tanrı herkesi çamurdan yarattı, beni çakıl taşından…
su üzerinde sektirdi beni…
7 defa öldüm.
2+2=4 tür, 2-2=0 dır, bunu ezberlemedim, anladım, yani IQ’üm 3000dir (bunu söylemek egomu tatmin ediyor)
ankara hukuğu bitirdim (bunu söylemek de egomu tatmin ediyor)
bi takım iz(m) lerin gizli öznesiyim, anarşizm, sosyalizm, artizm, pastizm, nowizm, futurizm, (gizlenmekten sıkıldım artık-artık anti-maddeciyim), kiniğim biraz, biraz da konik, bir sabah uyandığımda her şeyi mavi olarak görmeye başladım (yalan söylemeye bayılıyorum), ikiyüzlüyüm, yani yanlış anlaşılmasın, ensemde de gözlerim var.
aklımı defalarca yitirdim—
tanrıya da şeytana da meleklere de inanmam, ama hepsini gözlerimle gördüm, gözümün gördüğüne bile inanmam ben- radikal inançsızım.
kokainin verdiği cesaret, morfinin verdiği huzur, ecstacy nin verdiği sevgi, esrarın verdiği neşe bana insanın kimyasal bir canlı olduğunu düşündürüyor (ama- Yazgı- ah o ne kurnaz bir torbacıdır bilemezsiniz, hazları satarken kazığı basar da acıları hediyeymiş gibi beleşe kakalar-beleştir deyin, sirkedir deyin, bal eyleyin)
herkesin gözünün üstünde kaşı var, benim kaşımın altında gözüm, tersaçıları-dikaçıları severim!
bir kral değil bir soytarı olmak isterdim, bir ülkeyi değil, bir kralı yönetmek!
düş profesyoneliyim- satürne bile gittim.
evet evet bir amacım var= öyle bir müzik yapmalıyım ki Tanrı bile göt sallamalı!
renklerden çingene mavisini, çingene yeşilini ve çingene morunu seviyorum,,,
balıklardan çingene palamudunu,,,
bir çingeneyi seviyorum aslında ve onun sevdiği her şeyi (ben onun ateş gözlü çavan’ıyım-çavan=çocuk)
bir kere bir hap kullandım, iki dakikaya yakın orgazm oldum-neden nasıl böyle oldu bilmiyorum—müthişti!
ücretli işe politik olarak karşıyım, kafamın çalışmasına politik olarak karşıyım!
beni bir “yalan” ısırdı; üç yıldır zehiri çıkmadı kanımdan! (tarifsiz acılar çektim; hepsini de tarif ettim)
Tanrı mı şarabı yarattı, şarap mı Tanrı’yı- yumurtlayan Tanrı’ları severim ben!
tekyönlü bir insanım- başımı nereye çevirsem Kuzey!
şimdi size bir sır vereyim, elimde bir hap var; hem de bol miktarda; onu içen ölümsüz oluyor; isteyen olursa verebilirim. İster misiniz? İYİ DÜŞÜNÜN! İYİ DÜŞÜNÜN!
(Tanrının bir parçası olduğumu anladığım gün, kendime işkence etmeye başladım.)
TANRININ CANINI ACITMAK HOŞUMA GİDİYOR !
ölümsüzlüğü tatmak adına ölmek mi bu?
Bir süredir arada-sırada uğruyorum, güzel bir blog tebrikler, teşekkürler.
Bana ölümlü olduğumun bilincini yitirtecek bi hapınız var mı ?
Varsa, rica edebilir miyim ?
olmaz mı, ben o hapı birinin dilinin üzerine koydum, ara bul onu—
ipucu için teşekkürler;yapamam;vazgeçtim.
deli gömleğim var; her renk…
ama beyaz hepsi…
en ufak lekeyi göstersin diye
kollarımda değil, kafamda geçirili.
Seni tanıyor gibiyim;
Bizim köylü gibisin,suyundan içmiş,toprağına basmış gibisin.
