Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘“a’’ Category

“a’ – ke

orpost 19 (25) ağustos 2011

repost 17 Mayıs 2012

the last beginning—

bir prenses yuttum,,, pıt!,,, üçgün patladı gece gündüz,,, bu harfler, uzun, güzel bir kafa halidir,,,

coşkulu bir aşık, bir serenat söylemez yalnız,,,

coşkuya kapılır,,,

maniK,,,

hayallerini anlatır, düşlerinden de bahseder, maşuğa o hayalleri, düşleri de hediye eder,,, benim hayalim insana varmaktı, düşüm kendime, sana varmaktı,,, binbir gecede biriktirdim bu sözcükleri,,, ruhları, ruhumu, ruhunu okumasını binbir gecede öğrendim, yazmak için bir kaç egzersiz yetti,,,

bir maraton değil, 5000 m., sen istesen koşarsın bunu, ben koşamam, ama yanından gelirim motorsikletle, sana, koşabilirsin, koşabilirsin derim,,, 5000 m. iyi dururum ben; yüksek,,,

hehehe (kendimle dalga geçiyorum inan, bu meziyeti daha yeni öğrendim)) tebessümle başla ne olur, sen ciddiye alınmayacak kadar ciddi birisin de bana, tebessümle bitir lütfen,,, bu yazı, bu düş gerçekse zaten, düğünümüzü Piramitlerde yapacağız,,, öyle görünüyor,,,

bu yazının uzun olması, bir kitap ayracı gibi, sadece sen, dostlarım ve havarilerim okuyacak,,, eminim,,,

intro—

aşk da, duman da gizlenmez,,,

tüm bunları kÖKSAL yazdı, aNIL’a,,,

kalbinde Aşk varken, Anıl varken yazdı,,,

“ke”ye vardı bir halim, ben en çok o halimi sevdim, beğendim,,,

umarım sen de beğenirsin,,,

sen de seversin,,,

temennim benim “a’yı, Ay’ı sevdiğim gibi, seni sevdiğim gibi sevmen,,,

temennim beni ke’den ötesine, dairenin içine değil, bir kayaya değil, dairenin dışına, ka’ya çevirmen,,,

 

singular—

 

 

Bu gece seninle dansedeceğim, üç dakika, beş dakika değil, sabaha kadar,,,

 

 

 

sessizliğin bir son değil benim için, sadece bir esrar,,,

 

 

 

yanlış kapılar çal da gel bana, doğru kapı olduğumu bil,,,

bir insan olsaydın sana bunu yazardım, bir

Prenses’e değil,,,

Apollon ve Kleopatra,,,

 

Tanrılar Şölen istiyor, o Şölen’de Dans etmemizi,,,

Zeus’u gördüm, keyifliydi, spotları ben kapatacağım, mumları eROS yakacak dedi,,,

son mumu alırız

yanımıza sahneyi terketmeden, o mumu yakarız o gece, o ışıkta seni görmek için, sana yakın olmalıyım,

gerçekten yakın,,,

ve onu üfleriz,,,

ışıkta teksin sen,

karanlıkta sonsuz,,,

ve onu üfleriz sevişmeden,,,

 

ke—

 

Bir mabede dönsen, Kabe olsan, ben yine çıkacağım o yolculuğa,,,

 

Etrafında Vecd’le, Huşuyla döneceğim önce, yedi dersen yedi kere, kırk dersen kırk,,,

 

ve o Mabed’e dokunacağım,,,

 

Ay olacak O Gece,,,

Güneş olacak O Gece,,,

Güneşin En Güzel Düşü olacak,,,

Hilal olacak,,,

 

Ay olacak o gece,,,

ve böyle bir Kader

Güneşin bile düşü olacak,,,

 

O Mabede gireceğim,,,

 

Sen biliyorsun ya; O Mabed’in Kapısı var, Penceresi ben olacağım,,,

 

ke—

 

hep insan ol ne olur,,,

 

ben seni gökyüzünde ararken, sokul yanıma, patilerini geçir parmaklarıma,,,

yeryüzünde tut ellerimi,,,

ne olur,,,

 

ke—

 

bir Hipotez değil bu, bir Teorem,,,

 

Bir Soru Sordum Tanrı’ya…

 

(((Başka bir soru daha sormuştum Tanrı’ya,,,

 

-anımsar mısın,,,

 

nasıl unutabilirsin ki,,,

 

cevabı Tanrı değil, Sen vermiştin, tanrımı kaybetmiştim, Tanrım olmak istemiştin-

 

(((Nerede gece yok ki diye sormuştum,,,

 

(((Bir gece çökmüştü üzerime

 

(((ve ben karanlıktan korkuyordum,,,

 

(((((((Şimdiyse aşığım Ay’a, Gece’ye, Ag!, Gümüşe,,, gündüz güzel görünür bu madde, gece ise sihirle parlar,,,

(((((((Sana aşığım çünkü,,,

 

 

Söyle Tanrım

bir İsmi var mı bunun,,,

 

önce göz kırptı

sonra

tebessüm etti bana,,,

 (.(:,,,

İsimlerinizi Koyun!

 

iki İsmi olacak dedim o zaman,,,

 

Köksal ve Anıl,,,

 

Anıl ve Köksal,,,

 

Einstein Lacivert’in Karekök’ünü aldı,,, böyle anlaşılır kıldı

teoremini,,,

 

ben de anlaşılır kılmak isterim,,,

 

basit bir dil İngilizce, işime yarayabilir,,,

 

Amor! It is more than “a’, It is more than “you”,

more than “me”, “ke’,,,

it has a voice and silence,,,

like a light, at the same time, it is a wave, at the same

time, it is a particle, one particle fly into two holes, at the same time, one body uses two doors, yes it is like a Quantum Theorem,,,

you have two eyes,,, you have one eye, you do not have two eyes,,,

It is less than “a” at the same time,,,

 

ke—

 

 

 

 

Kırk Kapı’nın ardına gizlen istersen, Kalbim hangi Kapı’nın ardında olduğunu biliyor,,,

 

ke—

 

 

 

Second Sight,,,

Second Attack,,,

oF cOURSE,,,

 

bir adres, bir işaret bırak buraya, hayata,,,

 

bu ani sessizlikte bir Asalet gördüm hem, bir

Prensese yakışan bir Asalet,,,

 

Sen benim Kalbim’in Gerçeğisin, sözcüklerimi yanlış okudun belki, sözcüklerimi yanlış yazdım belki,,,

 

en nihayetinde sözcüklerin belkisi bunlar, bana her dokunduğunda, sadece bunu düşlediğimde bile Kalbim belki demiyor, Mutlaka diyor,,,

 

sözcükler,,, korku değildi ruhumdaki, Son Günah’ımın ölmeye yüz tutmuş aleviydi,,,

 

onu Nefesinle değil, Gözlerinle bile söndürürdün istesen, Bedeninle değil, Parmaklarınla bile söndürürdün, biliyorum,,,

 

ama onu gösteremezdim sana, çünkü eğer bende bir Ateş göreceksen, bir Nevroz Ateşi bile yakmam, ya bir Mum yakarım, o Mum’la Gece’yi yakarım ya da Roma’yı,,,

