Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘budala’

-Ey! karanlık şairleri anlaya anlaya bitiremeyen budalalar!
susun!

şimdi
boğazı kesilerek uyandırılmış bir çocuk konuşacak
içinizden özellikle bu gece ölecekler olanlar
bunları asla dinlemesin-

ben bugün dünyaya senin anlayamadıklarından geliyorum.
korkulara bölünmüş zaman dilimleri asılacak boyuna.
jilet ve vesvese ile geçecek ömrün.
ve bir gün kesinlikle Tanrıyla çarpışacak bindiğin otobüs

ölüm,
aşkın ödemesi gereken bedel uzaklığından daha uzakta olduğu için
sen, zamansız yıkılmış krallıklardan çok daha fazla üşüyeceksin

aşk gitti

aşk, yarattığımız en büyük domuzu senin koynuna alarak gitti
adaların, ölümlerin ve acil servislerin sonsuzluğu uzar
kolunda taşıdığın ölümlü saatin kadranında

kime yazsan hamile iken dul kalacak yazdığın mektuplar

peşine düşmeyeceğim üç bira içip sarhoş olmanın
peşine düşmeyeceğim rahimleri köpek gibi uluyan kadınların
peşine bile düşmeyeceğim seni öldürmenin

bana yazma
kendine yaz
nasıl olsa sileceksin

bana yazma
kim okursa okusun
asla öpülemeyecek bir çocuk biçiminde kapanmıştır içimdeki yara

Jan Ender CAN

 

 

Reklamlar

Read Full Post »

Entropim! O pimi Tanrı mı çekti?

Başlangıç;

 

Başlangıç var mı gerçekten; hareket yoktu diyorsun ve madde sonsuz yoğundu, zaman yoktu diyorsun…

 

 

 

Patlama;

 

Bir sır ver bana, sende kalsın de, tüm bu evren bir hidrojen atomunun içinde ve her hidrojen atomu bir evren de bana, bunu bağıra çağıra herkese anlatayım, ihanet mi; hayır! Kimse buna inanmazsa sır ortaya dökülmüş sayılmaz; böyle bir sır ver bana bir kuyuya değil gökyüzüne fırlatayım yine de aramızda kalsın…

 

Adalet istiyorum senden, cana kıyanın canına kıyıla, diri diri mezara gömen diri diri mezara gömüle, seven sevile, nefret veren nefret ala… Adalet bu gerçekten, gerisi palavra! Acı acıyla, neşe neşeyle, akıl akılla, hile hileyle kadeh tokuştursun, gör o zaman acımdaki azameti, işit şen kahkahalarımı, konuşmam sadece, dinlerim de o zaman, hilesine güvenebilir insan, şansına değil!! Adalet istiyorum senden, affetmek benim işim değil, o senin işin ve senin işine burnumu sokmak istemem!

 

Öyle bir renk gösterki bana kırmızı onu gördüğünde kıpkırmızı olsun, gözlerimi simsiyah yap ama içinde o renk olsun ve o rengi gören taş olsun!

 

O kadar İnsan yapki beni Şeytan önümde secde etsin! Ve onu elinden tutup ayağa kaldırayım.

 

Her insan yap beni, herkes olmak istiyorum, ona ne dokunduysa bana da dokunsun, ne kadar yücelmişse ve ne kadar alçalmışsa… Cellad cellad olsun yani kendi kafasını uçursun. Kral olmak istiyorum ama bir o kadar soytarı da. Tam olmak istiyorum ve eksik olmak, korkudan ölmek istiyorum ve ölümden korkmamak, hür olmak istiyorum müebbet yatarak.

 

Böcekler rüya görsün bunu istiyorum senden.

 

Öyle kelimeler istiyorumki senden zirve yerin dibine batsın, okyanus bir damlaya sığsın, bir fil ezsin karınca o kelimeyle, bal ekşi kaçsın yanında, acı kaçsın, zehir utansın, beyaz kör olsun, denge kaybetsin kendini, imkansız birde bin ve işkence ninni gelsin kulaklara, bu kelimelerle dile gelen iki doğru sonsuzda kesişmesin hemen kesişsin…

 

Dostum olmanı istiyorum ve düşmanım, bir azizeden çok bir orospu olmanı ve sana öyle aşık olmak istiyorum!

 

 

 

Dağılma;

 

Tanrım! Sen yoksan, ben de yokum!

 

 

Read Full Post »