonucu olarak üretilmiştir. Bireyin de modernlikle beraber doğduğunu söyleyebiliriz. Çünkü o da bir anlamda bir özgürleşmenin ürünüdür. Birey de o anlamda özgürlüğüyle, sorumluluğuyla ve buna benzer bir sürü nitelikle tanımlanabilir. Bunlar da aslında ideal olarak baktığımızda modernliğin idealleri. Yani birtakım rasyonel, akılcı değerler sisteminin ürünleri. Ama olaya başka türlü de bakabiliriz. Bunun tam tersi, bireyi, olayların parçalanmasının bir ürünü olarak da görebiliriz. Tıpkı bir atom gibi. Sadece bir partiküle dönüşmüş bir parçacıktır birey. Birey bütünlenmiş bir sistemin bir parçasıdır sadece. İletişim ağıdır egemen olan ve kendini özgür ve sorumlu zanneden birey aslında sadece ara bir elementtir, parçacıktır ve akışkanlığa göre, iletişim ağlarına göre çalışır. Aslında bu benim kavramım değil tabii ama bu hipotez geçerli gibi geliyor bana. Bireysel değerlere ve özgürleşmeye dair bütün övgüler şu an tartışma konusu. Bu da tabii bütünün parçalanmasının bir sonucu. Herkes kendini küçücük dünyası içinde bulabiliyor. Birey, küreselleşmenin küçük bir parçası. Eskiden bireyle kitle birbirine zıt gibi gösteriliyordu. Ve tabii bunu yaparken de bireyle kitlenin ayrışması ve bireyin kendine ait bir kimlik oluşturması söz konusu olabiliyordu. Ama bugün aslında bireyle kitle arasında bir fark kalmadı; çünkü bireyin kendi de kitleleşti. Bireyin bugün küreselleşmiş, evrenselleşmiş modellere uymaktan başka yaptığı bir şey yok. Tabii bir altın çağ yaşandı. Bireyin, bireyselliğin, kişiliğin, farklılığın çağı. Ama bugün bunun tamamen sorgulanması söz konusu, herkes aslında bireyi savunmaya çalışsa da bu böyle. Bireyin bugün her türlü teknik imkanları var, her türlü bilgiye sahip olabilir, sibernetik yoluyla. Bireyin kendisi bir dünya. Bütün dünyaya soru soruyor ve dünyadan cevap alıyor. Artık belli bir kimlikten söz edilemez. İnsanlar umutsuzca kimlik arayışı içinde ama bugün baktığımızda bu bir yanılsama. Belli bir evrensel dağılım içinde birtakım anlar yaşıyoruz. Eskiden bir özne vardı, bugün artık özne yok. Böyle diyebiliriz. Eskiden özne belki yabancılaşmış bir özneydi ama bir egemenliği vardı, bir özerkliği vardı. Oysa postmodern birey veya şu anki aktüel birey artık böyle bir egemenlik, bir özerklikle tanımlanamaz. O artık tamamen bir bilgi dolaşımının içinde hapsolmuş durumda. Kendisi de sürekli haber alıyor ama enforme olurken enformatize de oluyor aynı zamanda. Bu olumsuz bir yaklaşım değil ama durum değişti, bunu görmek lazım, bunun farkına varmak lazım. Bireyi kuran değerler sistemi, ki birey kavramı ezelden beri varolan bir kavram değil. Çok yakın zamanda modernlikle, aydınlanma çağıyla doğan bir kavram ve belki de Foucault’nun da dediği gibi yok olma sürecinde, türü tükenme sürecinde.

Reklamlar

Read Full Post »