(.(:,,,

ben,,, tek mevzu bu değil,,, onu küçük harflerle de yazarım,,,

karıncalarla da yazarım,,,

fillerle de,,,

rOMA! iNEK içti,,, ah! bir tanrıyım ben; Apollon, bir ten kadar yaşamayacağım, daha uzun; belki bir mermer kadar, bir düş kurarsam Jüpiter kadar yaşayacağım,,, ve sonsuz değil bu,,, ölümlü,,,

tahtı sonsuz olan bir tanrı var, bir köküm ona tengri, sonsuz denge demiş,,, diğer köküm sağdan sola yazmış onu, ezelden ve ebedden öte, zamandan öte yazmış onu; Allah demiş,,,

ben bir mesihim de,,, ah bu yazgı, ne çok delinin ağzından çıkmış bu söz, insanlar ilk görüşte deli diyor bana,,, bilmiyolar ki bunu ben istemedim,,, Kader,,,  

doğru, Tanrı beni seçti,,, ama rast gele!,,, tesadüfen,,, (.(:,,,

kitap da vereceğim onlara,,,

kırk doğruyu değil, kırk kapıyı gösteren,,,

mühim bi ‘bok’ değil bu,,, ilginç bi ‘bok’ diye anlattım,,, ilaçlarını iç dediler bana,,, içiyorum, işe yarıyor,,, uykumu getiriyor,,, insomnia dedim doktora,,, sensiz uyuyamam ben,,, kendime uykusuz geceler, en güzel uykularımı sana sakladım,,, hem bir Buda’yım belki,,, buna inanırlar mı,,,, tekrar doğacağım demişti oysa,,, bir dost olarak,,, buna inanırlar mı,,,

soyadım erdenoğlu,,, ah benim metafizik hikayem,,,

bir kelebek o şimdi,,, bir tırtıldı oysa, bir kozada, bir odada yaşadı metamorfozunu,,,

bir aşk,,, (her şey iki katıydı, belki de üç,,,)

bir pisikoz,,, (“bir” sözcükle tetiklendi, “bir sözcük”, fUCK, “bu da bir sözcük”,,, her şey on katına dönüştü, yitirdiğim cennete bedel; cehennem on katına dönüştü, ruhum dayanamadı buna, beyin B planına geçti, canının derdine düştü,,, beyin bir sihir yaptı, bir sözcük anlayabiliyordum bazen, beyin anlamayı iptal etti, ruhum büyük bir zerafetle çöktü,,,)

bir böcek,,, (Modern bir isim takmak istedim ona, Gregor Samsa, bir kılıf uydurmak, aşıktım ve gururluydum hala, Kafkaesk dersin, bir hamam böceğini, bir uğur böceği zannederler,,, kendimi kandıramıyorum ben, en büyük kusurum bu, aşk vardı içimde, o böcekte Manas’ı, kutsal böceği görüyordum bazen,,,)

bir günahkar,,, (basit bir canlıyım ben, insan. Tanrı bana yamuk yaptı, ben de onun yasaklarını deliyordum, sınırını ihlal ediyordum, Şeytan gibi intikam alıyordum ondan, istemediğim bir şeye boyun eğdim, bunun intikamını,,,) 

bir bukelamun,,, (her gördüğüm büyük ruhtan içtim, beyaz olanları da vardı, renkli olanları da, gri ve siyah olanları da, hangisinin rengini görsem, o renge dönüyordum, Cioran’ı gördüğümde, cesur bir kapkara gördüğümde kapandı bu defter, ilk cümlemi yazdım sonuna, “bir bukelamun gördüm, simsiyahtı,,,)

bir yazar,,, (tehlikeli bir adım, bir bEN adımı, kendi adımım,,,)

bir aziz,,, (kalbime küçük bir aşk düştü, bir doğruluk düştü, gökyüzü bana bir öpücük hediye etti, aşk bana erosun bir yüzünü hediye etti, ne zaman Tanrı’nın yüzünü görsem, çarpılıyorum ben, bir semptom bu belki, kalbime doğruluk düşüyor,,, domdoğru,,,

bir bilge,,, (Ay’da bir güzellik değil, harbiden bir güzellik gördüğüm gün Kozmosu bildim, o imzayı ben atmadım, bir Tanrıya verdim, köklerime saygı duydum, Allaha erdim, Cibrandan Onu okuyup da Onu görmeyen kördür, kalbindeki aşkta duymayan Onu, sağırdır,,,)

(((,,,)))

(postmodern parantez, master şart, akademik masterımı sosyoloji üzerine yapmıştım, profesörüm, Zygmund Bauman’dı, saygındır gözümde, ruh ailemden biridir o zeki kavrayış,,, bu yeni hayatı ünledi; ona Parçalanmış Hayat dedi,,, nasıl da bir uyarı bu, nevroz kural bu post hayatta, sağlık istisna,,, Marxtan Baudrillard’a kadar politik felsefeden (hakikatin değil, modern, gerçeğin politikası, gerçeğin felsefesi) haberdardım ve 5 yıl sıkı bir teorik dergi takip ettim,,, Birikim,,, bir camia oldular, bir dünya oldular,,, herşeyden öte, bir entellektüelin ruhuna sahip oldukları için, entellektüel bir namusa sahip oldukları için, “ötekiler” de kalmadıkları için, “diğerler”ine sorumlu hissettikleri için ve en önemlisi bu tavrı aklıma ve yüreğime kazıdıkları için akıllı bir tebessüm, yürekten bir teşekkür,,, yükseldim onlarla bir merhale; iki katı insan oldum,,,

“post”u bile deldim ben, dediklerini yaparak çiğnedim yasalarını, mümkünse staj dediler,,, staj yaptım,,, Atina’da yaptım, sekiz ay Yunan Tanrısı oldum, Tanrı Yunanı; mütevazı olamam, sahte olur, harbiden zekiyim ben,,, Apollon oldum,,, ilk önce zekayı öğrendim,,, IQ’üm kaç bilmiyorum, umrumda da değil, zeka Tanrısal bir yetenek, bir sonuç değil, bir yanıt yaratırsın, sabit değil o, dinamik,,, gerçekten ilgi kurarsan, zeka derinleşir ve keskinleşir, beni dinle, modern testleri değil,,, IQ’ün tam normalse aq! 100’se yeter, bir bahanen yok yani,,, uf,,, bi diktatör değilim be, bir Tanrı’yım, bir bilge gibi simyayla uğraşan değil, kimyayla, matematikle uğraşan bir Tanrı,,, formül yazmayı severim,,, aptal ol, aptal kal, derdim bu değil, ben de tembelim biliyor musun, tembellik bir özgürlüktür, bilirim,,, neden ısrar ediyorum biliyor musun zekada, e=mc2 değil yalnız, o bile ergen bir zeka belki, o elmayı farkettin, sihirli, ama  ham daha o elma,,, olgun bir zekanın meyvesi, estetiği, ahengi görmektir, Einstein, ham bir zeka değildi, e=mc2, bu doğru, ama bununla ilgilenmedi, bu güzel dedi,,, öyle sarhoş oldu ki bu güzellikten, insan işte, vecde geldi, Tanrı zar atmaz dedi, o hala yasalarında görüyordu ahengini Tanrı’nın, sonra Heisenberg geldi, onu düzeltti, belirsizlikti atomun, mikronun dili, Einstein’e yazdı hemen, bu da güzel, bu çok daha güzel,,, oyun rastgele bir zarla başlıyor, dans yine de ahengine kavuşuyor,,, Tanrı ahengi, ahenksizlikten, Kozmosu Kaostan yaratıyor,,,

fizik açması gereken kapıyı açtı sonunda; karşısına tesadüf çıktı,,, metafiziğin kapısı ise tek bir inançla açılır, Tanrının bile ötesidir, bir Tanrı değil, evrenin zihniyeti önemlidir; Tevafuk! (sanki bir bilinç, bir plan belirir, bu bildiğimiz usa aykırıdır, ben Evrim teorisine çok kör bir rastlantısallık yakıştırıldığını düşünüyorum, muhtemel cevap onun dilinin yaratıcı potansiyelinin zengin olması olabilir, bunu anlayabilir misiniz acaba,,, hata yapsa bile, kullandığı o hatalı sözcük de güzel, güzel sözcük potansiyeli zengin,,, gerisi işte benim Evrim’e yazdığım metafizik, her güzel sözcüğün, güzel bir karşılığı var)

bunu yazmam sanırdım,,, ikisine de şahit oldum,,, karmaşık bir insanla çözemedim bunu, kendimle bile çözemedim, hem ne malum, ben kaderi okurken o bilinçte, o planda, Yazgıyı okurken arkaplanda, algıda seçicilik der, fırlama bir psikolojist,,, basit bir şeyle çözdüm ama bir gün, su zekidir,,, hidrojen zekidir,,,

Apollon,,, Şems ve Ay başka bir dil, Jupiter başka, Neil Armstrong’un ağzından konuştu bir gün Olimpos’un bu saygın Tanrısı,,, tarihteki imgeler, metaforlar, semboller, anahtarla, dansla ve gizemle canlanıyorlar,,, bir insanın küçük adımıydı o, ve bir Tanrı’nın Apollo’nun küçük adımıydı, küçük tek bir adım attı Apollon, yarım metre boyunda, derin bir izi vardı, dörtyüzdoksanbin kilometre,,, akıl arzuladı yazgısını,,, yolu döşedi, aya adım atacaktı, aya adım attı,,,, Jupiteri de haketti hani Apollon, şunu demek istiyorum sanırım, o; dünyanın kıblesi değil, düşü değil, sevgilisi değil, kardeşi,,,

bu kadar tembel bir adam, yani ben, nasıl bu kadar merhalede, çıraklık-kalfalık ve ustalık edebildim, güçsüzdüm de, itiraf edeyim Yazgı kayırdı beni, her şey tesadüfen oluyordu sanki, ve hiçbir şey tesadüf değildi,,,

