Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Uhardeş – ka’ Category

1 yıl önce yayınlamıştım., geçmişi tutardık eskiden., fotoğraflar ve kitaplar.,

burada akıyor., kağıt istiyor kalan, saklı olan, saklanmış olan., kağıt hala sihirli.,.,

akan da sihirli bence, sesi de olur akanın, ışıltısı da., dalga gibi olan, tane gibi de olur akanda., insan birden fazla düşünüş içinde, sadece duygulanıma baksak bunu çıkarsarız, sevmediğim bir kelime kullanacağım, markette mühür olduğu için, quality of life is about quality of feelings and thoughts.,

bir ustanın yazdığını aktarayım: eğer yaşam enerjisine sahipse insan bu alanlar arasında geçişken yaşar.,

varoluş alanının genişlemesi, yaşamın kendini sunması., yaşadığını hissetme hali., yaşamsa….

— —

Önümden büyük bir tren geçiyordu. Ben gittim. Bir trenin içindeydim. Bir trenin dışındaydım. El sallıyordum. Kaldım. Felakete benzer bir şey olacak sanmadım. Giden bendim. Kalan bendim. Trenin içindeydim. Bir trenin dışındaydım. Bir bavulun içinde gömülüydüm. Koşuyordum. Duruyordum. Sizin dilinizle konuşmuyorum diyordum onların diliyle. Sevdiğim bir yer yoktu. Bir şey aramıyordum. Sevdiğim bir yer olmayınca sevmediğim yerler de olmadığını anlıyordum. Sevdiğim kimse yoktu. Böylelikle sevmediklerim de. Dünyanın, şu hayatımın tümünü anlamaya verdiğim gezegenin, her yeri güvenli bir yerdi, ben kendime ait bir yer aramayı bıraktığımda.
 Seni bir yere uğurlamadım. Dönmeyeceğiz buralara, buralara dönmeyeceğiz artık diye bağırdım durdum o yokuşun dibinde. Yokuşun başından gelir ses: dönmeyeceğiz buralara, buralara dönmeyeceğiz. (İncir Ağzı) (sİNEM sAL)

face to face—

küçük bi hikaye ekleyeyim,,, bu zamandan,,,

bu zaman şimdi başlamadı,,, saçların çiçek açtığı zamanlarda başladı,,, bir yan barış diyordu,,, bir yan işler ciddi; ciddi olalım diyordu,,,

tarih daha naif bir zamanda başladı,,,

hikmet temel akarsunun nihilist diye bir yazısı var blogda,,, o yazıyı o yazabilirdi,,, o derece,,, saçların çiçek açtığı, aklın kılıç kuşandığı zamandan gelen birisi,,, öğrendikçe dünya tonlarca yük oldu sırtında,,, aşklar bile güvene kaçtı,,, sistem ona gol attı,,, hayır kafa attı,,,

ve fight club,,, derinden bize yamamaya çalıştıkları işe yaramazlık duygusu,,, hiçlik duygusu,,, hayır bu sufi hiçliği değil,,, birey doğdu artık,,, bu şeye daha çok benziyor,,, çok da önemli bi şey söylersin mesela,,, ama tepene asılan şey boş bir konuşma baloncuğudur,,, çok hafiftir söylediklerin ve çok ağırdır,,, bir hiçtir aslında,,,

bir kere öpüşmek oniki cilt sürer desem,,,

onları sınırlayan her şeye inanıyor da insan şu devirde,,, hiçten başlamalıyız,,, seni seviyorum biliyo musun, tarzını da,,, sebebi makul değil,,, akla vurmuyorum,,, boş bir balon işte,,, hiç,,,

herkes psikesine yakını da imler olarak kullanıyor,,, hikmet abi de çağın doğurduğu karanlık gotik tarzı yazmış yazısında,,,

biraz yalnız mı kaldık ne,,, insanlık olarak biraz güvenimizi mi yitirdik ne,,, ters giden bi şeyler var,,, bi karanlık var,,, ne,,, senle de verebiliriz o yanıtı,,, iki kanatlı bu,,, sevgi,,, ve,,, zeka,,,

uf (((: yahudilerin tarzına bayıldım, bunu blogda yazdım,,,
jew,,, ask to ask,,,
is it possible,,, is it impossible,,,

aruobanın bir sözü var benlikle ilgili,,, başka bi yazısından zıplattı benliğe,,,
şuydu dedi benliğim,,,
şu cümle de,,, boş değildi,,,
 
yaşadığın her an,,, yaşar,,,

(.(.(

2 faces—

tam karşıda bir yokuşta,,, ya da paralel miydi hatırlamıyorum,,, ben hiç bir şey hatırlamıyorum,,, biri kulak kesilmiş o anlattı bana,,, yokuşun başındaydın,,, yanında biri vardı,,, sen gibiydi de,,, sen değildi,,, aynı gibiydi de,,, aynı değildi,,, sordun ona,,, niye beni buraya çıkarttın,,, bir gün yokuşun dibine doğru sesleneceğim,,, gel buraya,,, gelmezse,,, dibe inip elinden tutup çıkaracağım buraya,,, sen kimsin,,, sen kimsin,,, zor mu hep,,, zorluk mu,,, nehirler denizlere,,, bırakıyorsun,,, akıyor,,, bekle beni derdim,,, E=mc2,,, yanına geliyorum,,, o ben değilim,,, de kim,,, söyledim,,, hatırlamıyorum,,, bir yere daha zıplayacağım,,, psikiyatriste gitmiştim,,, kadınlar saçını yaptırır iyi hisseder demişti,,, salmıştım kendimi,,, odanı boya gibi,,, düdük gibi geldi,,, ruhumu benden iyi bilen yok,,, zıplamak özgür hissettiriyor,,, varoluş anksiyetesi ve angst, öfkesi vardır,,, ilk gençlik yıllarımda ben de varoluş şımarıklığı yapıyordum,,, fight clubda ikiye yarılan ve iki tam olan süper nevrodan daha damar düşünüyodum,,, 19 tane ben olsa ne güzel olur,,, görece küçük bir sayı,,, bin deyince, binbir deyince de işin şekli değişiyor,,, bi milyar deyince de,,, bi çin bi kişiden oluşsa,,, hayır envai çeşit var yine,,, tek hissediyor,,, bu,,, vuu,,, evrende 10 üzeri 76 atom var deniyor,,, 10 üzeri 77 tane “sen’,,, tribi biliyosun,,, girsene,,, düm teka düm “tek’

not: sinem bir video paylaşmış,,, bir nokta iliştirmiş bir kelimeye ki, o kelimenin tek taş pırlanta yüzüğü,,, bu yazı da öyle bitsin,,, üç virgülle değil,,, bir noktayla,,,

I am the book,,, I am the writer,,,

budur.

Reklamlar

Read Full Post »