<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Feelozof</title>
	<atom:link href="http://feelozof.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://feelozof.wordpress.com</link>
	<description>Zeno, devinen ya da devinmeyen nesneler konusunda sıkıştırılınca; “Evet, havada uçmakta olan ok devinimsizdir”diye yanıtlamış. fRANZ kAFKA</description>
	<lastBuildDate>Thu, 19 Nov 2009 10:12:29 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<cloud domain='feelozof.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://www.gravatar.com/blavatar/7801e51f6dc367488beafed6afc6281e?s=96&#038;d=http://s.wordpress.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Feelozof</title>
		<link>http://feelozof.wordpress.com</link>
	</image>
			<item>
		<title>Biri&#8230;</title>
		<link>http://feelozof.wordpress.com/2009/11/19/biri/</link>
		<comments>http://feelozof.wordpress.com/2009/11/19/biri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Nov 2009 10:12:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>feelozof</dc:creator>
				<category><![CDATA[(d)alıntı]]></category>
		<category><![CDATA[Biri - Metin Üstündağ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://feelozof.wordpress.com/?p=1830</guid>
		<description><![CDATA[ne kadar çok asfalt dökülse de yollara
bir kız kötü yola düşer mutlaka
biri sevgilisini düşünür hayatın anlamı gibi
genelevde bir adam bir kadına
tüm cevap şıkları biraz da kendisiyken
“buraya nasıl düştün” diye sorar
meşhur ve yabancı mağazaları
kapıcı kızları süpürür geceleri
biri namusu kirlenmesin diye canını verir
gece morg bekçisi bir güzel düzer onu
böyle gelmiş böyle gider der biri
“haadii leenn” der bir [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=feelozof.wordpress.com&blog=4680563&post=1830&subd=feelozof&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>ne kadar çok asfalt dökülse de yollara<br />
bir kız kötü yola düşer mutlaka<br />
biri sevgilisini düşünür hayatın anlamı gibi</p>
<p>genelevde bir adam bir kadına<br />
tüm cevap şıkları biraz da kendisiyken<br />
“buraya nasıl düştün” diye sorar</p>
<p>meşhur ve yabancı mağazaları<br />
kapıcı kızları süpürür geceleri<br />
biri namusu kirlenmesin diye canını verir<br />
gece morg bekçisi bir güzel düzer onu<br />
böyle gelmiş böyle gider der biri<br />
“haadii leenn” der bir diğeri<br />
ama esas mekanizmaysa başka biri<br />
birinin hayal gücü zengindir ama hiçtir<br />
biri hayal kurmaya bile adam tutar zengindir</p>
<p>biri zayıf alır matematik dersinden<br />
zayıf veren öğretmen ay sonunu hesaplar<br />
biri boş vakitlerinde su sporları yapar<br />
birinin dolu vakitlerinde evini su basar<br />
kahvede televizyonda laleli yangını seyredilir<br />
“yazık ulan bu nataşalara daha gençlermişde<br />
daha çok düzülürlermiş” der gülerek biri</p>
<p>biri tam otuz yıl sonra çıkar hapisten<br />
habire ev alır biri habire araba alır biri<br />
bir martı ölür kimseye gazeteye ilan vermez<br />
garsona asgari ücret kadar bahşiş verir biri<br />
biri haberlere konu çıksın diye intihar eder<br />
herkes benim gibi olsa dünya ne güzel olur der biri<br />
birinin doğum günüdür şimdi birinin düğünü<br />
biri ölmek üzeredir biri hamile kalırken</p>
<p>biri biri bile değildir tipten kaybeder o biri<br />
biri hayat pahalı der günde yüz kişi ölürken</p>
<p>biri akşamdan kalmadır akşamın haberi yoktur<br />
biri sevgilisine mektup yazar kompozisyon gibi<br />
televizyona dalar biri yakar yemeği</p>
<p>biri birine çarpar iki hayat değil de iki yumurta sanki<br />
trafiğe küfreder biri yolcunun bacaklarına bakarak</p>
<p>altı milyar insanın boku nereye gidiyor der biri<br />
birinin taksidinin son günüdür onu düşünür</p>
<p>biri bir kavgayı ayırayım derken boşu boşuna ölür</p>
<p>eroin krizine girer biri çırpına çırpına yürür</p>
<p>biri köpeğini gezdirir biri bebeğini<br />
köpek losyon kokarken bok götürür bebeği</p>
<p>biri memlekete sadece televizyonda üzülür<br />
yeter ulan memleket de biraz bana üzülsün der biri</p>
<p>birinin bir dişi altındır kıçı gümüş kaplama<br />
birinin teneke kadar değeri yoktur bit pazarında</p>
<p>bir türlü anlam veremez dünyanın döndüğüne biri<br />
dünyayı döndüren enerji nerden gelir kim verir<br />
nerde kalacak bu millet nerde bu devlet der bir diğeri</p>
<p>birinin evine hırsız girer birinin evine polis<br />
biri çöpten ekmek ararken çöplerden heykel yapar biri</p>
<p>serçelerin nüfusu artıyor mu azalıyor mu<br />
fantom niye ormanda on kaplan gücündedir<br />
düzen mi düzülen mi asıl eşcinseldir<br />
ne olacaktır bu fenerin hali allah aşkına<br />
geyik sardıkça sarar kahvede çaylar tazelenir<br />
sur dibinde atlar kesilir kedilerden kokoreç yapılır</p>
<p>hayat çok mantıklıdır insanlar güzeldir der biri<br />
dünyayı hayatı bu hale uzaylılar sokuyormuş gibi<br />
insan toprağa dönüşür topraktan çiçek biter<br />
biri birine verir o çiçeği sevişir hayat sürer<br />
biri ölürken biri dirilir biri ağlarken biri sevinir</p>
<p>biri geç kalırken biri erken gelir birine</p>
<p>biri severken biri ayrılır biri ah derken biri oh der<br />
adları değişik olsa da hep aynı gün yaşanır<br />
yoksulluk dünya da o kadar zengindir ki<br />
açlık ingilizceden bile en birinci lisandır</p>
<p>biri bunları yazar başı göğe mi erer<br />
biri bunları okur ya sever ya küfreder</p>
<p>metin üstündağ</p>
Posted in (d)alıntı, Biri - Metin Üstündağ  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/feelozof.wordpress.com/1830/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/feelozof.wordpress.com/1830/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/feelozof.wordpress.com/1830/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/feelozof.wordpress.com/1830/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/feelozof.wordpress.com/1830/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/feelozof.wordpress.com/1830/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/feelozof.wordpress.com/1830/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/feelozof.wordpress.com/1830/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/feelozof.wordpress.com/1830/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/feelozof.wordpress.com/1830/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=feelozof.wordpress.com&blog=4680563&post=1830&subd=feelozof&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://feelozof.wordpress.com/2009/11/19/biri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/7e72afc2f1caff36396b81bb727254f9?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">feelozof</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Ayıptır, zulümdür, cinayettir&#8230;</title>
		<link>http://feelozof.wordpress.com/2009/11/18/ayiptir-zulumdur-cinayettir/</link>