Grinin gri, Yeşilin yeşil olması tesadüf olabilir mi,,,

Apollonun sana bir sözü var, bir çıraktan değil, bir ustadan çıkmış bir söz,,, ey insan, ben bir tanrıyım, aklımın başını da, sonunu da görüyorum, senin aklınsa bir insana ait, tutsak düşebilir bir ihtirasa ve esaret büyür senin için,,, gücün yozlaşmış biçimi, iktidar, rasyonel ve somut bir veri olabilir o çarpık akıl için,,, Ou Ye! akıl Tanrısından işitsene,,, güç; insanın gücü, bir basınç değildir, bir cesarettir, bu yüzden gerçek güç kalpten doğar, akıl sadece onu onaylar, güç istenmeli, iktidar sahibi olmak için değil, muktedir olmak için, özgürlük için, -ebilmek için; ve/ama gücü istemek, başkalarına yönelik değildir, gücü istemek, kendine yöneliktir,,,

bir tek reklam alacağım bu yazıya, duyar duymaz çarpan bir cümlesi var,  serde sosyalistim, piyasa desen reelde hala vampir,,, Tanrı sarhoşken yazdı sanırım televizyona, İroniye bakın; Pirelli,,, kontrolsüz güç, güç değildir,,, androidlere ayakkabı satan bir vampir yaydı bunu, oysa bu bir kazık, hem de öyle bir kazık ki, şehvetten gözü dönmüş bir vampirin, ultra bir vampirin, piyasanın kalbine çakarsan, tüm vampirler ölecek,,,

,,,

,,

,

300 gramıyla, gözlerimden ışık çıktı, şimdi sen varsın, bir ton aşk var,,, başımın üstündeki bu hale normal, sanırım gerçek aşka vardım, “yaşama’nı ve iyiliğini, her halinde, her sende, bir ihtimal olarak söylüyorum, anlamına bak sadece, günahında bile bunu istiyorum önce,,, gerisi bir Yazgı, bir dans, benimle “yaşar’san ve iyi olursan, mutluluğum “en’ cinsinden olur,,,

“an’ olarak görüyorum seni, ruh eşim olarak görüyorum, uçtun diyorum köksal,,, metafiziğimde bunu görüyorum,,, Tanrı seni bir yağmur gibi yazıyor sağa sola,,, bunları okuyorum, düş diyorum, düş bu,,, kalbimin o özel yerine bakıyorum seni görüyorum, bu gerçek,,, füüüü,,, füüüü,,, şüd,,, şüd (yardım et bana, bunun anlamı ne))

merak etmedin mi, geçmişte kime saplandım diye, Hayyamca, xey, x, şey,,, isminin anlamını söyleyeyim; çiy tanesi,,, bir çiy tanesinde gördüm okyanusu,,, bir çiy tanesinde boğuldum,,, herkes onu merak etti, kimdi diye, onun ne önemi var, benim aşkımdı, beni merak etmeleri gerekirdi,,, kötülük bile yaptım ona,,, kötülük için bilinçsizlik diyor Osho, bir aşka düşmedim, pis kayıp, kafaüstü düştüm, bilincimi kaybetmiştim yani,,, eğer bir erkek bir kadına tokat atıyorsa, erkek suçludur, eğer bir kadın bir erkeğe tokat atıyorsa yine erkek suçludur,,, bu işin doğası bu, suçluyum yani kabul ediyorum,,, iyi olsun istiyorum artık,,, taksiratı boldu da, kastı yoktu bana,,, bir kaç dost ise maksadını feci aştı,,, bir karşılık verdim de. Shakespeare’le karşılaştım o ara,,, sevgisinin kepaze edilmesine diye başlıyordu,,, dostlardı sonuçta, yazgıya bak, bir kere de affettim, mükerrer tecavüz,,, ağır oldu, sıkı nefret ettim, birinin çocuğu ölsün istedim, o çocuk değil tabi ki,,, üç ay çocuğu ölsün istedim,,, diğerinin yüzüne boydan boya bir iz çizdim keserek,,, berbattı bu, nefretin kölesi bendim,,, neyse ne yaptım, ne ettim onları sildim,,, affettim de şimdi,,, nasıl bu kadar düşmüşlerdi bu hayatta, hiç yaşamamışlardı, sonradan farkettim, aşk bile yaşayamıyorlardı, o sözcüklere baktım, ego ama ayıp ego, aşıktılar çünkü sözümona, o sözcüklerde bir fatih olarak gördüler kendilerini, ayıp lan hadi bana bencilsin, ama gerçekten ayıp lan, aşıksın, bu kadar ayıp edersen aşka, ruhun: tabii; bir moloza döner, bir zombiye,,, hayat gariptir, cibrandan da duymuştum, zordur insanın hayatı kucaklaması, başka bir insan zordur bazen, bir yanlışın bedeli ağırdır hayatta, yapışır sana, dört doğruyla dengelenir, Tanrı işidir belki, ya da Protection, usumuzun yanlışa hassas olması,,, bir kere saldırdım, esaslı saldırdım, herkes anladı, sarı alarm değil, kırmızı alarm verdiğimi,,, yanlış dokunan herkesin hayatına yanlış dokundum ben de,,,  bir yanlışın ardına dört yanlış ekledim, doğrusu buydu, bunu yaptım, İsa olurdum olmasına, Buda da olurdum, sevgiyle affederdim onları,,, bu bir ihtimaldi,,,

ama bu: aşk, Musa, adalet pis çelme takar,,,

Buda olursun yine, ama Buda gibi olursun, yedi yıl acı çekerek,,, 

ya da İsa,,, bildin bildin,,,

tANRI dörtcaar attı; caar mıh,,, dört çivi,,,

çarmıha gerilerek,,,

uzun bir acı çektim, öyle bir özyıkım yaşadım ki, çarmıhtan beterdi,,,

bu yol ağır,,, ama bir hafiflik sihirlidir, bir de ağırlık,,,                              

bir Buda’yım artık, bir İsa,,, sonsuz bir Buda, sonsuz bir İsa,,,

!

mesih,,, now,,, kanatlarım var,,, can fly,,,  can mirage,,,

İsa çarmıhta bile kanatlıydı, Çarmıhta bile Tanrıya kucak açtı, onun Amor Fati’si buydu,,,

bir gün Niçe’ye döndü zaten o,,, Hristiyanlığı gerçekten reddetti, ‘elmayı yedim, cennetini istemiyorum artık’ dedi, dünyaya kucak açtı, elmayı yiyene kucak açtı,,,

son sözünü de şöyle etti; şimdi anladınız mı beni; Çarmıha gerilen değil, Dionysos,,, 

hayatın ateşini yazdı ayet ayet, günah yok dedi, arzunun ateşi var, günahın değil,,, aşkın ateşi var, Şeytanın da değil, Tanrı’nın da değil,,,

mesihlik bir insanlık hali, sadece Yazgı, ayrıcalıklı da değil, Niçe’nin Zerdüştü vardı, hakikate yaklaştı,,, çoğu bilmez belki bağlantıyı ama Fuko’ya, Deleuze’a uzanan sağlam bir çığır açtı,,, “gerçek gerçek değildir, sadece bir yorumdur”,,, onda gurur görenler, bu en saf alçakgönüllüğü nasıl görmezler,,, burada tüylerimi kabarttığıma bakmayın, kur yapıyorum bir kadına, kitabımda, Ay’da o saflığa vardım ben,,,

hadi zıplayalım,,, bir bilinç zıplaması,,,

bulutlar da çizsin bir şekil, bir yüz,,, ben yanılsın bir düşte, ama ben bu çağın mesihiyim, tüm bu metafizik bir ahenk, bir sanat,,, yeryüzünde kutsal bir ateş yakmak istiyorsan bir insana dokun, bir insana sarıl,,, Tanrıya öbür dünyada bol bol sarılırsın,,,