Aynı çeşmenin taşına kıç koymuş,aynı gölgesi olmayan kavağın altında kafayı dumanlamış gibi…
Portakal sandıklarından yapılan kürsüden,muhtara veryansın edip,kamışına su yürümüş ama ellemesine yasak konulmuş veledlere kerhanenin yolunu göstermiş…
tanrının yolladığı azabı,kendi gazabınla sorgulamış gibisin…
Yaptığın müziğe,göt sallayan tanrıya,çingene palamudu eşliğinde kadehini kaldırırken,iki yüzlülüğünün hazzı ile diğer tanrılara verdiğin gözdağı bir korku salar gibi…
Düş değil,aristo,heraklit,socrat ve eflatunla satürnde oturup sohbet etmek…satürnden,burada kalanlara bakar gibisin…
Sen,
Sen yoksa Ben’misin…
Şimdi düşünsün esas aklını yitirmişler….
Sanatsal dışavurumları her zaman takdir etmiş, beğeniyle izlemiş, koklamak istemişimdir. Abartı betimlemeler denizinin korsanı.
sn. feelozof,
Tanrıyı terletiyorsunuz anlaşılan:)
tanrı günahkar kullarını affeder(miş) ama
“yaramaz” kullarını asla…..
tanrı, kader ve kaza arasındaki ilişkiyi bir mantık kalıbına oturtamayanları “filozofluk”la cezalandırmış biliyorsun.
belli ki orada mantığın boş bıraktığı yeri sizde “feel” ile doldurmuş olmalı.
aynı gibi görünse de, “feelozof” ile “fiilozof” arasındaki zıtlık anlaşılmaya değer mi sizce?
“Kim söyleyebilir belki nice zamanlardır ölmediğimizi?” demişti,
I. Bachmann
zeynep msn ye ekler misin,,,
kerdenoff@hotmail.com
bence değer sn.zihni. “hareket”, “hissiyat” a 10 basar!
seni tanıdığımı sanırdım aslında hiç tanımamamışım
ama tanıştık biz seninle
ama tanışmanın neresinde kaldığımızı yada neresinde sonlandırdığımızı bilemiyorum..
ama bildiğim bi şey var ,,
Önce sıfatlar tanışır
Sonra Şahsiyetler
Sonra Nefsler
Sonra Yürekler
Ve sonra RUH lar, ve diğer tüm tanışmaların amacı Ruhların tanışmasına zemin hazırlamak içindir.
,,,
Bana yönLendiriLmiş bir soru vardı_ Ne düşünüyorsun (?)
bana doğrulttuğun namLuyu suratına yöneltmeme izin verir misn ?
_ve acaba sen;
yüzün caddeye bakan pencerenin camına yaslıyken ,
Sen, bir sabah küçük evinin camından sokaklara düşen yağmura bakarken,
çok… çok merak ediyorum…
… “Ne düşünüyorsun?”
ben mi ?
ah ben..
Ben uzun zamandır düşündüm gaLiba .
yanıt mı ?
Yalnızlık: Maddenin -kişinin- en yalın hali, en güzeli.
Eş: aynı olan, aynısından yaratılan.
bak kayıp sözcük,,,
adem ne zaman elmayı yedi biliyor musun,,,
elmaya elma dediği an,,,
eğer sonsuz bir tanrı olsaydı merak ettiği tek bir şey olurdu:
SON!
Tanrı öldü deyip reddeden kişi olarak çoğunluğmuz Niçeyi bilir ama aslında bu kişi Salomedir, Niçe ondan aLmıştır bu görüşü.
Bence işin şaşırtıcı yanı, Salomenin Tanrısını öldürme gerekçesiydi.
