Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘(d)alıntı’ Category

wallaby-dreaming

 

her şey yeterli olsun!


seni ayakta tutmaya yetecek kadar güzelliklerle dolu bir yaşam sürmeni diliyorum.


aydınlık bir bakış açısına sahip olmana yetecek kadar güneş diliyorum.


güneşi daha çok sevmene yetecek kadar yağmur diliyorum.


ruhunu canlı tutmaya yetecek kadar mutluluk diliyorum.


yaşamdaki en küçük zevklerin daha büyükmüş gibi algılanmasına yetecek
kadar acı diliyorum.


isteklerini tatmin etmeye yetecek kadar kazanç diliyorum.


sahip olduğun her şeyi takdir etmene yetecek kadar kayıp diliyorum.


son “elveda”yi atlatmana yetecek kadar “merhaba” diliyorum…

yumarra-rockhole-site

 

 

Reklamlar

Read Full Post »

Atakan 1

Şerefe!

— —

Ahmet Atakan Ölümsüzdür!
Saat 19.00’da Taksim’deyiz.

Doğrudan Eylem#

Saat 20:00 de Alsancak Sevinç Pastanesi önünde buluşuyoruz. İzmir Ahmet için sokağa…

Anarşi#

Bugün saat 20.00’de 100. Yıl Migros önünde buluşulacaktır. 100. Yıl insiyatifi.

direnodtü#

AKP faşizmi Ahmet Atakan’ı aramızdan aldı. Ahmet Atakan için sokağa çıkıyoruz….

Saat 20:00 Ankara

Toplanma Noktaları

Kızılay – Güvenpark

Mamak – Tuzluçayır Meydanı
Dikmen – Ziraat Bankası Önü
Batıkent – Batıkent Meydanı
Keçiören – Yunus Emre Direniş Parkı
Seyranbağları – Özgürlük Parkı
Yüzüncüyıl – Migros Önü
Eryaman – 3.Etap Kavşağı
Anıtpark Forumu – 19.30 – milli kütüphane

ahmetiçinyürüyoruz#

Eskişehir

Eskişehir halkı 18.00′da Espark önünde buluşacak.

Antalya

Aydın Kanza Parkı’nda saat 19.00’da toplanılacak Cumhuriyet Meydanı’na yürünecek.

Adana

Adana Küçüksaat 5 Ocak Meydanı’nda saat 19.00’da toplanılacak. Eylemi Adana Halkların Demokratik Kongresi, İnsan Hakları Derneği, KESK Adana Şubeler Platformu, Disk Adana Bölge, Adana Tabip Odası, Halkevleri, ÖDP, Çağdaş Hukukçular Derneği, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği düzenliyor.

Mersin

19.00′da Barış Meydanı’nda bir araya gelinecek.

Tarsus

Tarsus halkı 18.00′da Özgürlük (Yarenlik) Meydanı’nda bir araya geliyor.

Bursa

Bursalılar saat 19.00′da Setbaşı Mahfel önünden Heykel’e yürüyecek.

Kocaeli

Kocaelililer Cumhuriyet Parkı’nda saat 19.00′da buluşacak.

Gebze

19.30′da Gebze Çamlık Parkı’nda bir araya gelinecek.

Çanakkale

Çanakkale halkı saat 18.00′da Özgürlük Parkı’nda buluşup İskele Meydanı’na yürüyecek. Saat 19.00′da İskele Meydanı’nda olunacak.

Bolu

Bolu Halkevi, saat 18.00′da Kardelen Meydanı’ndan AKP önüne yürüyecek.

Zonguldak

Zonguldaklılar saat 18.00′da Madenci Anıtı önünde buluşacak.

Bartın

Bartın’da da saat 19.00′da eski belediye önünde olacak.

Samsun

Samsun muhalefeti, 19.00′da Öğretmenevi önünden Çiftlik Caddesi’ndeki Akbank önüne yürüyecek. Samsun’da yarın (11 Eylül) da Atakum Amfi Tiyatro’dan Atakum AKP’ye bir yürüyüş yapılacak.

Trabzon

Trabzon Halkevi 17.30′da Meydan Park’ta basın açıklaması yapacak.

Manisa/Akhisar

Halk saat 18.00′da Tahir Ün Caddesi’ndeki Hedef Dershanesi önünde bir araya gelerek Hükümet Konağı’na yürüyecek.

Aydın/Didim

Aydın Didim’de saat 18.00′da Eğitim Sen binasında bir basın açıklaması yapılacak.