(.(:,,, bu yazının içine bir tepsi seni, bir lokma beni (çüş dedim kendime, kendime çüş diyebiliyorum, bunu da yeni öğrendim, bir karınca lokması kadar koymamışım kendimi, çüş, bir fil lokması kadar koymuşum) (kızdın mı bana : ))), coşuyorum işte, bir ego gibi değil artık, baksana Tanrılar tarafından yazılmış bir hikayesi var Köksal’ın,,, fu!,,, neyse ne; bazen martılara fil atmak istiyorum,,,

uf! fil kadar da bir egom var bazen, ama sevdiğim zaman, olması gereken oluyor, bir karıncaya dönüyorum,,,

bir karıncaya dönüşelim mi seninle, dünya yüz katı büyüsün, aşkımız bin katı,,, (yazı’nın bir tek kusuru var; bazen okuyanı eser geçer üzerinden, gizler yazı kendini, “”bir karıncasen, bir insansene baktı mı ne görür biliyor musun, yüz katlı bir gökdelensen, King Kongdan büyük bu, Güliver’in devlerinden de,,,

yüz katı,,, vav,,, bin katı,,, waw,,,

bu gece duydum sesini,,, : )))))))

(.(:,,, Mısırda, Egypt da doğmuşsun, kleopatrasın sen, bir prensessin . : ) )) )))                                                                                                                                                          bu metafizik, bu düş gerçek,,, bu mümkün değil ve şimdi mümkün olmayan taş kadar, yakut kadar, masal kadar gerçek,,,

binbir katı,,, wave,,,

bu gece,,, 25 ağustos, perşembe; ağustosa sekizinci ay de, perşembeye dördüncü gün; 2+5+8+4= 19,,, bunu biliyordum,,,

sen “o’sun (.(:,,,

bir kepçe aşk, bir kaşık (ona laf yok, Tanrı kaşığı) Tanrı,,, ,, , yazdım. bir mesihin kalbinden süzerek,,, ayet ayet,,,

tanrı bir kelebek çizdi, bir kelebeğin kanatlarına beni çizdi,,, fil kelebeği olarak bilinir batıda, doğuda ise karınca kelebeği,,,

erden bakire demek,,, bakireoğlu,,, kimbilir bir İsa dirildi bende, kimbilir bir tasvir de bende belirdi,,, bense adımı gizliyorum,,, soranlara o kanadı göstereceğim, biraz dalgalanmış harfler, belli ki Tanrı sarhoşken yazmış,,, iki harf okunuyor yine de,,, son harf öyle salmış ki kendini, bulanık kalmış fazlaca,,, tek gözle okudun mu ke görünüyor sanki, iki gözle okudun mu, biraz da gözlerini kısarak, bulanıklığı netleştirerek yani, ka görünüyor,,,

sen anla beni ne olur, İsanın mucizesini hatırlatacağım onlara; sonsözüm bu olacak,,,

İsanın en büyük mucizesi insan olmasıydı,,,

bir kelebek mi olayım, öyle mi konayım kalbine, yoksa bir tüy mü,,,

bir tüy gibi dokunduğumda da hissedecek misin beni,,,

üfle derim o zaman Tanrı’ya, kendimi rüzgara bırakıyorum,,,

,,,

dinle beni sevgili,,,

bunu duy, bunu işit benden,,,

ona gerçekten yakınım,,,

belki ona dokununca, Allah olacağım ben de,,,

onun bir zerresi ama onun bir parçası olacağım,,,,,,

sonsuz olacağım,,,

(.(:,,,

ve bir aşk,,,

ve bir  Tanrı,,,

öteki sonsuzluk sende, senin yüzünde, gördüm ben o Yüzü, Tanrı’nın yüzü,,, Derviştim ben, hırkamı giymiştim, kader ördü o hırkayı, Annem ördü,,, Tanrı’nın yüzünü gördüm de vurdum bu yola,,, o yüzü ararım ben, o yüzü buldum sende,,,

seni aradım ben,,, seni buldum,,, Tanrı işi,,, büyülü, sihirli,,,

“an’ o da sonsuz,,, (.(:,,,

o yüz,,, 

insanda değil yalnız, suda, ayda, matematikte ve gülde de,,,

bunu görmemişse gözlerin, bunu görmediyse gözlerin körsün sen daha,,, adembaba olsan da,,, Tanrı’nın karşısında çırılçıplak kalsan da körsün,,,

gül asil,,, mükemmel,,,

o beyaz, onun beyazı,,,

o kırmızı onun,,,

o diken onun,,,

onu sevebilirsin, dokunabilirsin tenine, yapraklarına,,,

koklayabilirsin onu,,,

ama onu dalından koparamaz;

ona sahip olamazsın,,,

aşkı o asil öğretmenden öğrenmeyen, aşık olur,,,

ama,,,

aşk olamaz,,,

, ,, ,,,

O yok, seni Evren karanlıkta çizdi,,, karanlıkta bile güzel çizdi,,, O var, seni bir de benim gözlerimle çizdi,,,

O,,,

matematiğin kapısına çizmişler onun bir yüzünü,,,

pi,,,

virgülden önce sonlu,,, virgülden sonra sonsuz,,,

,,, ,, ,

sihirlisin sen bebeğim, bir noktasın, yokken bile sonsuzsun, ama biz insan olalım seninle, bizim noktalarımız olsun, o noktalarla iki insan çizelim, bir kadın ve bir erkek,,,

güzel bir aşkın içinden sızan erkeklik gibi,,, güzel bir aşkın içinden sızan kadınlık gibi,,,

o kadınla erkeği sevişirken çizelim,,,

,,,

,,

,

 

Sessizliğinde bendeki Sen Arttı, Çoğaldı, Büyüdü, hepten de geçti, hiçten de, demlendi, heme vardı,,, Ben de Asilim hem ama bunu geç; hemlik de taşıyor, denklik de,,, 

Ben Senim Hem,,,

Davul çalar dengine, Gönül heme çalar,,,

hem Düşü çalar,

hem

Gerçeği çalar,,,

 

Uygar bir Asalet değil bu, bu bizim Yazgı’mız değil, Kor’dan, Alev’den, Ateş’ten Ateş doğuramayız zaten seninle, İlkel bir Asaletimiz var bizim,

doğrudan, dokunan, temas eden,,,

 

ilkel,,, ilk aşkı da, son aşkı da gözleriyle seçer, “gerçek aşk”ı tanımak içinse, gözlerini değil, gözlerini bağlar, kimi parmaklarını, kimi patilerini kullanır,,,

onu gözleri kapalı bile, parmaklarıyla, elleriyle bile tanır,,,

 

Binbir Uygar Engel, bilmezler mi, Aşk Engelleri sever,,, Ellerimi bağlasınlar, Parmaklarımı kessinler hatta,,, Ben Seni Kalbimin Sesinde Duyuyorum,,, Bu bana da ilginç geliyor,,, bir bilmece, bir gizem var içinde,,,

DumaDum m  m mmm.

DumaDum mm mm m…

bilmece ismiyle biri yazdı, yanımda değilsin, karşımda da değilsin, kafamın içindesin, Allah’ım bu kadar metafizik oynama bu oyunu, son yazında hem yanımdasın, hem karşımdasın yazmıştın, o bilmeceyi sen sandım, çok samimi ense bir giriş yapmıştı, saygıyı anlatıyordum ona, ussal, ussal, bunu yazdı ve donup kaldım, sen sandım onu, ademoğlu kaypak, bi ton tebessüm ettim yumuşasın diye, iyi de biri, hemen de yumuşadı, adın ne dedim, beyaz dedi, gerisini kurcalamadım, senle ilk olarak düş gibi karşılaştım yani,,, karşımda olman biraz daha farklıydı sana yazmaktan, çok tatlıydı : ))

gelelim Dum!a,,,

söyle bu ritim kaç kaçlık atıyor ve bilmecenin yanıtı nedir,,,

elimi kalbime koydum; somut bir cevap veriyorum; dörtdörtlük atıyor…

dağınık atıyor; gece gündüz atıyor…

yanıta gelince,,,

yine elimi kalbime koydum; somut bir cevap veriyorum: anIL,,,

bu bana ilginç geliyor, niye bu kadar tanıdık,,,

(kaç gecedir seninleyim bir bilsen, ((anıl : ) günle, saatle tartma onu; sihirli tartıyı kullan, bir oyunla tart bakalım (bak hala hiçbir metafizik yok) aklıma düşen kitap isimleriyle tart, üçü Jules Verne’den, çocukken severdim o maceracıyı, diğeri Şehrazat’tan,,, seksengünde devr-i alem; binbir gece masalları; yaz tatili iki sene,,, bak bu da Jules Verne’den; Ay’a Seyahat! demek zaman da önemli değil; değil de…; varmak önemli,,,

bazen insanın ismi, sıfatı da bir kelebek gibi,,, bazıları sıfat kazanırlar başına, prenses olman gibi,,, sen bende ben gibi doğdun, seni ben bildim; aNILdın,,, öylesin benim için, teksin,,, ama ismini sesini duyduktan sonra fısıldadın kulağıma; anIL (.(:,,,