Salome Dişiliğinde bulduğu muhteşem Güzelliğin ve Değerin karşılığını bulamayıp “ziyan” olmuşluk duygusuyla perişanlık yaşarken şöyle demiş “Bana bu muhteşem Güzelliği verip, Onu Hak edecek bir Erkek yaratmayan Tanrı zalimdir”…
Meraklısı: http://poars1982.files.wordpress.com/2008/06/402px-nietzsche_paul-ree_lou-von-salome188.jpg
Adresine gidip Fotoğrafı dikkatlice inceleyiversin:Salomenin elindeki kamçı, bıyıklı adam Niçe diğeri Ree…Daha meraklısı Salomeyi ve onun hayatına girmiş olan Niçe, Froyd, Ree, Rilke ve dolaylı olarak Marksın maceralarını öğrensin…
Ya işte her kadın potansiyel Havvadır ve Havvaya ancak Adem ANLAMINI verebilir, ki zaten anlamdan sonra DEĞER bulma gelir
Havva yoksa Cennet Ademe manasız…
Havva’ydı Cenneti Ademe anlamlı ve değerli kılan…
Ki zaten Ademde Havvasıyla bir olup ,
Elmaya elma dedi diye, elmayı yedi diye kovulmadı mı cennetten. (!)
düşen bir uçakta Tanrı’ya dua etmeyen kaç kişi vardır diye sorar bir söz…çünkü inanmak ister insan , bazen bir suçlu aramak ister , bazen dayancak birşey…..
kayıp sözcük , belkide salome kızgınlığından değil artık tapacak başka bir “muhteşemliği” bulduğundan reddetmiştir tanrıyı.
Sevgili Feelezof,
Madem “felsefe” soru sorma sanat aslında, o halde kendinle ilgili bu soruların yanıtlarını da senden alalım istersen
Ancak sorılara geçmeden itiraf etmeliyim ki hoş bir tarzın var(biraz anarşist, biraz devrimci, cesur, korkusuz, yürekli ve yaşamı tiye alan)
1.Çakıl taşından yaratılmış olmak; seni, çamurdan yaratılmış dediğin diğer kişilere göre, hangi açılardan farklı kılıyor? Çakıl taşından yaratılmış olmak neden hoşuna gidiyor? Seni daha mı dayanıklı kılıyor başkalarından?
2. neden hep sen ve diğerleri var?
a. sen, kendini herkesden, her anlamda farklı görüyorsun
b.anlaşılamadığını düşünüyorsun
c.güçlü olmak sana yetiyor, uyumlu olmak gibi bir derdin yok.
d.aşırı isyankar olmak, aslında kandini savunmanın en iyi yolu
3.İçindeki bunca acı ve öfke aslında kime karşı?
4.kendini bulmak bu denli zor mu?
5.zeki, eğitimli ve çok daha önemlisi farkındalığı yüksek kişiler aslında ne aradıklarını biliyorlar mı?ya da ne aradıklarını bilen kişilerin mutlu olması daha kolay değil mi ?
cevap vermeye çalışayım,,,
(burası hakkımda olduğu için ‘BEN’i büyük harflerle yazmak da bir mahsur görmedim)
1- Çamura yoğrularak şekil verilir, çakıl taşına ise yontularak, sanırım biri yumuşak bir ifadeye, diğeri ise sivri bir ifadeye daha uygun, o sivriliklerin bana da battığını düşünecek olursak, durumumdan hoşnut olduğumu söyleyemem, ama daha sahiciyim böyle,,,
2- Aslında burada mevzu bahis olan ben ve diğerleri değil, hepimizin ben ve diğerlerine dönüşmesi, BEN sadece açık sözlü davrandım, şıkları sıraladığına göre, BEN den haberdarsın.
3- Kazanmak için yola çıkmadığım halde kaybetmeyi hazmedemedim, bunu bilseydim ya kazanmak için yola çıkardım, ya da ilk patikadan sapardım.
4- Kendini kaybetmek, kendini bulmaktan daha zor.