		<comments>http://feelozof.wordpress.com/2009/11/18/ayiptir-zulumdur-cinayettir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Nov 2009 08:44:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>feelozof</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ayıptır Zulümdür Cinayettir - Cengiz Çandar]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://feelozof.wordpress.com/?p=1827</guid>
		<description><![CDATA[TBMM Genel Kurulu bugün ‘Açılım’ konusunda ‘Genel Görüşme’ için toplanacak. ‘Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir’ özdeyişine uygun biçimde ‘Cumanın gelişi salıdan belli oldu.’ Yani, ‘Açılım’ın ‘Genel Görüşme’ amacıyla TBMM gündemine alınıp alınmayacağını belirleyecek olan ve Salı günü yapılan ‘ön görüşme’de ortaya çıkan tablo, bu ‘Açılım’ın CHP ve MHP’nin herhangi bir esaslı katkısı olmadan yürümek zorunda olduğunu [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=feelozof.wordpress.com&blog=4680563&post=1827&subd=feelozof&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>TBMM Genel Kurulu bugün ‘Açılım’ konusunda ‘Genel Görüşme’ için toplanacak. ‘Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir’ özdeyişine uygun biçimde ‘Cumanın gelişi salıdan belli oldu.’ Yani, ‘Açılım’ın ‘Genel Görüşme’ amacıyla TBMM gündemine alınıp alınmayacağını belirleyecek olan ve Salı günü yapılan ‘ön görüşme’de ortaya çıkan tablo, bu ‘Açılım’ın CHP ve MHP’nin herhangi bir esaslı katkısı olmadan yürümek zorunda olduğunu belli etti. Ak Partililer gözlerini dört açmalı ve ‘keşke işin en başında CHP ve MHP ile görüştükten sonra ‘Açılım’ başlatılsaydı’ cinsinden gereksiz bir ‘özeleştiri’ havasına kapılarak kendilerini ‘CHP-MHP söylemi’ne teslim eden bir ruh haline girmemelidirler. Kürt sorununa çözüm arayışı-Demokratik Açılım-Milli Birlik Projesi, adını ne koyarsanız koyun, sonuç itibarıyla bir ‘iç barış’ projesinin gerçekleşmesi, ‘varoluşunu savaşa endekslemiş’ olanlar ile uzlaşma arayarak gerçekleşemez. Bunun neden mümkün olamayacağını Salı günü CHP adına TBMM kürsüsünde konuşan genel başkan yardımcısı Onur Öymen mükemmel biçimde ortaya koydu. TBMM kürsüsünde bugüne dek yapılmış en ‘faşizan’ konuşmalardan birine CHP adına- imza atarak, tarihe geçti. Tarihe, TBMM zabıtlarına girerek, geçen şu sözlere bakın: “Maalesef bu ülkenin anaları çok ağladı. Tarihimiz boyunca çok şehit verdik. Çanakkale Savaşı’nda 200 bin şehit vardı, hepsinin anası ağladı. Kimse çıkıp ‘bu savaşı bitirelim’ demedi. Kurtuluş Savaşı’nda, Şeyh Sait isyanında, Dersim isyanında, Kıbrıs’ta analar ağlamadı mı? Kimse ‘analar ağlamasın, mücadeleyi durduralım’ dedi mi? İlk siz diyorsunuz. Çünkü sizin terörle mücadele cesaretiniz yok.” Bir CHP yetkilisi düşünün ki, bir dünya savaşı ölçeğinde ülke topraklarına yapılmış bir saldırıyla, bir iç çatışmayı aynı kategoride mütalaa ediyor; Türkiye topraklarına giren Britanya İmparatorluğu’nun ve Yunanistan’ın askerleriyle Türkiye’nin Kürt ve Alevi vatandaşları için hiçbir fark görmüyor. Ve ‘çözüm yolu’ olarak ‘silahla karşı koymaya ve ezmeye devam’dan başka önerisi yok; bunun için ‘Açılım’a da karşı. Hadi, bu kafa ile ‘Açılım’ konusunda ‘uzlaşın’ bakalım. Demokrasi ile faşizm nasıl uzlaşabilirse, ‘Açılım’ konusunda da ancak o kadar uzlaşma sağlanabilir. *** Onur Öymen’in -CHP adına- konuşmasının en can alıcı bölümü Dersim’i anmasıydı kuşkusuz. ‘Analar ağlamasın, mücadeleyi durduralım’ denmemesi gerektiğinin örnekleri arasında saydığı Dersim. Dersim, Cumhuriyet tarihinin yeterince ve gereğince açılmamış en kara sayfalarından biri. Oradaki insanlar, yakın tarihimizin hem Kürt ve hem de Alevi oldukları için zulüm ve katliam hedefi olarak ‘çifte kavrulmuş’ vatandaşlarımız. Dersim’de olan-biten bir isyanı bastırma boyutlarının o kadar ötesine geçmişti ki, isyanın lideri olarak darağacına gönderilen Seyit Rıza, vakarla çıktığı idam sehpasında tabureyi ayağı ile itmişti ve itmeden önce de şu sözleri söylemişti: “Evlâd-ı Kerbelâ’yık; Bî-Hatayık; Ayıptır. Zulümdür. Cinayettir.” Yaşlı ve dinî kimlikli bir Anadolu insanının cellâtlarına kendini asma fırsatı vermeden, işini kendi bitirmeden saniye önceki ruh halini hiç düşünebilir misiniz? ‘Kerbelâ çocuklarıyız’, ‘Hatasızız’ yani ‘masumuz’ dedikten sonra üç basit sözcük: Ayıptır. Zulümdür. Cinayettir. Seyit Rıza’nın bu sözleri halk kültürünün içinde, özellikle Kürt ve Alevi yurttaşlarımızın bilinçaltlarında kazınmış olarak kuşaktan kuşağa geçmiştir. Bunu tabii ki faşistler bilmez ya da umursamazlar. Kalkıp, CHP’nin Güneydoğu’da niye silindiğini sormanın, üzerinde araştırma yapmanın artık fazla bir anlamı kalmadı. CHP Genel Başkan Yardımcısı, Deniz Baykal’ın sağ kolu Onur Öymen, bunun gerekçesini TBMM kürsüsünden veciz biçimde verdi. Artık gözünü açması gerekenler arasında, CHP’nin ‘seçmen tabanı’ olarak kabul edilen Türkiye’nin Alevi kitlesinin ve temsilcilerinin de yer alması gerekiyor. Tarihte başlarına gelen en amansız felaketin bugün CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen tarafından -CHP adına- TBMM’de, hem de ‘Demokratik Açılım’ içerikli bir konuda, niçin buna gerek olmadığının emsali gibi anlatılmasını herhalde önemle not etmeleri gerekiyor. Onur Öymen’in Dersim katliamından ‘analar ağlamasın, mücadeleyi durduralım, savaşı bitirelim’ yaklaşımına karşı ‘örnek tutum’ olarak söz etmesi bir dil sürçmesi sayılır mı? Sayılmaz. Onur Öymen’in diplomatlığı da Türkiye’yi haksız ve gereksiz yere savaşa yöneltmek konusunda ‘sabıkalı’dır. Onur Öymen, Ocak 1996’da Türkiye ile Yunanistan’ı savaşın eşiğine getiren ve ‘Kardak Krizi’ adıyla siyasi tarihimizde yerini alan olayın başlıca mimarıdır. Eski Amerikan Başkanı Bill Clinton, bir hafta kadar önce bir konuşmasında ‘Kardak Krizi’ni ‘şaka gibiydi’ diye nitelemiş ve “Ben o gün Rusya Başbakanı ile güvenlik görüşmeleri yapıyordum Toplantının ortasında yardımcım, Türkiye ve Yunanistan’ın üzerinde koyunların yaşadığı Kardak kayalıkları yüzünden çatışmaya girmek üzere olduğunu söyledi. Bunun bir şaka olduğunu sandım. Toplantıyı yarıda bıraktım. Liderlerle, Türkiye Başbakanı ile telefonda konuştum. Sonunda üzerinde 20 koyundan fazlasının yaşamadığı bir kayalık yüzünden savaş çıkmayacağına karar verildi ve krizden dönüldü. Ve bundan ders çıkardım, dünyada ülkelerin nasıl savaşın eşiğine geldiği konusunda buna benzer yüzlerce örnek verebilirim.” Aslında ‘Onur Öymen gibi diplomatları olan ülkelerin savaş çıkartma riski çok yüksektir’ de diyebilirdi. Onur Öymen o tarihte Dışişleri Müsteşarı idi. Dönemin başbakanı Tansu Çiller kendisine Kardak’ın kime ait olduğunu sormuş ve alacağı tavrın bunun cevabına dayanacağını söylemişti. Onur Öymen, Başbakanı’nın kesin bir dille ‘Bize ait’ diye yanıltmıştı. Çiller bunun üzerine krizi tırmandırmış ve Türk ve Yunan donanmaları Kardak kayalıklarının dibinde savaşın eşiğinde dolaşmışlardı. Yanıltmıştı çünkü