Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Şeytanın Saati – Fernando Pessoa’ Category

“Benim büyülü silahlarım müzik, ay ışığı ve düşlerdir. Ne var ki müzik denince sadece çalınan değil, sonsuza dek çalınmadan kalacak müzik de anlaşılmalıdır. Ay ışığı derken, sadece aydan gelen ve ağaçların gölgelerini uzatan ışıktan söz ettiğim sanılmamalıdır; güneşin dışlamadığı ve nesnelerin aldatıcı görünümlerini güpegündüz karartan başka bir ay ışığı da vardır. Her zaman kendisi olarak kalan tek şey düşlerdir. Onlar bizim, içine doğduğumuz, her zaman doğal ve kendimiz kaldığımız parçalarımızdır .”s.23-24

“Bu dünyaya ilişkin, bayan, üç değişik teori vardır – her şeyin Raslantı eseri olduğu, her şeyin Tanrı eseri olduğu, her şeyin düzenlenmiş ya da birbiriyle kesişen bir çok şeyin eseri olduğu. Genellikle, duyarlılığımızla uyum içinde düşünürüz, böylece bizim için her şey bir iyilik ve bir kötülük sorunu haline gelir; uzun zamandır, bu yorum nedeniyle ben, şahsen büyük iftiralara uğruyorum. Şeyler arasındaki ilişkilerin -şeylerin ve ilişkilerin var olduğunu kabul edersek- bir tanrının ya da bir şeytanın veya her ikisinin birden açıklayamayacağı kadar karmaşık olduğu, sanırım kimsenin aklına gelmedi hiç.” s.31

(deleuzedan da biraz araklayarak gevezelik edeyim, yasaya geçerliliğini veren şeyin “en iyi” olduğu yönündeki platonik ide kanttan beri alnından mıhlanmıştır, ben de hukukta, hukuk sosyolojisinde bunu okudum, hukuk felsefesi hukukun adilliğiyle ilgilenirken (ki tüm felsefe problemleri kadar tartışmaya açıktır), hukuk sosyolojisi hukukun geçerliliğiyle ilgilenir, hukukun geçerliliğini belirleyen şey ise yasanın meşru organlarca çıkarılmış olmasıdır, yani yasanın kendisidir, hukuk da soyutlamalara bayılır, mesela belirli bir tarihsel anda belirli bir toplumun oylarının çoğunluğunu almış temsili demokrasiyi icra eden bir meclis demez de, kanun koyucu der, bir tür mistifiye etmek diyebiliriz,,,

Reklamlar

Read Full Post »