5- Farkındalık kelimesi bence popüler ama yanlış bir kelime, böceklerin de farkındalığı vardır, gözü olan her şeyin, idrak daha doğru bir kelime bir şeyleri idrak etme yolundayım, ama idrak edebilmiş değilim, mutluluğa endekslenmiş tek doğru hayat tarzı olduğunu düşünmüyorum, benim kendi bireysel hikayemin dışında, gözlemlediğim şey, mutluluğun bu kadar dile düşmesinin sebebi, mutluluk arayışı değil de, mutsuz olmamız,,,
BENimle ilgilendiğin için teşekkür ederim,,,
BENden gelsin:
İstisnalar kaideyi bozar!
merhaba
merhaba
Sen Godot musun kardeş?
godot dayım olur, ama bilirsin işte: kız halaya oğlan dayıya…
feelozof’a:
gönül ehlinin ilimleri kendilerini taşır, beden ehlinin ilimleri ise kendine yüktür. ilim gönle vurursa yardımcı olur ilim bedene vurursa yük olur. kitapları taşır buyurdu Allah. ondan olmayan ilim yüktür.ondan vasıtasız olmayan ilim süsleyici kadının boyası gibi sürekli durmaz, fakat bu yükü iyi taşırsan yükün alınır ve sana hoşluk bağışlanır. dikkat et arzun için o ilim yükünü taşıma böylece içindeki ilim ambarını görürsün, ayna parlaklığı, gönüldür; sınırsız görüntü alır…mana odur ki seni senden alır; suretten müstağni kalır. Mevlana Celaleddin Rumi- mesnevi-
Sarhoş, cinayeti yapar da sonra “özrüm vardı, kendimde değildim” der. Kendinde olmayış, kendiliğinden gelmedi sana, onu sen çağırdın.
4. harput kralı kendini ifade etme sarhoşluğuyla naralar atıyordu: ben tanrıyı bile çağırdım. vay be, tanrıyı bile ancak krallar çağırabiliyor,,,
tercih vardır (sana bağlı etmenler), kader vardır (sana bağlı olmayan etmenler) ve bunlar reaksiyona girer, bir kibrit ateşi de çakabilir, atom bombası da patlayabilir, (tanrım, abartmayı nasıl seviyorum, seni bile abartarak buldum)—
ruhumu çağırdılar, gitti, o kendi tercihiydi : )
ölümsüz olmak mı dedin? ölümsüz olmak kadar ürkünç hiç bir şey yok…
. . .
hikmetini ve iç yüzünü öğrenmek istediğim şey ben’di, kurtulmak altetmek istediğim şey ben’di.
ama altedemedim sadece yanılttım, sadece kaçtım ondan, sadece saklanıp gizledim,
doğrusu dünyada benim kadar, bu yaşıyor olduğum, başkaları gibi ve başkalarından ayrı biri olduğum bilmecesi kadar KAFAMI HİÇ BİR ŞEY KURCALAMADI ve dünyada KENDİM KADAR AZ BİLDİĞİM HİÇ BİR ŞEY YOK
. . .
orhan pamuktan mıydı yoksa cibrandan mı hatırlamıyorum..(d)alıntı değilde biraz (ç)alıntı oldu sanki ama??!
..feelozof..
feel: his-dürtü
oz:büyücünün adı
of:sıkıntı nidası
feelozof:konsantre insan.kanka.özel durum.inşaat malzemesi.bro.
Sana söyleyecek ne sözüm kaldı ne de bu yazdıklarınla bir özüm kaldı, senin kimliğinden değil kendi kimliğimden şüphe eder oldum….
fani görüntü ebedi hüzne eklendiği yerden feelozof’a selam eder:)
ağır söze birkaç hafif söz;
sözcük cük cük (bu en tuhaf öten kuş, bazen insanın en tuhaf dostu, bazen de hiçbir sözcüğün sesi bir dostun sesinin yerini tutmuyor,,,
merhaba pınar))
nesu kardeşim olur, gece ve gündüz gibiyiz, ben soyut düşünürken o somut düşünür, o rasyonelken ben irrasyonelim, o gerçekçidir, ben hayalciyim, ama bir uçan balon misali, ipimi tuttuğu ve bırakmadığı için kendisine sonsuz (hayır abarttım, sonlu ama uzun soluklu bir sonlu) teşekkürler—
bu teşekkürü kucağına alırsa ağırlığı kırk yıl, sırtına vurursa ağırlığı yetmiş yıl—
ben rasyonel falan değilim sadece öyle gözükmeye MECBURUM…..