 —(bu yazıyı ekleye ekleye iki misline çıkardım, -not lowmaniC. highmaniC; lovemaniC- ilkel sözcüğünü duyunca mesela, o sözcüğe bir hediye verdim, dans bir yazı yazdım, ritmini de yazdım; o formülü; DumaDumm…(several a, several mm, mmm), herhangi bir patern yazan müzik programında kullan, nasıl bir büyü olduğunu anlayacaksın, koyacağın seslerle, emin ol; rahat 1001 versiyon yazılabilir… küçük bir şey daha eklemek istiyorum, bazen bir bilgi yeni, insanın hayatında; postzaman mesela, bir computer’la müzik yaptım-k; bir enstrüman almadım elime; müziğin Dna’sını yazdım-k,,,

Sade eğilimleri olan bir insanım, ama Yazgımda şunu gördüm, insanlara zenginliği hatırlatmak,,, bir kaç kere kaçmaya çalıştım, çünkü uzun bir süre acının içindeydim ve eğer kaybettiysem bir zenginliği kaybettiğini bilmen daha acı verici,,,

Tanrı beni sözcüklerde zengin kıldı, ruhta da, ruhlarda da,,, sevmede de, sevilmede de,,,

yedi kişi yazdı bir yerime; “iyi ki varsın”,,, bazı kalpleri de biliyorum, oralarda ki varlığımı da; “yine gel”,,, 11 karınca yutuyorum, birbuçuk fil oluyorum, 7 karınca yutuyorum, iki fil oluyorum,,,

(.(:—iyi ki varsın,,, (.(:—ne güzel,,,

ve kapkaranlık bir gecede mahsur kalsam bile, kör kalsam bile, şunu söylemeyi boynumun borcu kıldı Tanrı: hAYAT Zengin,,, Kudretli,,, Zengiz Han,,,)—

İlkel,,,

Ateş’te pişmeyi bile görmeyen, Ateş gördü mü danseden,,,

sözcüklerimiz bir kıvılcımdı sadece, Yazgı’mız buydu bizim: O Ateş’i yoktan yaratmak,,,

 

‘Bir artı Bir eşittir Bir’ demiştin,,, İnsan! Beşerini de bilirim, Şaşarını da,,, şaşmışı nankör, bırak bu türden bir Mucize’yi, Su’yun bir Mucize olduğuna bile inanmaz,,,

Su ki

bir Hali Uçar,,,

bir Halinde Durgun, bir Halinde Kavuşmak için Akar,,,

öyle Keskin ki bir Hali, bilmezler mi Çeliği Keser, Bu da Var,,,

bir Hali Desen Çizer,,, söylüyorum işte: bir Halinde Sonsuz Yüzü var,,,

‘Sıfır bölü İki eşittir Bir’ diyorum ben de,,,

Bırak buna da inanmasınlar,,,

 

bak 19’unda yazıyorum bunları,,,

son onikisini vursun bakalım, bir atarabası, bir balkabağına dönüşsün bir yerlerde, benim elimde bir ayakkabı değil, bir Tac kalacak,,,

 

ke—

 

 

bir tek şeye bozuldum,,, bir Aşık gibi bozuldum,,, benimle Sevişmeyi aniden kestiğin için,,,

 

Fizik mi, Metafizik mi, Yemin ediyorum bilmiyorum artık,,,

Burada Düş öyle dansetti ki bir görsen, Gerçek hem kıskandı onu, hem de kendinden utandı,,,

Sessizliğinde, Sensizliğinde bir Gece dolu yağdı, derken Dünya sakinleşti, Toprak kokusunu yaydı, o Gece Seni kokladım doya doya,,,

 

“This is Dangerous!”

 

ama Yemin ediyorum şunu okudum ardından bir Sufi’den,,,

 

“Be in Danger!”

 

ke—

animalsandsome-summa-ries—

“herkesin bir aşık olma zamanı vardır, bir de ölme zamanı,,,” Şems—

aşk yokken niye yoksun demedim ona ve Şemsi gerçekten duyunca ölüm korkumu da serbest bıraktım, bu yarın da olabilir,,, eklemek istediğim bir şey olacak, umutsuzluktan da korkma,,, (ilkyardım çantana at bu cümleyi, hayatın acı gerçeğinden bahsedeyim sana, bu insan hayatında öyle sisler var ki, yıllarca sürüyor, ama her sis dağılır,,, üfleme boş yere, bekleyeceksin sadece, bekle,,, güzel bekle,,,

cesaretin varsa, hayatın diline biat et derim, onu yaşa! (bir keşif aslında bu, bir kimya halin, çaresizliğin, narinliğin,,, asiliğin,,,) o zaman içinden umut çıkar; somut olarak baksana sözcüğe; “umut’suzluk,,, zamanı gelince harekete geç sadece,,, just do it!

hey adamım,,, arkadaş, dost, sevgili,,,

bir harfe ihtiyacın var; esaret+c=cesaret; tek “c”; kaynağı da belli; Allah (cc); yapabilirsin be; yarım porsiyon Allah olacaksın, tam porsiyon değil,,, (ulan Şems! beni Allah’a aşık ettin),,,

umutsuzluğu gördüm ben, çok karanlıktı, zor karanlıktı, o karanlıkta belki Tanrı bile korkar, bendeki umut, bu karanlıkta mühim mevzuydu, benim için değil sadece, insan teki için de,,, acıdan bezdiğim oldu, ama inat ettim hep, bezginliği pohpohlamadım,,, bu inat işte, büyük tezatlar tattırdı ruhuma, bir böcekten, bir Tanrı’ya döndüm,,, şık bir hikaye, bir kapı kilitlemez, bir kapı açar,,, buraya da çok yazdım ya,,, bu da tezatına dönsün isterim, dileğim bu, susmak ve seni dinlemek,,,

hayvanları sayarsın mesela bana, bir karıncadan, bir file kadar,,, bunu da dinlemek isterim senden, ne de tatlı olur,,, ikisine sokarım burnumu söz,,, tavşan dersin, şapka derim, keçi dersen de, bir-iki kıçıkırık günahımı bağlarım boynuzlarına, uçurumdan atarım onu,,,

bu kadar,,, sonra oğlakla başlarsın istersen,,,

ceylan dedin mi aşık olurum, kuzu dersen severim (.(:,,,

mayısla eylülü sana hediye ettim, uf, çok güzel bir prensessin ve sana çok yakıştı,,, on ay biz olsak da, bimbiz olsak da, o iki ay senin, kasımı hediye et sen de bana, sarılsana bana diyeyim, üşüyeyim,,,

güzel insanlarım var benim,,, aşk bir yazgıdır, ama dostluklara emeğim geçti ya da dostluk işte, emeğin bile geçmez, küçük, samimi bir parantez, samimi bir sevgi,  onunla bir yatağı paylaşmasan da, bir parantezi paylaşırsın işte,,, (bazen dev bir paragrafa küçük bir parantez eklersin, o paragraftan fazlasını anlatır: Bir hayat ve Bir dost; bir dostla, bir sevgiliyle, dört parantezle bir devlet kurulur), dosta teklifsizsindir; dostlarım var, sıkı arkadaşlarım var, gevşemişini severim de, gevşek insanı sevmem ben sıkısını bulurum, arkadaşlığı da severim,,, “post” aşka ısınamadım ben, herkesin kendi arkadaşı, kendi dostu var, dostla başbaşa kalınır bazen, iki kişi, bilirim, aşkta böyle olmaz ki, benim insanlarım senin insanların olur, seninkiler de benim,,, diğeri, “post”, bir eğlence, bir zevk, biraz seratonin, biraz adrenalin,,, zaman öyle kafayı yedi ki, psikolojistler aşka bir hastalık diyor, freud bile daha sağlıklıydı; sevgi bir ödev değil, bir haktır derdi,,, iki hayatı toplamak, ayırmak değil, özgür olsun iki yürek, bu başka, bambaşka,,, iki kalbin birbirine dokunması,,, total,,, aşk bu değil mi,,,

