yağmur ayrımsızca düşüyorsa
kile, kuma, kayaya,
güneş ısıtıyor, ışıyorsa
yansızca ve yönsüzce,
ve rüzgar umursamıyorsa
rengini, dokusunu
savurduğu saçların,
ve çiçek kokusunu,
ve çocuk coşkusunu
sakınmıyorsa o-bu-şu diye
ve tek liyakat yürekteki sevgiyse,
hangi ölçü tarta, biçe
kim ola da yargılaya
ve ne hakla sınıflaya
bu ‘ben’ denen evreni…?