Hak ettiği yerde olmayana.. borca verdiğin öğüdün hala ezberimde… en çok ihtiyaç duyduğum yerde.. 402 nolu otel odasının penceresinde yıldırım gibi düştü üstüme… nasıl milim milim geziniyorum arasında bi bilsen üstünden atlıyorum kelimelerinin Tahmin bile edemezsin Damarlarımda piçliğini çocuğun Kendimi ensemden tutup ayağa kaldırdım…! Ve yürütüyorum… Yaşadıklarımı kirleterek kendimi temize çıkarmaya çalışmıyorum. Yalnızca [...]
Eylül, 2008 için Arşiv
Oruç Aruoba…
Posted in (d)alıntı, Oruç Aruoba, etiketlendi ateş, ile, Oruç Aruoba, yakın on Eylül 21, 2008 | 2 Yorum »
Yüzler…
Posted in (d)alıntı, Yüzler - Sedef Erkman, etiketlendi yüzler on Eylül 16, 2008 | » yorum bırak;
“Ne tuhaf bir adam” dedi. “İnsan, yüzüne bakınca yakında öleceğini anlıyor”. Gabriel Garcia Marquez İnsan yüzleri kadar ilginç başka bir görüntü var mıdır yeryüzünde? Bu karmaşık dünyada hayalle gerçek arasında gidip gelip yaşarken gördüğümüz en soyut, belki de en değişken nesne insan yüzü değil midir? Dünya tarihini, bu bambaşka açıdan yazabilir ve muhtemelen oldukça değişik [...]
fena halde leman…
Posted in (d)alıntı, Fena Halde Leman - Attila İlhan, etiketlendi attila ilhan on Eylül 16, 2008 | 2 Yorum »
«- . . . dinle böceğim, uzun bir seyahate çıkacağım, hareketimden evvel bazı şeyleri söylemek arzusundayım. Yokluğum fazla uzayabilir, zaman zaman, dediklerimi dinleyerek saptarsın ki: hayatta kimse kimseyi anlayamaz, kimse kimsenin yerini tutamaz; aşk dediğimiz, ya vahim bir yanlış anlaşılmadır, ya kötü bir hayal kurma tarzı: iki kişinin ikisi de, öbürünün yerine hayal kurmaya kalkıştığından, [...]
Gitmek…
Posted in (d)alıntı, Gitmek - Ferhat Aktan, etiketlendi Gitmek on Eylül 16, 2008 | 1 Yorum »
İşte size sihirli bir sözcük; gitmek, ister uzatın, ister kısaltın. Nereye çekerseniz oraya gidebilir. Bir köpek kadar sadık, bir akrep kadar kalleş olabilir. Gurbetten gitmek, yurda dönmekmiş; varmak için gitmek gerekliymiş ve her gün yatağımızdan kalkıp kapıyı açınca bir yerlere gidermişiz. Öyle söylerler. Söylenenler doğru mudur? Eğer yaşamın kilidiyse hareket, o kilidin anahtarı da gitmek [...]
Purple Haze…
Posted in (d)alıntı, Purple Haze, etiketlendi Purple Haze, pus on Eylül 16, 2008 | » yorum bırak;
Purple Haze Şehre dönmeye ramak kaldı.. burası, gece uyunan uykular gibi, uykuda dolaşmak gibi, yok… dün gece hem çok iyi bilinen ve hiç bilinmeyen… iki ya da daha fazla… dost olan ve olmayanı ile kısık sesli, içkisiz, ananas ve limon kokulu konuşma(ma)lar evciliği, bakmalar pratiği boşluğa…votka yok, merlot yok… sigara hiiç yok… Hayat zıtlıklardan [...]
Uzaklar…
Posted in (d)alıntı, Uzaklar - M. Mungan, etiketlendi Uzak on Eylül 16, 2008 | 1 Yorum »
Biliyorum,dinlediğimiz uzaklar aynı değil. O geçmişi,ben geleceği dinliyorum. İçinde yaşadığımız zamanın, kulak kabarttığımız uzakları bile farklı. Bir tek kalplerimiz yakın onunla ve ben diğer birçok şeyi önemsizleştiren bu yakınlığı yıllar geçtikçe daha çok anlayacağım. Zaten hep öyle olmaz mı? Hayat demek, biraz da zamanında anlamadıklarımıza karşı duyduğumuz pişmanlıklar demek değil midir? M.Mungan
Yüreğimin Sesini Dinle…
Posted in (d)alıntı, Yüreğimin Sesini Dinle – Susana Tamaro, etiketlendi susana tamaro, Yüreğimin sesini dinle on Eylül 16, 2008 | » yorum bırak;
Doğan bir bebek, üzerine herhangi bir şey yazılabilecek kara bir tahta değil; başka birisinin işlenecek nakışın desenini daha önceden çizdiği bir peçetedir: Başkaları tarafından çizilmiş bu yolu mu izleyecektir, yoksa farklı bir yol mu seçecektir? Aşınmış yolun üzerinden mi yürüyecektir, yoksa dışarı mı sıçrayacaktır? Birisi neden zinciri kırar da öteki sadık bir özenle onu tamamlar? [...]
Cyrano de Bergerac…
Posted in (d)alıntı, Cyrano de Bergerac - Edmond Rostand, etiketlendi Cyrano de Bergerac, Edmond Rostand on Eylül 16, 2008 | » yorum bırak;
Fakat, şarkı söylemek, gülmek, dalmak hülyaya, Yapayalnız, ama hür, seyahat etmek aya, Gören gözü, çınlayan sesi olmak ve canı İsteyince şapkayı ters giymek, karışanı Olmamak. Bir hiç için ya kılıcına veya Kalemine sarılmak ve ancak duya duya Yazmak, sonra da gayet tevazula kendine: Çocuğum! Demek, bütün bunları hoş gör yine, Hoş gör bu çiçekleri, hattâ [...]
İroni…
Posted in (d)alıntı, İroni, etiketlendi İroni on Eylül 16, 2008 | » yorum bırak;
Biçim dikenli geometri Kurtul Düzgünlü mısra çakıl taşı Kalıp kafiye akla köstek Yalnız gözle okunması için şiirin Buğulu aynadan ahengi sil Rahvan ağır aksak Ve bulanık denizinde rüyaların Geleceği görerek sayıkla” Prolegia-LAV İroni kavramı, yunanca eironeia’dan, inceden inceye alay etmeden gelir. Çoğu defa hakikatin kasıtlı ya da kasıtsız bir vasıtası durumundadır. İroni kusur bulur, temize [...]
diyalog…
Posted in (d)alıntı, diyalog, etiketlendi soğuk mu sıcak mı on Eylül 16, 2008 | » yorum bırak;
Nikita Khrushchev ve John F. Kennedy arasindaki diyalog: John F. Kennedy: Bizim, sizi otuz kere yok edecek kadar füzemiz var. Nikita Khrushchev: Bizim, sizi yalnızca bir kez yok edecek kadar füzemiz var, fakat bu bize gerekenin tümü.