ke— 

Amor— Fate—

 

kiminde bir Hikaye, kiminde bir Roman var,,,

kiminde bir Masal,,,

Bir Varmış,,, Bir Yokmuş,,,

Nar gibi Bir Masal,

Nar gibi Binbir Masal,,,

 

kiminde bir Şarkı, kiminde bir Şiir,,,

kiminde bir Sır, bir Yasak, bir Günah,,,

kiminde bir Bilmece,,,

kiminde bir Efsane var,,,

,,, ,, ,

 

kiminde bir Çocuk,,,

kiminde Üç çocuk,,,

kiminde bir Matem,,,

kiminde bir İntihar, bir Jilet, kiminde bir Cinayet,,,

kiminde Gurur, kiminde Acı, kiminde Tebessüm, kiminde Nefret, kiminde Arzu, kiminde İhanet,,,

 

,,, ,, , 

kimi Saplanmış, kimi Terketmiş O’nu,,,

 

,,, ,, , 

kimi Bulmuş, kimi Bulamamış,,,

kimi Olmuş, kimi Olamamış,,,

kimi Ölmüş, kimi Ölememiş,,,

,,,

kimi Sıyırmış, kimi Sıyıramamış,,,

 

,,, ,, , 

bazısında Kırmızı,,,

bazısında Kara,,,

 

hep Cebinde taşıdı onu,,,

 

bir Mabed dikti ardından,,,

 

 

,,, ,, , 

kimi bir Manifesto’ya sarılır Ondan sonra

kimi bir Kutsal Kitab’a,,,

–Doğruyu kaybetti, doğruyu arıyor–

Nostalji’ye ya da Ütopya’ya,,,

 

 

,,, ,, , 

kimini Derviş eder, kimini Sarhoş,,,

,,,

kimini Vezir,,,

kimini Cariye,,,

kimini Şah,,,

kimini Sultan,,,

kimini Padişah,,,

,,,

kimini Tanrı,,,

kimini Böcek,,,

,,,

kimini Rind,,,

kimini Günahkar,,,

 

,,, ,, , 

Gül’de arayan da var O’nu,,,

Papatya’da arayan da,,,

Avcunda gizleyen de var,

bir Alyans olarak

ya da

bir İntikam,,,

 

,,, ,, ,

passion,,, of!,,,

miss,,, uf!,,,

,,, ,, ,

le parfume,,,

chemistry,,,

or,,,

alchemy,,,

,,, ,, , 

kimi Masum; Bembeyaz,,,

kimi Kırık; Yedirenkli,,,

 

,,, ,, , 

kimi Uçmuş,,,

Şizofren, Manik Depresif, Paranoyak,,,

,,,

kimi Efendi,,,

efendi efendi,,,,,,

Saygı’sını kuşanır,  Saygı’sını takar,,,

kimi Serseri,,,

serseri serseri,,,

Kot giyer, Şarap içer, Ecstasy yutar,,,

,,,

kimi Hırsız, eli hafif,,,

bir göz kırpar, bir tebessüm eder,,,

kalbini öyle çalar,,,

bir bankaya girer kimi,,, bir öpücükle çözer şifreyi,,,

bütün kasayı boşaltır,,, 

kimi Üçkağıtçı,,,

hile yapar,,,

bir ilizyon yaratır,,,

kara’yı bul diye üçkağıt atar,,,

onu sev diye,,,

,,,

kimi Cömert,,, kimi Cömert de; değil,,,

kimi kızmış ona hala Cimri,,,

kimi Şuh, kimi Güzel, kimi Yaramaz,,,

,,,

Eğrisi de var,,,

Doğrusu da,,,

kimi Yamuk, kimi Zikzak,,,

 

,,, ,, , 

Amor,,,

 

kimine Cehennem, kimine Cennet, kimine Ay-Dünya, kimine Araf,,,

 

,,, ,, , 

Bizimki ise Düş gibi bir Gerçek, Gerçek bir Düş,,,

,,, ,, ,

Her Haline…

 

Bu Haline…

 

Amor Fati,,,

 

,,, ,,, ,,,

şunu Sıfır’a böldü

şunu Sıfır’la çarptı,,,

(((birine Sıfır’ı yazdı Yazgı,

(((diğerine Sonsuz’u yazdı,,,

(((bir diğeri delirdi,,,

(((sıfırı böldü kendine,,,

(((belirsiz kaldı,,,

 , ,, ,,,

şunu Bir’e böldü

şunu Bir’le çarptı,,,

((( O da değil, Bu da,,,

     hem Tanrı, hem Kral Çıplak,,,

     baksana ‘şu’na

    Çırılçıplak,,,

 , ,, ,,, 

bENi kendimle topladı,,,

Beni Sen’le çarptı,,,

((( De ki Yarım,,,

              De ki Tam,,,

 

Bende Mavi,,,

Ay’da Sarı,,,

Sende Yeşil,,,

,,, ,, , .

 

ke—

Metamorphosis—

 

Sensizim ya şu anda, “ke” yazıyorum, ilk sesli harfi değil, ikincisini kullanıyorum hala,,,

benle ol, tıpkı ilk şiirimizdeki gibi, bunu Tanrı’dan diliyorum, cevabı ise ancak sen verebilirsin,,, bENi düzelt, “ke” gördüğün her yerde, bunu çiz, ilk harfle yaz onu, en gerçeğini yaz, “ka”,,,

 

Baksana ne kadar çok “ke” yazmışım, Şarap gibi bir Annem  ve Zehir gibi, Panzehir gibi Dostlarım var oysa, bir de kendim, bir de bEN,,, ama ne kadar yALNIZIM sENSİZ,,,

 

Güçsüzlüğümdü kelimelerimde gördüğün Prenses, Acizliğim değil bilesin,,,

Tanrı’lar bile güçsüz düşer bazen,,,

Ruhum nasıl korksun Senden, Eşinden,,,

 

rE,,,

 

ruh eşim demek istesem de sana, bunu da yaz yeniden,,, hiçbir şeyin benzeri, tekrarı olamazsın Sen, bunu da düzelt,,,

 

RA,,,

 

(((bizim şahidimiz Ay, ama Güneşe atacağız imzamızı,,,

 

Güneşe yazı yazılmaz,,,

yazılan yazı da bozulmaz,,, (Binbir Gece Masalları)))

 

ApolloN,,,

 

ve

 

kleopatRA,,,

(bir prensessin daha, tadını çıkar, Release YourSelf,,,

 

ka—

— 

Us and Them—

(. (: 

Sen benimle heryere uçarsın biliyorum, Ay’a bile,,,

 

Ay,,,

Bir yalnız

Gökyüzünün Sözlüğünde,,,

ilhan berk—

 

(.(:

sağa sola bakıyorum, boynumu geriye çevirerek, göremiyorum kanatlarımı,,,

Ayna’ya bakıyorum, yine göremiyorum,,,

Kendimi görüyorum da, kanatlarımı göremiyorum,,,

sen belirince karşımda, gözbebeklerinden yansıyor işte; kanatlarım var,,, başka birinin gözbebeklerine bakıyorum yok, seninkilere bakıyorum var, başkalarının gözlerine değil, senin gözlerine inanıyorum ben,,,

 

Getir dudaklarını da / Ağımdan çıkınca

/ Ruhum sana geçsin / Diderot—

 

(.(: 

Söz de büyü, Yazı da,,,

Uff,,,

Hayatın ve Ölümün büyüsüne geldi sıra, tekbaşına yapılmaz, sayılarla yapılır bu büyü, elimde ise bir sayı değil, sadece bir sihir var; Sıfır! yatmadan önce kalbine soracaksın bunu ve kalktığında aklına gelen ilk cevabı söyleyeceksin bana,,, Sıfır bölü Sıfır, Sonsuz mudur, Belirsiz midir,,,