Türkiye’nin Roma Büyükelçiliği’nden kendisine iletilen ve İtalyanların elinde bulunan ve Türkiye’nin Kardak kayalıklarını terk ettiğini ve Kardak’ın Türk karasuları içinde olmadığını ortaya koyan belgeyi içeren kriptoyu hasıraltı etmişti. O bilgi, Türkiye’nin Kardak’ta kriz çıkartmasını ya da öyle bir krize taraf olmasını engelleyici nitelikteydi. Türkiye’nin yakın tarihindeki, Türkiye’nin Yunanistan’la savaşa girmesine yol açacak önemde, Clinton’un ‘şaka gibiydi’ diye söz ettiği krize yol açan bu çok ciddi ve büyük ‘skandal’da Onur Öymen’in rolü örtbas edildi. Onur Öymen, Dışişleri’nde büyükelçilik görevleri almaya devam etti ve en sonunda CHP’nin genel başkan yardımcısı oldu. Devletin resmi belgelerini sahip olduğu konumun ve sıfatın verdiği imkânla hasıraltı edip, Türkiye’yi savaşa yöneltmeye kalkışan bir diplomatın, siyaset adamı olduğu vakit, Türkiye’nin kendi vatandaşlarını ‘barıştırmaya’ yönelen bir ‘Açılım’ın karşısına dikilerek Dersim’deki ‘insanlık ayıbı’nı, ‘zulüm’ü ve ‘cinayet’i örnek göstermesinde aslında bir tutarsızlık görmemek ve bundan bir şaşkınlığa kapılmamak gerekir. *** “Üç-beş tane yıllanmış, kaşarlanmış siyasetçi ile uğraşmayacağız. Artık halkımıza gideceğiz. Halkımızla bu projeyi paylaşacağız&#8230;” Bu sözler Diyarbakır’da Dicle Üniversitesi’nin açılışında konuşan Bülent Arınç’a ait. 10 Kasım günü muhalefetin TBMM performansından sonra söylenmiş sözler. Doğrusu budur. ‘Proje’ye, ‘Açılım’a Türkiye insanının sahip çıkmasını sağlamak, onunla ‘paylaşmak’ gerekiyor. TBMM’deki ‘savaş lobisi’ ile uzlaşamazsınız çünkü; ‘barış isteyen halk’ ile ‘Süreç’ yol alabilir. Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir, Bülent Arınç’a “Kararlılığınız, cesaretiniz ve samimiyetiniz gerçekten güven veriyor. Kavga, çatışma, ölüm ve gözyaşı hepimize kaybettirdi. Artık kaybedecek tek bir insanımız yok” diyor; Arınç, Baydemir’in makam odasında “Mahmur Kampı’ndan buraya gelişler olabilir. Topraklarına gelsinler, ülkemizden, vatanımızdan ayrı düşmesinler, onlarla kucaklaşmayı isteriz” diye konuşuyor. Bu sözlerinin ardından Dicle Üniversitesi’ndeki konuşmasında Türkiye’de faili meçhul cinayetlerin fazlasıyla olduğunu, asit kuyularının da fazlasıyla gerçek olduğunu söyleyerek şunu ilâve ediyor: “Keşke, olmadı diyebilseydik ama biliyorum ki oldu. Biz bunlardan kurtulmak istiyoruz. Henüz bir yaşında iken babasını, annesini görmeden öksüz kalan çocuklar biliyoruz. Annesi, dağda babasının yanına gitmiştir. Bütün bunların tekrar yaşanmadığı Türkiye’de yaşamak istiyoruz. Bütün çabamız bu.” TBMM üyeleri: ‘Açılım’ konusundaki ‘Genel Görüşme’ günü, bugün; bu dilden, bu bakış açısından mı yanasınız, yoksa Dersim isyanında analar ağlamadı mı? Kimse ‘analar ağlamasın, mücadeleyi durduralım’ demedi diyen dilden; ülke vatandaşlarının karşılıklı kırılmasına, ülkemizin ‘iç kanama’ ile takatsiz kalmasına yol açacak ‘savaşa devam’ önerisinden mi yanasınız? Cevap sizin. Ama doğru soru şöyle de sorulabilir: Ey TBMM üyeleri, ‘Açılım’ ve Kürt sorununa ilişkin olarak, Türkiye’de demokrasi içinde çözümden mi yanasınız yoksa faşist zihniyetten mi? Cevabı basit olmalı&#8230;</p>
Posted in Ayıptır Zulümdür Cinayettir - Cengiz Çandar, politika  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/feelozof.wordpress.com/1827/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/feelozof.wordpress.com/1827/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/feelozof.wordpress.com/1827/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/feelozof.wordpress.com/1827/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/feelozof.wordpress.com/1827/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/feelozof.wordpress.com/1827/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/feelozof.wordpress.com/1827/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/feelozof.wordpress.com/1827/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/feelozof.wordpress.com/1827/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/feelozof.wordpress.com/1827/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=feelozof.wordpress.com&blog=4680563&post=1827&subd=feelozof&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://feelozof.wordpress.com/2009/11/18/ayiptir-zulumdur-cinayettir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/7e72afc2f1caff36396b81bb727254f9?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">feelozof</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Sugar a</title>
		<link>http://feelozof.wordpress.com/2009/10/24/sugar-a/</link>
		<comments>http://feelozof.wordpress.com/2009/10/24/sugar-a/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Oct 2009 13:14:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>feelozof</dc:creator>
				<category><![CDATA[(d)alıntı]]></category>
		<category><![CDATA[Sugar a]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://feelozof.wordpress.com/?p=1825</guid>
		<description><![CDATA[
Posted in (d)alıntı, Sugar a       <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=feelozof.wordpress.com&blog=4680563&post=1825&subd=feelozof&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><img class="aligncenter size-full wp-image-1824" title="ap6du" src="http://feelozof.files.wordpress.com/2009/10/ap6du.jpg?w=300&#038;h=422" alt="ap6du" width="300" height="422" /></p>
Posted in (d)alıntı, Sugar a  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/feelozof.wordpress.com/1825/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/feelozof.wordpress.com/1825/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/feelozof.wordpress.com/1825/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/feelozof.wordpress.com/1825/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/feelozof.wordpress.com/1825/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/feelozof.wordpress.com/1825/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/feelozof.wordpress.com/1825/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/feelozof.wordpress.com/1825/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/feelozof.wordpress.com/1825/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/feelozof.wordpress.com/1825/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=feelozof.wordpress.com&blog=4680563&post=1825&subd=feelozof&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://feelozof.wordpress.com/2009/10/24/sugar-a/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/7e72afc2f1caff36396b81bb727254f9?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">feelozof</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://feelozof.files.wordpress.com/2009/10/ap6du.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">ap6du</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Simyacı 2&#8230;</title>