Çorum

Çorum halkı Özdoğanlar önünde saat 20.00′da buluşacak.

Antep

Antep halkı, 17.00′da Yeşilsu Parkı’nda buluşacak

Afyon

Afyonlular, 20.00′da Anıt Park’ta bir araya gelecek

Uşak

Saat 19.00 Tiritoğlu Parkı.

Balıkesir

Saat 18.00 TTM önü

Bandırma

Saat 19.00 Cumhuriyet Meydanı

sendika.org#

Read Full Post »

Esrar

‘Oda karanlık
Odadan dışarı çık
Şehir karanlık…
Şehirden dışarı çık
Korkma!
Yürü bir hayli yürü
Gördün mü!
Dağlar başladı artık.
Korkun dağılır rüzgârda
Bekle biraz!
Dağlarda ateşler yandıkça……
Karanlıktan korkulmaz’

Behçet Necatigil

Read Full Post »

Bizi bir araya getiren şey acı çekmemiz. Sevgi değil. Sevgi akla boyun eğmez, zorlandığında da nefrete dönüşür. Bizi birleştiren bağ seçilebilir bir şey değil. Biz kardeşiz. Paylaştığımız şeylerde kardeşiz. Hepimizin tek başına çekmek zorunda olduğu acıda, açlıkta, yoksullukta, umutta biliyoruz kardeşliğimizi. Biliyoruz, çünkü onu öğrenmek zorunda kaldık. Bize birbirimizden başka kimsenin yardım etmeyeceğini, eğer elimizi uzatmazsak hiçbir elin bizi kurtaramayacağını biliyoruz.
Uzattığınız el boş, tıpkı benimki gibi. Hiçbir şeyiniz yok. Hiçbir şeye sahip değilsiniz. Hiçbir şey sizin malınız değil. Özgürsünüz. Sahip olduğunuz tek şey ne olduğunuz ve ne verdiğinizdir.

Mülksüzler/// Ursula K. Le Guin

Read Full Post »

j a c q u e s p r é v e r t ‘ i n d i z e l e r i y i z !

Kışlanın Dışında

Kalpağımı kafese
Kuşu kafama koydum dışarı çıktım
Ne o dedi komutan sokakta
Selam vermek yok mu artık?
Hayır, dedi kuş;
Selam vermek yok artık.
Bağışlayın, dedi komutan:
Ben var sanıyordum da.
Aldırmayın canım, dedi kuş,
Her insan yanılabilir.

Jacques Prévert

Read Full Post »

 

Öldürmeyeceksin! – Erdoğan Özmen

Daha kaç katliam, kaç savaş, kaç ölüm gerekiyor bize? Daha ne kadar zulüm, ne kadar hoyratlık, ne kadar acı, ne kadar aşağılanma gerekiyor; yaşadıklarımız ve şahit olduklarımız karşısında kutlu bir insanlık krizine tutulmak için?

Başka neyi bekliyoruz ki; bunca yok oluş, bunca yıkım, bunca yoksunluk, bunca vahşet, bunca örselenmeden sonra, onların tümünü ortak sorumluluğumuza kaydedip suçluluk duygusuyla kavrulmak için? Peki, biz yeniden ne zaman fark edeceğiz; insan olma, insanlaşma serüveninin en kritik uğraklarında, yaşadığımız kırılma, eksilme ve hüsranlar karşısında büsbütün çaresiz kalarak, umudumuzu yitirmek üzereyken, ama deyim yerindeyse daima bir karşı hamleyle kendimizi suçlu/ortak sayma potansiyelinin inşasına giriştiğimizi. Üstelik ve ne iyi ki, yıkıcı ya da değil bütün agresyon halleri suçluluk duygusuyla ‘maluldür’.

Yakınlarını kaybetmiş, o ızdırapla çarpılmış olanlar iyi bileceklerdir: Ölümü bilmeyiz. Kendi ölümümüzü tahayyül bile edemeyiz. Ölümün bize yaşattığı kaybın asla üstesinden gelemeyiz. Ölüm bizi, bütünüyle bize ait olan şeyin, aynı zamanda bir yabancı, öteki hatta düşman olduğunu kabul etmeye zorlar. Ölülerimizin/kayıplarımızın ardından biraz da bu yüzden yas tutarız: Kaybettiklerimizi diğer yandan da iç dünyamızda tahrip ettiğimiz, yok ettiğimiz için. O ikircikli halimizi tanıyıp anlamadan geçmişten kurtulamayacağımız, oraya saplanıp kalacağımız için.