Ben de sana tşk ederim ama ne için henüz bilmiyorumm….
Yılanın zehiri korkutmaz beni, yalan ısırmış senide!
Daha fazla karışmasın ZEHİR kana ve eğer yoksa çürük dişin ağzında em kendini, al zehri içinden ve at…
3 yıl atmışsın ama yetmemiş belli!..
Iste bu….Iste bu kirmizilar arasinda aradigim sari,sarilarin arasinda aradigim yesilll…Iste bu süper insan Oruc Aruoba
yeni baştan hatırlayabilmen icin herşeyi sil baştan unutman gerekiyor senin..!!!
insancık ?!
birileri bi yerden bu yaptıklarınıza gülüyor kahkahalarla …insan kendini saran bu çember içinde dönüp durur ve beyninde cevaplanmamış sorular…neyi sorguluyoruz nasıl ve sorguladiktan sonra cvp alabiliyormuyuz koskoca bir hiç; peki neden cvbı yok hayata dair soruların neden onca filozof bu hayatı çözememiş ve bir çogu psikolojik sebepler sonunda intihar etmiş…
fazla bilgi insanı dinden uzaklaştırır derler acaba ne kadar dogru…
gülünç olan bu dünya için koşum takman..f.kafka
merhaba arkadaş..bu özel blogta paylaştıgın birikim, bunun için ayırdıgın zaman, yadsınmayacak kadar kutsal bir şey.verdigin mücadeleye duydugum saygıyla..sadece iyi yürekli insanlar yüreklerinde cehennem bileti taşırlar.(graham greene)
kimya ve fiziğin önemsizliğini anlayınca, hiç bişey yapmadan durmaya başlayacaksın. bu arada bazı haplar güzeldir en güzelide yaşam olanı, gözünü açınca hiç bişey hatırlamazsın o kadar güzelsindir, zamanla çocukluk evresinde hızlı bi kafaya erişirsin sonlara dogrudan düşmeye başlarsın. ölümden sonrası için hap yok, şu an gerçek olan kafanı yaşa derim. aynı yükseldiğin zmnlardaki gibi.
Tanrı, ne çocuğunu cami avlusuna terkeden anneye,ne de ilgisiz ve başıboş bırakan babaya benzer. Bu yüzden dine gerek duymayan bir Tanrı inancı, aşka gerek duymayan cinsellikle aynıdır, yavan ve eksik. Hatta anlamsız,yalnızca bir kaçamak. Oysa cinsellik, başlı başına aşkın bir ifadesidir. Tek başına ne ifade eder, türün devamını. Bu düzeyde yaşayan bir canlı ise, yüzlerce üyesi olan bir hayvan topluluğuna dahilce yaşamını sürdürür. Peki Tanrı’yı olduğu gibi yok saymak, inkar etmek. Bu daha vahim bir hatadır, çünkü aşkı inkar etmek, aşkın yok olduğunu kanıtlamaz. Aşkı yaşayan insanlar olmuştur,olacaktır. Diğeri ancak kişisel bir yokluk hali olabilir. Aşkı yok sayan ancak aşkın kardeşi olan nefrete sıkı sıkıya bağlanan kimselerin acınası halleri bilinen bir gerçektir. Ve, acının paylaştıkça azaldığını sanan bu kimselerin bilinçaltı, bu hastalıklı düşüncelerini topluma aktarmayı öğretlemiştir sahibini..Acaba kimi??
dogrulugun en boktan yanı bu degilmidir?görüleni ya da bilineni varsaymak.feelozof’ta der zaten’bütün genellemeler yanlıştır.’yine de herkes kendi dogruları ve tavırlarıyla kişilik olusumuna katkı saglar.
ne kadar bilirsek o kadar acırız
ve ne kadar saçmalarsak o kadar hissederiz..