		<link>http://feelozof.wordpress.com/2009/10/18/simyaci-2/</link>
		<comments>http://feelozof.wordpress.com/2009/10/18/simyaci-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 2009 09:01:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>feelozof</dc:creator>
				<category><![CDATA[(d)alıntı]]></category>
		<category><![CDATA[Simyacı 2 - Paulo Coelho]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://feelozof.wordpress.com/?p=1819</guid>
		<description><![CDATA[Yaşıyorum, dedi delikanlıya, aysız ve kamp ateşsiz bir gece, hurma yerken. Ve bir şey yerken yemekten başka bir şey düşünmem, yürüdüğüm zaman da yürüyeceğim, hepsi bu. Savaşmak zorunda kalırsam, ölüm şu gün ya da bu gün gelmiş vız gelir. Çünkü ben ne geçmişte, ne de gelecekte yaşıyorum. Benim yalnızca şimdim var ve beni sadece o [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=feelozof.wordpress.com&blog=4680563&post=1819&subd=feelozof&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Yaşıyorum, dedi delikanlıya, aysız ve kamp ateşsiz bir gece, hurma yerken. Ve bir şey yerken yemekten başka bir şey düşünmem, yürüdüğüm zaman da yürüyeceğim, hepsi bu. Savaşmak zorunda kalırsam, ölüm şu gün ya da bu gün gelmiş vız gelir. Çünkü ben ne geçmişte, ne de gelecekte yaşıyorum. Benim yalnızca şimdim var ve beni sadece o ilgilendirir. Her zaman şimdide yaşamayı bilirsen, mutlu bir insan olursun. Çölde hayat olduğunu, gökyüzünde yıldızlar olduğunu ve insan hayatının özünde bulunduğu için kabile muhariplerinin savaştıklarını anlayacaksın. O zaman hayat bir bayram, bir şenlik olacak, çünkü hayat yaşamakta olduğumuz andan ibarettir ve sadece budur.</p>
Posted in (d)alıntı, Simyacı 2 - Paulo Coelho  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/feelozof.wordpress.com/1819/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/feelozof.wordpress.com/1819/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/feelozof.wordpress.com/1819/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/feelozof.wordpress.com/1819/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/feelozof.wordpress.com/1819/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/feelozof.wordpress.com/1819/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/feelozof.wordpress.com/1819/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/feelozof.wordpress.com/1819/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/feelozof.wordpress.com/1819/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/feelozof.wordpress.com/1819/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=feelozof.wordpress.com&blog=4680563&post=1819&subd=feelozof&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://feelozof.wordpress.com/2009/10/18/simyaci-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/7e72afc2f1caff36396b81bb727254f9?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">feelozof</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Fight club 2&#8230;</title>
		<link>http://feelozof.wordpress.com/2009/10/18/fight-club-2/</link>
		<comments>http://feelozof.wordpress.com/2009/10/18/fight-club-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 2009 08:28:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>feelozof</dc:creator>
				<category><![CDATA[(d)alıntı]]></category>
		<category><![CDATA[Fight Club 2 - Chuck Palahniuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://feelozof.wordpress.com/?p=1816</guid>
		<description><![CDATA[sahip olamadığım bütün güzellikleri yok etmek istiyorum. amazon yağmur ormanlarını yakmak istiyorum. ozonu yutacak kadar kloroflorokarbon pompalamak, dev çöp tankerlerinin kapaklarını açmak, karadaki petrol kuyularını boşaltmak istiyorum. yiyemeyeceğim bütün balıkları öldürmek, hiçbir zaman göremeyeceğim fransa sahillerini kirletmek istiyorum.
bütün dünyanın dibe vurmasını istiyorum.
neslini sürdürmek için cinsel ilişkiye girmeyecek olan bütün tehlike altındaki pandaların ve yaşamaktan vazgeçip [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=feelozof.wordpress.com&blog=4680563&post=1816&subd=feelozof&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>sahip olamadığım bütün güzellikleri yok etmek istiyorum. amazon yağmur ormanlarını yakmak istiyorum. ozonu yutacak kadar kloroflorokarbon pompalamak, dev çöp tankerlerinin kapaklarını açmak, karadaki petrol kuyularını boşaltmak istiyorum. yiyemeyeceğim bütün balıkları öldürmek, hiçbir zaman göremeyeceğim fransa sahillerini kirletmek istiyorum.</p>
<p>bütün dünyanın dibe vurmasını istiyorum.</p>
<p>neslini sürdürmek için cinsel ilişkiye girmeyecek olan bütün tehlike altındaki pandaların ve yaşamaktan vazgeçip karaya vuran bütün balina ve yunusların kafasının ortasına birer kurşun sıkmak istiyorum aslında.</p>
<p>binlerce yıldır insanoğlu bu gezegenin içine etti, kirletti ve şimdi tarih benden herkesin pisliğini temizlememi, kullanılan her bir benzin damlasının hesabını tutmamı bekliyor.</p>
<p>ve nükleer atıkların, gömülen petrol tanklarının ve ben doğmadan önceki jenerasyonun boşalttığı araziler dolusu toksik atığın hesabını vermem gerekiyor.</p>
<p>duman solumak istiyorum.</p>
<p>kuşlar ve geyikler gereksiz birer lükstür ve tüm balıklar ölmelidir.</p>
<p>louvre müzesini yakmak istiyorum. antik yunan heykellerini çekiçle kırmak, kıçımı mona lisaya silmek istiyorum. artık bu benim dünyam.<br />
bu benim dünyam, benim dünyam ve o antik insanların hepsi öldü.</p>
<p>chuck palahniuk-dövüş kulübü</p>
<p><!-- google_ad_section_end --><!-- / message --></p>
Posted in (d)alıntı, Fight Club 2 - Chuck Palahniuk  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/feelozof.wordpress.com/1816/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/feelozof.wordpress.com/1816/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/feelozof.wordpress.com/1816/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/feelozof.wordpress.com/1816/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/feelozof.wordpress.com/1816/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/feelozof.wordpress.com/1816/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/feelozof.wordpress.com/1816/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/feelozof.wordpress.com/1816/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/feelozof.wordpress.com/1816/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/feelozof.wordpress.com/1816/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=feelozof.wordpress.com&blog=4680563&post=1816&subd=feelozof&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://feelozof.wordpress.com/2009/10/18/fight-club-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/7e72afc2f1caff36396b81bb727254f9?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">feelozof</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Başkaldıran İnsan&#8230;</title>