Matrix’deki hap gibi, ben o hapı yuttum, sen bana rengini söyleyeceksin, bir ecstasy mi, bir placebo mu, ben renginden anlarım,,,

Kavşağa geldim, geri dönmeye de ne niyetim var, ne şansım,,, hapı yuttum, ya Dünya’da tekbaşına, birileriyle yaşayacağım, ya seninle “tek” Ay’da,,, Cennet’te ya da Cehennem’de,,,

 ,,, ,, ,

yazmak; sessizliği kanatmak… hepsi bu.

ilhan berk—

Us and Them, and after all, we are only Ordinary Man,,, Pink Floyd,,,

 

,,, ,, ,

flow into the miss—

Aslında çok yazmam, a-z yazarım ben,,,

Bakma sen Zeka’yla Sevgi’yi karşı karşıya dikenlere, Aşk Zeka’yı besler, Zeka da Aşkı,,, bir formül keşfedemezse, bir güzellik keşfeder, bir Şiir yaratamazsa, bir Hakikat yaratır,,,

boşaltmadın kadehimi,,,

Doldurdun,,,

Nasıl bir Mey’sin sen, nasıl eriyip aktın içime, sarhoş etmedin,,,

Çarptın,,,

,,, ,, ,

Şimdi,,,

o garip an; yakala desen yakalayamazsın, ele avuca sığmaz, çünkü sonsuza kadar bölebilirsin onu, yani ya sıfırdır ya da sonsuz küçüktür, akla vurursan, bir Zenon Paradoksuna benzer, bir mesafenin önce yarısını alırsın, sonra kalan mesafenin yarısını ve onun da yarısını, akla yatkındır bu, ama cevabına akıl yatmaz, bir kabus görmüş gibi fırlar, kalkar uykusundan, sonsuz yarımın toplamı, bire teklifsizce sonsuza dek yanaşır, ama bir etmez hiçbir zaman, o mesafeyi alamaz akıl, her mesafe mantığa aykırıdır,,,

Şimdi,,,

o garip zaman; o Paradoks tek gerçek değil mi, Şimdi’nin dışında ne var, belki Geçmiş de, Gelecek de bir hayal,,,

o ‘Acaip Şimdi’de ise sanki çok konuştum, Söz Gümüştür diye ve Yazgı diye, Gümüşü Altına yeğleyerek,,,

—Müsibi ise bir ses değil, dokuz doğuran bir sessizlikti,,,

—Düş gerçek, fizik işte metafizik,,, dokuz gün oldu,,,

 

Bana dokundun,,,

Sana dokundum,,,

Ve Her Şey başladı,,,

 

Dokun yine, ruhunla ve bedeninle dokun,,,

Güzelliğine yakışan, ahenk katan

Kalbinin ve Zekanın Şarkısıyla

Kelimelerinle ve Cümlelerinle dokun bana,,,

Konuşmak istediğimiz zaman konuşalım ama Susmak istediğimiz zaman da susalım,,,

Sevmeyi anımsadım ama susmayı unuttum sanırım,,,

hatırlat onu bana, bütün kelimeleri(mi) Sustur,,,

 

Nasıl olursan Ol,,,

Nasıl yaparsan Yap, nasıl edersen Et,,,

İstersen Katlet,,,

 

yeri gelince bunları bile,,,

 

İki kelime bırak bana, iki kelime sakla kendine,,,

İki yetim kelime,,,

Birbirlerine sarılmak zorunda olan iki yetim,,,

 

Dilimden okuma o kelimeleri,,,

Ellerimden,,,

Gözlerimden, Gözbebeklerimden oku,,,

Ruhumdan ve Tenimden oku,,,

 

Seni Seviyorum.

 

,,, ,, , .

not: bütün Harfler, büyük harfle de ünlenmek isterler, ünlüsü de, ünsüzü de,,,

Üçü hariç,,,

 

a,,,

 

x,,,

 

ve

 

z,,,

,,, ,, , 

mono—

Eğer sana kavuşamazsam, Mahlasım’ı değiştireceğim, “ke” ruh eşini buldu çünkü,,, “ke” sum of, summary of me,,,

“ke” mi Köksal’ın imzası, yoksa “ke”nin imzası mı Köksal,,, sakın parçalama boşyere bunu ikiye, ayırmak değil insanın hüneri,,, ayrımlar,,, ayrımları doğurur çünkü,,, meziyet biraraya getirmek,,, eğer Umudumu büsbütün değil, gerçekten yitirirsem, Umudumun beyin ölümü gerçekleşirse yani, eks olursa, “tek” kurşun sıkacağım “ke”ye,,, anIL’ı sevmişti diyeceğim, her halükarda afili dokunmalı tetiğe, bir kere dokunmalı, Onunla Mucize gibi Varoldum, Onsuz Mucize gibi Yokolmalıyım, “tek” kurşun ke’ye,,, Antik Yunanca, Quantumca,,, hem kalbine, hem kafasına,,, anIL’ı sevmişti mi, bir ayın içine kırk ay sığınca fazlası denir sanırım,,, ve o cesedi, gömmeyeceğim, mumyalayacağım,,,

ve yeni bir isimle (Tanrı-lar yollar bir tane seni kaybedersem, seni kaybedince, kendimi de kaybederim ben şimdi, ne çok sokak çıkıyor Tanrılar’ın Muhitine bir bilsen) Vaftiz edeceğim kendimi, yeni bir Mahlas’la; “axz”,,,

bunu yazdım da, seni bir Aşk’a bile bırakmam, düşmüşsen bir tanesine, onu yaşamanı beklerim, seni kendine yükseltir olsa olsa, seni sadece başka bir Ruh Eşi’ne bırakabilirim, kızma aşkın bu fikri sabitine, Ay’a yazıyor,,, okunuyor da,,, kÖKSaL ve anIL,,, nilden de uzun çizgilerle,,, Ay Anıl,,, bir gece gerçekten bak ona, öyle ki, yok ol, sadece o kalsın, uzun uzun bak,,, ,, , beni göremesen bile, çünkü bu bir yazgıdır,,, kendi adını gör orada,,, ben ne gördüysem hem bir düş, hem bir gerçek,,, bir prensessin,,, bana uygun cevap verirsin,,, beni göremediysen mesela,,, “a’yı gördüm, “bir düş gerçekten, belki anıl değil, belki alaaddin ne dersin’,,, ,, , senden vazgeçemem artık,,, daha değil,,, o sihirli lambayı bulurum ve o cinden seni dilerim ve bulduğum yere bırakırım onu, gerisini ben hallederim (.(:

 

deli değilim, çok deliyim, deli deliden korkar aslında, o kadar ki onun karşısında akıllanır bu korkudan, saklar sopasını,,,

akıllı değilim, çok akıllıyım, akıllı da akıllıdan korkar zaten, o kadar ki onun karşısında delirir bu korkudan, sopasını gösterir,,,

çok,,,

akıllılar da, deliler de beni çok sever,,,

stereo—

 

kırk yerde, kırk düğün yapalım seninle,,,

bir kere evlenmeyelim

kırk kere evlenelim

ne dersin,,,

 

bir düşe dair gibi oku istersen,,,

but

please : )))

Trust me!

buradaki her kelime gerçeğe dair!

 

Ak,,, aK,,,

ak,,, AK,,,

(bak ne kadar ısrarlı, ak! diyor, sana da bana da, sana ve bana : )))

hayata çağırıyor bizi, aşka çağırıyor, dört element olmuş, eksik bir şeye değil, tam bir şeye çağırıyor, hava, su, ateş ve topr’ak’,,,

,,, ,, ,

ke,,,

ka,,,

,,, ,, ,

An,,, aN,,,

Ag,,, aG,,,

Ay,,, aY,,,

,,, ,, , .