Kayıplarımız fark edilmeden, tanınmadan kalırlarsa, onların yasını tutmak, üzüntüsünü duymak da imkânsız olur. Bu durumda, er ya da geç daha feci bir çöküntü ve umutsuzluk hali geride çökelmeye başlayacaktır. Yas tutmamak/tutamamak içimizde, benliğimizin bir parçası olan ve bizi dehşete düşüren yıkıcılığın orada onarılmak yerine, yabancıya, ötekine yansıtılmasını mecbur kılar. “Ve bir miktar yas tutmaksızın yitimin ötekisine geçmek diye bir şey yoktur. Yas tutamamak, ölüm ve yeniden doğumun büyük, insanca döngüsüne girememektir.” Yas tutamamak ya da bir “yasın tamamlanması için gereken acı verici ve zorlu psikolojik uzlaşmaları yapamamak”, yasın patolojik/paranoid biçimlerde ele alınmasına ve işlenmesine yol açar. Hakiki her türlü öfkenin yerini ilkel nefret duygusuna terk ettiği, muhatabını tamamen ortadan kaldırma amacının güdüldüğü başlangıç noktası burasıdır.

Meğerse bizim sahici bir keder için, ne müsait bir kalbimiz kalmış ne de buna zamanımız. Sadece bir şehrin silüetinin bozulmasının üzüntüsünü duyanlar, ya da olan biten karşısında ‘insanlığın ferahlayacağını’ ileri sürenler, sevinç belirtilerini gösterenler, utanmadan ‘sonunda bizi anlayacaklar’, ‘terörün iyisi kötüsü olmaz’ laflarını edebilenlerin cümlesi, yine de umalım ki, çok küçük bir azınlığı temsil ediyorlardır. Binlerce insan öldü çünkü. Hiç şüphemiz olmasın: insanlık hanesinden böylesine düşmüş aynı sürü, Iraklı, Filistinli çocuklar ölürken de, Türkiye evlatlarını pis bir savaşa kurban verirken de, ölüm orucunda insanlar eriye eriye yok olup giderken de aynı içi boşalmış, taş kalpleri, pis zihinleriyle sadece hesap yapıyor, hamle üstünlüğünü sağlamaya çalışıyor, stratejiler planlıyor, haklı çıkıyorlardı. Onlar daima, sabırsızlık içinde söz sırası istiyorlar.

İnsanoğlunun barbarlığa, düşmanlığa, nefrete, merhametsizliğe yenilmiş göründüğü bu karanlık zamanlarda, şimdi, daha çok anlıyoruz ki; sol en sade haliyle ve derhal kendi insanlık idealinin geliştirilmesi ve teklifi vazifesini, küçümsemeye, unutmaya ve naif/kaba bulmaya devam ederek en başa yazmazsa; ne kendisini de yenileyecek ve yüceltecek bir maceraya kavuşabilir, ne de mevcut insanlık durumuyla temas ve ilişki kurmasına yarayacak doğru iletişim kanallarını açabilir. Bu bir ‘delilik’ çağı ve insanlık, sözcüğün somut ve soyut her iki anlamında da sonuna gelmiş bulunuyor…’Büyük’ ekonomik ve politik projeler, savaş stratejileri, kar/zarar hesapları, dünyaya ve Türkiye’ye dair acar/cin analizler bekleyebilir. Bekleyemez mi?

“Thou shalt not kill”. Onca insanın feci şekilde ölmesinin hemen sonrasında zalimlerin, iktidar ve güç sahiplerinin, savaş çığırtkanlarının dünyayı boğan sesinin, zift karası üsluplarının, zihinlerimizi istila eden planlarının, tahlillerinin, öngörülerinin, çıkar hesaplarının altında kalakalmış biz bahtsızlar, belki de bu sefer o ilk yasağı, ‘öldürmeyeceksin’ hükmünü, insanlığın kardeşliği ilkesini yeniden bulacak; Afganistan’ın bebeklerinin, çocuklarının, yaşlılarının umutsuzca bize dikilmiş gözlerinden çok utanarak barış için daha korkusuz, cesur olacağız.

(Birikim sayı 150)

Read Full Post »

İnsan…

İnsan, Arapça bir kelimedir, anlamı: “UNUTAN”dır. Daha git sen.. Daha git…

l.kurucu

Read Full Post »

Older Posts »