		<link>http://feelozof.wordpress.com/2009/10/18/baskaldiran-insan/</link>
		<comments>http://feelozof.wordpress.com/2009/10/18/baskaldiran-insan/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 2009 07:14:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>feelozof</dc:creator>
				<category><![CDATA[(d)alıntı]]></category>
		<category><![CDATA[Baş Kaldıran İnsan - Albert Camus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://feelozof.wordpress.com/?p=1813</guid>
		<description><![CDATA[Her başkaldırmanın varsaydığı değerin olumlu yanı, Scheler’in tanımladığı hınç kavramı gibi (1), tamamiyle olumsuz bir kavramla karşılaştırılırsa, daha kesin bir biçimde belirlenebilir. Gerçekten de, başkaldırma hareketi, kelimenin en güçlü anlamında bir hak isteme eyleminden daha fazla birşeydir. Scheler hıncı, çok güzel bir biçimde, sürüp giden bir güçsüzlüğün bir kendi kendini zehirlemesi, kapalı kapta kötü bir [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=feelozof.wordpress.com&blog=4680563&post=1813&subd=feelozof&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Her başkaldırmanın varsaydığı değerin olumlu yanı, Scheler’in tanımladığı hınç kavramı gibi (1), tamamiyle olumsuz bir kavramla karşılaştırılırsa, daha kesin bir biçimde belirlenebilir. Gerçekten de, başkaldırma hareketi, kelimenin en güçlü anlamında bir hak isteme eyleminden daha fazla birşeydir. Scheler hıncı, çok güzel bir biçimde, sürüp giden bir güçsüzlüğün bir kendi kendini zehirlemesi, kapalı kapta kötü bir salgısı olarak tanımlamıştır. Başkaldırma, tam tersine, varlığı kırar, taşmasına yardım eder. Durgun sulara yol açar, onlar da azgınlaşır. Scheler, arzuya, sahiboluşa adanmış varlıklar olan kadınların ruhunda hıncın ne büyük bir yer tuttuğunu belirterek edilgen yanını gösterir onun. Başkaldırmanın kaynağında ise, tam tersine, taşkın bir etkenlik ve güç ilkesi vardır. Scheler hıncın çekememezlikle renklendiğini söylemekte de haklıdır. Ama elinde olmayanı çekemez insan, başkaldıran insansa olduğu şeyi savunur.</p>
Posted in (d)alıntı, Baş Kaldıran İnsan - Albert Camus  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/feelozof.wordpress.com/1813/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/feelozof.wordpress.com/1813/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/feelozof.wordpress.com/1813/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/feelozof.wordpress.com/1813/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/feelozof.wordpress.com/1813/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/feelozof.wordpress.com/1813/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/feelozof.wordpress.com/1813/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/feelozof.wordpress.com/1813/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/feelozof.wordpress.com/1813/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/feelozof.wordpress.com/1813/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=feelozof.wordpress.com&blog=4680563&post=1813&subd=feelozof&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://feelozof.wordpress.com/2009/10/18/baskaldiran-insan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/7e72afc2f1caff36396b81bb727254f9?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">feelozof</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Mülksüzler&#8230;</title>
		<link>http://feelozof.wordpress.com/2009/10/18/mulksuzler/</link>
		<comments>http://feelozof.wordpress.com/2009/10/18/mulksuzler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 2009 07:03:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>feelozof</dc:creator>
				<category><![CDATA[(d)alıntı]]></category>
		<category><![CDATA[Mülksüzler - Ursula Le Guin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://feelozof.wordpress.com/?p=1810</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Acı var dedi shevet ellerini açarak. &#8220;Gerçek. Ona yanlış anlama diyebilirim, ama varolmadığını veya herhangi zamanda yok olacağını varsayamam. Acı çekme, yaşamımızın koşulu. Başına geldiği zaman farkediyorsun. Onun gerçek olduğunu anlıyorsun. Tabii ki, toplumsal organizmanın yaptığı gibi, hastalıkları iyileştirmek, açlık ve adaletsizliği önlemek doğru birşey. Ama hiçbir toplum varolmanın doğasını değiştiremez. Acı çekmeyi önleyemeyiz. Şu [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=feelozof.wordpress.com&blog=4680563&post=1810&subd=feelozof&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>&#8220;Acı var dedi shevet ellerini açarak. &#8220;Gerçek. Ona yanlış anlama diyebilirim, ama varolmadığını veya herhangi zamanda yok olacağını varsayamam. Acı çekme, yaşamımızın koşulu. Başına geldiği zaman farkediyorsun. Onun gerçek olduğunu anlıyorsun. Tabii ki, toplumsal organizmanın yaptığı gibi, hastalıkları iyileştirmek, açlık ve adaletsizliği önlemek doğru birşey. Ama hiçbir toplum varolmanın doğasını değiştiremez. Acı çekmeyi önleyemeyiz. Şu acıyı, bu acıyı dindirebiliriz, ama Acı&#8217;yı dindiremeyiz. Bir toplum ancak toplumsal acıyı-gereksiz acıyı-dindirebilir. Gerisi kalır. Kök, gerçek olan&#8221;</p>
<p>Ursula K. Le Guın- Mülksüzler</p>
Posted in (d)alıntı, Mülksüzler - Ursula Le Guin  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/feelozof.wordpress.com/1810/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/feelozof.wordpress.com/1810/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/feelozof.wordpress.com/1810/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/feelozof.wordpress.com/1810/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/feelozof.wordpress.com/1810/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/feelozof.wordpress.com/1810/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/feelozof.wordpress.com/1810/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/feelozof.wordpress.com/1810/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/feelozof.wordpress.com/1810/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/feelozof.wordpress.com/1810/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=feelozof.wordpress.com&blog=4680563&post=1810&subd=feelozof&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://feelozof.wordpress.com/2009/10/18/mulksuzler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/7e72afc2f1caff36396b81bb727254f9?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">feelozof</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Ego tanrıları ve bilinç kurmacası üstüne&#8230;</title>
		<link>http://feelozof.wordpress.com/2009/10/16/ego-tanrilari-ve-bilinc-kurmacasi-ustune/</link>