— — — bu yazıya yorum kapalıdır — — — fuck,,, böyle bir yorum serbest sadece, tek kelime,,, senden başka bir tek Judas duyacak belki de beni, o bilecek bir mesih olduğumu ve bir mesih olmadığımı,,, ya o öpecek beni, ya sen belki de,,,

sana aşığım, bunu unutma, istersen sonsuza dek,,,

bir hediye aslında, bir aşkla duyurdum mesihliği,,, aşk var içinde, bir cihat değil, bir davet,,, söz çıktı ağzımdan,,, kitaptan sorumluyum, uf, unut mesihliği, bir çocuk ve bir dost ben buyum, bu yazının her harfinde alyuvarsın sen,,, bu yazı, bu kan, ötekilere can olsun, sen benim kalbimi dinle; bu benim, bu sen diyen; bir konuşan, bir susan o mucizeyi,,, bu yazı önce tüm damarlarımda dolaştı, bu kan bir ırmak ve o ırmak kutsal,,, sadece tebessüm et düşüme,,, Ay kadar düş, Ay kadar gerçek,,, güzel bir düşe, güzel bir gerçeğe tebessüm ettiğin gibi et,,, Tanrı beni onlardan sorumlu kıldı, ötekiler de değil benim için, diğerleri,,, Nefret de tattım ben, amuda da kalktım, gerçek nefret üstelik, yokeden,,, o yokluğa aklımı düşürdüm,,, bir gün yere değdirdim başımı, sıfır noktasına, aklımı buldum, inkar etsen de, tersi de onu gösteriyor biliyor musun, ben bildim bunu,,, bunu görünce, kestim aklımı kanla dolduran o işkenceyi,,, doğruldum, düze döndüm, ayağa kalktım,,, düz görüyorum artık, olması gerektiği gibi; ayakları yerde, başı havada,,, düz konuş dedi Tanrı zaten, bir mızrak kadar düz ve sevgiyle,,,

diğerleri bir labirentteler, Tanrı’nın Labirenti’nde kayıp bir çoğu zaten, Zamanın Labirenti’nde kayıp,,, kendilerini arıyorlardı, kendilerine tutsak düştüler,,, onlara labirenti çizdim,,, hepsi zeki aslında, sadece bazılarının ki körelmiş,,, biraz keskin bakabilirlerse labirente,,, ne tek kapısı var bu labirente girişin, ne de tek çıkış kapısı,,, bazı hayatlar zor geçer bazen bilirim,,, kendini aramak bile bir lükse dönüşür,,, bunu yaşadım ben,,, bir gemi batsa önce çocuklar ve kadınlar, sonra onları kurtarırım, zor zordur,,, bilirim,,, hey sen; ızdırap şovalyesi; sen de tut elimi,,, kendini bulmayı arama, rahat ol, labirentin çıkmaz sokaklarına sap istersen, kendini şimdi bulmak zorunda değilsin, çıkış arama rahat ol,,, çıkışa varmazsa da yürü yolu sonuna kadar, her yol doğrudur de,,, yanıldın mı bu labirentte, en sonunda duvara mı tosladın, bil ki yol doğru hala,,, demek hala acınla başbaşa kalmalısın, dinene kadar, istediğin gibi,,, şimdi çıkış zamanı değilse acıdan, yalnızlığına gizlenme zamanıdır, en güzel gizlenme yerini fısıldıyorum kulağına, o çıkmaz sokağın sonu, o tosladığın duvarın dibidir,,, o duvara toslayınca sersemleyen insanlar gördüm,,, emin ol bu sersemlik, acından sersem değil,,, bir kere duvara toslayınca aydınlanan insanlar da gördüm,,, acının kaynağı sensin,,, başkası değil,,, acın bencil, keşke daha da bencil olabilsen, dosdoğru bir bencillik, bir çekirdek, bir tohum; kendini sev, iyileşirsin, biri dokunursa sana, hissedersen onu, burun kıvırma sakın, sevdir kendini, daha da çabuk iyileşirsin,,, 

hey,,, ben bir mesihim,,, bak şimdi gözlerime,,, sev dedim sana kendini,,, sözcüklerle değil sadece,,, birini seversen ne yaparsın,,, ona hediyeler verirsin, onu yaşatırsın,,, bu da kalbinin doğası,,,
kendine hediyeler ver, kendini yaşat,,, bu zor mu şimdi,,, sen zoru hakediyosun,,,

sıfırı araplar buldu, çok sonraları bulundu, bir sayı değildi çünkü,,,

bir sihirdi,,,

arapça ünleseydim, La ilahe illallah,,, yazardım,,, sen teksin,,, sen bütünsün,,, ama Salavatın içine ismimi yazmazdım,,, daha asilim ben,,, başımı dik tutmasını bilirim ama boynumu eğmesini de öğrendim,,, senden de bahsettim Tanrım, bir düşsün sen de, bir gizem, bir bilmece, aşktan da bahsettim, bir büyü, bir sihir,,, ve insandan da, o çamurun kimyasını da yazdım, simyasını da,,, kırktan bir eksik kulaktan duydum, bir harf de ben ekledim, kırk ağızdan yazdım,,, bunu sen yazdın,,,

yaran ben olayım, üzerine gocun,,, bu kitap var bu yazıda,,,

because,,,

reason,,,

feel,,,

“a’ için ve annem için,,,

ismin yazılı zaten adında, Ay,,, bir prensessin sen, yeryüzünde ve gökyüzünde tacı olan bir prenses ve daha da özel bir ismin,,,

(.(: hİLAL,,,

annem beni geceleri de emzirdi, geceyi emziren Ay gibi, damla damla,,, onu ne zaman öpsem, ağzım süt kokar,,,

annem,,,

(.(: aNNE,,,

,,,

,,

,

fUCK,,,

I believe in me,,,

lOVE,,,

I believe in you,,,

fATE,,,

I live,,,

,,, Ou Ye,,,

future—

Niçeninki gibi bir yazgı bu desem, Niçe sihirliydi, bunu da biliyordu,,, ama yazgı daha sihirli bir şey,,, bunu da biliyordu,,, geçmişin belirli olması değil bu, esas sihir, geleceğin de belirli olmasında,,, benim yazgımda açık açık okunuyor, Allaha varacağım, Zeus’a bile değil, Allah olacağım,,, bir büyüklük görmeyin lütfen, onun bir parçası olacağım,,, bir sufi gibi mütevazı,,, uf,,, beni bir anlasan,,, ben o kadifeye dokunmak isterim, nasıl da değerli bir his, bir elmas kadar, bu yakışır bu yazgıya,,, uf,,, beni bir anlasan, bir Asayla kızıldenizi yarmak mı, benim böyle bir mucizeye ihtiyacım yok,,, Allah,,, iki alem de bir! ondan,,, her şey,,, sen de,,, ben de,,, bir kul değilim ki ben, bir sevgiliyim, bir dostum,,, en iyisini veririm ve en iyisini isterim zaten, fazlasını değil,,,

tek bir gün Tanrı olacağım,,, evreni anlamak istiyorum,,, onun anladığı biçimde,,, elmayı yedim, dünyaya düştüm, karşılığını istiyorum,,, ve sonra bir rol çalacağım ondan, tek bir rol, bir çamurdan bir insan yaratmak istiyorum, kendimi yaratmak  istiyorum,,,

özgür bir insan,,,

,

ne çok virgülüm var,,, ne olursa olsun, hayat gibi olsun, bir virgül, bir virgül daha,,, ama bazı yazı var ki; biterken ona bir nokta yakışır,,,

sonsöz (gerçek hayat))—

fermana bak,,,

annem duymasın,,, korkar,

eğer sen korkarsan,,,

yemin ediyorum hepsi yalan : )))

uf,,,

durum vahim,,, önce bir dikkatini dağıtayım,,,

Tanrılar insan zannediyor beni, sen Tanrı zannetsen ne olur,,,

ayvayı yedim belki de, elmayı değil,,,

uf, yetmedi; güldürmeliyim seni,,,

evren,,,

Bigbang,,,

yoktan varoldu,,,

şaka bu!

şapkadan tavşan çıktı,,,

sihirbazı maharetli, sihirli sözcükleri var,,,

abrakadabra,,, seni seçti sahneden ve yaşını sordun ona,,, abrakadabra,,, o tavşan da, sen de onbeş milyar yaşında,,,

bu şapka da,,, bu numarayı bilirsin,,, ama; anaa, boş şapkadan tavşan çıktı işte,,,

burası komik, final bu işte,,,

anaa, şapkadan ben çıktım,,,

bir numarası vardır kesin, boş ver,,,

eğlen, tadını çıkar,,,

bu bir gösteri, bir şov sadece,,,

huhuhu!

ben kozmik bir şakayım.

kÖKSaL—

Read Full Post »