		<comments>http://feelozof.wordpress.com/2009/10/16/ego-tanrilari-ve-bilinc-kurmacasi-ustune/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 2009 01:07:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>feelozof</dc:creator>
				<category><![CDATA[(d)alıntı]]></category>
		<category><![CDATA[Ego Tanrıları ve Bilinç Kurmacası Üstüne]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://feelozof.wordpress.com/?p=1807</guid>
		<description><![CDATA[İçinizdeki kadına/erkeğe sorun bakalım ,süslü ve tıraşlanmış kelimeleriniz hangi gerçeği deşifre ediyor ya da hangi gerçeğe ait bir sırsınız bu masalda? Örtünüzü çıkarın, indirin maskelerinizi. Cehaletinizden mi korkuyorsunuz, kendinizden mi? Cinnet kırıntıları ile beslenmeyi bırakın, kuyruğunuz acıyacak. Erdemli, asil ve hokkabazsınız kuzum, yalanlarınızı okşayın, parlatın altın tozuyla, sözcüklere yama yapın, ağlamayın. Yağmur yüzlü çiçekler gibi [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=feelozof.wordpress.com&blog=4680563&post=1807&subd=feelozof&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><div id="post-622987">İçinizdeki kadına/erkeğe sorun bakalım ,süslü ve tıraşlanmış kelimeleriniz hangi gerçeği deşifre ediyor ya da hangi gerçeğe ait bir sırsınız bu masalda? Örtünüzü çıkarın, indirin maskelerinizi. Cehaletinizden mi korkuyorsunuz, kendinizden mi? Cinnet kırıntıları ile beslenmeyi bırakın, kuyruğunuz acıyacak. Erdemli, asil ve hokkabazsınız kuzum, yalanlarınızı okşayın, parlatın altın tozuyla, sözcüklere yama yapın, ağlamayın. Yağmur yüzlü çiçekler gibi kokuyorsunuz, yalan kusuyor göz yaşlarınız. Parfümlü düşlerinize uyuyun, cennetsiz cennetler içinde susun az, düşünün, kalbinizin oduyla sulayın bilinç güllerinizi. Tanrısınız madem ,tanrı gibi susun. Değilseniz, üç kuruşluk bilginizi insanlığa yamamayın.(Kelime cingözü, papağan bilge)</p>
<p>Renklerini ve sınırlarını bilmeyen biri kendine ve efendilerine itaat etmek durumundadır. Sınırsızlığın renklerini asla kavrayamayacaktır o. Özlediğin hayat senin değil. Ve ne de yaşadığın hayatın öznesi olarak özgür bir bilinç değilsin sen. Çok konuşuyorsun, ağzınla kuyruğun arasında bir kedi yavrusu gibi tırmalıyorsun gölgemi. Kelimelerin diline yıldız bağlayıp anlaşılmaz laflar ediyorsun, gün gibi açık ve sıradansın, bilge görünmek istedikçe dökülüyor boyan. Öfkelisin dostum, kendine, yaşama, insanlara karşı hınç dolusun. Gülüyor gibi yapıyorsun, seviyor gibisin, ağlıyor gibi&#8230; Yaşıyor gibi yapıyorsun. Sonra bilimden ve sanattan dem vuruyorsun utanmadan. Hiç utanmıyorsun dostum. Senden olmayan, özgür bir bilinç karşısında sofizmin karanlık kelimeleriyle boğmak istiyorsun onu. Halbuki o sana yardım etmek istiyordu, özgürlüğünü istiyordu senin. Nevrozların karşısında o denli çaresizsin ki, kendin dahil herkesi düşman olarak görüyorsun. Her seferinde sonsuz karanlığına gömülüp kendini haklı çıkarabilecek materyaller arıyorsun bak.. Tarihten, bilimden, felsefeden, sanattan bu anlamda yararlanıyorsun; anlamak, üretmek, var olmak gibi kaygıların olmadı hiç. Kendini kendinden çıkararak hangi egoya çıraklık(uşaklık) ediyorsun şimdi?</p>
<p>On binlerce yıldır sen ve ataların beni yok etmek için uğraşıyor, sen onlardan daha büyük ya da üstün olduğunu mu sanıyorsun? Ezberindeki seni iyi tanıyorum. Seni anlatıyorum asırlardır sana. Ama hiçbir zaman kendinle yüzleşmedin sen. Sofist, stoist, aristik cüce. Seninle kavga edecek değilim, çünkü değmezsin. Sadece yardım etmek istedim, anlamadın gene ve yaktın ruhunun akıl kuşlarını. Çıplak kelimelerle konuştum seninle, anla istedim. Seni kendi sözcüklerinle yok edebilirdim, boynundan yüreğine bir mızrak gibi girer ve çıkmazdım istesem, yapmadım. Çünkü hala ve her şeye rağmen insansın. Acıyorum sana. Duy ve düşün ki, ben aptal bir çocuk/erkek ruhuyum, güzelliğimi sana buladım. Kötülüğüm iyidir ve merhametim vahşetim gibi insanidir. Neden korkuyorsun benden? Sen insanoğlunun en kötü bilinç halisin, en aymaz, en kısır, en cahil çocuğusun yeryüzünün. Aşksız bir akılsın sen, akılsız bir aşk. Erdemli yalanlar söylüyorsun asırlardır. Zehirli düşler içinde zehir soluyorsun, yeter. Kendiyle “ben” i arasında sıkışmış bir zavallısın dostum, yapıcıların gibi kölesin sende. Paçandan damlayan kandır, iyi bak.. (Ruhun kanıyor.)</p>
<p>Cinselliğin yok senin, gerçek bir seviden meyve vermedin hiç. Sistemin yapay cinlerini bilgin belleme. Onlardan aldıklarını satıyorsun hala. Kendine ait bir fikrin olmadı hiç. Sana aptal, itaatkar bir köle olma demiştim, kendine karşı bile eğilme. Ne sandın beni, sana kendimi değil, seni gösterdim. Tırnağımı bile görmedin henüz, üzülme görmeyeceksin. Büyük bir açlıkla tüketiyorsun her şeyi. Nefes almadan sevişmeliydin oysa yeni özneler için. Kuralları sen koymadın, sen onun koruyucu meleğisin, bekçisi, kapıkulu… Derviş yüzlü palyaço&#8230; Özgürlüğü ağzına alma sakın, aşk, sevgi, dostluk gibi sözcükler yakışmıyor ağzına. Bilimsel bir peri olduğunu mu sanıyorsun, sanatçı bir akıl mısın yoksa? Kendini esir ettiğin yetmiyormuş gibi, tüm cinnetleri kucaklayan sen değil misin? Ben hiçbir ideolojinin çocuğu değilken bile, beni senden olmamakla suçladın, yargıladın ve infaz ettin. Astığın kendi saf bilincindir dostum. Kendi kalıpların içinde sevmek mi istedin beni, bu histerik bir geviş getirmedir. Beni yok edeceksin demek. Efendilerinin kuyruğunu öperek konuşuyorsun benimle. Yüksek sesle hakarete başladın şimdi. Senden korktuğumu düşünüyor olamazsın, sana her zamanki gibi gülüyorum işte.</p>
<p>Sana ateşi ve suyu veriyorum, zamanın bakir sevisini. Bana ne de kendine karışmadan dinle evrenin şiirini. Ben yanılgılar cennetiyim belki ama sen yanılgılar cehennemi olma. Gurur, yüzünü rehin almış bak, gövdesiz sevişme ruhunla. Burası yeryüzü. Yüzün gibi yersiz… Etini öpen rüzgara eğil, azim değilsin sen. Şefkat ormanlarını budamış oduncu… Kirpiklerin kanıyor, dudakların kızıl ve gür masallara gebe. Uyanmak için uyumalısın önce. Eğri olmadan doğru olma dostum. Ateş suda, su ateşte, güzellik çirkinlikte saklı.</p>
<p>Sana itaat etmeyi öğreten efendilerin, diğer yandan seni sana köle yaptılar. Şimdi sendeki ego tanrılarını daha net görüyorum. Binlerce yıldır senin içindeki “ben”i çıkarmak için büyük bir kavga veriyorum, dinle beni, güçsüzsün, zayıf bir şempanze, pinokyo’sun sen. Burnun ne kadar uzayacak daha, ne kadar kendini kutsayacaksın böyle. Tarihin, felsefenin içoğlanlarını kendine mısra yapıp daha ne kadar zırvalayacaksın? Sözcüklerine ağaçlar budayıp, gökler inşa ediyorsun, yapma. Her gün biraz daha düşüyorsun yükseldikçe. Yeryüzüne in, ayakların kadar yürü. O kanatlar sana göre değil ve sözcüklerin senin olmaktan çıkmış epeydir. Ağzında karınca sürüsü gibi öğrenilmiş cinler&#8230; Yapaysın dostum, fabrika köpeği gibi, plastik bir çiçek gibi yapay. Gökyüzü aynalarına bakıp bakıp sırıtan ruhuna, melekler işiyor şimdi. Yüzünü görsen bende korkarsın, beni görsen aşık olursun kendine.</p>
<p>Düşün ki, sen ve ben aynı çığın sırtında iki toz zerresiydik, ses olduk, gül olduk, kan ve merhamet biçtik aynı hızda. Sonra ne oldu? Sen toz zerresinden putlar yarattın kendine, en büyük put sendin. Dedim ki, bir tekme at ona, yürü, İsa’dan, Muhammed’den, büyük adamlardan aşırma kendini, ne de onları karıştırma kendine. Sustuğun kadar korkuyorsun, konuştuğun ölçüde cahil. Büyük sözler yakışmıyor ağzına. Doğruların var senin, eğri, eciş bücüş. Gerçek hakkında hiçbir şey bilmiyorsun, kaldır kafanı göklere bak, içindeki sonsuz güneşleri keşfet. Ama korkuyorsun işte, ölmekten değil, yaşamaktan korkuyorsun sen. Ne kendin olabilecek kadar aptal olmaya cesaretin var ne de kendinden başka benler çıkarabilecek bir dehaya sahipsin. Hayır dostum sen, zavallı bir akbabasın bir yanıyla. Diğer yandan papağan ruhusun o küçük kafanın.</p>
<p>Sen bir mucizeydin bir zamanlar. Yaşam gibi eşsiz ve tek. Ve ölümsüz yaşamaklar verildi sana. Duy ve düşün ki, şimdi karşımda çırılçıplak ve çaresizsin. Kısırsın dostum. Hastalık tüm ruhunu ve zihnini ele geçirmiş bugün. Korkuyorsun. Gel benim arkadaşım ol desem, kırk kere korkacak ve kırk birincide kendini bana asacaksın. Korkma&#8230; Ben şeytan değilim. İçindeki şeytanları gösteriyorum sana. Bunun için bendeki şeytanı görmene izin verdim. Bu yüzden mi kaçıyorsun benden ? Kötülüğümü saklamıyorum bak, çirkinliğimi görmene izin verdim. Sen bunun ne demek olduğunu anlayamazsın. Ama gene de düşün isterim, kafanın içinden çıkıp bir saniye düşün, kimim ben, sen kimsin? Aynı güneşin çocuklarıyız, aynı sözcüklerin değil.</p>
<p>Sen bundan sonra da konuşacak, zincirlerini okşayıp okşayıp gürleyeceksin yüzüme. Yapabileceğin tek şey bu, içindeki şeytanları doyurmalısın. İşini kolaylaştırmak için benden nefret etme hakkını veriyorum sana. Beni öldürme hakkını değil. Ama artık seninle ilişkimiz bitmiştir. Çünkü asla şifa bulmayacak bir hastalıksın sen, tek gerçek dostunu/sevgilini böyle kaybettin işte.</p>
<p>Tırnaklarının içindeki sensin. Oku&#8230; Şaşkın bir ünlem gibi üşümeyi kes. Yakana takılmış teneke madalyalardır soru<br />
işaretlerin. Kalbinin kılları uzamış, aldırmıyorsun, ruhunun kılı dönmüş.</p>
<p>Sen bir yanıyla kuklasın, diğer yandan kuklacı. Çobansın dostum, koyun olduğun kadar. Gül damlaları ölü hücrelerinin. Yarın öleceksin, demediler mi sana? Yarattığın bu cehennem içinde can vereceksin. Sen öteleri gördüğünü söylüyorsun, beş duyuya esir olmuş kesirli bir cin lastiğisin oysa.</p>
<p>Sınırları içinde sınırsız bir ışık fırtınasıdır insan, demiştim sana. Ölümsüzlüğüne aşk soyunmuyorsa, ölüm sana giydirilecek, uyan. Sokaklar senin, ırmaklar, denizler, dağlar ve tüm dünya kalabalığı. Duy ve düşün ki, ben benden aldığım bir hızla yaktım tüm benleri. Çoğaldım sınırsız benler içinde. Ruhumun sözcüklerinden ışıklı hileler üflemedim sana. Çirkinliğimde güzeldim, hatalarımda gerçek&#8230; Tanrı giyinmedim ne de peygamber çiçeği ruhuma. Sana senden mısralar verdim, oku. Benden sırlar verdim sana. Ateşin, suyun ve tüm nesnelerin ilk haliyim ben, korkma.</p>
<p>Kambur bir bataklık gibi emiyorsun her şeyi. Dudakların ıssız bir şiir gibi küskün kendine. Şekerli dağların var madem, dilinin içinde ısırgan ateş çiçekleri, öğret kendine o zavallı kuklanın marifetlerini. Sen tüm yaşama soyunmuş bir ağaçsın, dallarını incitme. Ne olduğun gibisin, ne bildiğin şey&#8230; Sözlerden arın. Kendinden ve nesnelerden ve gecenin karanlık peygamberinden.</p>
<p>Zincirlerini okşayıp her seferinde, tanrı tozuyla yıkama ruhunun güneşini. &#8220;Anladığın kadar güzel, sevdiğin kadar büyüksün…&#8221; Git&#8230; Yaşamını öl. Ya da doğur yaşamı. Karar senin.</p>
<p>Aşkla, özgürlükle, sevgiyle&#8230;<br />
<!--IBF.ATTACHMENT_622987--></div>
<div>(<a href="http://www.tabut.net">www.tabut.net</a>)</div>
<p><!-- THE POST --></p>
Posted in (d)alıntı, Ego Tanrıları ve Bilinç Kurmacası Üstüne  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/feelozof.wordpress.com/1807/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/feelozof.wordpress.com/1807/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/feelozof.wordpress.com/1807/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/feelozof.wordpress.com/1807/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/feelozof.wordpress.com/1807/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/feelozof.wordpress.com/1807/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/feelozof.wordpress.com/1807/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/feelozof.wordpress.com/1807/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/feelozof.wordpress.com/1807/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/feelozof.wordpress.com/1807/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=feelozof.wordpress.com&blog=4680563&post=1807&subd=feelozof&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://feelozof.wordpress.com/2009/10/16/ego-tanrilari-ve-bilinc-kurmacasi-ustune/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/7e72afc2f1caff36396b81bb727254f9?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">feelozof</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Yol&#8230;</title>
		<link>http://feelozof.wordpress.com/2009/10/15/yol/</link>
		<comments>http://feelozof.wordpress.com/2009/10/15/yol/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 2009 03:47:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>feelozof</dc:creator>
				<category><![CDATA[(d)alıntı]]></category>
		<category><![CDATA[Yol - Oruç Aruoba]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://feelozof.wordpress.com/?p=1804</guid>
		<description><![CDATA[
Bir yol, bir yerden çıkarak, bir yöne gidebilmekse; bir yer, bir yöne doğru oluşabilecek bir yolun başıysa &#8211; ve  sonunda  varılacak  yer, o yolun sonuysa &#8211; ; bir yön de, bir yer ile kat-edilen bir yol arasındaki bir devinmeyse; yerinden kalkarak bir yöne doğru bir yola çıkıp giden &#8211; yerinden çıkarak bir yöne doğru yol [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=feelozof.wordpress.com&blog=4680563&post=1804&subd=feelozof&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><ul>
<li><strong>Bir yol, bir yerden çıkarak, bir yöne gidebilmekse; bir yer, bir yöne doğru oluşabilecek bir yolun başıysa &#8211; ve  sonunda  varılacak  yer, o yolun sonuysa &#8211; ; bir yön de, bir yer ile kat-edilen bir yol arasındaki bir devinmeyse; yerinden kalkarak bir yöne doğru bir yola çıkıp giden &#8211; yerinden çıkarak bir yöne doğru yol alan &#8211; kişi, yürüyordur&#8230; &#8220;</strong></li>
</ul>
<p> </p>
<ul>
<li><strong><br />
    Yola çıkan kişi, hep yalnızdır gerçi, ama -yanında, onunla birlikte yürüyenler bir yana bırakılsa bile-, hep bir önceki yerinde bıraktıkları, ve, bir sonraki yerinde bulacakları, yanındadır, onunla birliktedir -&#8217;yalnız&#8217; değildir yani, tam anlamıyla..yola çıkan kişinin, hep, ayağına takılır yerleşikler her ne  kadar &#8216;yardım&#8217; etmek, &#8216;yol göstermek&#8217; gibi bir &#8216;iyi niyet&#8217;leri olsa da; yerleşikler nereden bilsinler ki yolu?!kişi yola çıktı mı,yanında başka kişiler -başka yolcular &#8211; bulabilir; oysa yerleşti mi, bulacakları, olsa olsa, &#8216;komşular&#8217; dır.</strong></li>
</ul>
<p> </p>
<ul>
<li><strong>    Kendine yeni bir yol arayan kişi, önce, kendinden önce yürünmüş yollara bir bakar &#8211; kendi yürümek isteyebileceği yola benzer bir yol bulmak için; çoğunlukla da bulur &#8211; ama, acaba, o bulduğu yol(lar), tam da bulduğu yol(lar) olarak,  kendi aradığı yola aykırı değil mi? – yeni bir yol aramıyor muydu, arayan kişi &#8211; ne işi var öyleyse, eski (yürünmüş) yollarda?</strong></li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p>
<ul>
<li><strong>    Belirli bir yol arayan kişi için en büyük tehlike : o yolu bir yerde durarak, &#8216;bakarak &#8216; arayabileceğini  (hatta, bulabileceğini) sanmasıdır  çünkü, yollar bulunmaz: yürünür;  yerlerde ise,  olsa olsa,  durulur onlar, bulunur;  artık, yürünmez &#8230;</strong></li>
</ul>
<p> </p>
<ul>
<li><strong>    Yola çıkacak kişinin aşması gereken ilk ve en önemli engel, kendi yerleşikliğidir; kendi yeri &#8211; kendisidir&#8230;</strong></li>
</ul>
<p> </p>
<ul>
<li><strong>    Yeni bir yola çıkan kişi, yolun nasıl bir olanak olduğunu anlar &#8212; ama, ancak yola çıktıktan sonra&#8230; yola  çıkan  kişi, yolun  getirdiklerini  sonuna dek kabullenmek zorundadır. bir yeri toptan terkedip yeni bir yola çıkan kişi,</strong></li>
</ul>
<p> </p>
<ul>
<li><strong>    Terkettiği  yerdeki  herşeyi&#8211;herkesi—mutlak  bir biçimde  terketmemiş; çıktığı yolda rastlayacağı  herşeyi&#8211;herkesi&#8211;de, mutlak bir biçimde kabullenmiş olmalıdır.</strong></li>
</ul>
<p> </p>
<ul>
<li><strong>    Sağlam yürümenin  ilk koşuludur bu.  yolunu  kendin  yürüyebilmek için, yönünü  kendin koymak zorundasın. yönsüz yol yoktur&#8211;yol, ancak, bir yön ve bir yürümeden oluşur; yeni bir yol, yeni bir yön demektir.  yürünmemiş yol, yol değildir.</strong></li>
</ul>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>           BİR YOL MU ARIYORSUN, BİR YER Mİ?</strong></p>
<ul>
<li><strong>&#8230;  </strong></li>
<li><strong>.</strong></li>
</ul>
Posted in (d)alıntı, Yol - Oruç Aruoba  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/feelozof.wordpress.com/1804/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/feelozof.wordpress.com/1804/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/feelozof.wordpress.com/1804/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/feelozof.wordpress.com/1804/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/feelozof.wordpress.com/1804/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/feelozof.wordpress.com/1804/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/feelozof.wordpress.com/1804/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/feelozof.wordpress.com/1804/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/feelozof.wordpress.com/1804/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/feelozof.wordpress.com/1804/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=feelozof.wordpress.com&blog=4680563&post=1804&subd=feelozof&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://feelozof.wordpress.com/2009/10/15/yol/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/7e72afc2f1caff36396b81bb727254f9?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">feelozof</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Leyla&#8230;</title>
		<link>http://feelozof.wordpress.com/2009/10/15/leyla/</link>
		<comments>http://feelozof.wordpress.com/2009/10/15/leyla/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 2009 03:33:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>feelozof</dc:creator>
				<category><![CDATA[(d)alıntı]]></category>
		<category><![CDATA[Leyla - Ezginin Günlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://feelozof.wordpress.com/?p=1801</guid>
		<description><![CDATA[bir sabah çıksam kaybolsam
dönmesem kalsam anılarda
belki bir sevda türküsünde vurulurdum
gel künyemi al dağlardan
aşk nedir söyle kayboldum?
belki bir düşte unutulmak?
her sabah bi dev masalında uyanınca
hep çocuk kalmak, kurtulmak
kar yağıyor bu gece
öyle beyaz ki şehir
anlamak bir ömür sürer
hayat niye kirlenir?
karlı bi gece sen buldun
kaldırımlarda kalbimi
al götür rüzgarlara savur hadi durma
ver benim eski yarimi
ben kimim söyle kayboldum?
dönmedim kaldım [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=feelozof.wordpress.com&blog=4680563&post=1801&subd=feelozof&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>bir sabah çıksam kaybolsam<br />
dönmesem kalsam anılarda<br />
belki bir sevda türküsünde vurulurdum<br />
gel künyemi al dağlardan</p>
<p>aşk nedir söyle kayboldum?<br />
belki bir düşte unutulmak?<br />
her sabah bi dev masalında uyanınca<br />
hep çocuk kalmak, kurtulmak</p>
<p>kar yağıyor bu gece<br />
öyle beyaz ki şehir<br />
anlamak bir ömür sürer<br />
hayat niye kirlenir?</p>
<p>karlı bi gece sen buldun<br />
kaldırımlarda kalbimi<br />
al götür rüzgarlara savur hadi durma<br />
ver benim eski yarimi</p>
<p>ben kimim söyle kayboldum?<br />
dönmedim kaldım anılarda<br />
her sabah bir çöl masalında uyanırdım<br />
belki de yanlış bir leyla</p>
Posted in (d)alıntı, Leyla - Ezginin Günlüğü  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/feelozof.wordpress.com/1801/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/feelozof.wordpress.com/1801/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/feelozof.wordpress.com/1801/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/feelozof.wordpress.com/1801/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/feelozof.wordpress.com/1801/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/feelozof.wordpress.com/1801/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/feelozof.wordpress.com/1801/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/feelozof.wordpress.com/1801/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/feelozof.wordpress.com/1801/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/feelozof.wordpress.com/1801/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=feelozof.wordpress.com&blog=4680563&post=1801&subd=feelozof&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://feelozof.wordpress.com/2009/10/15/leyla/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/7e72afc2f1caff36396b81bb727254f9?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">feelozof</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>